mahkeme 2023/208 E. 2025/908 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/208
2025/908
7 Ekim 2025
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/208 Esas
KARAR NO : 2025/908
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 04/03/2023
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in, 18.04.2022 tarihinde Küçükçekmece ... mahallesinde yaya olarak karşıdan karşıya geçerken davalı şirket nezdinde sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpması nedeniyle yaralanmış olduğunu, kazaya ve yaralanmaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın sürücü ...'in sevk ve idaresinde olduğunu, kaza tespit tutanağı incelendiğinde sürücünün 1,51 promil düzeyinde yüksek alkollü olduğunun görüldüğünü, bahse konu trafik kazası sonucunda müvekkilinin hastaneye kaldırılmış kafa tasında kırıklar meydana gelmiş ve 8 gün yoğun bakımda kalmış olduğunu, müvekkilinin 19 yaşında bir genç olup henüz gelişim çağında iken bedeninin hasar görmüş olduğunu, gerek sürücünün yüksek alkollü gerekse kazanın yolun en sol şeridinde meydana gelmiş olmasının müvekkilin şeridi kontrol ettikten sonra yola girdiğini ama otomobilin yüksek hızda olması nedeniyle karşıya geçişi tamamlanmadan aniden çarptığını göstermekte olduğunu, kaldı ki burada alınan ifadelerin müvekkilinin bilinci yerinde değilken yani travma nedeniyle şok halinde iken alınmış olduğunu, bu doğrultuda bu dosyada hem keşif yapılması gerektiğini, hem de bilirkişi incelemesi ile kusur durumunun tekrar belirlenmesi gerektiğini, kaza sonrasında olayla ilgili soruşturma başlatılmış, başlatılan soruşturmada; müvekkilininin bilinci yerinde değilken alınan ifade ve kazadan bir gün sonra şüpheli alkolün etkisinden çıktıktan sonra alınan ifade doğrultusunda bilirkişi raporu alınmaksızın KYOK kararı verilmiş olduğunu, taraflarınca yapılan itiraz üzerine KYOK kararı kaldırılmış ve yeniden yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde iddianame düzenlenmiş ve olup halihazırda Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam etmekte olduğunu, müvekkilinni kaza sonrasında aylarca evde durmuş, çalışamamış ve hala bu sürecin zorluğu nedeniyle hala çalışamadığını, zira hasarın beyinden alınmış, riskli işlere giremediğini, çoğu zaman da işe alınamadığını, müvekkilinin geçirdiği kaza sonucu ilaç, gidiş-geliş ve benzeri tedavi giderleri yapmak durumunda kalmış, ayrıca ailesi tarafından aylarca bakıma muhtaç hale gelmiş olduğunu, bu nedenlerle zarara uğramış olduğunu, bu kapsamda tedavi ve bakım gideri talep etme zorunluluğu doğmuş olduğunu, burada devam eden tedavi süreci nedeniyle delil sunma haklarını saklı tutuyor olduklarını, müvekkilinin henüz 19 yaşında bir genç olup, davalı ...'in sebebiyet verdiği kaza sonucu hayatını geriye kalan kısmını engelli bir birey olarak devam ettirecek olduğunu, bu nedenle müvekkilinin uğradığı manevi zararları bir nebze olsun telafi etmek üzere dvalı sürücüden manevi tazminat talebinde bulunma zorunluluğu doğmuş olduğunu, son olarak müvekkili henüz 19 yaşında bir genç olup gerek deneyimsizliği gerekse geçirdiği travma sonucu çalışmayan ailesinin bakımına muhtaç bir kişi olduğunu, bu nedenle bir gelir kaynağı bulunmadığını, bu hususun gerek ekte sunulan fakirlik kağıdından gerekse SİR incelemesinden ve sgk, araç, ve tapu sorgularından anlaşılacak olduğunu, bu nedenle adli yardım müessesine başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, taraflarınca söz konusu tazminatların ödenmesine ilişkin olarak her ne kadar davalı ... şirketine gerek normal başvuru gerekse TTK kapsamında zorunlu arabuculuk başvurusunda bulunulduysa da başvurularından davalı ... şirketinin sorumluluk kabul etmemesi nedeniyle sonuç alınamamış olduğunu beyanla; adli yardım taleplerinin kabulüne, davanın kabulü ile, HMK m. 107 gereği belirsiz alacak davası olmak üzere; 100,00 TL sürekli iş göremezlik (iş gücü kaybı) tazminatının, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, tedavi ve bakım giderleri için kısmi dava olmak üzere; 50,00 TL tedavi ve bakım gideri tazminatının, kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'den tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davayı kabul mahiyetinde olmamak kaydıyla, müvekkili şirketin yerleşim yeri itibariyle huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, davanın sigorta şirketinin adresinden hareketle İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açılması gerektiğini, hal böyleyken; yetkisiz mahkemede açılan işbu davada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Mahkemelerine gönderilmesini talep ediyor olduklarını, dava şartı noksanlığı sebebiyle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, tüm itirazları saklı kalmak kaydıyla; dosyaya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği’ne uygun düzenlenmiş, uygun rapor düzenlemeye yetkili bir hastaneden alınmış bir rapor sunulmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, bahsi geçen raporun sunulması dava şartı olup Trafik Sigortası Genel Şartlarında sigorta şirketine başvuru esnasında sunulması gereken evrakın açıkça belirtilmiş ve 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı yasa ile değişen KTK md. 90 ile genel şartların uygulanmasının yasal zorunluluk haline gelmiş olduğunu, başvuran tarafından sunulan maluliyet raporunun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun düzenlenmemiş olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmamış ve müvekkili şirketin temerrüde düşürülmemiş olduğunu, bahse konu raporun hükme esas alınmasının ilgili yönetmeliğe aykırılık teşkil edecek olduğunu, ayrıca bu hususun yargılama aşamasında giderilecek bir eksiklik de olmadığını, başvuran tarafın usulüne uygun Engelli Sağlık Kurulu Raporu temin etmeden işbu davayı açmış bulunduğunu, bu sebeple başvurunun usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça .... Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunda her iki davacının da maluliyetinin olmadığının görülmekte olduğunu, görüldüğü üzere davacı tarafça dosyaya maluliyetin olduğunu ispat eder herhangi bir rapor sunulmamış olduğunu, davacının kaza ile illiyetli maluliyet tespiti için, kaza sonrasından en erken 12 ay sonra yapılacak, ortopedik muayene bulguları gerektiğini, buna rağmen dosyaya sunulan tedavi evraklarından da görüleceği üzere başvuranın kaza tarihinden sonra hiçbir tedavi evrakı bulunmadığını, yasa ve Yargıtay Kararları uyarınca da, “Engel Oranı” hususunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemelere bildirmekle görevli olarak kılınmış olan en yetkili kurumun, “Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulu” olup Adli Tıp Kurumu .... İhtisas dışında alınan raporlara itibar edilmemesi gerektiğini, yapılan medikal incelemede belirtilen engel oranının olması gerekenden yüksek olduğu, kaza ile illiyet bağı olabilecek oranın daha düşük olduğunun belirtilmiş olduğunu, Yargıtay kararları ve yasalar gereğince Engel Oranı hususunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemelere bildirmekle görevli olarak kılınmış olan en yetkili kurumun Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu olduğunu, bu sebeple öncelikle başvurunun usulden reddine, taleplerinin kabul görmemesi halinde davacıların kalıcı maluliyetinin (diğer itirazları saklı kalmak kaydıyla) Adli Tıp ... İhtisas Kurulu tarafından incelenmesini veya yetkili bir hastaneden yönetmeliğe uygun olarak rapor aldırılmasını talep ediyor olduklarını, kusuru ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, öncelikle sigortalı araç sürücüsünün kusurun tespiti gerektiğini, zira müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün işbu dava konusu kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmadığını, kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün tüm dikkat, tedbir ve gayretine rağmen kazanın gerçekleşmiş olduğunu, kazaya ilişkin tanzim edilen kaza tespit tutanağında atfedilen kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını, kusur durumunun netleştirilmesi, denetimi elverişli hüküm kurmaya yetkin bir rapor elde edilebilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ediyor olduklarını, nitekim Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin E. ... K. ... 23.1.2019 tarihli kararında "trafik kazasında kusur oranı belirleme yetkisi münhasıran trafik ihtisas dairesine ait olup tek kişilik trafik polisi - bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm verilemez." diyerek bu hususun işaret edilmiş olduğunu, kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat taleplerinin şahıs başına sınırlı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafından ve tedavi giderinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, 6111 sayılı kanun gereği, yasanın yayımlandığı tarihten önce ve sonraki tüm trafik kazaları nedeni ile sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak olduğunu, kaldı ki; bu hususun genel şartlar nezdinde açıkça düzenlenmiş olup sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu’na yüklenmiş olduğundan SGK nezdinde bir geçici iş göremezlik ödemesi alınıp alınmadığı hususunun sorgulanmasını talep ediyor olduklarını, kaldı ki dosyada davacının bakıcı tuttuğunu gösterir hiçbir belge bulunmadığını, zararı ispat etme yükümlülüğü başvurucuya ait olduğundan yeterli delil ile başvuru yapılmaması sebebiyle işbu taleplerin reddi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, zira bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, bu nedenle bilirkişi tarafından hesaplanacak geçici iş göremezlik tazminatına itiraz ediyor olduklarını, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan prim aktarımı neticesinde müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun sona ermiş olduğunu, dolayısıyla başvuru sahibinin bu husustaki talebinin reddi gerektiğini, geçici bakıcı giderinin sorumluluk kapsamında olmadığını, yine de hesaplama yapılacaksa net asgari ücretin esas alınması gerektiğini, davayı, kusuru ve yönetmeliğe uygun olmayan raporu kabul anlamına gelmemek kaydıyla; bakıcı giderinin talep edilebilmesi için başvuru sahibinin bakımının sağlanması için ücretli bir bakıcı tutulduğu ve çalıştırıldığına dair herhangi bir delil bulunmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları Ek- 3/6, “Asgari net ücret dikkate alınarak bakıcı gideri hesaplanır. Bakıcı tutulduğunun belgelendirilmesi durumunda asgari brüt ücret hesaplamalarda dikkate alınır.” hükmünü içerdiğini, davalı tarafça bu yönde herhangi bir belge sunulmaması sebebiyle bakıcı gideri hesaplamasında net asgari ücretin esas alınması gerektiğini, sorumluluğu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise söz konusu hesaplamanın %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları gereği hesaplanacak tazminat yönteminde, %1,8 Teknik Faiz Yönteminin kullanılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirket kendisine sunulması zorunlu tüm evraklarla birlikte başvuru tarihi itibariyle 8 günlük sürenin sonunda temerrüde düşmüş olacağından faiz sorumluluğunun da bu tarihten itibaren başlamış olacağını, ancak müvekkili şirkete usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmamış olduğundan ve müvekkili şirket maluliyet oranı belirleyemediğinden tazminat hesabı yapılamamış bu doğrultuda da başvurunun tamamlanmamış olup şirket bakımından temerrüt de gerçekleşmemiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her ne kadar usulüne uygun başvuru olmaması sebebi ile davanın usulden reddi gerekmekte ise de mahkeme tarafından yargılama aşamasında maluliyet raporu talep edilirse temerrüt tarihinin bu raporun dosyaya sunulması akabinde başlaması gerektiğini, zira NET ve USULE UYGUN bir şekilde ancak o zaman maluliyet belirlenebileceğinden, müvekkili şirketin de ancak bu takdirde tazminat değerlendirmesi yapabilecek olduğunu, ayrıca trafik kazası sonucu hak edildiği iddia edilen tazminatın ticari bir işten kaynaklı olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiğini, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, aracı sevk ve idare eden ve huzurdaki başvuruya da konu zarara sebebiyet veren sürücünün veya araç işleteninin ibra edilmiş olmasının; borçtan müşterek ve müteselsil sorumlu müvekkili şirketi aynı şekilde etkileyeceğini, ceza yargılamasının da tarafı olan başvuranın ifade tutanakları ve uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerektiğini, bu doğrultuda mahkememizin bu hususu tetkiki ile ilgili şartların tespiti halinde davanın reddini talep ediyor olduklarını, davacının, daha önce sigorta tahkim komisyonuna 2022.E... sayılı başvuruda bulunmuş olup işbu başvuruda kararın kesinleşmiş olduğunu, HMK dava şartı maddesine göre işbu davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi gerektiğini, tedavi gideri masraflarının SUT kapsamında kalıp kalmadığının tespiti gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu tedavi gideri kalemlerinin 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve "Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği" hükümleriyle düzenlenmiş olan Sağlık Uygulama Tebliği kapsamında SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığının tespiti gerektiğini beyanla; aleyhteki tüm hususları reddetmek suretiyle, fazlaya ve başkaya ilişkin hakları, ihbar, dava, talep ve şikayet haklarını saklı tutarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddine, dava şartı arabuluculuk başvurusu yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, dava konusu kaza iş kazası olduğundan müvekkili sigorta şirletinin sorumluluğu doğmadığını, bu nedenle davanın reddine, ret taleplerinin kabul görmemesi halinde dosyada kusur oranlarının tespiti için dosyanın ATK'ya tevdiine, davacının dava tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine uygun maluliyet oranının tespitine, hesaplama yapılacaksa TRH 2010 - %1,8 Teknik Faize göre hesaplama yapılmasına, davacının SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği ve PSD geliri alıp almadığının müzekkere marifetiyle tespit edilmesine, müterafik kusur araştırması yapılmasına, ceza dosyası kapsamında uzlaşma bulunup bulunmadığına yönelik gerekli tespitlerin yapılmasına, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde müvekkiline ait kazaya karışan ... plakalı aracın trafik sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ne 04.07.2022 tarihinde ... Poliçe No'lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kapsamında kendilerine bedeni hasar ve iş görmezlik tazminatı adı altında ödeme yapmaları için başvuruda bulunduğunu ve başvurularının ... Sigorta tarafından gerekli evraklarla başvurulmadığından dolayı reddedildiğini belirtmiş olduğunu, davacı tarafın taleplerinin sigorta şirketi, tarafından reddedilmesi üzerine maddi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin talep haklarını saklı tutmadan 100 TL’lik bedeni hasar ve iş görememezlik tazminatı için Sigorta Tahkim Kuruluna 09.08.2022 tarihinde dava açmış, açılan dava sonrasında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin, 24.01.2023 tarih, ... E., ... K. sayılı kararı ile davacının sigorta şirketine başvuruda bulunması gereken evraklarını tamamlamadan başvuruda bulunduğunu bu nedenle davacının eksiksiz ve tam bir başvurusunun bulunduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davacının davasının kesin olarak reddine karar vermiş olduğunu, davacının mahkememizde açmış olduğu sürekli ve geçici işgücü kaybı ve tedavi bakım masraflarına ilişkin maddi tazminat taleplerine ilişkin davası sigorta tahkim komisyonu uyuşmazlık hakem heyetinin 24.01.2023 tarihli ... e., ... k. sayılı kararı ile kesin hüküm teşkil eden mahkeme ilamı niteliğine haiz belge ile reddedilmiş olduğundan dolayı davacının taraflarını davalı göstererek açmış olduğu davada maddi tazminat taleplerinin kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, bilindiği üzere ölümlü ve yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkemenin kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olup (HMK md.2/1) davacının trafik kazası sonrasında araç şoförü olan taraflarına açmış olduğu maddi ve manevi tazminat taleplerini içeren davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının müvekkili araç sürücüsü ile birlikte müvekkiline ait ... plakalı aracın Trafik Sigortacısı ... Sigorta A.Ş'ye Ticaret Mahkemesinde dava açması ve bu davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için, davacı tarafça usulü dairesinde dava şartları yerine getirilerek sigorta şirketine başvuru yapılması ve yapılmış başvurunun kısmen yada tamamen reddedilmesi gerektiği gibi, davacının tazminat taleplerinin daha önce başka mahkemede veya Tahkim yargılamasında ileri sürülmemiş ve kesin hükümle karara bağlanmamış olması gerektiğini, davacı tarafın açmış olduğu davasından önce müvekkiline ait kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı ... Sigortaya A.Ş.'ye yazılı başvuruda bulunmuş ancak talebi usulünce başvuruda bulunmadığından dolayı reddedilmiş olduğunu, davacının reddedilen talebi sonrasında sigorta tahkim komisyonu uyuşmazlık hakem heyetine yapmış olduğu başvurunun 24.01.2023 tarihinde hakem heyetinin ... e., ... k. sayılı kesin kararı ile reddedilmiş olduğunu, davacı mahkememize açmış olduğu tazminat taleplerini içeren davasını müvekkili ile birlikte davalı ... şirketini de hasım göstererek açmış ise de Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin maddi tazminat taleplerinin reddine dair verdiği kesin hüküm nedeni davacının maddi tazminat taleplerinin de her iki davalı açısından davanın esasına girilmeden Kesin Hüküm nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davacının sigorta şirketine karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının usulden kesin hüküm nedeni ile reddedilmesi gerektiğinden davacının maddi tazminat talepleri dışındaki manevi tazminata ilişkin talebinin sigorta sözleşmesine dayalı ticari bir işten kaynaklanmadığı açık olmakla davanın Ticaret Mahkemesinde görülme nedeni ortadan kalkdığından dolayı açılan davada Ticaret Mahkemesinin görevine itiraz ediyor dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep ediyor olduklarını, meydana gelen kazada davalı müvekkili araç sürücüsünün hiçbir kusuru olmadığından dolayı açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddi gerektiğini, müvekkili ....'in 18.04.2022 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla 45-50 km arasında hız sınırları içerisinde Küçükçekmece ... Mahallesinde Halkalı gümrük yolu ilerisinde 3 şeritli yolun sol şeridinde seyir halinde saat 20:30 civarlarında iken gece karanlığında yetersiz aydınlatmanın olduğu yolun sol şeridinde yaya olarak hareket halinde seyreden koyu renk elbise giyen davacı ...'e çarpması şeklinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, müvekkili hakkında davacının şikayetçi olmaması nedeni ile meydana gelen kazayla ilgili olarak öncelikle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyasından KYOK kararı verilmiş, sonrasında ŞİKAYETÇİ OLMAYAN ... vekili tarafından müvekkilinin alkollü olduğu gerekçesi ile KYOK kararına itiraz edilmesi ile Küçükçekmece .... Sulh Ceza Mahkemesi'nin
... D.iş sayılı dosyasından müvekkilinin alkollü olduğu gerekçesi ile Savcılıkça verilen KYOK kararının soruşturmanın genişletilmesi amacı ile kaldırmış olduğunu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca kazanın oluşuna ilişkin alınan 21.11.2022 tarihli raporda yaya ...'in" Trafik Kanunun 68. Maddesinde yer alan ancak, yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler." maddesine aykırı davrandığından dolayı Asli Kusurlu olduğuna, müvekkili araç sürücüsü ...'in de Trafik Kanunun 52. Maddesinde yer bulan Hızını gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak kusurunu işlediği gerekçesi ile tali kusurlu olduğu belirtilmiş müvekkilinin kaza anında alkollü olmasının kazanın oluşuna etken olmadığını belirterek, kusur değerlendirmesinde müvekkilinin alkollü oluşunun değerlendirmemiş olduğunu, her ne kadar soruşturma kapsamında alınan Bilirkişi raporunda müvekkili araç sürücüsünün de Trafik Kanunun 52. Maddesinde yer bulan Hızını gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak kusurunu işlediği gerekçesi ile tali kusurlu verilmiş ise de bilirkişi raporunda kabul edildiğinin aksine müvekkilinin kazanın olduğu yol normalde 3 şeritli olmasına rağmen kazanın olduğu yerin 50 metre ilerisinde yolun sağ tarafındaki köprü bağlantısı nedeni ek bir şerit daha fazlalaşması nedeni ile 4 şeritli olan yolda aracının hızını 45-50 kilometre arası yol ve hava koşullarına göre mevcut hız sınırları içerisinde sevk ve idare ettiği sırada, aniden yolun sağ tarafından hızlı bir şekilde en sol şeride önüne fırlayan yayayı son anda görmüş ve hemen fren tedbirine başvurmuş ve yayaya çarpmamak için aracını yolun sol kısmına kaçırmış buna rağmen yayaya vurmaktan arabasını kaçıramamış ve yolun sol tarafına vurarak durduğu dikkate alındığında müvekkilinin Trafik Kanunun 52. Maddesinde yer bulan sevk ve idaresinde olan aracının hızını gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak şeklinde ifade edilen kusuru işlemediğinin açık olduğunu, ayrıca davacı yolcunun kaza noktasında yolun dört şerit, yolun 50 metre gerisininde yolun üç şerit, yine yolun 50 metre ilerisinde ise yolun tek şeride düştüğü dikkate alındığında kaza anında davacının yolun en geniş kısmını seçtiği bu tercihin normal bir insanın yapmasının mümkün olmadığı açık bu yayanın bu tercihi nedeni ile alkollü olup olmadığının kaza sonrası tedavisinin olduğu hastaneden tetkik ve tahlil için alınan kanlarından davacı yayanın kaza anında alkol veya uyuşturucu etkisi altında olup olmadığının tespitinin yapılması gerektiğinin açık olduğunu, kazanın oluşu dikkate alındığında 4 şeritli yolda 45 kilometre hızla hız sınırları içerisinde seyir halinde olan müvekkilinin, sol şeritte aniden önüne fırlayan yayaya çarpmamak için frene basmak ve aracının yayanın geldiği tarafın aksine sevk etmekten başka yapabileceği bir manevra alabileceği bir tedbir yada önlem bulunmamakta olup, müvekkilinin alınacak bütün tedbirleri aldığı gerekli bütün manevraları yaptığı buna rağmen kazaya engel olamadığı meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı kazanın davacının tam ve ağır kusuru neticesinde meydana geldiğinin açık olduğunu, her ne kadar Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile devam eden ceza davası açılmış ise de, devam eden davada itirazları doğrultusunda yapılacak keşif sonrası alınacak bilirkişi raporu sonrasında müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığı hususu anlaşılacak ve müvekkilinin beraatine karar verilecek olduğunu, tazminat davalarında kusur belirlemede ana ölçü “nedensellik bağı” olup meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun azlığı ortada olup ceza dosyasında müvekkiline atfedilebilecek eylemin zarar oluşmasına etki derecesinin azlığı müvekkiline isnat edilen kusurun davacının yaralanmasındaki ağırlıkla meydana gelen yaralanma ve yaralanmanın ağırlığı ile ilgili nedensellik bağı olmadığı açık olup davacıda meydana gelen zarar ile müvekkiline atfedilebilecek kusur arasında nedensellik bağı yönünden yapılacak bir değerlendirmede, davacının yaralanmasından bütün kusurların sahibinin davacı yayada olduğunun anlaşılacak ve müvekkiline ceza mahkemesinde kusur verilse de hukuk mahkemesinde kusur verilemeyecek olduğunu, bu nedenle ceza dosyasından ne karar verilirse verilsin hukuk hakiminin TBK.74 (BK.53) uyarınca zararı ve kapsamını araştırırken ceza davasında alınan kusur raporunun yanında eylemin, zararın doğumuna ve büyüklüğüne etkilerini temel alarak davacı yayanın da kusurunu göz önünde bulundurarak yeniden bir kusur incelemesi yaptıracak ve kusur oranlarını yeniden belirleyecek olduğunu, bu nedenler ile davacı yayanın yaralanmasında zarara gerçekte neyin ve hangi eylemin yol açtığının gereği gibi saptanması, neden-sonuç ilişkisinin yeterince irdelenmesi amacıyla “konunun uzmanı” bir hukukçu ile birlikte trafik uzmanları bilirkişi kurulu oluşturulması hem trafik kurallarına aykırı davranışlar (tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sanatta acemilik, yasa, yönetmelik ve yönergelere uymazlık) incelenecek ve hem de bu davranışların zararın doğumunda ne derece etken oldukları araştırılıp nedensellik bağı kurularak Ceza Mahkemesi kararı sonrasında Hukuk Mahkemesinde de bilirkişiden rapor alınmasının zorunluluk teşkil ettiğini, davaya konu edilen kaza ile ilgili olarak öncelikli olarak Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının sonucu beklenmeli sonrasında araç sürücüsü müvekkili ile yayanın kusurlarının belirlenmesi amacıyla kusur incelemesi yaptırılması gerekli olup alınacak bilirkişi raporu ile müvekkilinin meydana gelen kazada davacının müvekkiline isnat ettiği haksız eylemden dolayı kusursuz olduğu davacının uğradığını iddia ettikleri maddi ve manevi zararı müvekkili araç sürücüsünden kusursuz olması nedeni ile isteyemeyeceği anlaşılacağından dolayı mahkememizde görülen maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacının cismani zarar nedeni ile maddi tazminat taleplerinin reddini talep ediyor olduklarını, öncelikli olarak davacının mahrkememize açmış olduğu sürekli ve geçici işgücü kaybı ve tedavi bakım masraflarına ilişkin maddi tazminat taleplerine ilişkin davası Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 24.01.2023 tarihli ... e., ... k. sayılı kesin hüküm teşkil eden mahkeme ilamı niteliğine haiz dava sonrası reddedilmiş olduğundan dolayı davacının maddi tazminat taleplerinin kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, davacı tarafça davacıda organ zayıflaması olduğu iddia edilerek davacının ileriye yönelik olarak çalışma gücünün