mahkeme 2024/578 E. 2024/1109 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/578

Karar No

2024/1109

Karar Tarihi

5 Kasım 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/578 Esas
KARAR NO : 2024/1109

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/06/2024
KARAR TARİHİ : 05/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı adına Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağından kaynaklı icra takibi başlatılmış davalı şirket vekili 10.05.2024 tarihinde davalı şirketin herhangi bir borcu olmadığından bahisle söz konusu takibe itiraz etmiş ancak böyle bir borcunun bulunmadığına dair herhangi bir belge de dosyaya sunmamış olduğunu, dava şartı olarak arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk görüşmelerinde davalı şirket ile anlaşılamamış olduğunu, takibe ve işbu davaya konu 01/02/2024 tarihli ve ...... numaralı e-fatura alacağının ticari defterlerde kayıtlı bir alacak olduğunu, ve fatura içeriğine göre malzemelerin teslim edilmiş ve gerekli isçiliğin yapılmış olduğunu, söz konusu faturaya karşı kısmi ödeme de yapılmış ve faturaya karşı da herhangi bir itiraz yapılmamış olduğunu, fatura içeriğinin doğru olduğunu ve bunun her türlü delille ispatının da mümkün olduğunu, bu anlamıyla davalının itirazının tamamen kötü niyetli bir itiraz olduğunu, bu sebeple de icra inkar tazminatı taleplerini bulunduğunu beyanla; davalının icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, itiraz kötü niyetli olduğundan ve takip tarihi ile itiraz tarihi dikkate alınarak alacağın %20’dan aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmamış olduğunu, mahkemece davanın esası incelenmeden icra dairesinin yetki sorunu çözülmeli ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesinin ...... Esas sayılı dosyasından icra takibi açılmış, ilgili dosyaya taraflarınca yetki itirazında bulunulmuş olduğunu, müvekkili şirketin adresi "..... Mah. ...... Sk No: 8 Esenyurt/İstanbul" olduğunu, yargı yeri itibariyle müvekkilinin yerleşim yerinin Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetki sınırları içerisinde kalmakta olduğunu, yetkili icra dairesi Büyükçekmece İcra Dairesi olmasına rağmen, icra takibinin Küçükçekmecede açılmış olduğunu, icra dairesine sunulan itirazda da açıkça görüleceği üzere icra dairesinin yetkisine kanunda belirtilen şartlara uygun olarak itiraz edilmiş olduğunu, buna göre mahkemenin itirazın iptali davasına bakmadan evvel resen icra dairesinin yetkisini irdelemesi gerektiğini, zira itirazın iptali davasının ön şartı usule uygun bir icra takibinin olması ve takibin yetkili icra dairesinde açılması olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, buna göre icra takibi yetkisiz icra dairesinde açıldığından geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, hangi fatura alacaklarının talep edildiğinin somutlaştırılması gerektiğini, davacı tarafça açılan davanın, ....... numaralı faturaya dayandırılmış olduğunu, ilgili faturanın bedelinin 447.108 TL olduğunu, davacının ise 197.108 TL talep etmekte olduğunu, buna göre faturadaki hangi işin yapılıp hangilerinin yapılmadığının davacı tarafından ortaya konulması ve izah edilmesi gerektiğini, bu fatura bedelinin bir kısmının talep edildiği durumda hangi kısmın neden talep edildiğinin davacı tarafça somut hale getirilmesi gerektiğini, yalnızca faturaya dayanmanın alacağı ispatlamayacağını, dosyaya irsaliye sunulması gerektiğini, davacının alacağını bir faturaya dayandırdığı durumda faturaya konu ürünleri teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, faturaya itiraz edilip edilmemesi ya da faturanın defterlere işlenip işlenmemesinin de durumu değiştirmemekte olduğunu, zira faturayı kesen davacının ilgili ürünleri teslim etmemesi durumunda alacağın doğmayacağını, burada dikkat edilmesi gereken yegane hususun, karşı tarafın akdi ilişki ve teslimatı kabul edip etmediği olduğunu, fatura borçlusunun akdi ilişki yahut teslimatı reddetmesi halinde ispat külfetinin alacaklı üzerinde kalacağını, bu hallerde faturanın, teslimatın ve akdi ilişkinin ispatı için yeterli olmayacağını, akdi ilişki ve teslimatın ispatında ispat külfetinin alacaklı üzerinde olduğunu, teslimata ilişkin ispat yazılı bir belge ile yapılabilecek olup Yargıtay'ın birçok kararında ispatın sevk irsaliyesi yahut benzeri bir belge ile sağlanabileceğinin belirtmiş olduğunu, bu belgelerin borçlu tarafından imza edilmiş olması şartının da öngörülmüş olduğunu, buna göre davacı tarafın faturaya konu malları ve hizmetleri müvekkiline teslim ettiğine dair, müvekkilinin imzasını taşıyan irsaliye sunması gerektiğini, sunulmaması durumunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının yapması gereken birçok işlemi yapmamış, davacının yapmadığı bu işlerin, davacıya rücu edilmek suretiyle başkaca kişilere yaptırılmış olduğunu, davacı tarafın, taahhüt ettiği birçok işi yapmamış olduğunu, bu durumun mahkememizce dinlenecek tanık beyanlarıyla da sübut bulacağını, yine davacının yapmadığı veya yapmaktan imtina ettiği ya da usulüne uygun olarak ifa etmediği işlerin üçüncü kişilere yaptırılmış olduğunu, buna ilişkin faturaların da bilahare sunulacak olduğunu, davacı tarafın açılan takipte kötü niyetli olduğunu, herhangi bir iş yapılmamasına ve gerçekten bir alacak olmamasına rağmen, açılan icra takibinin kötü niyet taşımakta olduğunu beyanla; icra takibi yetkisiz icra dairesinde açıldığından öncelikle icra dairesinin yetkisinin karara bağlanmasına, geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın esastan reddine, davacı aleyhine takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı tarafça davalı taraf aleyhine 197.108,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı.
2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Somut olayda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazda Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunulduğu görülmektedir.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise, itirazın iptâli davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazın incelenip sonuçlandırılması gerekir. İtirazın iptâli davasının görülebilmesi usulüne uygun şekilde yapılmış geçerli bir takibin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı ortadadır (HGK.nun 20.3.2002 gün, 2002/13-241 E., 208 K., 28.3.2001 gün 2001/19-267 E. 2001/311 K. sayılı kararları).
İİK.nun 50/1. maddesi hükmüne göre HMK.nun yetkiye ilişkin hükümleri ilamsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır. Buna göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir (HMK. madde 6). Bunun dışında akdin ifa olunacağı yer icra dairesi de özel olarak yetkilidir (HMK. madde 10). Ayrıca taraflar yetki sözleşmesi ile yetkili olmayan bir icra dairesini de yetkili kılabilirler (HMK. madde 17).
Tarafların iddia ve beyanları nazara alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ihtilafsızdır. Yine davacı tarafın takip dayanağı ve dava dilekçesindeki iddiaları nazara alındığında yapılan işin satım ve montaja dair olduğu ve fatura konusu malzemelerin teslim edildiği ve gerekli işçiliklerin yapılmasına rağmen bedellerinin ödenmediği iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur.
Oysa, Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Emsal Yargıtay 15. H.D.2019/2763 E, 2019/3958 K sayılı ilamı)
Somut olayda, davalı borçlunun yerleşim yerinin Esenyurt olduğu, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde de sözleşme konusu edimin gerçekleştirileceği ifa yeri de Çorlu-Tekirdağ'dır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar da belirtildiği üzere taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yetkili icra dairesi yönünden Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmadığı, icra takibinin davalının yerleşim yeri olarak bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Dairelerinde ya da sözleşmenin ifa edileceği yer ( Çorlu-Tekirdağ ) mahkemesinde başlatılmadığı, bu haliyle davacı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde yapılan takipte icra dairesinin yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN USULÜNE UYGUN BİR TAKİP BULUNMAMASI NEDENİYLE REDDİNE;
1-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 2.380,58 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.952,98 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024
Katip
Hakim

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim