mahkeme 2023/734 E. 2024/340 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/734
2024/340
2 Nisan 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/734 Esas
KARAR NO : 2024/340
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 31/05/2022 tarihinde "......." bünyesinde ...... plakalı motosikleti ile motosikleti ile kurye olarak çalışırken, ....... Mah...... Sok. Üzerindeki ..... Bankası ...... Şubesi önünde sevk ve idaresindeki ...... plakalı ...... model motorla 84/2 Sokaktan kavşakta tam şeridine girmişken alkollü olarak araç süren davalı sürücü ......'in sevk ve idaresindeki ...... plakalı ...... model araç kendi şeridini ihlal ederek müvekkilinin motoruyla tabiri caizse kafa kafaya çarpmış olduğunu, davalı ......'in kaza sonrasında yapılan kontrollerde 1.46 promil alkollü olduğunun tespit edilmiş olduğunu, alkollü bir şekilde trafiğe çıkan sürücü davalı ........'in yaşanan olayda %100 kusurlu olduğunu, davalı ........'in müvekkiline karşı olan işlemiş olduğu haksız eylemlerinde asli kusurlu olan taraf olduğunu, her ne kadar olaya ilişkin kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında müvekkiline kusur atfedilmişse de alkollü bir şekilde araç süren davalının tam kusurlu olduğunu, yani müvekkiline karşı hayati tehlike oluşturacak şekilde zarar vermesi sebebiyle asli kusurlu olan tarafın davalı olduğunu, söz konusu kaza tespit tutanağındaki sözde tespiti hiçbir şekilde kabul etmiyor olduklarını, bu sebeple uzman bilirkişi tarafından tarafların kusurunu gösteren rapor alınmasını talep ediyor olduklarını, davalı ........'in sevk ve idaresindeki araç ile müvekkilini basit ve tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralamış ve müvekkilinin aracına ciddi bir şekilde maddi zarar vermiş olduğunu, müvekkilinin kaldırıldığı hastanede akciğer filmi ayak bileğinin filmleri çekilmiş olup bu kayıtların bilahare sunulacak olduğunu, müvekkiline geçici iş göremezlik raporu verilmiş olup yaklaşık 2 ay çalışamamış olduğunu, müvekkilinin, olay tarihinde ...... şirketinin bünyesinde motosikletli ...... olarak çalışmakta olup davalı sürücü ........'in müvekkilinin kiralamış olduğu motosiklete ağır hasar vermiş olduğunu, müvekkilinin olay tarihinden 22/03/2023 tarihine kadar aracı yaptıramamış olup aylık 2.000 TL'den kira ödemek zorunda kalmış, ayrıca müvekkilinin motorun tamiri için 27.800,00 TL ödemek zorunda kalmış olduğunu, ayrıca müvekkilinin motorun değer kaybı içinde motosikletin sahibine 20.000,00 TL ödemiş olduğunu, müvekkilinin olay tarihinde yaralanmış olup yaklaşık 2 ay çalışamamış olduğunu, müvekkilinin olay tarihinde günlük kazancının ortalama 500,00 TL olup bu hususun SGK kayıtlarının tetkiki ve taraflarınca sunulacak belgelerde görülecek olduğunu, müvekkilinin, olaydan sonra tekrardan çalışmaya başladığı tarihten itibaren hasarlı motorun kirasını öderken çalışabilmek amacıyla 21/07/2022 tarihinde aylık 2.000 TL bedelli bir araç kiralama sözleşmesi ile yeni bir motor kiralamış olup 22/03/2023 tarihine kadar aylık 4.000 TL motor kiralama ücreti ödemek zorunda kalmış ve bu durumun müvekkilini çok zor durumda bırakmış olduğunu, davalı ........ hakkında Bakırköy ...... Asliye Ceza Mahkemesi ...... E. sayılı dosyası ile ceza davası ikame edilmiş olup yargılamanın devam etmekte olduğunu, meydana gelen bu kazada müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi tüm zararlardan sürücü davalı ........ ile araç sahibi davalı ........'ın müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, aracı sigorta eden diğer davalı ....... Sigorta A.Ş.'nin müvekkilinin maruz kaldığı maddi zarardan sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 25/07/2022 tarihinde e-mail yoluyla başvuru da bulunulmuşsa da davalı sigorta şirketi, her ne kadar cevap vermiş olsa da taleplerini karşılamayan bir cevap verilmiş olduğunu, gerçek şahıs davalıların ise, müvekkilinin kaza sonucu oluşan tedavi ve bakım giderlerini dahi ödememiş olup müvekkilini bir kere bile arayıp hâlini hatrını, durumunu sormamış olduklarını, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup yapılan toplantı sonucunda davalılar ve davalı sigorta şirketi ile anlaşılamamış olduğunu beyanla; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları ve her türlü ıslah hakları saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 5.000,- TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, manevi tazminat olarak 10.000,- TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ........ ve ........'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, fazlaya dair her türlü haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kusura ilişkin iddiaları gerçeğe uygun olmadığından, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın hem ehliyetsiz bir şekilde araç kullanması hemde trafik kurallarını ihlal etmesi sebebiyle bizzat kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, nitekim ekspertiz raporunda davacının ceza nedeniyle ehliyetinin olmadığının ve temin edilemediğinin belirtilmiş olduğunu, yine olaya ilişkin kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında da, davacının K.T.K' nın 53/1- B maddesini ihlal etmiş olduğunun, bu sebeple kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla davacının olayın meydana gelmesinde kusura yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının iş bu dava ile iddia ettiği zararların tahsili talebinde bulunabilmesi için