mahkeme 2024/202 E. 2024/503 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/202

Karar No

2024/503

Karar Tarihi

17 Mayıs 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/202 Esas
KARAR NO : 2024/503

DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 04/03/2024
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin şehir içi ve şehirler arası yolcu taşımacılığı işi yapmakta, söz konusu ticari olarak kayıtlı kamyonet vasfındaki aracı ticari işlerini yürütmek amacıyla satın almış olduğundan huzurdaki davayı açtığını, müvekkilinin galerici olan davalıdan icraya konu ... Plakalı 2018 model .... markalı aracı tüm ödemelerini yaparak satın aldığını, ancak davalı tarafça sanki ödeme alınmamış gibi araç bedeli olan 1.212.000 TL ve işlemiş faizi olarak 154.139,84 TL faiz belirtilerek haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkil aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas numaralı dosyayla toplam 1.366,139,84 TL 'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan ilamsız icra takibi ile dosyada alacaklı olarak gözüken ...'ün adresine örnek no 7 ödeme emri gönderildiğini, söz konusu tebligatın usulsüz olarak muhtarlığa bırakıldığını, itiraz süresinin bu sebeple kaçırıldığını, alacaklı tarafın hiçbir alacağı olmamasına rağmen başlatmış olduğu haksız ve hakkaniyete aykırı ilgili icra dosyasından müvekkilinin tüm malvarlığına ve bankalardaki hesaplarına haciz işlemi uygulandığını, davalı tarafından başlatılan icra takibinde borcun sebebi olarak "28.08.2023 tarihli araç alım-satım bedelli ... şasi nolu ... Plakalı 2018 model .... cinsi araç 1.212.000 TL" gösterildiğini, ancak Bakırköy .... Noterliği'nin ... nolı 28.08.2023 tarihli araç satış sözleşmesinde "SAtıcı, Yukarıda Nitelikleri Ve Bedeli Yazılı Aracı Alıcıya Halihazırda Durumu İle Satarak Bedelini Aldığını Ve Aracı Teslim Ettiğini, " bizzat belirtildiğini, satış bedelinin 1.212.000,00 TL olarak gösterildiğini ve tüm bedeli aldığını bizzat noter huzurunda davalının beyan ederek iş bu belgenin imza altına alındığını, Yargıtay kararları gereğince de noterde araç alım- satımı için ödemelerin alındığına ilişkin ibare gereği ödemenin alındığı kesin hüküm teşkil etmekte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/826 Esas 2020/667 Karar sayılı kararı ile;”Uyuşmazlık, araç satımından kaynaklı bakiye borcun ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya sunulan dava konusu çekici ve yarı römork satışına ilişkin noter satış sözleşmelerinde; davacı satıcının satım bedelini tamamen aldığını açıkça beyan ettiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece anılan noter satış sözleşmelerindeki davacının bu beyanı üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir,” şeklinde gerekçelerle noter kanalıyla yapılan ödemenin ödendiğinin resmi belge ile ispatı olarak belirlendiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında hiçbir hak ve alacak kalmadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespiti ile ilgili icra takibinin iptali ve/veya durdurulmasını, alacaklı olduğunu iddia eden taraf aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın cevap dilekçesinde ne şekilde ödeme yaptığını, ya da ödeme yaptığını iddia ettiği dekontu mahkemeye sunmadığını, bunun yerine sadece usuli olarak noter satış sözleşmelerinde hemen hemen tüm satışlarda matbu olarak geçen bir beyana dayanarak hakkın kötüye kullanılması ve dürüstlük kuralına aykırı olarak ödeme yaptığını iddia ettiğini, müvekkili tarafından davacıya satılan aracın satış tarihindeki anlaşılan bedeli satış sözleşmesinde de görüleceği üzere 1.212.000 TL'dir. bu miktardaki bir meblağın elden ödendiğini iddia etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacı tarafın tacir olduğunu, dolayısıyla basiretli kişi olduğunu iddia etmesine rağmen parayı ödediğini ispatlayamaması haksız olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davacı tarafın müvekkilini ödeme yapmak gerekçesiyle oyalamış sonunda da araba piyasası düşünce de ödeme yapamayacağı sabit olduğundan gelip arabasını istediğini, dava konusu icra takibine başlanmadan önce 02.01.2024 tarihinde Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş dosyasından ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, menfi tespit davasında ispat yükünün, kural olarak davalı alacaklıda olduğunu, ancak bu ispat yükü sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı yönünden olduğunu, davacının hukuki ilişkiyi inkar etmediğini, bu nedenle borcu ifa ettiğini ispat külfeti bulunduğunu, ayrıca dava her ne kadar Ticaret Mahkemesinde açılmışsa da davacının tacir sıfatı bulunmadığını, uyuşmazlığın ticari işletmesi ile ilgili olmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız olan davanın reddini ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde davacı tarafın davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-Mahkememizce davacı ve davalının ticari sicil kayıtları, esnaf odası kayıtları, vergi dairesi kayıtları, araç tescil kayıtları celbedilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Davacı ve davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Dosyada mevcut İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabına göre davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesi müzekkere cevabına göre ise davacı gerçek usule tabi işletme hesabına göre defter tuttuğu, yine ticaret sicil kayıtlarına göre ise davalı tarafın ticari işletme kaydının mevcut olduğu görülmüştür.
-Yine dosyada mevcut tescil kayıtlarına göre her iki tarafın da kabulünde olan ve uyuşmazlığın doğduğu araç satış sözleşmesine konu aracın tescil kaydının "hususi" araç niteliğinde olduğu görülmektedir.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesi kayıtlarına göre davacı yukarıda açıklanan nedenlerle tacir olarak kabul edilemeyeceği, aracın ticari araç olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın da kanunda özel olarak düzenlenen hususlardan olmadığı anlaşılmaktadır.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,
2-6100 s. HMK'nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulduğu takdirde işbu dava dosyasının görevli ve yetkili Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-6100 s. HMK' nun HMK' nun 20/1. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde davacı tarafça mahkememize başvurulmadığı taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-6100 s. HMK'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama gideri, vekalet ücreti ve harcın görevli mahkemece karar altına alınmasına,
5-6100 s. HMK' nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmının davacılara iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim