mahkeme 2023/86 E. 2024/366 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/86

Karar No

2024/366

Karar Tarihi

4 Nisan 2024

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/86 Esas
KARAR NO : 2024/366

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/01/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin davalı şirket olağan genel kurulunun 14.04.2022 tarihli toplantısında genel kurul üyelerinin oybirliği ile 1 yıllığına davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yine, aynı tarihte toplantıda huzur hakkı ödeneceği ve bu ödemenin esaslarının da hükme bağlandığını, ancak davacıya düzenli olarak ödenen 10.248,60 TL huzur hakkı maaş ödemesinin Aralık 2022 itibari ile ödenmediğini, yapılmayan ödemenin yerine getirilmesi amacıyla davacının öncelikle, Sultanbeyli ...... Noterliğinin 02.12.2022 tarih ve ...... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ödeme yapılmasını ihtar ettiğini, davacının ihtarına karşı davalının ise keşide ettiği Bakırköy ....... Noterliğinin 23.12.2022 tarih ve ....... yevmiye sayılı cevabı ihtarnamesi ile ........ Bankası AŞ’ye ve....... Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfının ...... tarih ve ..... sayılı yazısına istinaden, müvekkili şirketin 14.04.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısı neticesinde ....... vakfını temsilen ...... sayı ve 22.11.2022 tebliğ tarihli yazısı ile de görevden alınarak, yerine ......’nın yönetim kurulu üyesi olarak belirlendiğinin bildirilmesi üzerine müvekkili şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, bu bağlamda dosya alacaklısı, 2022 yılı Aralık ayında müvekkili şirket yönetim kurulu üyesi olmadığından, 2022 yılı Aralık ayı huzur hakkı maaş alacağının bulunduğunu, müvekkili şirketin hissedarı “....... bankası A.Ş. & ...... bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı, vakfı temsil edecek olanları belirleme ve görevlerine son verme hakkına yasal olarak sahip olduğu, ..... Vakfı’nın yönetim kurulu kararı alarak yaptığı bildirim üzerine müvekkili şirket, hissedarı ...... Vakfı’nın kararına istinaden yasal mevzuat kapsamında işlem yaptığı için ihtarnamenizdeki talebinin kabulü mümkün değildir” gerekçesiyle cevap verdiğini ve ödeme yapmayı reddettiğini, borçlunun itirazlarının tamamen kötü niyetli olup borcu ödemeden kaçmaya yönelik olmakla birlikte hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, şöyle ki; müvekkilinin, davalının ihtarname verdiği cevap ve takibe yaptığı itiraz dilekçesinde de belirttiği gerekçelerden de anlaşılacağı üzere; davalı genel kurulunun 14.04.2022 tarihli olağan toplantısında oybirliği ile bir yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiğini, aynı tarihli toplantıda huzur hakkının hangi çerçevede verileceğinin de hükme bağlandığını, 5737 sayılı vakıflar kanununun tüzel kişilik başlıklı dördüncü maddesinde “vakıflar, özel hukuk tüzel kişiliğine sahiptir“ denildiğini, kanunlarda açık hükümden görüldüğü üzere ne ....... Bankası A.Ş. ve ..... Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı ne de ........ Bankası kamu tüzel kişiliğine sahip olmadığını, bu nedenle davalı iddiasının aksine T.C. ........ Bankası A.Ş. ..... Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı ile ........ Bankası, TTK’ nun 334. Maddesinde düzenlenen hükümden yararlanarak davacının yönetim kurulu üyeliğine son veremeyeceğini, davacının yönetim kurulu yerinden istifası söz konusu olmadığı gibi TTK 363’te düzenlenen hüküm de belirtilen şekliyle iflasına karar verilmemiş veya ehliyeti kısıtlanmamış ya da üyelik için gerekli kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybetmemiş olup ve TTK 364’teki düzenleme kapsamında genel kurul kararı ile görevden de alınmadığını, amir hükümler kapsamında, davalı iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğu, davacının davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiği, itiraz nedeni olarak gösterilen “… .... Bankası A.Ş. ve ...... bankası A.