öncelikle zarara dayanak olan masraflarını kalem kalem belirtmesi ve belgelendirmesi gerektiğini, oysaki dava dosyasında sadece tahmini miktarlar üzerinden keyfi fiyatlandırmalar beyan edilmiş, ancak herhangi bir fatura veya delil niteliğinde başkaca bir evrak sunulamamış olduğunu, davacının taleplerinin hukuki bir temeli bulunmadığı gibi belgelendirilmeyen masrafların alacak davasına konu edilip talep edilme olanağını da bulunmadığını, davayı ve iddiaları kabul etmemekle birlikte, mahkememizce aksi yönde hüküm tesis edilmesi halinde, Yerleşik Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğu üzere, davacı yanın zararının tespiti için; davacının sosyal statüsüne, yaptığı işin niteliğine ve halin gereklerine göre ve değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilerek zararın tazminine karar verilmesi gerektiğini, o bakımdan, davacının hukuki bir dayanağı olmayan ve belgelendirilemeyen masraflarını alacak davasına konu edip tahsili talebinin hukuka aykırı olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça tedavi görülen hastanelere ve hastane kayıtlarına, tedavi giderlerine ve geçici iş görmezlik raporuna dair somut herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, yine davacı tarafça, davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, davacıya geçici iş görmezlik raporu verildiği ve yaklaşık 2 ay çalışamadığı iddia edilmiş ise de bu beyanların kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça tedavi görülen hastanelere ve hastane kayıtlarına ve geçici iş görmezlik raporuna dair somut herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, davacının kaza esnasında moto kuryelik yaptığına, SGK kaydına ve gelir kaydına dair herhangi bir bilgi, belgede mevcut olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesi ile davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması nedeniyle davacının 2 ay çalışamaması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş olduğunu, ancak davacı tarafça davacının mağduriyetine dair dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulmamış olduğunu, somut herhangi bir delil bulunmadığını, somut olayda böyle bir durumun söz konusu olup olmadığı hususunun, davacının hiçbir somut veriye dayanmadan sundukları beyanları ile değil; ancak uzman hekim bilirkişi tarafından hazırlanacak rapor ile tespit edilecek olduğunu, davacı tarafça dosyaya iş görmezlik raporunun sgk tarafından onaylı sureti ile ilgili sgk tarafından davacıya yapılan ödeneklerin suretide ibraz edilmemiş olduğunu, kaldı ki ‘davacının geçici iş göremezlik zararının’ kabulü anlamı taşımamak kaydı ile, Geçici iş göremezlik durumu, sigorta kapsamında olduğundan, bu tür zararların, araç hasarlarında söz konusu “kazanç kaybı” ile karıştırılmaması gerektiğini, mesleki işten kalma süresindeki kazanç kayıplarına ilişkin isteklerin ZMMS poliçesi kapsamında olduğunu, Yargıtay’ın bu konudaki görüşlerinin kesin olduğunu, Yargıtay’ın doğrudan sorumluluk sigortalarıyla ilgili bir kararında “trafik kazası sonucu uğranılan maddi zarar sebebiyle, kişinin işinden ve gücünden kaldığı süre içinde oluşan gelir kaybından zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumludur” denilerek bu konuya, sigortacı yönünden, açıklık getirilmiş olduğunu, mahkememizce söz konusu iddiaları dışında bir kanaate varılacak olması durumunda olay nedeni ile davacı yanın uğramış olduğu zararların tazmini açısından sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini, huzurdaki davada, davacının tedavi giderlerinin ödenmesini talep etmiş, ancak davacı tarafından söz konusu tedavi giderlerine ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde herhangi bir fatura ve belge sunulmamış olduğunu, bu durumda davacının, bahse konu tedavi giderlerinin ödenmesi söz konusu olamayacağından; davacının bu yöndeki taleplerinin reddini talep ediyor olduklarını, davacının taleplerinin iş bu dava dilekçesinde net olarak anlaşılmamakta olduğunu, davacının iş bu dava ile iddia ettiği zararların tahsili talebinde bulunabilmesi için öncelikle zarara ilişkin taleplerini açıklığa kavuşturması gerektiğini, dilekçe içeriğiyle talep kısmında istenilen taleplerin net, anlaşılır olmadığını, davacının davacı dilekçesinde ;" Müvekkil olay tarihinde yaralanmış olup yaklaşık 2 ay çalışamamıştır. Müvekkilin olay tarihinde günlük kazancı ortalama 500,00 TL olup bu husus SGK kayıtların tetkiki ve tarafımızca sunulacak belgelerde görülecektir..." şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, ancak dosyaya iddiasını doğrular hiçbir bilgi ve belge sunmamış olduğunu, öncelikle; kaza esnasında davacının moto kuryelik yaptığına ilişkin, SGK kaydına ve gelir kaydına dair herhangi bir bilgi, belge mevcut olmadığını, davacının ehliyeti olmadan moto kurye işini yapmakta olduğunu, ekspertiz raporunda davacının ceza nedeniyle ehliyetinin olmadığı ve temin edilemediğinin belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla davacının kazanç kaybına hak kazanamayacağını, ayrıca davacının iddia ettiği gibi motorun uzun bir süre tamirinin gerçekleşmesini gerektirecek boyutta bir kaza ve hasar gerçekleşmemiş olduğunu, davacı tarafça herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın, herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın müvekkilinden kazanç kaybının istenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça söz konusu kazanç kaybına ilişkin olarak somut herhangi bir delil sunulmadığı gibi yerleşik Yargıtay içtihatlarından görüleceği üzere, bu hususu tespit etmesi gereken kişinin bilirkişi olduğunu, bu hususun uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde, motordaki hasarın durumu, resim, fatura ve dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde aracın makul onarım süresinin tespiti ile motorun kaç günde tamir edilebileceğinin esas alınarak tespit edilmesi gerektiğini, kazanç kaybının belirlenmesi için, motorun modeli, özellikleri, güzergahı ve günlük sefer sayısı ile bir seferde ya da bir günde elde edilen net kazancının tespit edilmesi net kazançtan araç için yapılması zorunlu yakıt bakım, amortisman gideri gibi giderlerin mahsup edilmesi ve bakiye kısmın tazmini cihetine gidilmesi gerektiğini, yerleşik yargıtay kararları doğrultusunda ; mahkememizce, davaya konu kazaya karışan aracın, kaza tarihinden öncesine ait günlük sefer sayısını, güzergahını, günlük kazancını ve 1 seferde ya da günde davacı tarafça yapılması gereken yakıt, bakım, amortisman gideri gibi zorunlu giderlerini gösteren belge ve bilgilerin istenilmesi, daha sonra uzman bilirkişiden bu belge ve bilgilerde birlikte değerlendirilerek tüm dosya kapsamına göre aracın modeli, olay tarihindeki yaşı, özellikleri de göz önünde bulundurularak makul onarım süresi ile bu sürede davacı tarafın uğradığı net kazanç kaybının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davacının kullandığı motor ile aynı nitelikteki benzer motorların ortalama gelirinin ilgili sendikalardan, bu işi yapan sektörlerin internet sitelerinden ya da bilirkişi vasıtasıyla sorularak tespit edilmesi gerektiğini, davacı vekilinin müvekkilinin olay tarihinde günlük kazancının ortalama 500,00 TL olduğunu beyan etmekle; davacının yapmış olduğu esnaf kurye işi ile ilgili sendikalardan, bu işi yapan sektörlerin sitelerden ya da bilirkişi vasıtasıyla sorularak tespit edilmesi gerektiğini, ilgili yerlerden celp edilecek deliller ışığında, mahrum kalınan kazanç kaybının bilirkişiler tarafından tespit edilebilmesinin mümkün olduğunu, kazanın gerçekleşmesindeki tarafların kusurunun, kazaya karışan araçlardaki hasarın tespitinin, araçların modeli, olay tarihindeki yaşı, özellikleri de göz önünde bulundurularak makul onarım süresi yani aracın kaç günde tamir edilebileceğinin ve kazanç kaybı oluşup oluşmayacağı hususlarının dosyada mübrez fotograflar, fatura vb. dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde uzman bilirkişilerce yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tam ve kesin olarak belirlenebilecek olduğunu, öncelikle motorun pert kaydının olması sebebiyle araçtaki değer kaybının talep edilemeyeceğini, kaldi ki; yargıtayın güncel ve istikrarlı içtihatlarına göre zarar gören aracın maddi hasar ve değer kaybı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğunun kabul edilmekte olduğunu, sigorta tahkim kurulunun da vermiş olduğu kararlarda değer kaybı talebiyle sigorta şirketlerine başvuruda bulunanların bu taleplerinin karşılanması gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, yine davacının, " Müvekkil olay tarihinden 22/03/2023 tarihine kadar aracı yaptıramamış olup aylık 2.000 TL'den kira ödemek zorunda kalmıştır. Ayrıca müvekkil motorun tamiri için 27.800,00 TL ödemek zorunda kalmıştır. Müvekkil olay tekrardan çalışmaya başladığı tarihten itibaren hasarlı motorun kirasını öderken çalışabilmek amacıyla 21/07/2022 tarihinde aylık 2.000 TL bedelli bir araç kiralama sözleşmesi ile yeni bir motor kiralamış olup 22/03/2023 tarihine kadar aylık 4.000 TL motor kiralama ücreti ödemek zorunda kalmış ve bu durum müvekkilimi çok zor durumda bırakmıştır..." şeklinde iddiasını destekler dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmamış olduğunu, davacının taleplerinin hukuki bir temeli bulunmadığı gibi belgelendirilmeyen masrafların alacak davasına konu edilip talep edilme olanağı da bulunmadığını, davacının iki ayrı motor kiralama sözleşmesi yapmasının açıkça hukuka aykırı olup, taraflarını zarara uğratmak amacından başka bir amaç taşımadığını, kaza yapılan motor ve ikinci kiraladığı motorun ödemesini talep ederek müvekkilinden haksız ve mükerrer bir talepte bulunmakta olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinin haklı bir hukuki dayanağı bulunmadığı gibi talep edilen miktarın fahiş olduğunu, davacının söz konusu olay sebebi ile 10.000-TL manevi tazminat talebinde bulunmakta olduğunu, davayı kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen manevi tazminatın yerleşik yargıtay içtihatlarında belirlenen kriterlere uygun olmadığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda manevi tazminat talebinde acı-elem yoğunluğu aranmakta olup bu hususun uzman bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, ancak yerleşik Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğu üzere bu hususun başlı başına tazminat talep etmeye yeterli olmadığını, davacının uğradığı ruhsal yıkım ve üzüntünün uzman bilirkişiler tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının 10.000 TL manevi tazminat talep etmiş olduğunu, söz konusu kazaya ilişkin kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında davacının K.T.K' nın 53/1- b maddesini ihlal etmiş olması ve aynı zamanda ehliyetsiz olması sebebiyle davacı ASLİ kusurlu olduğunu, ASLİ kusurlu olmasına rağmen 10.000 TL MANEVİ TAZMİNAT talepli dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olup; bu konuda da itiraz ediyor olduklarını, ayrıca, dava konusu kaza sebebiyle müvekkilininde aracında hasar oluştuğunu, müvekkilinin maddi zararları oluştuğunu, bu zarara ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutuyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davacı tarafça haksız ve mesnetsiz gerekçelerle ikame edilen usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kusura ilişkin iddiaları gerçeğe uygun olmadığından, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın hem ehliyetsiz bir şekilde araç kullanması hemde trafik kurallarını ihlal etmesi sebebiyle bizzat kazaya sebebiyet vermiş olduğunu, nitekim ekspertiz raporunda davacının ceza nedeniyle ehliyetinin olmadığının ve temin edilemediğinin belirtilmiş olduğunu, yine olaya ilişkin kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında da, davacının K.T.K' nın 53/1- B maddesini ihlal etmiş olduğunun, bu sebeple kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğunun açıkça belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla davacının olayın meydana gelmesinde kusura yönelik beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davacının iş bu dava ile iddia ettiği zararların tahsili talebinde bulunabilmesi için öncelikle zarara dayanak olan masraflarını kalem kalem belirtmesi ve belgelendirmesi gerektiğini, oysaki dava dosyasında sadece tahmini miktarlar üzerinden keyfi fiyatlandırmalar beyan edilmiş, ancak herhangi bir fatura veya delil niteliğinde başkaca bir evrak sunulamamış olduğunu, davacının taleplerinin hukuki bir temeli bulunmadığı gibi belgelendirilmeyen masrafların alacak davasına konu edilip talep edilme olanağını da bulunmadığını, davayı ve iddiaları kabul etmemekle birlikte, mahkememizce aksi yönde hüküm tesis edilmesi halinde, Yerleşik Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğu üzere, davacı yanın zararının tespiti için; davacının sosyal statüsüne, yaptığı işin niteliğine ve halin gereklerine göre ve değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilerek zararın tazminine karar verilmesi gerektiğini, o bakımdan, davacının hukuki bir dayanağı olmayan ve belgelendirilemeyen masraflarını alacak davasına konu edip tahsili talebinin hukuka aykırı olup taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça tedavi görülen hastanelere ve hastane kayıtlarına, tedavi giderlerine ve geçici iş görmezlik raporuna dair somut herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, yine davacı tarafça, davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı, davacıya geçici iş görmezlik raporu verildiği ve yaklaşık 2 ay çalışamadığı iddia edilmiş ise de bu beyanların kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça tedavi görülen hastanelere ve hastane kayıtlarına ve geçici iş görmezlik raporuna dair somut herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, davacının kaza esnasında moto kuryelik yaptığına, SGK kaydına ve gelir kaydına dair herhangi bir bilgi, belgede mevcut olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesi ile davacının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanması nedeniyle davacının 2 ay çalışamaması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş olduğunu, ancak davacı tarafça davacının mağduriyetine dair dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulmamış olduğunu, somut herhangi bir delil bulunmadığını, somut olayda böyle bir durumun söz konusu olup olmadığı hususunun, davacının hiçbir somut veriye dayanmadan sundukları beyanları ile değil; ancak uzman hekim bilirkişi tarafından hazırlanacak rapor ile tespit edilecek olduğunu, davacı tarafça dosyaya iş görmezlik raporunun sgk tarafından onaylı sureti ile ilgili sgk tarafından davacıya yapılan ödeneklerin suretide ibraz edilmemiş olduğunu, kaldı ki ‘davacının geçici iş göremezlik zararının’ kabulü anlamı taşımamak kaydı ile, Geçici iş göremezlik durumu, sigorta kapsamında olduğundan, bu tür zararların, araç hasarlarında söz konusu “kazanç kaybı” ile karıştırılmaması gerektiğini, mesleki işten kalma süresindeki kazanç kayıplarına ilişkin isteklerin ZMMS poliçesi kapsamında olduğunu, Yargıtay’ın bu konudaki görüşlerinin kesin olduğunu, Yargıtay’ın doğrudan sorumluluk sigortalarıyla ilgili bir kararında “trafik kazası sonucu uğranılan maddi zarar sebebiyle, kişinin işinden ve gücünden kaldığı süre içinde oluşan gelir kaybından zorunlu mali sorumluluk sigortacısı sorumludur” denilerek bu konuya, sigortacı yönünden, açıklık getirilmiş olduğunu, mahkememizce söz konusu iddiaları dışında bir kanaate varılacak olması durumunda olay nedeni ile davacı yanın uğramış olduğu zararların tazmini açısından sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini, huzurdaki davada, davacının tedavi giderlerinin ödenmesini talep etmiş, ancak davacı tarafından söz konusu tedavi giderlerine ilişkin olarak dava dilekçesi ekinde herhangi bir fatura ve belge sunulmamış olduğunu, bu durumda davacının, bahse konu tedavi giderlerinin ödenmesi söz konusu olamayacağından; davacının bu yöndeki taleplerinin reddini talep ediyor olduklarını, davacının taleplerinin iş bu dava dilekçesinde net olarak anlaşılmamakta olduğunu, davacının iş bu dava ile iddia ettiği zararların tahsili talebinde bulunabilmesi için öncelikle zarara ilişkin taleplerini açıklığa kavuşturması gerektiğini, dilekçe içeriğiyle talep kısmında istenilen taleplerin net, anlaşılır olmadığını, davacının davacı dilekçesinde ;" Müvekkil olay tarihinde yaralanmış olup yaklaşık 2 ay çalışamamıştır. Müvekkilin olay tarihinde günlük kazancı ortalama 500,00 TL olup bu husus SGK kayıtların tetkiki ve tarafımızca sunulacak belgelerde görülecektir..." şeklinde beyanda bulunmuş olduğunu, ancak dosyaya iddiasını doğrular hiçbir bilgi ve belge sunmamış olduğunu, öncelikle; kaza esnasında davacının moto kuryelik yaptığına ilişkin, SGK kaydına ve gelir kaydına dair herhangi bir bilgi, belge mevcut olmadığını, davacının ehliyeti olmadan moto kurye işini yapmakta olduğunu, ekspertiz raporunda davacının ceza nedeniyle ehliyetinin olmadığı ve temin edilemediğinin belirtilmiş olduğunu, dolayısıyla davacının kazanç kaybına hak kazanamayacağını, ayrıca davacının iddia ettiği gibi motorun uzun bir süre tamirinin gerçekleşmesini gerektirecek boyutta bir kaza ve hasar gerçekleşmemiş olduğunu, davacı tarafça herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın, herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın müvekkilinden kazanç kaybının istenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça söz konusu kazanç kaybına ilişkin olarak somut herhangi bir delil sunulmadığı gibi yerleşik Yargıtay içtihatlarından görüleceği üzere, bu hususu tespit etmesi gereken kişinin bilirkişi olduğunu, bu hususun uzman bilirkişilerce yapılacak inceleme neticesinde, motordaki hasarın durumu, resim, fatura ve dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde aracın makul onarım süresinin tespiti ile motorun kaç günde tamir edilebileceğinin esas alınarak tespit edilmesi gerektiğini, kazanç kaybının belirlenmesi için, motorun modeli, özellikleri, güzergahı ve günlük sefer sayısı ile bir seferde ya da bir günde elde edilen net kazancının tespit edilmesi net kazançtan araç için yapılması zorunlu yakıt bakım, amortisman gideri gibi giderlerin mahsup edilmesi ve bakiye kısmın tazmini cihetine gidilmesi gerektiğini, yerleşik yargıtay kararları doğrultusunda ; mahkememizce, davaya konu kazaya karışan aracın, kaza tarihinden öncesine ait günlük sefer sayısını, güzergahını, günlük kazancını ve 1 seferde ya da günde davacı tarafça yapılması gereken yakıt, bakım, amortisman gideri gibi zorunlu giderlerini gösteren belge ve bilgilerin istenilmesi, daha sonra uzman bilirkişiden bu belge ve bilgilerde birlikte değerlendirilerek tüm dosya kapsamına göre aracın modeli, olay tarihindeki yaşı, özellikleri de göz önünde bulundurularak makul onarım süresi ile bu sürede davacı tarafın uğradığı net kazanç kaybının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davacının kullandığı motor ile aynı nitelikteki benzer motorların ortalama gelirinin ilgili sendikalardan, bu işi yapan sektörlerin internet sitelerinden ya da bilirkişi vasıtasıyla sorularak tespit edilmesi gerektiğini, davacı vekilinin müvekkilinin olay tarihinde günlük kazancının ortalama 500,00 TL olduğunu beyan etmekle; davacının yapmış olduğu esnaf kurye işi ile ilgili sendikalardan, bu işi yapan sektörlerin sitelerden ya da bilirkişi vasıtasıyla sorularak tespit edilmesi gerektiğini, ilgili yerlerden celp edilecek deliller ışığında, mahrum kalınan kazanç kaybının bilirkişiler tarafından tespit edilebilmesinin mümkün olduğunu, kazanın gerçekleşmesindeki tarafların kusurunun, kazaya karışan araçlardaki hasarın tespitinin, araçların modeli, olay tarihindeki yaşı, özellikleri de göz önünde bulundurularak makul onarım süresi yani aracın kaç günde tamir edilebileceğinin ve kazanç kaybı oluşup oluşmayacağı hususlarının dosyada mübrez fotograflar, fatura vb. dosyada mevcut diğer belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde uzman bilirkişilerce yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu tam ve kesin olarak belirlenebilecek olduğunu, öncelikle motorun pert kaydının olması sebebiyle araçtaki değer kaybının talep edilemeyeceğini, kaldi ki; yargıtayın güncel ve istikrarlı içtihatlarına göre zarar gören aracın maddi hasar ve değer kaybı taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğunun kabul edilmekte olduğunu, sigorta tahkim kurulunun da vermiş olduğu kararlarda değer kaybı talebiyle sigorta şirketlerine başvuruda bulunanların bu taleplerinin karşılanması gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, yine davacının, " Müvekkil olay tarihinden 22/03/2023 tarihine kadar aracı yaptıramamış olup aylık 2.000 TL'den kira ödemek zorunda kalmıştır. Ayrıca müvekkil motorun tamiri için 27.800,00 TL ödemek zorunda kalmıştır. Müvekkil olay tekrardan çalışmaya başladığı tarihten itibaren hasarlı motorun kirasını öderken çalışabilmek amacıyla 21/07/2022 tarihinde aylık 2.000 TL bedelli bir araç kiralama sözleşmesi ile yeni bir motor kiralamış olup 22/03/2023 tarihine kadar aylık 4.000 TL motor kiralama ücreti ödemek zorunda kalmış ve bu durum müvekkilimi çok zor durumda bırakmıştır..." şeklinde iddiasını destekler dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunmamış olduğunu, davacının taleplerinin hukuki bir temeli bulunmadığı gibi belgelendirilmeyen masrafların alacak davasına konu edilip talep edilme olanağı da bulunmadığını, davacının iki ayrı motor kiralama sözleşmesi yapmasının açıkça hukuka aykırı olup, taraflarını zarara uğratmak amacından başka bir amaç taşımadığını, kaza yapılan motor ve ikinci kiraladığı motorun ödemesini talep ederek müvekkilinden haksız ve mükerrer bir talepte bulunmakta olduğunu, davacının manevi tazminat taleplerinin haklı bir hukuki dayanağı bulunmadığı gibi talep edilen miktarın fahiş olduğunu, davacının söz konusu olay sebebi ile 10.000-TL manevi tazminat talebinde bulunmakta olduğunu, davayı kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen manevi tazminatın yerleşik yargıtay içtihatlarında belirlenen kriterlere uygun olmadığını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda manevi tazminat talebinde acı-elem yoğunluğu aranmakta olup bu hususun uzman bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, ancak yerleşik Yargıtay İçtihatları ile de sabit olduğu üzere bu hususun başlı başına tazminat talep etmeye yeterli olmadığını, davacının uğradığı ruhsal yıkım ve üzüntünün uzman bilirkişiler tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının 10.000 TL manevi tazminat talep etmiş olduğunu, söz konusu kazaya ilişkin kolluk tarafından tutulan kaza tespit tutanağında davacının K.T.K' nın 53/1- b maddesini ihlal etmiş olması ve aynı zamanda ehliyetsiz olması sebebiyle davacı ASLİ kusurlu olduğunu, ASLİ kusurlu olmasına rağmen 10.000 TL MANEVİ TAZMİNAT talepli dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz isteminin hukuka aykırı olup; bu konuda da itiraz ediyor olduklarını, ayrıca, dava konusu kaza sebebiyle müvekkilininde aracında hasar oluştuğunu, müvekkilinin maddi zararları oluştuğunu, bu zarara ilişkin dava ve talep haklarını saklı tutuyor olduklarını beyanla; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davacı tarafça haksız ve mesnetsiz gerekçelerle ikame edilen usul ve yasaya aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... Sigorta A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açılmış olup sigorta şirketinin genel merkezinin İstanbul Üsküdar olması sebebiyle yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, zira müvekkil şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, hasar bedeli iddiasının genel şartlara göre hesaplama yapılması gerektiğini, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; aleyhlerine tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğunun dava tarihinden itibaren, ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğunun ise ıslah tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, araç mahrumiyet-kazanç kaybı taleplerinin poliçe kapsamında olmaması sebebiyle reddi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle kazanç kaybı zararlarının sigorta şirketlerinden talep edilemeyeceğini, bu zararların sadece kusurlu araç maliki ve araç sürücüsünden talep edilebilmekte olduğunu, kaza nedeniyle araçta oluşan gerçek zararlardan sorumlu olup kural olarak ticari araçların kazanç kayıplarından sorumlu olmadıklarını, sigorta poliçelerinin kapsamında olmamasından dolayı kazanç kaybını sigortadan istemenin de mümkün olmadığını, davacının aracının kasko sigortacısı var ise öğrenilerek ilgili şirkete müzekkere yazılarak hasar dosyasının celbinin yapılmasını talep ediyor olduklarını, mahkememiz tarafından davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vermemek adına Sigorta Bilgi Merkezine müzekkere yazılarak kaza tarihi itibariyle davacının belirttiği araçlarının kasko şirketinin öğrenilip bu kasko şirketine ayrıca müzekkere yazılarak uyuşmazlık konusu olaya ilişkin açılan hasar dosyasını ve eksper raporunu, davacıya bir ödeme yapmış ise bu ödemelere ilişkin dekontların talep edilmesi gerektiğini, bu hususun bu yargılamanın esasına etki edecek olup bu durum değerlendirilmeden bir karar verilmesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşmiş olacağını, davacının yapılan medikal inceleme neticesinde kalıcı sakatlığının olmadığı tespit edilmiş olup, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkili şirket ancak sürekli tazminat taleplerinden sorumlu olduğundan haksız davanın reddi gerektiğini, mahkememizce aksi kanaate varılması halinde; öncelikle davacının kusur durumunu tespit edebilmek adına ve ceza dosyasında uzlaşma mevcutsa müvekkili şirketin sorumluluğu olmayacağını, ceza dosyasının celbini talep ediyor olduklarını, söz konusu suçun şikayete bağlı bir suç olduğunu, dava konusu dosya ile ilgili tazminatın varlığına, miktarına ve diğer unsurlara hükmedilebilmesi açısından olayın trafik kazası olup olmadığı, olayın oluş şekli, tarafların kusur oranları önem arz ettiği, ancak şikayetin varlığı şikayete bağlı suçlarda olayın araştırılması açısından ön koşul olduğunu, şikayet hakkı kullanılmadığı için savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse, davacının şikayet hakkını kullanmayarak olaya ilişkin gerekli bilgilerin elde edilmesinin önüne geçmiş olduğunu, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/3769 E. 2015/8945 K. Sayılı Kararı Bu Yöndedir.) müvekkili şirketin kaza tarihi itibariyle yalnızca sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik-bakıcı ve tedavi giderleri-yol masrafı sorumluluk kapsamında bulunmadığını, SGK tarafından karşılanması beklenen bakıcı, tedavi ve geçici iş göremezlik giderlerinin müvekkilinden talep olunmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, müracaatçının SGK’lı olup olmadığına bakılmaksızın, mevzuata göre SGK tarafından karşılanması gereken giderlerin trafik sigortalarının teminat kapsamına girmediğini, mevzuattaki son düzenlemelere göre tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Genel Sağlık Sigortası kapsamına alınmış, yeni düzenlemelerle işsiz olanların dahi, gelir testi yapılmasına ihtiyaç kalmadan hariçten sigorta primi ödemeleri ya da düşük gelirli kimselerin sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanması amir olarak düzenlenmiş olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı teminat kapsamı dışında olup, SGK sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle müracaatçının geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin işbu sorumluluk için üretmiş olduğu trafik sigortası priminden bir kısmını sorumlu olan SGK’ya devretmekte, hal böyle olunca, ilgili taleplerin SGK yerine müvekkili kuruma yöneltilmesinin hukuka ve de hakkaniyete aykırı olduğunu, bu kalemler, kaza tarihi itibariyle yönetmelik kapsamında olmadığından geçici iş göremezlik tazminatı-geçici bakıcı-tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu, konuya ilişkin Yargıtay kararında, dosyada Genel Şartlar Hükümlerinin uygulanması gerektiği, dolayısı ile müvekkilinin teminat kapsamında olmayan tazminat taleplerinden sorumlu olmayacağının hüküm altına alınmış olduğunu, 01.06.2015 yürürlük tarihli ZMSS Genel Şartlarda Trafik Sigorta Poliçesi ile verilen teminatların sayma sureti ile açıklanmış ve geçici iş göremezlik zararı teminatlardan çıkartılmış durumda olduğunu, dolayısıyla 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşen somut olay itibariyle geçici iş göremezlik zararı tazminatının teminat dışında kalmakta, davalı sigorta şirketinin bu kalem tazminatlardan sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, yukarıdaki tüm savunmaları saklı kalmak kaydıyla aleyhlerine hüküm tesis edilmesi halinde; davacının maluliyet ile ilgili tazminat talebinde bulunabilmesi için olay tarihine ait hastane belgeleri ile illiyet bağ kurularak, maluliyet oranını ve malül kaldığını tam teşekküllü hastane raporları ile belgelendirmesi gerektiğini, mahkememiz tarafından maluliyete ilişkin bir rapor temini durumunda, davacının maluliyetine ilişkin tanzim edilecek raporunun; Trafik Sigortası Genel Şartları A.5-c maddesine göre, trafik kazasından kaynaklı daimi maluliyet oranının tespiti adına 20.02.2019 tarih 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve TANZİM EDİLECEĞİ TARİH İTİBARİYLE YÜRÜRLÜKTE BULUNAN “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” esasları çerçevesinde resmi ve yetkili bir hastaneden alınması ve hükmün bu doğrultuda kurulması gerektiğini, maluliyet oranı bakımından müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu kaza ile illiyet bağı kurulabilen maluliyet oranı ile sınırlı olduğunu, davacının kaza öncesinde vücudunda bulunan rahatsızlıklar, doğuştan getirdiği genetik arazlar ya da geçirmiş olduğu diğer kazalar sonucunda oluşan arazlar nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zarar görenin kazadan kaynaklı maluliyet oranının da yetkili kurumlarca tespiti gerektiğini, ilgili hastanelerden müzekkere cevapları geldiğinde dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ...... İhtisas Dairesine sevkini güncel mevzuata uygun rapor düzenlenmesini ve davacının bizzat muayene edilmesini talep ediyor olduklarını, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur raporu düzenlenmesini talep ediyor olduklarını, müvekkili şirketin sorumluluğunun tespiti açısından öncelikle araçların kusur oranlarının bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranı belirlenmeden şirketinden sorumluluğuna gidilemeyeceğini, tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşmemiş olduğunu, bu nedenlerle başvuru konusu kazaya sebebiyet veren tarafın tespiti ve oranlarının tespiti, olayla ilgili olası çelişkilerin giderilmesi ve konusunda uzman bir bilirkişiden oluşa uygun, denetime elverişli kusur raporunun temin edilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacının trafik kazası esnasında motosiklet sürücüsü olduğunun anlaşılmış olup; istiap haddi aşımı ve diğer müterafik kusur halleri araştırılarak mevcut olması halinde davacının kendi kusurundan kaynaklanan davranışları sebebiyle maluliyet oluşması sebebiyle yargıtay kararları gereği %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir bağlanmış veya ödeme yapılmış ise, bu miktarın ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmesi ve talep edilen tazminattan bu miktarın tenzil edilmesi gerektiğini, bu nedenle, ilgili Sosyal Güvenlik Kuruluşuna yazı yazılarak hak sahiplerine ödenen miktarın tespitinden sonra bilirkişi incelemesi yapılmasına ve buna göre tazminat miktarının tespitine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, öncelikle yapılacak inceleme ile davacının gerçek zararının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olduğunu, karşı tarafın başvuru şartını yerine getirmemiş, bu nedenle muaccel bir alacak bulunmadığını, bu yüzden de bir an için, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin de ancak aleyhlerine yapılan başvuru tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte tazminat hesabı yapılacaksa TRH-2010-kadın-erkek mortalite tablosuna uygun hesaplama yapılması gerektiğini beyanla; haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı davanın usulden reddine, kusur durumunun şüpheye mahal vermemesi adına ceza dosyanın celbine, ilgili dosya eksikliği tamamlandıktan sonra dosyanın kül halinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne sevkine, aleyhe karar verilmesi halinde güncel mevzuata uygun (muayeneli) maluliyet raporu alınması için İstanbul Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesi’ne sevkine, aksi takdirde haksız ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikteki talebinin esastan reddi ile yargılama masraf ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacının 31/05/2022 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile geçici iş göremezliğinin oluşup oluşmadığı, kaza nedeni ile tedavi gideri ödemek zorunda kalıp kalmadığı, hasarın giderilesi için harcama yapıp yapmadığı, kaza nedeni ile ...... plaka sayılı motorda değer kaybı meydana gelip gelmediği, kaza nedeni ile başka motor kiralamak zorunda kalıp kalmadığı, belirtilen zarar kalemlerinin tespiti ile davalılardan talep edilebilip edilemeyeceği, edilebilecek ise miktarı hususlarındadır.
Mahkememiz 20/02/2024 tarihli duruşmasında davacı vekilinin katıldığı duruşmasında sağlık kuruluşlarına yazılan müzekkerelere ikmalen cevap verildiğinde davacının ATK ...... İhtisas Kurulu’na sevki ile dava konusu olay nedeniyle geçici işgörmezlik durumunun tespiti ile rapor tanziminin istenmesine, rapor tanzimi için 4.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacı tarafça mahkememiz veznesine depo edilmesi hususunda 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin sürede yatırılmadığı taktirde bu hususta bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, dosyanın kazanın oluşumuna ilişkin belgeleri ile birlikte ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek tarafların olay nedeniyle kusur durumlarının tespiti ile rapor tanziminin istenmesine, rapor tanzimi için 4.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacı tarafça mahkememiz veznesine depo edilmesi hususunda 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin sürede yatırılmadığı taktirde bu hususta bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına ve usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak kusur ve maluliyet durumunun belirlenmesinin ardından davacının diğer talepleri yönünden bilirkişi incelemesi yapılması için ara karar tesisine karar verildiği görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. İspat yükü ve kuralları TMK'nun 6. ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."
HMK'nın 190. Maddesinde ise ispat yükü düzenlenmiştir. Maddeye göre; "1- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2- Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnaların dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
HMK'nın 266. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." şeklinde düzenlenmiştir.
"...HMK’nn 324. maddesinde; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. ...” denilmiştir.Madde hükmünde, delil avansının yatırılmaması halinde, mahkemenin davayı mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karar vermesi gereklidir. Diğer deliller ile dava kanıtlanamamışsa, delil avansının kesin sürede yatırılmaması halinde davanın usulden değil, esastan reddi gerekir..." T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...... HUKUK DAİRESİ, ...... Esas, ...... Karar.
Dava, trafik kazasına bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının talepleri özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlara ilişkin olup Mahkememizce resen tespit edilebilecek nitelikte olmadığından ATK raporu alınması gereği hasıl olmuştur. Buna göre davacı tarafa ATK rapor ücretinin Mahkememiz veznesine depo etmek üzere süre verilmiş ise de davacı vekilince verilen kesin süre içerisinde ATK ücretinin depo edilmediği görülmüştür. HMK m.324/1'de belirtilen süre kesin niteliktedir. HMK m.324/2 hükmü gereği davacı taraf bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Davanın dayanağı TBK m. 49 hükmü gereği kusur durumunun tespiti, davacının kaza nedeni ile maluliyetinin ve araçta değer kaybı oluşup oluşmadığının, kira kaybı oluşup oluşmadığı ve talep edilebilecek tazminat tutarının bilirkişi marifeti ile tespiti gerekmektedir. Davanın niteliği gereği iddia olunan hususlar teknik nitelikte olduğundan ve Mahkememizce re'sen tespiti mümkün hususlardan olmadığından bilirkişi rapor alınmaksızın karara bağlanması mümkün değildir. Dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde de bulunulmuş olduğu görülmüş ise de, dosya kapsamında davacının talebe konu kaza nedeni ile manevi zararının oluştuğu hususu ispatlanabilmiş değildir. Açıklanan bu nedenle ispatlanamayan davanın ve dava dilekçesinde yer alan maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN VE DAVA DİLEKÇESİNDE TALEP EDİLEN MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN AYRI AYRI REDDİNE;
MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
1-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk görüşmesine katılmayan davalılar ........ ve ........'dan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı Ugur Aydın tarafından sarf edilen 42,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;
7-Alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
8-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
9-Davalılar ........ ve ........ kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 10.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair davalılar ........ ve ........ vekilinin yüzüne karşı, davacı ve davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/04/2024
Katip ......
Hakim ......
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.