azalmasından doğan maddi zararları bulunduğunun iddia edilmiş, ancak somut olayda davacının sürekli kısmi iş göremez olduğuna dair bir rapor olmadığı gibi rahatsızlığının ömür boyu davacıya acı vererek devam edeceğine kaza sonrasında ciddi anlamda yaralandığını ameliyat geçirdiğine beyninden tedavisi mümkün olmayacak şekilde hasar aldığına, bu kaza nedeni ile aldığı hasar sebebi ile çalışamayacağına, sürekli yada geçici süre için iş gücü kaybı yaşadığına dair dosya kapsamında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre uzman hekimlerce Adli Tıp Kurumu tarafından ya da herhangi bir Adli Tıp Heyet Raporu tarafından verilmiş bir rapor olmadığından dolayı davacının iddia ettiği yönüyle çalışma gücünün kaybı konusunda dosya kapsamında müvekkiline kusur izafe edilmesi halinde, davacının Adli Tıp Kurumuna sevki ile Adli Tıp ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde kaza sonrasında aylarca evde durduğunu çalışmadığı, beyninden hasar aldığı, hala çalışamadığını ilaç ve gidiş geliş için masraflar yaptığı iddia edilmiş yine dosya kapsamında bu zararlara ilişkin bir fatura makbuz yada benzeri bir delil dosyaya sunulmadığından dolayı davacının bu ispatlanmamış taleplerinin de reddedilmesi gerektiğini, Meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığından dolayı kazada asli ve tam kusurlu olan davacı yayanın tamamıyla kendi kusuru nedeni ile yaralanmış olduğu açık olup davacının yapmış olduğu kesin kararla reddedilen tahkim başvurusu dikkate alınarak açmış olduğu maddi tazminat davasının da reddedilmesi gerektiğini, davacı dava dilekçesinde kaza nedeni ile duyduğu acı ve üzüntünün kaşılığı olarak 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de dosya kapsamında davacının tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkilinin kusuru olmadığı dikkate alındığında müvekkili davalının maddi tazminatın yanında manevi tazminattan da sorumlu olmadığı bu nedenle de davacının açmış olduğu davasının ret edilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, dosya kapsamında hiçbir malvarlığı olmayan asgari ücretle çalışabilecek durumda olan davacının kaza nedeni ile talep ettiği manevi tazminat miktarının, iddia ettiği manevi acı üzüntünün karşılığı zararların ötesine geçmekte, adeta hiçbir geliri ve malvarlığı olmayan davacı için bir kazanç elde edimi amacına dönüştüğünü, davacının manevi tazminat taleplerinin, yaşı, gelir durumu, kaza nedeni ile duyduğu acı ve üzüntü, kaza da yaralanmasına neden olan kendi kusurunun Yargıtay kararları ışığında da değerlendirilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarın belirlenmesinde objektif ölçüler çerçevesinde kalınması gerektiğini, davacının zenginleşmesine katkı sağlamamasına dikkat edilmesi gerektiğini davacının meydana gelen kaza sebebiyle acı ve ızdırap duyduğundan bahisle 40.000 TL manevi tazminat talep etmiş olup davacının sosyal ve ekonomik durumu, müvekkili davalının maddi ve ekonomik durumu dikkate alındığında talep edilen miktar fahiş olup müvekkilinin mahfına yol açacağı açık olup davacının manevi tazminat talebinin tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun olmadığından dolayı da reddedilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; fazlaya dair talep ve savunma hakları saklı kalmak kaydıyla ; Tahkim kesin hüküm itirazlarının kabulü ile davacının cismani zarar nedeni ile maddi tazminat talebinin reddine, görev itirazlarının kabulü dosyanın Görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesine, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, kazada müvekkilinin kusuru olmadığından dolayı davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine; yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının ne olduğu, dava konusu trafik kazası nedeni ile davacı tarafın geçici ve kalıcı maluliyetinin oluşup oluşmadığı, tedavi ve bakım gideri zararının bulunup bulunmadığı, varsa ne kadar olduğu, davacı tarafın manevi zararının bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
Dosyanın kazanın oluşumuna ilişkin belgeleri ve ceza dosyası ile birlikte ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek tarafların olay nedeniyle kusur durumlarının tespiti ile rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, ATK Trafik İhtisas Dairesi 12/10/2023 tarih ve .... sayılı raporda özetle; 18.04.2022 günü saat 20.00 sıralarında davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... Caddesini takiben .... istikametine doğru sol şerit üzerinde seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip, karşıdan karşıya geçmek isteyen davacı yaya ...'e çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olduğu, olay mahallinde yolun 3 şeritli 12 metre genişliğinde, tek yönlü-bölünmüş, zeminin asfalt-kuru, havanın bulutlu, vaktin gece, aydınlatmanın bulunduğu, mahalin meskûn olduğu, kaza tespit tutanağında; kaza yerindeki azami hız limitinin 50 km/h olduğu, ...'in 1,51 promil alkollü olduğu, çarpmanın sol şerit üzerinde gerçekleştiğirir belirtilmiş olduğu, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere düzenlenen 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...'in tali kusurlu olduğu, yaya ...'in asli kusurlu olduğu kanaatinin belirtilmiş olduğu, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, dosya içerisindeki mevcut beyanlar, dilekçeler, kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup olduğunu, dosyadaki mevcut verilere göre; davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde seyri sırasında yola gereken dikkatini verip, görüş alanını kontrolü altında bulundurarak müteyakkız bir şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, istikametine göre sağ tarafından kaplamaya girip, sol şeride kadar gelmiş olan davacı yayaya karşı zamanında etkin almadan çarptığı olayda tali derecede kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in olay mahallinde karşıdan karşıya geçişini; istikametine göre sol tarafından gelmekte olan davalı sürücü idaresindeki otomobilin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, ilk geçiş hakkını bu otomobile vermeden kendi can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde kontrolsüzce karşıdan karşıya geçmek istemesi neticesi meydana gelen olayda asli derecede kusurlu olduğu SONUÇ OLARAK: olayda; davalı sürücü ...’in % 20 ( yüzde yirmi ) oranında kusurlu, davacı yaya ...'in % 80 ( yüzde seksen ) oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.
Davacının ATK ....İhtisas Kuruluna sevki ile trafik kazası nedeniyle geçici ve kalıcı işgörmezlik halinin bulunup bulunmadığı, kalıcı işgörmezlik durumu mevcut ise oranı ve tıbbi iyileşme süresinin tespiti ile rapor tanziminin istenmesine karar verilmiş olup, ATK .... İhtisas Kurulu 22/01/2025-704 Karar ve ...A.T.Nolu raporda özetle; davacı hakkında düzenlenmiş olan adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde; .... Hastanesinin 18.04.2022 tarihli genel adli muayene raporunda, araç dışı trafik kazası, bilateral periorbital ekimoz, her iki el dorsumunda dermabrazyon mevcut, ROM lar açık, beyin cerrahi konsültasyonunda BT de frontal bölgeden başlayan sol orbitayı çaprazlayan multifraktür hatları mevcut, frontal bölgede kontüzyo serebri mevcut, interhemisferik bölgede hemorajik alanlar mevcut, spinal bölgede travmayla uyumlu patoloji görülmediği, acil girişim düşünülmediği, alt ekstremitede çap farkı yok, düşük ayak yok, fasial paralizi yok, tıbbi tedavi uygulandığı, mobilize olduğu, 26.04.2022 tarihinde taburcu edildiği, davacının 30.10.2024 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde, yolda ürürken araç çarpmış, 8 gün yoğun bakımda kalmış, ameliyat olmamış, Psikiyatri başvurusu olmamış, halen baş dönmesi, kafasında bazen ağrı şikayeti varmış, işitme şikayeti yok, solunum sistemi muayenesi normal, burun orta hatta, burun delikleri simetrik, orta hatta, sağa ve sol deviasyon saptanmadığı, sağ el sütünde 1. Parmağa 3 cm uzaklıkta 1x1 cm ciltten hafif kabarık, ciltten hafif koyu renkte nedbe görülüğü, Nöroloji muayenesinde başını tepesinde ağrı, baş dönmesi şikayeti varmış, kullandığı ilaç yok, 7. Sınıfa kadar okumuş, çalışmıyor, 6 ay askerlik yapmış, bilinç açık, koopere, oryante, kognitif fonksiyonları normal, kranial sinirler sağlam, kas güçleri tam, kas tonusu normal, DTR er normal, patolojik refleks yok, serebeller sitem muayenesi normal, denge ve yürüyüş normal, ayak parmak uçlarına ve topuklara basarak yürüyebildiği, trofik bozukluk yok, duyu kusuru yok, nöbet öyküsü, sfinkter kusuru yok, periferik sinir değerlendirmesi normal, nörolojik muayenede patoloji saptanamadığı, dosyada mevcut 1 adet CD nin Kurulumuzda yapılan radyolojik incelenmesinde, 18.04.2022 tarihli BT lerde bilateral frontal ön araka duvarlarda (solda çökme), bilateral orbitamedial duvarda etmoid kaideye uzanan, bilateral orbita posterior duvarlarda , sol orbita tavanı, sağ maksiller sinüs duvarlarında ve sağ frontal kemikte kırıkalr, sol frontalde parankimal kontüzyon, interhemisferik fissür anteriorda hemorajik dansite artşı görüldüğü, 26.07.2023 tarihli BBT de sol frontalde kortikosubkortikal hipodens fokal malazik lezyon görüldüğüne göre SONUÇ OLARAK: davacı ...’in 18.04.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında; fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla; tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
Dosyanın bilirkişi listesinden resen seçilecek bir aktüerya ve bir doktor bilirkişisine tevdii ile; davacının talep edebileceği maddi tazminat miktarının (kalıcı-geçici iş göremezlik- maluliyet, belgelendirilmiş ve belgelendirilmemiş tedavi giderleri) hesaplanmasının istenilmesine karar verilmiş olup, doktor bilirkişi ... ve Aktüerya bilirkişisi ... 29/05/2025 tarihli raporlarında özetle; ATK Trafik İhtisas Dairesinin .... tarihli raporunda olayın meydana gelmesinde;
... plakalı aracın davalı sürücüsü ...’in %20 oranında kusurlu olduğunun, davacı yaya ...’in %80 kusurlu olduğu belirtilmekte olduğunu, ATK ... İhtisas Kurulunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik
uyarınca düzenlenen 24.01.2025 tarihli raporunda,
davacının tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır) olduğunun, tıbbi iyileşme (%100 iş göremez sayılan süre) sürenin (9) ay olduğunun, davacının geçici ve sürekli bakıcı ihtiyacının olmadığının belirtilmekte olduğunu, 20.02.2003 doğumlu olan davacının18.04.2022 kaza tarihi itibariyle (19) yaşında olduğunu, Yargıtay’ ın
konuya ilişkin yerleşik içtihatlarına göre aktif çalışma devresi sınırı 60 yaş kabul edildiğinden, kaza tarihi itibarıyla (19) yaşında olan davacının aktif çalışma devresinde olduğunu, davacının kaza
tarihindeki yaptığı iş ve elde ettiği kazançlarına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığını, davacının kaza tarihindeki yaptığı iş ve elde ettiği kazançlarına ilişkin ücret bordrosu, SGK
Hizmet cetveli vs. belge olmadığından net asgari ücretlerin hesaba esas alınması gerekeceğini, davacının 18.04.2022 – 18.01.2023 arasında (9) aylık işlemiş aktif dönemdeki kazançları: 18.04.2022 01.07.2023, Net Asgari Ücret 4.253,40 TL X Süre 2,4 ay = Toplam Kazanç 10.208,16 TL, 01.07.2023 01.01.2023 Net Asgari Ücret 5.500,35 TL X Süre 6 ay = Toplam Kazanç 33.002,10 TL, 01.01.2023 18.01.2023 Net Asgari Ücret 8.506,80 TL X Süre 0,6 ay = Toplam Kazanç 5.104,08 TL
(9) aylık işlemiş aktif devredeki net kazanç kaybı Süre 9 Ay = Toplam Kazanç 48.314,34 TL
olduğunu,
davacının geçici iş göremezlik maddi zararının: Geçici iş göremezlik maddi zararı = 48.314,34 TL x 100,0% = 48.314,34 TL olduğunu, olayın meydana gelmesinde davacı %80 oranında kusurlu ve davalı %20 oranında kusurlu
olduğundan hesaplanan maddi zarar tutarının %20 kusura isabet eden kısmının davacı yararına
maddi tazminat olarak nazara alınacak olduğunu, SGK Bakırköy SGM’nin 10.03.2023 tarihli müzekkere cevabında davacıya geçici iş göremezlik
ödemesi yapılmadığının belirtilmekte olduğunu, davacının kalıcı sakatlığı da bulunmadığından davacıya
sürekli iş göremezlik geliri de bağlanması mümkün görülmediğini, buna göre rücuya tabi
ödemeler hususunda indirime yer olmadığı kanaatine varılmış olduğunu, davacıya davalılar tarafından maddi tazminat ödemesi yapıldığına dair belge olmadığından
ödeme tenziline yer bulunmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının;
= 48.314,34 TL x %20 kusur = 9.662,87 TL
olduğu kanaatine varılmış olduğunu, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli ZMSS poliçesi ile davalı ... tarafından
sigortalandığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, kaza tarihi itibarı ile Hazine
Müsteşarlığınca belirlenmiş olan ZMSS poliçe limiti sürekli sakatlık için 500.000,00 TL ve ayrıca
tedavi giderleri için 500.000,00 TL olduğunu, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararı 9.662,87 TL ve tedavi gideri maddi
zararı 2.000,00. TL olmak üzere tedavi gideri teminatı kapsamında değerlendirilen maddi
zararları toplamı 11.662,87 TL olup, 500.000,00 TL tutarındaki tedavi giderinin teminat limiti
dahilinde olduğunu, dava öncesinde gerekli belgelerle birlikte davalı ... şirketine hangi tarihte ihtar edildiği
görülmekle birlikte ihtarın tebliğ tarihine dair belge görülememiş olduğunu, bu durumda; STK’na
başvuru yapılan tarih olan 09.08.2022 tarihinin davalı ... yönünden temerrüt
başlangıcını teşkil edeceği kanaatine varılmış olduğunu, davalı sürücü ve işleten yönünden ise temerrüt
başlangıcının haksız fiilin başlangıcı olan 18.04.2022 kaza tarihi olduğunu, dava dilekçesinde yasal faiz nev’inden faiz talep edilmiş olması hasebiyle faiz nev’inin yasal faiz
olduğu kanaatine varılmış olduğunu SONUÇ OLARAK: nihai takdir ve karar mahkememize ait olmak üzere uyuşmazlık noktaları
yönünden;
ATK ... İhtisas Kurulunun raporunda davacının tüm vücut engellilik oranının %0 (sıfır)
olduğu belirtildiğinden sürekli iş göremezlik maddi zarar şartlarının oluşmadığı; hal böyle olunca davacı yönünden sürekli iş göremezlik maddi zarar hesabına yer olmadığını, davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 9.662,87 TL olduğunu, davacının talep edebileceği tedavi gideri maddi zararının 2.000,00 TL olduğunu, temerrüt başlangıcının davalı ... yönünden 09.08.2022 tarihi; davalı sürücü
ve işleten yönünden 18.04.2022 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili 05/07/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile;
geçici iş göremezlik talebi 100 TL olup 9.562,87-TL artırılarak 9.662,87-TL'ye çıkarılmış olduğunu, sürekli iş göremezlik talebi 100 TL olup bu talepte değişikliğe gidilmemiş olduğunu, tedavi ve bakım gideri talebi 50 TL olup 1950,00-TL artırılarak 2000-TL'ye çıkarılmış olduğunu, manevi tazminat talepleri 50.000 TL olup talepte değişiklik yapılmamış olduğunu, ancak paranın alım gücünü tamamen kaybetmiş olması ATK nın hakkaniyete aykırı değerlendirmesi nedeniyle mağduriyeti devam eden müvekkili için talep miktarlarının düşük hale gelmesi nedeniyle manevi tazminatların tam kabulünü talep ediyor olduklarını, davanın ADLİ YARDIMLI olması nedeniyle harç yatırılmamış olduğunu beyanla; (HMK m. 107 gereği belirsiz alacak davası olmak ve ek dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla;) davanın Maddi tazminat yönünden kabulü ile; 100 TL sürekli iş göremezlik (iş gücü kaybı) tazminatının kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, 9.662,87 TL geçici iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, 2000 tedavi ve bakım giderleri bedelinin kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, davanın manevi tazminat yönünden kabulü ile; 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (18.04.2022) tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...'den tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 Sayılı Türk Borçlar kanunun 49. Maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Buna göre bir kişi kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle (kasten, ihmal ederek, tedbirsiz davranarak) bir başkasını zarara uğratırsa zarar tazmini ile yükümlüdür. Zararın türü maddi ve manevi olabilir.
6098 Sayılı Yeni Türk Borçlar Kanununun 54. maddesi ise bedensel zararların kapsamını şu şekilde tayin etmiştir.
“Bedensel zararlar özellikle şunlardır:
1. Tedavi giderleri.
2. Kazanç kaybı.
3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.
4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar."
Yukarıdaki yasa maddelerinden de görüleceği üzere; trafik kazası sonucu şayet ölüm meydana gelmişse defin ve cenaze masrafları ile vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının talep edebileceği destek yoksun kalma tazminatı talep edilebilecek zarar kalemlerini oluşturur. Trafik kazası sonucu yaralanma halinde ise tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararlar, kalıcı bir maluliyet varsa, kalıcı maluliyetin getirdiği maddi gelir kaybı en önemli maddi tazminat kalemleridir. Ölümü halinde ise defin cenaze masrafları ve vefat eden mağdurun desteğinden yoksun kalan yakınlarının zarar talep edebilecek tazminat kalemleridir. Trafik kazasında mağdur olan kişinin kaza sırasında araç kullanıyor olması halinde aracında yada başka bir eşyasında kaza sebebi ile zarar meydana gelmişse bunlarda talep edebilecek tazminat kalemleri arasında sayılacaktır.
Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir.
18.04.2022 tarihinde davacının Küçükçekmece .... Mahallesinde yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği esnada davalı ... Sunter tarafından kullanılan ... plakalı aracın davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığı ve belirtilen trafik kazası nedeni ile alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi 12/10/2023 tarih ve ... sayılı raporu uyarınca davalı sürücü ...’in % 20 ( yüzde yirmi ) oranında kusurlu, davacı yaya ...'in % 80 ( yüzde seksen ) oranında kusurlu olduğu olduğu tespit edilmiş ve yapılan tespitler Mahkememizce dosya kapsamına uygun ve gerekçeli bulunmuştur.
Davacı yönünden düzenlen ATK .... İhtisas Kurulu 22/01/... Karar ve .... A.T.Nolu raporda; davacı ...’in 18.04.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında; fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, dolayısıyla; tüm vücut engellilik oranının % 0(yüzdesıfır) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir.
Davacılar hakkında düzenlenen ATK raporları ve kusura ilişkin yukarıda yapılan tespitler, SGK ödemeleri dikkate alınarak davacının talep edebileceği maddi tazminatlarının ( kalıcı-geçici iş göremezlik- maluliyet, belgelendirilmiş ve belgelendirilmemiş tedavi giderleri) hesabı yapılmış olup buna göre davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının bulunmadığı, geçici iş göremezlik maddi zararının 9.662,87 TL olduğu, talep edebileceği tedavi giderinin 2.000,00 TL olduğu, olduğu tespit edilmiştir.
Dosya arasında mevcut sigorta poliçesi uyarınca davalı ... şirketinin ... plaka sayılı aracın kaza tarihindeki ZMMS sigortacısı olduğu ve yine dosya arasında mevcut kaza tespit tutanağı kayıtları uyarınca aracın davalı ... Sunter'in de sevk ve idaresinde olduğu anlaşılmakla davalı davalı ... Sunter'in davacının maddi tazminat taleplerinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yapılan bu açıklamalar ve davacı vekilinin harçlandırılmış bedel artırım ve ıslah dilekçesi uyarınca, davalı ... Sunter'in olay tarihi itibari ile mütemerrit sayılmaları gerektiği, davalı ... yönünden ise
dava öncesinde gerekli belgelerle birlikte davalı ... şirketine hangi tarihte ihtar edildiği
görülmekle birlikte ihtarın tebliğ tarihine dair belge sunulmadığından STK’na
başvuru yapılan tarih olan 09.08.2022 tarihinin davalı ... yönünden temerrüt
başlangıcını teşkil edeceği kabul edilmiş ve bu tarih itibari ile davalı ... şirketinin mütemerrit sayılması gerektiği sonucuna varılarak maddi tazminat davası yönünden açılan davanın kabul kısmen reddi ile; sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin kabulü ile 2.000,00 TL tedavi gideri ve 9.662,87 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 11.662,87 TL maddi tazminatın maddi tazminatın davalılar ... yönünden kaza tarihi olan 18.04.2022 tarihinden, davalı ... yönünden STK'ya başvuru tarihi olan 09.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacıların manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56. maddesine göre bedensel bütünlüğün zedelenmesi durumunda zarara uğrayana hakim bir miktar manevi tazminat verir. Yine aynı Kanunun 58. maddesine göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.
Davaya konu manevi tazminat, 22.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da açıklandığı üzere, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarar uğrayanın manevi ısdırabını bir nebze dindiren, ruhsal tahribatını onaran bir araçtır. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK.'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacıların manevi tazminat talebi dava konusu trafik kazası nedeniyle uğramış olduğu bedeni zarara ve sonrasında gerçekleşen ıstıraba dayanmaktadır. Alınan raporlar ve mevcut belgeler ile de sabit olduğu üzere davalı araç sürücüsünün kusurlu davranışlarıyla dava konusu kazanın meydana geldiği sabittir. Buna göre davaya konu olayda davalı araç sürücüsünün haksız fiil hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir.
Mahkememizce manevi tazminatın belirlenmesinde davacıların maddi gücü, davalı tarafın maddi durumu, davacıların uğramış olduğu zararın niteliği ve davaya konu trafik kazasında kusur oranları göz önüne alınarak tazminat miktarının tespiti cihetine gidilmiştir. Bir tarafın zenginleştirilip diğer tarafın fakirleştirilmemesi gerektiği hususu nazara alınmış, bunun yanında manevi tazminatın caydırıcı ve cezalandırıcı boyutunun da olduğu göz önünde tutulmuş, bütün bunlar toplu halde biri diğerine üstün tutulmaksızın tüm ilkeler birlikte değerlendirilmek suretiyle manevi tazminatın hüküm kısmında belirtildiği şekilde takdir edilmesi uygun görülmüştür. Bu bağlamda davacı yanın manevi tazminat talepleri kısmen yerinde olduğundan kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
A)MADDİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN;
Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1-Sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Geçici iş göremezlik ve tedavi gideri taleplerinin KABULÜ İLE 2.000,00 TL tedavi gideri ve 9.662,87 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 11.662,87 TL maddi tazminatın davalılar ... yönünden kaza tarihi olan 18.04.2022 tarihinden, davalı ... yönünden STK'ya başvuru tarihi olan 09.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ile davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 796,69 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir KAYDINA,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 11.662,87-TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden davalılar yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
B)MANEVİ TAZMİNAT DAVASI YÖNÜNDEN;
Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
1- 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alınması gereken 2.049,30 TL harcın davalı ...'den alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bu davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 20.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
C)YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN;
1-Suç üstü ödeneğinden karşılanan ATK ve bilirkişi ücreti ile posta, tebligat masrafı 23.354,25-TL yargılama giderinden kabul oranı (%67,46) ret oranı (%32,54) dikkate alınarak hesaplanan 15.754,78-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 7.599,47 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ...'in tamamından davalı ...Ş.'nin 4.409,76 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
2-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı (%67,46) ret oranı (%32,54) dikkate alınarak hesaplanan 2.158,72-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 1.041,28-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, (davalı ...'in tamamından davalı ...Ş.'nin 604,23 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
3-Davacı tarafça sarf edilen 88,00 TL yargılama giderinden kabul oranı (%67,46) ret oranı (%32,54) dikkate alınarak hesaplanan 59,36 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, (davalı ...'in tamamından davalı ....'nin 16,61 TL ile sınırlı sorumluluklarına)
4-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.07/10/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.