Ş. Mensupları emekli ve yardım sandığı vakfı nın 12.04.2022 tarih ve ....... sayılı yazısına istinaden, müvekkili şirketin 14.04.2022 tarihli olan genel kurul toplantı neticesinde ...... Vakfını temsilen müvekkil şirket yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş yine ...... Vakfı’nın ...... sayı ve 22.11.2022 Tebliği tarihli yazısı ile de görevden alınarak, yerine ramazan ......’nın yönetim kurulu üyesi olarak belirlendiğinin bildirilmesi üzerine müvekkil şirkette yönetim kurulu üyeliği sona ermiştir...” gerekçesinin yok hükmünde olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğu sabit olduğunu, takip dayanağı alacağın TTK 394. Madde kapsamında hak ediş olduğunun ortada olduğunu, davacının davalı şirkette yönetim kurulu üyeliği devam ettiğinden davalı genel kurulunca belirlenmiş Huzur Hakkı ödemelerini talep etme hakkının bulunduğunun tartışmasız olduğunu, davalı - borçlularının mevcut itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun itirazlar olmakla, borçtan haksız yere kurtulmak ve zaman kazanmak amacına yönelik yapılmış itirazlar olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile bu haksız ve kötü niyetli itirazlarından dolayı borçluların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacıyı, Yönetim kurulu üyesi olarak belirleyen müvekkili şirket hissedarı ........ Vakfının, aynı şekilde yönetim kurulu üyeliği ve ........ Vakfını temsil görevine son verme yetkisine haiz olup, yapılan işlemin yasal mevzuat kapsamında olduğunu, dava dilekçesindeki aksi yöndeki tüm iddia ve talepleri kabul etmediklerini, ....... Gayrimenkul Değerleme A.Ş.'nin Yüksek planlama kurulunun 09.03.1994 tarihli kararına istinaden, o dönemin Başbakanı ve Bakanların da imzasıyla, gayrimenkul değerleme faaliyetleri alanında hizmet sunmak amacıyla kurulan, sonraki yıllarda şirketin amaç ve konuları arasına Kentsel dönüşüm çalışmaları yapma işleri eklenerek kamu yararını çalışmalar yürüten kamusal bir şirket olduğunu, ...... ’ın merkezinin İstanbul’da olup Ankara, Adana, Trabzon, Diyarbakır, Malatya, İzmir, Antalya ve Bursa’da da şube müdürlüklerinin mevcut olduğunu, davacı ...... 'nın, müvekkili şirket hissedarı ..... Bankası Anonim Şirketi ve ...... Bankası Anonim Şirketi Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfını temsilen müvekkili şirketin .... ve ...... tarihlerindeki olağan genel kurullarına katıldığını, müvekkili şirketin 14.04.2022 tarihinde yapılan olağan genel kuruluna ise ........ Vakfı’nın temsilen ..... katılırken, ........ Vakfı’nın 12.04.2022 tarih ve ...... sayılı yazısına istinaden olağan genel kurulda ........ Vakfı’na Temsilen Müvekkil Şirket Yönetim Kurulu Üyesi seçildiğini, bu Genel Kurulda ........ vakfı temsilcisi ......'in de oy kullandığını, genel kurula ilişkin ticaret siciline tescil ve kayıtlarda yapıldığı, ilerleyen süreçte ........ Vakfı’nın, 22.11.2022 tarihinde tebliğ olan, aynı tarih ve ..... sayılı yazısındaki “...... A.Ş. Yönetim kurulunda 14.04.2022 tarihinden itibaren vakfımızı temsil eden ........’nın ...... A.Ş. Yönetim kurulu üyeliği görevini, 04.11.2022 tarihi itibari ile son verilmiş olup 09.11.2022 tarihinden itibaren vakfımız Genel müdürü ......, ....... A.Ş. Yönetim kurulu üyesi olarak vakfı temsil edeceğini, bildirim üzerine müvekkili şirketin, ........ Vakfı’nın 17.11.2022 tarih ve 12 sayılı yönetim kurulu kararı ile 22.11.2022 tarihli yazısın da ki kararı ve talebi doğrultusunda 22.11.2022 tarih ve 14 no’lu Yönetim kurulu kararını alarak ........’nın yönetim kurulu üyeliğini sonlandırıp, yerine ........ vakfını temsilen .......’yı müvekkili şirket yönetim kurulu üyesi olarak belirlediğini, bu durumu Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan edilmiştir. Müvekkil şirketin hissedarı ........ Vakfı’nın vakfı temsilen yönetimde bulunan üyeyi görevden alarak yerine başka birini görevlendirmesi üzerine müvekkili şirket yönetim kurulunun aldığı karar ile yaptığı işlem TTK 363. Md. “…Herhangi bir sebeple bir üyelik boşalırsa, yönetim kurulu kanuni şartları haiz birini, geçici olarak yönetim kurulu üyeliğine seçip ilk genel kurulun onayına sunar şeklinde olduğu, bu yolla seçilen üye, onaya sunulduğu genel kurul toplantısına kadar görev yapar ve onaylanması halinde selefinin süresini tamamlar…” hükmü doğrultusunda yapılan bir işlem olduğu, ........ Vakfı yönetim kurulu kararı olarak müvekkili şirkete bildirimde bulunulması üzerine müvekkili şirketin yönetim kurulu kararı alıp, yapılacak ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere eski yönetim kurulu üyesinin görevine son vererek yeni yönetim kurulu üyesini ve temsilciyi belirlemesinin müvekkili şirket Ana sözleşmesinin 13. Maddesinin; “Yönetim kurulu genel kurul tarafından seçilecek 7 üyeden oluşur bu sözleşme ile tayin edilmiş yönetim kurulu üyelerinin görev süresi 1 yıldır. Bilahare genel kurul tarafından seçilmiş üyelerinde görev süresi yine 1 yıldır. Görev süresi bitmiş olan üye yeniden seçilebilir." şeklinde olduğu, davacı tarafın, dilekçesinde Türk Ticaret Kanunu hükümlerine farklı işlem yapılmış gibi iddiada bulunmuşsa da, kanun maddesi okunduğunu da görüleceği üzere, şirket hissedarının kendisini temsilen görevlendirdiği temsilci aynı şekilde görevden alabileceğini, aksi yöndeki tüm iddia ve taleplerin yasal mevzuata uygun olmadığı gibi hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, bu nedenle dava dilekçesindeki tüm iddia ve talepleri ve icra takibine yapılan itirazların haklı olduğunu, davacının 2022 yılı Aralık ayı itibari ile yönetim kurulu üyesi olmadığından huzur hak kazanmadığını, davacının Küçükçekmece ..... İcra Dairesi ...... E. Sayılı dosyasında “yönetim kurulu üyeliği 2022 yılı aralık ayı maaş alacağı“ talepli olarak icra takibi başlatması üzerine, davacının yönetim kurulu üyeliği 22.11.2022 tarihli yönetim kurulu kararı ile son bulduğu, davacının 2022 Aralık ayında yönetim kurulu üyesi olmadığı için icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini, bu bağlamda icra dosyası alacaklısı davacının, 2022 yılı Aralık ayında müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olmaması nedeniyle 2022 yılı Aralık ayı huzur hakkı maaş alacağı bulunmadığından, icra takibine konu talebin hukuka uygun olmadığını, bu nedenle de haksız davanın reddini talep ettiklerini, ayrıca, davacı tarafın yönetim kurulu üyeliğinden alınmış olmasına, bu bağlamda bir alacağı bulunmamasına rağmen müvekkili şirket hakkında icra takibi ve akabinde derdest davayı açtığından davacının müvekkili şirket lehine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini ” talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davanın maaş-huzur alacağına dayalı ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, uyuşmazlığın davacının davalı şirketten davaya ve takibe konu maaş hakkı/huzur alacağı talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecekse miktarı husunda taraflar arasında uyuşmazlık olduğunun tespit edilmiştir.
Mahkememizin 02/02/2024 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Davacı/Alacaklı ........ tarafından borçlu ....... Gayrimenkul Değerleme A.Ş. ’ye ödeme emri gönderildiği, ihtilaf konusu olan huzur hakkı alacağına istinaden Küçükçekmece ...... İcra Dairesince ...... Esas Dosyası ile 21.12.2022 günü icra takibi başlatıldığı, icra takibinde 10.248,60 TL Asıl Alacak talebinde bulunulduğu, asıl alacağa alacağın tahsiline kadar Yıllık en yüksek Mevduat Faizi ile TBK 100. Mad. Gereği kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve ferilerine mahsubu talep edilmiştir. Davalı/Borçlu ....... Gayrimenkul Değerleme A.Ş. tarafından ödeme emrinin tebliğ alındığı, davalı tarafından 05.01.2023 tarihinde Küçükçekmece ...... İcra Dairesince ...... Esas Sayılı Dosyasına verilen ödeme emrine ilişkin, itirazını sunmasına ilişkin dilekçesiyle, “takip alacaklısına müvekkilimin hiçbir şekilde borcu bulunmamaktadır, açılan takipte talep edilen borç aslı ve faizi ve diğer her türlü masraf ve ferileri açısından takibin ve borcun tamamına itiraz ediyoruz. Alacaklı yana ödeme emrinde belirtildiği miktarda herhangi bir borcu bulunmadığını, başlatılan icra takibine, ilgili borca ve borcun ferilerine karşı itiraz ederek takibin durdurulduğu tespit edilmiştir.
Davalı Şirketin Ticari Defter Belgelerinin TTK ve VUK hükümlerine uygunluğunun incelenmesi: Davalı ....... Gayrimenkul Değerleme A.Ş. 6102 sayılı TTK.m.64/3, V.U.K. m.182 göre Bilanço esasına tabi olduğu, 2022 yılına ait ticari defterlerinin elektronik ortamda tutulduğu, defter beratlarının kanuni süresi içerisinde gönderildiği tespit edildi. Ticari defterlerin davalı lehine delil niteliği taşıdığı kanaatine varılarak Takdir Sayın Mahkemenizdedir.
Davalı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Takdiri Sayın Mahkemenizdedir.
Davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde; davacının ‘Yönetim Kurulu Üyesi Sınırlı Yetkili’ olarak görev aldığı, 22.11.2022 tarihinde görevinin sona erdiği, işbu kararın 22.12.2022 tarih ve 10731 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ nin 1216. Sayfasında ilan ve tescil edildiği görülmüştür.
Davalı Şirket Tarafından Davacıya Gönderilen Huzur Hakkı Ödemeleri; Davalı şirket tarafından davacı ........’ ya yönetim kurulu üyesi olduğu süre boyunca huzur hakkı olarak aylık 10.248,60 TL ödendiği tarafımıza sunulan dekontlardan tespit edilmiştir.
Yapılan tespitten hareketle; Sayın Mahkemece davacının huzur hakkı talep edebileceği kanaatine varılması halinde davacının talep edebileceği huzur hakkının 10.248,60 TL olduğu tespit edilmiştir.
22.11.2022 Tarihinde Yapılan Davalı ....... Gayrimenkul Değerleme A.ş. yönetim kurulu kararı; “yönetim kurulumuz şirket ortaklarından TC ........ Bankası ve ...... Bankası A.Ş. Mensupları emekli ve yardım sandığı vakfını temsilen şirketimiz yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmakta olan ........ (T.C. .....)’ nın ........ vakfının almış olduğu 17.11.2022 tarih ve 12 sayılı yönetim kurulu kararına istinaden 04.11.2022 tarihinde görevine son verilerek 09.11.2022 tarihinden itibaren ........ vakfı Genel Müdürü ......’nın ........ vakfını temsilen yönetim kurulu üyesi olarak görevlendirildiğinin, 22.11.2022 tarihli yazı ile şirketimize bildirilmesi üzerine ........ Vakfı’nın yönetim kurulu kararı doğrultusunda ........’ nın şirketimiz yönetim kurulu üyeliği sonlandırılarak ......’nın şirketimiz yönetim kurulu üyesi olarak belirlenmesine” somut uyuşmazlıkta dosya ve sicil kayıtları incelendiğinde davacının davalı şirket yönetim kuruluna bir tüzel kişinin temsilci sıfatıyla değil doğrudan yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği anlaşılmaktadır. Gerek kamu gerekse özel hukuk tüzel kişilerinin doğrudan yönetim kuruluna seçilmesine imkân tanıyan 6102 sayılı TTK, mülga TTK da olduğu gibi bunları temsilen gerçek kişilerin yönetim kuruluna seçilmesine de engel olmamaktadır. İki olasılık halinde fark şuradan kaynaklanmaktadır. Şayet tüzel kişi doğrudan yönetim kurulu üyesi seçilirse yönetim kurulu üyesi sıfatına bizzat sahip olur ve dolayısıyla onu temsilen yönetim kurulunda bulunan kişiyi yani temsilciyi dilediği zaman değiştirebilir. Buna karşın tüzel kişinin kendisi değil de bir temsilcisi yönetim kuruluna üye seçilirse bu defa üye sıfatı doğrudan temsilci üzerinde doğar ve bu durumda tüzel kişi temsilcisini dilediği gibi değiştiremez. Zira yönetim kurulu üyesinin seçilmesi ve azli münhasıran genel kurulunun yetkisindedir. Huzurdaki davada dosya verileri incelendiğinde davacının davalı şirket yönetim kuruluna doğrudan seçildiği vakfın bizzat yönetim kurulu üyesi olmadığı, bu durumda davacıyı görevden alma yetkisinin bulunmadığını belirtmek gerekir. Bu durum karşısında davacının dava dışı vakıf yönetim kurulunda davalı şirketteki yönetim kurulu üyeliği görevine son verilmesi mümkün değildir. Davacının görevden alınması yetkisi münhasıran davalı şirket genel kuruluna aittir. Davalı tarafında olayda TTK Md. 334 hükmüne uygun davranıldığı ileri sürülmüş olmakla birlikte davalı şirket esas sözleşmesi incelendiğinde kamu tüzel kişisine doğrudan yönetim kurulunda temsil hakkı tanındığına dair bir hükme rastlanmamıştır. Ancak böyle bir durumda kamu tüzel kişisinin gönderdiği temsilciyi değiştirme hakkından bahsedilebilir. Esas sözleşmede özel bir hüküm olmadığı sürece şirketin pay sahibi olan gerçek veya kamu tüzel kişisinin temsilcisini dilediği zaman değiştirme hakkı yoktur. Netice itibarıyla davacının dava dışı vakıf yönetim kurulu kararıyla görevinden alınmasına dair işlem hukuka aykırıdır.
