mahkeme 2023/566 E. 2023/996 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/566
2023/996
10 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/566 Esas
KARAR NO : 2023/996
DAVA : Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 10/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Çin' de yerleşik ... Ltd. ve ... Ltd. unvanlı şirketlerden satın almış olduğu nitelikleri taşıma belgelerinde yazılı olan ticari emtianın taşınması konusunda davalı .... Hizmetleri A.Ş. unvanlı şirket ile anlaşmış olduğunu, davalı ... şirketinin de taşıma işini ... (... şirketine izafeten davalı ... A.Ş. Davalı kopnumundadır.) şirketine gerçekleştirmiş olduğunu, diğer davalı ... Tic. Ltd. Şti'nin ise .... kulübü sigortacısı .... adına izafeten davalı konumunda olduğunu, müvekkiline ait emtianın ... Limanından .... isimli gemiye yüklenerek yola çıkmış olduğunu, geminin Türkiye' ye ulaşıp ... Limanı' na yükünün bir kısmını tahliye etmiş, hareket ettikten sonra 06/06/2022 tarihinde geminin müvekkilinin de yükünün bulunduğu 5 numaralı ambarında yangın çıkmış olduğunu, yangın söndürülmüş ise de müvekkilinin yükünün yangına müdahale edilirken kullanılan deniz suyundan etkilenmiş olduğunu, bu hususun geminin ... Limanı' na ulaşması sonrası davalıların surveyorlarının da katılımıyla yapılan inceleme ve tespitlerle sabit hale gelmiş olduğunu, müvekkiline ait emtiaların bulunduğu ...., ...., ... numaralı konteynerlerin kapaklarının görevliler eşliğinden açılarak tespitler yapılmış ve müvekkiline ait yükün kullanılamaz hale geldiğinin tespit edilmiş olduğunu, dava konusu olayda müvekkiline ait emtianın taşıma esnasında ziyaa ve hasara uğradığının, bir başka ifade ile müvekkiline ait emtianın taşıyanın hakimiyeti altındayken ziyaa ve hasara uğradığının sabit olduğunu, bu itibarla davalıların müvekkilinin ziyaa ve hasara uğrayan emtiasından kaynaklanan zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin emtianın ziyaa ve hasara uğramasından kaynaklı olarak büyük maddi zararlara uğramış, öyle ki, taşıma sırasında ziyaa ve hasara uğrayan yükün nakliye bedelinin hiç borcu olmadığı halde müvekkili tarafından ihtirazi kayıtları beyan edilerek ödenmek zorunda kalınmış, ziyaa uğrayan yükün imha maliyetine de müvekkilinin katlanmak zorunda kalmış, ziyaa ve hasara uğrayan malı yeniden temin etmek zorunda kalmış, bu nedenle de döviz kurundan kaynaklı zarara uğramış, siparişleri teslim edemediği için müşterileri tarafından siparişlerin iptal edilmiş ve müvekkilinin ticari olarak, aynı zamanda itibari olarak büyük zarara uğramış olduğunu, müvekkili tarafından taşıma esnasında yük sigortalanmış olduğundan emtia bedelinin bir kısmı müvekkilinin sigortası tarafından karşılanmış ise de kur farkından kaynaklı olarak ödenen tazminat bedeli müvekkilinin zararını karşılamadığı gibi emtianın yeniden temininin de müvekkili için ayrıca bir zarara sebebiyet vermiş olduğunu, yükün taşıma esnasında ziyaa ve hasara uğramasında tüm sorumluluğun davalılara ait olup davalıların kendilerine keşide edilen ihtarname, yürütülen arabuluculuk süreci de dahil olmak üzere hiçbir aşamada tazmin yükümlülüğü ve sorumluluklarını kabul etmediklerini beyanla; sübuta erecek davanın kabulü ile, HMK' nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası hükmünde olmak üzere fazlaya dair talep ve dava haklarını saklı tutarak şimdilik müvekkili tarafından ödenen 10.000 USD nakliye bedeli, 1.000 USD sigorta şirketi tarafından karşılanmayan hasar bedeli, 1.000 USD malın yeniden temini için sarf edilen kur farkı bedeli, iptal edilen siparişler nedeniyle 1.000 USD mahrum kalınan kar, KDV dahil 68.440,00- TL. İmha bedeli olmak üzere toplam 13.000,00- USD ve 68.440,00- TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede ikame edilmiş olup, görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemesi olduğunu, huzurdaki davanın konusu gereği davaya bakmakla görevli mahkemenin İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi (Deniz İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunu, bu sebeple davanın görevsiz mahkemede açılmış olmasından mütevellit usulden reddini talep ediyor olduklarını, davacının rücu istemine ilişkin hak düşürücü sürenin geçmiş olup, taleplerinin hak düşürücü süre geçtikten sonra ileri sürülmüş olması hususunun mahkemece de resen gözetilerek, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamanı gelmemekle birlikte davaya konu alacağın zamanaşımına tabi olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, keza davacının, talep ettiği kalemler, nakliye bedeli, hasar bedeli, kur farkı bedeli, mahrum kalınan kar ve imha bedeli şeklinde olup, bu kalemlerin davacı tarafından belirlenebilir olduğunun açıkça anlaşılmakta olduğunu, işbu alacak kalemlerinin davacı ile müvekkili arasında uyuşmazlık konusu haline gelmesinin alacak kalemlerini belirsiz hale getirmeyeceğini, diğer bir ifade ile davacının mahkemenin vereceği kararı tahmin edememesinin, talep ettiği alacak kalemlerini belirleyemeyeceği anlamına gelmeyeceğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği ve taraflarınca kesinlikle kabul edilmeyen bu alacak iddialarının davacı nezdinde belirsiz olmayacağı, dolayısıyla belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, hukuki yarar, dava şartı olup, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği için huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin huzurdaki dava konusu taşıma muamelesinin organizasyonunu gerçekleştirmiş olup, yükün fiilen taşıması işini üstlenmiş olduğunu, ilgili taşıma muamelesi nezdinde üzerine düşen tüm yasal ve sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getiren müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğinden huzurdaki haksız davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu taşıma muamelesinin, davaya konu konşimentolar tahtında taşınan emtiaların ... Limanından ... Limanına taşınması işinin müvekkili şirketin organizasyonu ile fiili taşıyan şirketin Türkiye temsilcisi acentesi ... vasıtası ile fiilen ... tarafından ... ve ... numaralı fiili taşıyan konşimentoları tahtında gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin huzurdaki dava konusu taşıma muamelesinin yalnızca organizasyonunu gerçekleştirmiş olduğunu, hiçbir surette yükün bizzat taşınması yükümlülüğünü üstlenmemiş olduğunu, taşıma işleri komisyoncusu sıfatını haiz olan müvekkili şirketin davacı tarafın talimatı ile taşıma işlemini usulüne uygun olarak organize ederek üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş bulunduğunu, diğer ... müvekkili şirketin hiçbir zaman diliminde taşımaya konu emtiayı da zilyetliğinde bulundurmamış olduğunu, uyuşmazlık konusu taşıma işini fiilen gerçekleştiren şirketin .... olduğunu, ikrar teşkil etmemek kaydıyla, yangın sonucu oluşan hasar durumunda taşıyanın sadece kendi kusurunun varlığı halinde sorumlu olacağını, kusurun varlığını ispat külfetinin ise iddia edenin, yani davacının üzerinde olduğunu, davaya konu taşıma muamelesinde yangın söndürme faaliyetleri çerçevesinde yükün tuzlu su ile söndürme aşamasında ıslanarak zayi olduğu iddiası karşısında, taşıyanın yangın nedeniyle ortaya çıkabilecek dolaylı zararlardan da mesul olmayacağını, davacının hiçbir ispat vasıtası yahut dayanak ileri sürmeksizin, sadece emtiaların hasara uğradığını ifade ederek, gerekçesiz olarak işbu hasardan tüm davalıların sorumlu olduğunu söylemiş olduğunu, gerçeğe aykırı işbu iddialarının gerekçesiz olmasının dahi hiçbir şekilde gerçek durumu yansıtmadığını gösterdiğini, davacının iddialarının aksine ne müvekkili şirket ne de taşıyanın herhangi bir fiili ile çıkan yangın arasında illiyet bağı olmadığından yangının yol açtığı zararlardan mesul olmayacağını, davacının dava dilekçesindeki iddialarını ispatlamakla yükümlü olduğunu, somut vakıada, taşıyanın oluşan hasarda bir kusurunun bulunmadığının ortada olduğunu, zira aksini ortaya koyacak hiçbir emarenin mevzu bahis olmadığını, taşıyanın herhangi bir hareketi veya durumu ile hasar arasında hiçbir illiyet bulunmadığı itirazları baki kalmak kaydı ile, taşıyanın taşımaya uygun ve elverişli taşımayı gerçekleştirdiğinin ispat edilebilecek olduğunu, öncelikle müvekkili şirketin zilyedinde olmayan yükte meydana gelen zarardan basiretli bir tacir olarak taşımayı organize ederken özen yükümlülüğünü layığı ile yerine getirdiği gözetilerek sorumluluğu bulunmadığını belirterek, taşıma işini gerçekleştiren taşıyanın da zarardan sorumluluğu bulunmayacağından davanın esastan reddi gerektiğini, ikrar teşkil etmemek kaydıyla, bizzat davacı ... sigorta şirketi tarafından düzenletilen ekspertiz raporlarında yangının gerçeğe aykırı olarak beyan edilen nargile kömürü cinsi bir yükü havi konteynerde başladığı tespit edilmiş olup, TTK Md. 1180 tahtında taşıyanın şahsi kusurunun olmadığının açıkça tespit edilmiş olduğunu, davacı sigorta şirketi ... A.Ş. talebi ile ... Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirilen inceleme tahtında tanzim edilen 03/08/2022 tarihli ve ... numaralı Ekspertiz Raporu (sf:11) ile 29/07/2022 tarihli ... numaralı Ekspertiz Raporunda (sf:9) "“... isimli geminin 5 numaralı ambarında çıkan yangının ... numaralı konteynerde başladığı, konteyner içerisinde nargile kömürünün yüklü olduğu ancak kömür olarak değil su boruları olarak deklare edilmiş olduğu sözlü bilgisine ulaşılmıştır.” tespiti yer aldığını, davacı sigorta şirketince yaptırılan ekspertiz incelemesi ile de yangının taşıyanın şahsi kusuru neticesinde meydana gelmediğinin, gemideki başka bir yük kaynaklı olduğunun açıkça tespit edilmiş olduğunu, zira taşıyanın konteynerleri mühürlü olarak tesellüm etmekte olup, mühürlü konteyner muhtevasının da gerçeğe aykırı olarak su boruları olarak beyan edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, hal böyle iken, davanın reddi gerektiğini, taşınması istenen panjur, pergola, giyotin motoru yükler mekanik emtialar olmakla birlikte, karton kutularda; taşımaya uygun olmayan şekilde ambalajlanmış olduğunu, ambalajlamanın taşımaya ve eşyaya uygun olmamasından kaynaklanan zararlardan davalıların sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından taşınması istenen yükler mekanik olup, yangının söndürülmesi amacıyla alınan önlemlerde ıslanmış olmasından davalıların sorumlu tutulamayacak olduğunu, keza mekanik emtiaların özellikle deniz taşımasına uygun olabilecek, ıslanma gibi durumları engelleyecek şekilde ambalajlanması gerekmekteyken, eksper raporları incelendiğinde görüleceği üzere sadece istiflenmiş olduklarını, bu ürün grubunun özellikle ıslanma nedeniyle hasara uğrama ihtimali göz önüne alındığında, deniz taşımacılığındaki olağan tehlikelere karşı dikkat ve özenle ambalajlanarak istiflenmesi gerektiğini, davacının yükün tuzlu su ile teması halinde zarar gördüğü iddiası karşısında emtianın yük ilgilisi veya gönderici tarafından denizyolu taşımacılığına uygun olarak ambalajlanmadığının açıkça ortada olduğunu, bu durumun, davacı sigortacısı ... A.Ş. talebi ile ... Hiz. Ltd. Şti tarafından düzenlenen 29/07/2022 tarihli ve ... numaralı eksper raporunun 5. Sayfasında “karton kolilerin ıslanarak erimiş, dağılmış vaziyette olduğu ” ifadesi ile açıkça anlaşılmak olduğunu, yine konşimentolarda “....” şerhi yer almakta olup, bu şerhe göre yükleme, istifleme, ağırlık ölçümü ve sayım yükleyen tarafından yapılarak konteyner mühürlü şekilde taşıyana teslim edilmiş olduğunu, bahse konu şerhin yükün göndericisi tarafından konteynere yüklendiği ve akabinde konteynerin mühürlendiği, müteakiben konteynerin taşıyana mühürlü olarak teslim edildiğini ve taşıyanın konteyner içeriği hususunda bilgisi ve denetleme yetkisi olmadığı hususundaki TTK m. 1239 anlamındaki ihtirazi kaydı ortaya koyduğunu, tüm bu sebeplerle, gerek TTK'nin 1182. maddesinin 1/g fikrası gerek taşıma işleri komisyoncusunun eşyanın yetersiz ambalajlanma ve işaretlenmesinden sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin 919. maddesinin 2/a fıkrası ve gerekse de konşimento üzerindeki şerhler doğrultusunda davacının yükün tuzlu su ile teması halinde zarar görerek hasarlandığı iddiası karşısında davalıların zararı tazmin yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı her ne kadar 3 konteyner içerisindeki emtianın kullanılmaz hale geldiğini ifade etmişse de iddialarının gerçek dışı olup, bizzat davacı sigortacısı eksper raporunda da bu iddianın gerçek dışı olduğunun tespit edilmiş olduğunu, taşıma konusu yüklerin davacı tarafından "FOB" teslim şekli ile satın alınmış olup, bahse konu teslim şeklinde boşaltma limanı masrafları ve yükleme limanı nominal navlun farkı ve diğer tüm masrafların yük alacısı mesuliyetinde olduğunu, davacının açıkça kendi yükümlülüğünde olan masraflardan kaçınarak haksız kazanç elde etme saiki ile hareket ettiğini, davacının yükün zayi olduğu iddiasıyla talep ettiği zarar kalemleri, iddia ettiği zarar meydana gelmeseydi de kendisinin ödemekle yükümlü olduğu alacak kalemlerinden oluştuğunu, davacının sigorta şirketinde işbu tespit nedeniyle poliçe kapsamında ne kadar bir ödeme aldığının tespit edilememiş olduğunu, davacının taleplerinde sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kur farkı nedeniyle zararı karşılamadığı iddiasının kabulü mümkün olmamakla birlikte, yeterli bir tespit yapılabilmesi için sigorta şirketinden poliçenin celbi ile poliçe kapsamında karşılanmayan bir hasar bedeli lopu olmadığı, hususlarının sorulmasını talep ediyor olduklarını, ayrıca ilgili gemide hasar gören diğer yüklere ilişkin bilgilerin diğer davalı donatan tarafından sunulmasına ve bu yük sahiplerine de hasara ilişkin bir ekspertiz incelemesi yaptırılıp yaptırılmadığının sorulmasını, yaptırıldı ise raporların celbi talep ediyor olduklarını, davalı müvekkilinin söz konusu taşıma organizasyonunda hiçbir şekilde taraf sıfatını haciz olmadığı ve husumetin yanlış yönlendirildiğine yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, müvekkili şirketin TTK 917.madde uyarınca "Taşıma İşleri Komisyoncusu" olarak hareket ettiğinin ve sadece "..." ibaret olarak taşıma işinin organizasyonunu gereği gibi sağlayarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğinin kabulü gerektiğini, işbu kapsamda müvekkili şirketin zarardan sorumluluğu bulunmadığını, davacı şirketin iddia ettiği hasarın, kabul anlamanı gelmemekle birlikte, emtianın müvekkili şirketin fiili taşıyan olmamasından ve zilyetliğine hiç girmediğinden ve girse dahi, yükün müvekkili şirketin zilyetliğinde iken hasara uğradığının ispat edilememesi nedeniyle davanın açıkça reddi gerektiğini, müvekkili şirketin işbu kapsamda ... olarak görevi taşıyan ile yükün taşınmasını talep eden gönderici arasında aracılık yaparak, taşıma işinin organizasyonunu sağlamaktan ibaret olduğunu, müvekkili şirketin bu kapsamda konşimentonun düzenlenmesi ile taşıma işleri komisyoncusu olarak eşyanın taşıtılması taahhüt borcunu gereği gibi ifa etmiş olduğunu, söz konusu ilişkide taşıyan sıfatını haiz olanın ve taşıma işini fiili olarak gerçekleştirenin, yükü zilyetliğinde bulunduranın ise .... olduğunu beyanla; davanın görev, husumet, hak düşürücü süre yönünden itirazları doğrultusunda usulden, mahkememiz aksi kanaatte bulunulduğu takdirde esastan reddine, ... numaralı Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesine istinaden davacı sigortacısı ... A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, taşımaya konu poliçenin dosyaya alınmasına, ayrıca davacıya dava konusu talepler tahtında herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasına, davaya konu edilen taleplerin ret sebebinin sorulmasına, diğer davalı ... tarafından hasara uğrayan diğer yük sahiplerinin bilgilerinin sunulmasına, akabinde bu yük sahiplerinden varsa uhdelerindeki ekspertiz raporlarının celbine, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Acenteliği A.Ş. vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; tensip kararında, her ne kadar davalı doğrudan ve asaleten ... Acenteliği A.Ş. olarak gösterilmişse de, esasen davacının, husumeti ...Acenteliği A.Ş.'ye (...'ye izafeten ) yöneltmiş olduğunu, dosya için görevli mahkemenin, iş bölümü ve davaya konu taşımanın bir deniz taşımasına ilişkin olması sebebiyle İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, işbu davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu, bu sebeple görev itirazında bulunuyor olduğunu, görev yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili ... (“...”) ile davacı arasında herhangi bir akdi taşıma ilişkisi bulunmadığını, davacı açısından, taşıyan şirketlerin ... numaralı ve ... numaralı konişmentoları düzenleyen dava dışı ... (...) Limited (“...”) ve navlun faturasını düzenleyen ve fatura bedelini tahsil eden şirket olduğunu, müvekkilinin davacı ile akdi taşıma ilişkisi olmadığı gibi, müvekkilinin Fiili Taşıyan da olmadığını, dava dışı ... Ltd. (“...”)'nin ... ve ... nolu konişmentolara ve dava dilekçesine göre Yükleten ve hasara uğrayan malların satıcısı olduğunu, davacı ... A.Ş.'nin malların alıcısı ve ... ve .... nolu konişmentoların gönderileni olduğunu, ...'in, ... ... nolu konişmentoları düzenleyen taraf olduğunu ve gerek Yükleten olan ...'ya gerek ise davacıya karşı akdi taşıyan olduğunu, müvekkili ... açısından; taşımada Yükleten sıfatına ... ve Gönderilen sıfatına da ... Taşımacılık A.Ş.'nin sahip olduğunu, bu hususun müvekkili tarafından düzenlenen ... ve ... numaralı konişmentolar ile sabit olduğunu, bir diğer ifade ile, ...’ ye taşıma emrinin ... tarafından verilmiş ve yükleri de Yükleten olarak ...'in müvekkiline teslim etmiş olduğunu, müvekkili ...'in, ... ve ... numaralı konişmentolar çerçevesinde ... ve ... A.Ş.’ye karşı Akdi Taşıyan sıfatına haiz olduğunu, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığını, müvekkilinin ise taşımayı fiili taşıyan olan ... gemisi donatanına tevdi etmiş olduğunu, ... gemisinin donatanı ve işleteni ... (“...”) şirketi olduğunu, geminin teknik yönetiminin ise .... Ltd. Şirketi olduğunu, geminin teknik yönetimi ve gemi adamlarına teknik talimat verme yetkisinin ...da olduğunu, taşıma zincirinin bu şekilde açıklanmasından sonra önemli olan hususun, müvekkili ...’nin “Fiili Taşıyan” olarak kabul edilip edilemeyeceği hususu olduğunu, müvekkili ...’nin fiili taşıyan olarak kabul edilmemesi durumunda, zaten diğer tüm hususların dikkate alınmasına gerek olmaksızın, davanın pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili ...'nin; geminin donatanı olmadığını, geminin yöneticisi (Manager) olmadığını, geminin işleteni olmadığını, geminin zaman çarteri sözleşmesi çerçevesinde tahsis edileni olmadığını, fiili taşıyanın, donatan olan ... olduğunu, müvekkili ...’nin Fiili Taşıyan olarak kabul edilmemesi halinde sorumluluğuna esas olacak bir hukuki dayanak bulunmadığını, zira davacıya karşı ... A.Ş. ve ...'in akdi taşıyan olduğunu, davanın, müvekkili açısından başkaca bir incelemeye gerek olmaksızın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili ... bakımından taşıma ... ve ... numaralı konişmentolar tahtında yapılmış olduğunu, bu konişmentonun 28. maddesine göre Londra Yüksek Adalet Mahkemesi münhasıran yetkili olduğunu ve uygulanacak hukukun da İngiliz Hukuku olduğunu, uluslararası yetki ve uygulanacak hukuk itirazında bulunuyor olduklarını, zararın yangın sonucu oluştuğunu, sorumluluğun yangına özgü TTK 1180 madde çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, yukarıdaki açıklama ve itirazları saklı kalmak üzere ve terditli olarak, kabul anlamında olmamak üzere bir an için müvekkili ...’nin fiili taşıyan olarak kabul edilmesi halinde dahi zarardan sorumluluğu bulunmadığını, geminin, Türkiye Cumhuriyeti tarafından da muteber kabul edilen ve hatta T.C. adına gemilerin denetimini ve sertifikalandırmasını yapması dahi kabul edilen DNV Klasında olduğunu gösteren geçerli klas belgeleri ve klas survey durumunun ekte sunulmuş olduğunu, yine, Geminin tüm denetimlerinin yapılmış olduğunun, gemide eksik bir husus olmadığının, gemi adamlarının sertifikalarının yeterli olduğunun sabit olduğunu, aksi halde Geminin ... limanına gelmeden önce kalkış yaptığı ... limanından kalkmasına Liman Başkanlığı tarafından izin verilmesinin de mümkün olmadığını, bu çerçevede, ... Liman Başkanlığına müzekkere yazılarak, geminin 05.06.2022 tarihinde ... Limanından İstanbul limanına kalkışına ve seferine izin verilip verilmediğinin sorulması talep ediyor olduklarını, bir diğer ifade ile, müvekkili ...’nin taşımayı yapacak geminin seçiminde herhangi bir kusuru bulunmadığını ve seçimde gerekli özeni göstermiş olduğunu, geminin klaslı olduğunu ve yola, yüke, denize elverişliliğinin ekte sunulan sertifikalarla sabit olduğunu, geminin, mürettebat ve seferle ilgili olarak müvekkili ...’nin ne bir denetim, ne de bir talimat imkânı bulunduğunu, geminin işleteni veya donatanı olmadığını, dolayısıyla, kabul anlamında olmamak üzere, alt-taşıyanların ve/veya fiili taşıyanın (gemi işleteninin veya donatanının) kusuru olsa dahi, bu kusurlardan yangına özel TTK 1180. Maddesindeki düzenleme gereğince müvekkili ...’nin sorumluluğu söz konusu olmadığını, ... gemisinin, 05.06.2022 tarihinde ... Limanından .... limanına doğru yola çıkmış, saat 06.06.2022 günü saat 03:31 de 5 numaralı ambarda yangın olduğuna ilişkin yangın alarmlarının çalmış, durumun kontrol edilmiş, 5 numaralı ambardan duman çıktığının anlaşılması üzerine ambara hava girebilecek yerler mühürlenmiş ve ambar için 65 tüp CO2 basılmış olduğunu, 06.06.2022 günü sıcaklığın yükselmesi üzerine 07:36’da tekrar CO2 tüpleri ambara basılmış olduğunu, geminin 08:00 sularında Mersin’ geri dönmeye başlamış ve Mersin’e demirlemiş olduğunu, yangının büyüme ihtimaline karşı güvenlik nedeniyle yangın söndürme römorkörlerinin refakatinin talep edilmiş, bu arada, soğutma çalışmaları devam etmiş olduğunu, 06.06.2022 günü saat 18:00’de tekrar CO2 tüplerinin ambara boşaltılmış, saat 21:00’de tam teşekküllü yangın söndürme ekibinin, ambara girmiş, yangının devam etmesi üzere ambara yangın söndürme amacıyla ambara su basılmaya başlanmış, sonuçta, ambara su basılarak yangın söndürülmüş ve sıcaklığın normale döndürülmüş olduğunu, daha sonra Geminin limandan aldığı izinle ... limanına gelmiş ve yüklerini boşaltmış olduğunu, bilindiği üzere, konteynerler taşıyana ve gemiye kapalı ve mühürlü olarak teslim edilmekte, bunların ambar içine ve üstlerine üst üste istiflenmekte olduğunu, yangının geminin 5 numaralı ambarında dip taraflarda bulunan bir konteynerin içindeki yüklerde kendiliğinden başladığının anlaşılmış olduğunu, yangın çıktıktan sonra da gerekli tüm müdahaleler yapılmış ve geminin söndürülmüş olduğunu, bu yangınla savaş müdahaleleri için zorunlu olarak ambara CO 2 köpükleri ve su sıkılmak zorunda kalınmış olduğunu, bu tedbirlerin alınmaması halinde, yangının geminin diğer yerlerine sıçrayacağını, yangının ve aşırı sıcaklığın geminin batmasına sebebiyet vereceğini, diğer yüklere, insan hayatına ve çevreye önemli zararlar vereceğini, dolayısıyla, yangının söndürülmesi için gerekli her türlü ameliyenin yapılması gerektiğini, yüklerin ıslanıp ıslanmayacağına bakılmaksızın ambara su basılması gerektiğini, kaptan raporunda ve survey raporlarında olayların belli olduğunu, kaptan ve gemi adamlarının teknik olarak yapılması gerekenleri yapmış, kaldı ki, kaptan ve gemi adamlarının kusuru olsa dahi, taşıyanın yangına özgü özel sorumluluk düzenlemesi nedeniyle, Gemi donatanının ve işleteninin yine sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, gemi donatanı veya işleteni olmayan müvekkili ...’nin ise bu hususlardan sorumlu tutulmasının ise evleviyetle mümkün olmadığını, zararın yangının sonucu olduğunun, yangın söndürme faaliyetleri için sıkılan su ve CO2 ile ıslanmadan kaynaklandığının survey raporlarından açıkça belli olduğunu ve bu durumun bir müşterek avarya olayı olduğunu, esasen yangın söndürme faaliyetlerinden dolayı yükün ıslanması ile zarar görmesi halinin bir müşterek avarya hali olduğunu, davacının, TTK 1278 (2) gereğince, dispeç yaptırma hakkı olmasına rağmen bunu yaptırmamış olduğunu, müşterek Avarya durumu oluşturan bir halin, yani kurtulan Gemi ve yüklerin, yangın söndürme ameliyesi neticesinde hasarlanan veya zayi olan diğer yüklerdeki zararları paylaşması gereken bir olayda, ne donatan ne de yük sahibi olan taşıyanın zararlardan tek başına sorumlu tutulması imkanı da bulunmadığını, davanın bu yönden de dayanaksız olduğunu, taşıyanın, kar kaybı ve ek masraflardan sorumluluğu bulunmadığını, bu konuda taşıyan lehine sorumluluk sınırlaması mevcut olduğunu, mal bedelinin ise zaten davacının sigortacısı tarafından davacıya ödenmiş olduğunu, davanın bu yönden de tamamen dayanaksız olduğunu, davacının, huzurdaki bu davayı belirsiz alacak davası olarak açmış olduğunu, bu durumun davacı açısından hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, reddi gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretini karşı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında deniz taşımacılığından kaynaklı zararların tazmini istemine ilişkin alacak davasıdır.
Tarafların dosyaya yansıyan beyanları uyarınca zararın deniz taşıması sırasında, geminin ambarın ve denizde meydana geldiği hususu sabittir. Deniz yolu ile yapılan eşya taşımasında taşıyıcının sorumluluğu TTK nın deniz hukukuna ilişkin madde 931 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için TTK nın deniz hukukuna ilişkin hükümlerinin tartışılması ve uygulanması gerekmektedir. Hal böyle olunca davaya bakmaya mahkememiz değil HSK tarafından deniz hukukundan doğan davalara bakmak üzere görevlendirilen İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesi görevli ve yetkilidir. HSK Birinci Dairesinin 10.07.2012 tarihli ve 1888 sayılı kararı ile daha sonrasında alınan 08.09.2014 tarihli ve 1945 sayılı kararlarıyla, asliye ticaret mahkemelerinin Türk Ticaret Kanunu’ndan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendirilmesine karar verilmiştir. Yine HSK'nin 06/10/2021 tarih ve 730 Karar nolu kararı ile Türk Ticaret Kanunu’ndan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere görevlendirilen İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı çevresi İstanbul illinin mülki sınırları olarak belirlenmemiştir. Yapılan bu açıklamalar uyarınca uyuşmazlık hakkında Mahkememiz görevsiz olduğundan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nın 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine,
2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 10/10/2023
Katip .... Hakim ....
e-imzalıdır. e-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.