mahkeme 2024/446 E. 2024/497 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/446
2024/497
17 Mayıs 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/446 Esas
KARAR NO : 2024/497
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 16/05/2024
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün....E. sayılı icra dosyasından İİK. m.89/1- m.89/2 - m.89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bu tebligatların müvekkili şirketin .... hesabına gönderildiğini, ancak müvekkili şirketin .... hesabı şirketin asıl yetkilisi tarafından yetkilendirilen eski yetkilinin e-devlet hesabından kayda açılmış olduğundan müvekkili şirket yetkilisinin ....a gelen ilk iki tebligattan haberdar olmadığın, dosya kapsamında m.89/3 haciz ihbarnamesinin 09/05/2024 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, bu doğrultuda yasal süresi içerisinde İİK. m.89/3 kapsamında müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasını ikame etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirketin bildirilen icra dosyası kapsamında, takip alacaklısı ve borçlusuna herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen dosyanın borçlusu hale getirilmeye çalışıldığını, davaya konu edilen Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı icra takibi kapsamında müvekkili şirketin davalı .... ile ticari ve/veya ticaret dışı herhangi bir alakası olmadığı gibi dava dışı müvekkili şirket sahibi ....'ın da kendisiyle herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını, bu doğrultuda müvekkili şirketin ve müvekkili ....'ın ....'a herhangi bir nedenden borcunun bulunmasının mümkün olmadığının aşikar olduğunu, dava dışı dosya borçlusu ....'nın ise, müvekkili şirket sahibi .... ile bir arkadaş vasıtası ile tanıştırıldığını, geçen süre zarfında müvekkili şirket yetkilisi .... tarafından kendisine ticari nitelik taşımayan dolar bazlı milyonlarca lira elden borç verilmiş ve karşılığında senet düzenlenmiş olduğunu, düzenlenen senetlerin vadesi geçmiş olmasına rağmen ödenmemiş olup, tarafımızca icraya konu edildiğini, dosya borçlusu ...'nın insanlara güven vererek borç isteyip senet düzenleyerek dolandırıcılık yaptığını ve insanları çok büyük mağduriyetlere uğrattığını, dosya borçlusu ...'nın müvekkili şirket nezdinde tahakkuk etmiş herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, dosya borçlusu ...'nın müvekkili şirket yetkilisi ...'a dolar üzerinden icra takiplerine konu edilmiş milyonlarca lira borcu bulunduğunu, dava dışı dosya borçlusu ...'nın, müvekkili şirketin dava dışı .... İşletmeciliği San.Tic.Ltd. Şti. İle imzalamış olduğu İnşaat Müteahhitlik Yapım Sözleşmesi'nde garantör olarak imza attığını ve taraflara güvence sağladığını, lakin bu sözleşme gereği müvekkili şirket ile dosya borçlusu arasında herhangi ticari para alışverişi söz konusu olmadığını, icra dosyası kapsamında; müvekkili şirketten nasıl haberdar olunduğu belirsiz olup, dosya alacaklısının vekili tarafından kötüniyetli olarak müvekkili şirkete haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkili şirketin ne davalıya ne dava dışı dosya borçlusuna hiçbir şekil de borcu bulunmadığın, müvekkili şirketin hukuk eliyle zarara uğratıldığını, dava dışı müvekkili şirket yetkilisi, Kapalı Çarşı da kuyumculuk işiyle uğraştığını, uzun yıllardan beri orada çalıştığını, müvekkilinin, bu işe bu şirkete yıllarını vermiş belli bir saygınlığa ulaştığını, lakin müvekkili şirketin takibin taraflarına herhangi bir borcu olmamasına rağmen takip borçlusunun borçlarından kaynaklı borçlu yapılmaya çalışıldığını, bunun ise hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mevcut durumda müvekkili şirketin mağduriyetinin had safhada olduğunu, müvekkili şirketin mağduriyetinin giderilmesini, müvekkilinin borçlu olmadığının kanun eliyle tespit edilmesini, davalı tarafından başlatılan icra takibi nedeniyle gönderilen İİK.m89/3 uyarınca gönderilmiş olan haciz ihbarnamesine karşı iş bu menfi tespit davasını açmanın zorunlu olduğunu, ayrıca; icra dosyasında alacağın varlığına ilişkin, yani takip borçlusunun, müvekkilinden alacaklı olduğunu gösteren bilgi ve belge bulunmadığını, davacı üçüncü kişi olan müvekkilinin, iddiasını ispat ederken ileri sürdüğü vakıaların aydınlatılması için davalı alacaklının doğruluk ödevine(HMK m.29) uygun hareket ederek takip borçlusunun, müvekkilinden neden alacaklı olduğunu açıklaması gerektiğini, davalı/takip alacaklısının; müvekkilinin takip borçlusuna borçlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, davalı/takip alacaklısının; müvekkili ile borçlusu arasında alacak/verecek ilişkisini ve müvekkilinin borcunu ödemediğini ispat etmesi gerektiğini, öncelikle davalının takip borçlusu ile müvekkili arasında borç doğan ilişkiyi ve müvekkilinin takip borçlusuna borçlu olduğuna ilişkin kayıt ve belge sunarak müvekkilinin borçlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, bu nedenlerle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3. maddesinde belirtilen sürede müvekkilinin borçlu olmadığının tespit edilmesi için işbu davanın ikame edildiğini, bu nedenlerle teminatsız veya teminat ile tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkilinin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından çıkarılan haciz ihbarnameleri sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu tutulduğu bedelin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmili yönünde karar ittihazını talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava İ.İ.K.’nun 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnamede muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
" 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, (Yargıtay 11. Hukuk dairesi 06/11/2023 tarih ve 2023/5228E.2023/6468K. Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi Kararı)
Somut olayda talebin İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, her ne kadar İİK 89/3 maddesinde görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmemiş ise de iddianın ileri sürülüş biçimi, konuya ilişkin yasal düzenleme ile Yargıtay 11. Hukuk dairesi 06/11/2023 tarih ve 2023/5228E.2023/6468K. Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi Kararı dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, İİK 89/3 haciz ihbarnamesi üzerine 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit davasında tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının görevin belirlenmesinde bir etkisi bulunmadığından, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK' nun 5/3. maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olamak üzere karar verildi.. 17/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.