SONUÇ VE KANAAT: Dosyada bulunan delillerin takdir ve hukuksal değerlendirilmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Sayın Mahkemenin ...... Esas Sayılı dosyasında re ‘sen seçilen bilirkişi heyeti olarak görevlendirilmekle, dosya tarafımıza teslim edilmiş olup, tespit talebi ile bağlı kalınarak sayın mahkemenizce görevlendirildiğimiz çerçevede dosya üzerinde yapılan incelemede tespit edilen bilgi ve belgelere göre, dosya münderecatında bulunan belgeler ile beraber gerekli tespitler yapılarak;
a. Davacının davalı şirket yönetim kuruluna doğrudan seçildiği, yönetim kurulu üyesi sıfatının temsil ettiği vakıfta değil kendisinde olduğu, dava dışı vakıf yönetim kurulu kararı ile görevinden alınamayacağı, davalı şirket esas sözleşmesinde 334. Maddenin uygulanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı, davalının yönetim kurulu üyeliğine ancak genel kurulda son verilebileceği, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu,
b. Davalı tarafın defterlerinin, sair vesaikin, muhasebe kayıtlarının 6102 Say. TTK. m. 64, 65, 66 ve 82. Mad. VUK. m. 220-226, 229, 230, 231, 232 hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, HMK. m. 222 sahibi lehine delil niteliğinin taşıdığı kanaatine varıldığı; Takdiri Sayın Mahkemenizdedir.
c. Davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde; davacının ‘Yönetim Kurulu Üyesi Sınırlı Yetkili’ olarak görev aldığı, 22.11.2022 tarihinde görevinin sona erdiği, işbu kararın 22.12.2022 tarih ve 10731 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ nin 1216. Sayfasında ilan ve tescil edildiği,
d. Sayın Mahkemece davacının huzur hakkı talep edebileceği kanaatine varılması halinde davacının talep edebileceği huzur hakkının 10.248,60 TL olduğuna dair görüş ve ve sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı hep bilikte değerlendirilmesinde ; Davanın maaş-huzur alacağına dayalı ilamsız takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu, dosyada alınan bilirkişi raporuna göre Davacının davalı şirket yönetim kuruluna doğrudan seçildiği, yönetim kurulu üyesi sıfatının temsil ettiği vakıfta değil kendisinde olduğu, dava dışı vakıf yönetim kurulu kararı ile görevinden alınamayacağı, davalı şirket esas sözleşmesinde TTK 334. Maddenin uygulanmasına yönelik bir hüküm bulunmadığı, davalının yönetim kurulu üyeliğine ancak genel kurulda son verilebileceği, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğu, davacının talep edebileceği huzur hakkının 10.248,60 TL tespit edilmiş olup bu kapsamda davacının davalıdan 10.248,60 TL talep edebileceği , hükme elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu da dikkate alınarak açılan davanın kabulüne; Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 2.049,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN KABULÜNE;
1-Küçükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına,
2-Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 2.049,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Alınması gereken 700,08-TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 520,18-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 385,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça sarf edilen tebligat ve müzekkere gideri ile bilirkişi sarf gideri olmak üzere toplam 6.410,36-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 10.248,60-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin e-duruşma ortamında yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2024

Katip ......
¸e-imzalıdır

Hakim ......
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim