Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1166
2024/1310
20 Aralık 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1166 Esas
KARAR NO : 2024/1310
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2023
KARAR TARİHİ : 20/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile müvekkilinin .... Ticaret Anonim Şirketi (Eski Ünvan: ... Kozmetik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi) ünvanlı firmada ortak iken 17.02.2020 tarihinde; müvekkilin şüphelide bulunan hisseleri satın alması ile şirketin tek sahibi ve yetkilisi olduğunu, ortaklığa konu firmanın üretmiş olduğu kozmetik ürünleri internet üzerinden pazarlama ve satışını yapan kurumsal bir firma olduğunu, müvekkil firmada müşterilerin rızası doğrultusunda ve aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmek sureti ile iletişim bilgileri tutulduğunu, bu bilgilere erişimin kısıtlı olduğu gibi firma ortağı ve yetkilisi vasfı ile ...'in bu bilgilere ulaşabildiği dönem olan ortaklıktan ayrılış öncesinde, bu bilgileri ele geçirdiğini, yeni kurmuş olduğu şirketten bu bilgiler pazarlama aracı olarak kullandığını, yeni kurmuş olduğu firma olan ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi hukuka aykırı olarak elde edilmiş bilgiler ile pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, ... ortaklıktan ayrılma sonrası eski ortağı olduğu şirketten hukuka aykırı olarak ele geçirmiş olduğu müşteri bilgileri ile haksız rekabet oluşturmak olduğunu ve müşterilere iletişim kayıtlarından anlaşılacağı üzere müvekkile ait firmanın kapatıldığını artık ürün satılmadığını, kendi firmalarının bu firmanın devamı olduğu yönünde iradeyi fesata uğratmak ve müşterileri yanıltmak sureti ile haksız ve hukuka aykırı müşteri edinme yolu izlendiği, müvekkile ait olan ve faaliyetlerine devam eden firmanın kapatıldığı yönünde beyanlar ile haksız rekabet oluşturduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1000 TL maddi tazminatı(Belirsiz Alacak)n haksız fiilin gerçekleştiği tarihten (savcılık şikayet tarihi) en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini, 200.000 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten (savcılık şikayet tarihi) en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafımıza verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında verilen HAGB kararının CMK m. 231/5 gereğince mahkemeyi bağlamayacağını, müvekkili aleyhine değerlendirilemeyeceğini, yetersiz inceleme ile tesis edilen ve dosya muhtevasıyla uyumlu olmayan Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı HAGB kararının işbu davada esas alınmaması gerektiğini, dosya delil durumuna göre değerlendirme yapılarak aksi yöndeki davacı iddialarının dikkate alınmamasını talep ettiğini, davalıya ait şahıs şirketinin "Radyo, TV, Posta Yoluyla veya İnternet Üzerinden Yapılan Perakende Ticaret" alanında iştigal etmek üzere 04.05.2016 tarihinde kurulduğunu, 2016 yılından beri yoğun çabalarıyla piyasada tanınır hale geldiğini, davacının doğrudan davalının tanınmışlığından yararlanılarak elde edilen şirket kazancından nemalandığını, davalıya ait ortaklık öncesi cirolar ile davacıya ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davacının herhangi bir şekilde kendi çabasıyla kazanç elde etmediğini, Davalının ortaklığın sona erdiği tarihten itibaren davacının davalıya ait portföye erişimini engelleme imkanı varken, iyi niyetle hareket ettiğini ve kullanımını engellemediğini, Davalıya ait şahıs şirketi üzerine kayıtlı ekte dökümü sunulan GSM numaralı hat üzerinde, perakende ticarete yönelik olarak pazarlama ve tanıtım faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, Sonrasında davalı, o dönem güvendiği bir arkadaşı ve çalışanı olan ...'nin davalının mevcut portföyünü büyütmek ve iş alanını geliştirerek daha fazla kazanç elde etmek vaadine inanmış ve .... ile iş yapmayı kabul ettiğini, Anlaşma uyarınca .... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi isimli, ... ve ...'in kurucu pay sahibi olduğu sermaye şirketi 27.03.2019 tarihinde tescil edilerek kurulduğunu, Şirket sonrasında 28.02.2020 tarihinde unvan değişikliği yaparak .... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ismini aldığını, ortaklığı kurulduğu tarihten itibaren, davalının tüm ekibi ve portföyü ile var gücü ile çalışmaya devam ettiğini ama ortağı vaatlerine rağmen şirkete artı bir değer sağlamadığı gibi satışların düşmesi için de elinden geleni yaptığını, şöyle ki ürünlerin ambalajlarını değiştirdiğini, personeller üzerinde baskı kurduğunu, ortaklıkların sona ermesi için agresif tavır sergilediğini, işin yürütümü ile ilgili herhangi bir destek sağlamadığını, 20 Aralık 2019 tarihinde davacı ve 8 personelinin aynı anda herhangi bir haklı sebep olmaksızın iş akdini feshettiğini, davalının faaliyetinin devamına engel olduğunu, nihayetinde davalı şirketteki payını devrederek resmiyetteki ortaklığı da sona erdirmek durumunda kaldığını, davalının iddia olunanın aksine davacının müşteri bilgilerini uhdesine geçirerek haksız kazanç elde etmediğini, davacıya dava dilekçesini somutlaştırmak üzere kesin süre verilmesini, verilen sürede dava dilekçesinin somutlaştırılmaması halinde davanın usulden reddini, haksız ve dayanaksız davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davalının kurucusu olduğu davacı şirkete ait hisselerin devri sonrasında davacı şirkete ait bilgilerin hukuka aykırı olarak davalı tarafça elde edildiği, yeni kurmuş olduğu şirkette bu bilgilerin kullanıldığı iddiası ile haksız rekabete dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-Mahkememizce Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, vergi dairesi kayıtları celp edilerek dosya arasına alınmış, tanıklar dinlenmiş taraf delilleri toplanmıştır.
-Mahkememizce davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi tazminat taleplerinin her bir dayanak talebi yönünden somutlaştırmadığı ve her bir talebi yönünden maddi tazminat dava değerlerini ayrı ayrı belirtmediği anlaşılmakla, davacı vekiline maddi tazminat taleplerini her bir talebi yönünden somutlaştırmak ve bu doğrultuda her bir talebi yönünden maddi tazminat dava değerini belirlemek ve ayrıştırmak üzere HMK 31 ve 119 maddeleri gereğince 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde HMK 119/2 maddesi gereğince maddi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına karar verilmiş, davacı tarafından sunulan beyan dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yargılamanın ileri aşamalarında arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak; öncelikle fiili zarar bakımından (marka değerinin düşmesi, davalı tarafın müvekkil şirkete karşı halihazırdaki asılsız iddialarının ve karalamaların gerçeği yansıtmadığını kanıtlamak için yapmış olduğu kampanyalar nedeniyle mal varlığının pasifinin artmasına yol açan tüm masraflar vb.) (belirsiz alacak) 400 TL, Davalı tarafın haksız rekabete yol açan haksız fiilleri nedeniyle müvekkil şirketin yoksun kaldığı kar yönünden (belirsiz alacak) 300 TL, Davalı tarafın haksız rekabete yol açan haksız fiilleri nedeniyle kazanmış olduğu kazancın müvekkil şirkete devri bakımından (belirsiz alacak) 300 TL, olmak üzere toplamda (belirsiz alacak davası)1000 TL maddi tazminat talepleri olduğunun bildirildiği görülmüştür.
-Dosyaya celp edilen Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; sanık ... aleyhine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na muhalefetten iddianame düzenlenerek davanın açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davalı sanık ...'in "Katılan ile sanığın olay tarihinden önce ortak çalışarak kozmetik ve kişisel ürünler alanında faaliyette bulundukları, daha sonra sanığın katılan ile çalıştığı şirketten ayrılarak kendi işi ve şirketini kurduğu, müşterilerine gönderdiği mesajda katılanın biolog leke kremi adını kullanarak aynı yönde licape kremi ile satışa devam ettiklerini belirten mesajlar gönderdiği, sanık savunmalarında; katılan ile ortaklığını bitirdiğini, kendi şirketini kurarak aynı alanda faaliyette bulunduğunu, satışa sunduğu .... marka kremi eski şirketten tanıdığı bütün müşterilere mesaj göndererek pazarlama faaliyetinde bulunduğunu, haksız rekabette bulunmadığını savunmuş ise de; sanığa ait licape kreminin internet sitesi çıktıları, müşterilerine gönderdiği mesajlarda kullandığı katılana ait görseller yanında kendi görsellerini eklediğine dair mesaj çıktıları nazara alınarak sanığın üzerine atılı suçu işlediği" gerekçesiyle suçu işlediği sabit olmakla Türk Ticaret Kanununun 62/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, verilen ceza hükmünün açıklanmasının 5 yıl süreyle geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın bu haliyle kesinleştiği görülmektedir.
-Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır.
-Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.
-Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).
-Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir.
-Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı TTK) hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 54. (6762 sayılı TTK’nin 56.) maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanun’un 55. (6762 sayılı TTK’nin 57.) maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350.).
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2. maddesinde; "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde ile hakime, çevreye, zamana ve günün ekonomik koşullarına uyan, uyarlanabilen geniş ve değişik bir kıstas verilmiştir. Kanunun amacı, ekonomik alanda doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, 55. maddede de sınırlayıcı olmamak kaydıyla dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar gösterilmiştir. Haksız rekabet hükümleri, sadece rakiplerin ekonomik çıkarlarını değil, rekabete dayalı ekonomik düzenin de korunmasını amaçlar.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâli olarak belirtilmiştir. Buna göre, kişinin bir başkasının mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması karıştırılmaya (iltibasa) yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Aynı Yasa’nın 55/1a-1 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de ‘‘Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,’’ olarak düzenlenmiştir. Ayrıca müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak da haksız rekabet olarak kabul edilmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 54/2. maddesinde ‘’Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş,
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
-Mahkememiz dosyası 1 mali müşavir ve 1 haksız rekabet alanında uzman hesap bilirkişi ile 1 kozmetik satışları hususunda sektör bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek; mevcut vergi dairesi ve ticari defter kayıtları nazara alınarak davacı şirket yönünden; davalının davacı şirket ile nezdinde çalıştığı ve şirketten ayrıldığı dönemler arasındaki kazanç farklarının hesaplanması, varsa bu dönemler arasındaki kazanç farklılıklarının piyasanın olağan şartları ve/veya ilgili dönemdeki pandemi koşulları nazara alındığında makul seviyede olup olmadığı, davalının davacı şirketten ayrılmasından sonra satışlarında bir düşüşün söz konusu olup olmadığı, varsa buna ilişkin düşüş / artış miktarının dökümünün yapılarak hesaplanması, yine vergi dairesi kayıtları nazara alınarak davalı asil yönünden; davalının davacı şirketten ayrılmasından sonra vergiye esas kazançlarının hangi işlerden kaynaklandığı ile gelir miktarının belirlenmesi ve bu doğrultuda rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 12/07/2024 tarihli raporda özetle; avacı tarafın 2019-2020-2021-2022-2023 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirketin ana sözleşmesinin 27.03.2019 tarihinde tescil edildiği, eski unvanlarının “ESAS .... SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ” ile “.... SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ” olduğu, yeni unvanının “...” olduğu, tek yetkilisinin ve ortağının ... olduğu, davalı ...’in davacı şirket nezdindeki yönetim kurulu üyeliğinin 19.02.2020 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğinin bildirildiği, bu durumda davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemin 2020 yılı mart ayı öncesi olarak, davacı şirketten ayrıldığı dönemin 2020 yılı mart ayı sonrası olarak esas alındığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı şirketin 2019 yılında kurulduğu tarihten 2023 yılı sonuna kadar toplam 31.352.073,45 TL satış yaptığının tespit edildiği, davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemde 3.323.201,40 TL tutarında satış yapıldığı, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldığı dönemden sonra ise 28.028.872,05 TL satış yapıldığı, iş bu satışlarda davalı tarafın ayrıldığı 2020 yılı şubat ayından sonra 2020 yılı içinde herhangi bir düşüşün olmadığı, artışın olduğu, 2021 ve 2022 yılında düşüşler görülse de 2023 yılında yüksek bir artışın olduğu, genel olarak bakıldığında satışlarda herhangi bir düşüşün olmadığı, artışın olduğu, dava dışı ... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’ nin ana sözleşmesinin 03.03.2020 tarihinde tescil edildiği, tek yetkilisinin ve ortağının ..... olduğu, dosya muhteviyatına sunulan davacı şirkete ait 04.03... tarihli ve .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde Davalı ...’in davacı şirket nezdindeki yönetim kurulu üyeliğinin 19.02.2020 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğinin bildirildiği, bu durumda davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemin 2020 yılı mart ayı öncesi olarak, davacı şirketten ayrıldığı dönemin 2020 yılı Mart ayı sonrası olarak esas alındığı, dosya muhteviyatına sunulan davalı asile ait 13.05.2024 tarihli Yenibosna Vergi Dairesi kayıtlarına göre, davalı tarafın 04.05.2016 tarihinde faaliyetine başladığını ve 31.12.2019 tarihi itibariyle işini terk ettiğinin bildirildiği, bu nedenle davalının davacı şirketten ayrılmasından sonra vergiye esas kazançlarının hangi işlerden kaynaklandığı ile gelir miktarının belirlenmesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılamadığı ancak 2018 yılındaki satışlarının 1.056.950,02 TL, 2019 yılı satışlarının 2.381.932,19 TL olduğu, ilaveten davalı tarafın davacı şirketin ve dava dışı .... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’ nin SGK kayıtlarında çalışan olarak gözükmediği, davalıya ait eylemin, davacı firmada ortaklıktan ayrıldıktan sonra aynı iş kolunda iş kurması ve yeni ürünlerini tanıtmak için sahip olduğu müşteri portföyünü kullanması, eski müşteri çevresine yeni bir oluşumun içerisinde yer aldığını bildirmesi, yeni ürünlerinin markasını tanıtmak amacıyla müşteri portföyüyle iletişime geçerek, kendisinin artık biolog leke kremi satışı yapmadığını, .... marka leke kremi ile yoluna devam ettiğini belirtmesi, şeklinde gerçekleştiği, davalıya ait bu eylem Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada değerlendirilmiş ve 03.03.2022 tarihli gerekçeli kararında “sanığa ait licape kreminin internet sitesi çıktıları, müşterilerine gönderdiği mesajlarda kullandığı katılana ait görseller yanında kendi görsellerini eklediğine dair mesaj çıktıları nazara alınarak sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla” denilerek davalının 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ancak cezaya ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, davalının eyleminin TTK haksız rekabet hükümlerinde sayılan hallerden TTK m. 54/2 uyarınca “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı” olması durumunda ihlal edileceği ve haksız rekabetin ortaya çıkacağına; davacı taraf aleyhine müşteri çevresinin azaltılarak kazanç kaybı tehlikesi oluşturduğundan dürüstlük kuralına aykırı davranışla ve TTK m. 55(1)/b,1 ve m. 55(1)/c,1 hükümleri kapsamında değerlendirilerek haksız rekabet teşkil edeceği görüş ve kanaatini bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişi heyetine tevdi edilerek tarafların hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilmesi ve yine davacı tarafın itiraz dilekçesinde yer alan "...." markası yönünden ayrıca inceleme ve hesaplama yapılmasının ve bu bu doğrultuda ek rapor düzenlenmesi istenmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 31/10/2024 tarihli ek raporda özetle; Mahkemenin talebi ile kök raporda yapılan hesaplamaya ek olarak “.... Markası” yönünden ayrıcainceleme ve hesaplamanın yapıldığı, yapılan iş bu hesaplamanın 2019-2020-2021-2022-2023 yıllarını kapsadığı, davacı tarafın yıllar bazında ticari defterlerinde aşırı oranda kayıt ve buna bağlı olarak satış faturasının yer aldığı, bu nedenle marka bazlı ayrıştırmanın çok zor olduğu, buna rağmen çalışmanın geniş ölçekli ama indirgenmiş şekilde yapılabildiği, davacı tarafın sisteminden çekilen bilgi, veri ve kayıtların esas alındığı, fatura detay ve açıklamalarıyla ilgili örnekleme yapmak için her yıla ait 10'ar adet faturanın örnek olarak seçildiği, faturaların açıklama kısımlarında, ... LEKE KREMİ, .... ONARICI BAKIM LOSYONU, .... CİLT BAKIM KREMİ, ... BEYAZLATICI KREM, .... ONARICI BAKIM KREMİ, ... LEKE GİDERİCİ ETKİLİ SPF#*GÜNEŞ KREMİ bilgilerinin yazıldığı, yapılan inceleme, tespit ve çalışmalara göre, davacı şirketin 2019 yılında kurulduğu tarihten 2023 yılı sonuna kadar “.... Markası” ile toplam 14.952.699,15 TL satış yaptığının tespit edildiği, davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemde 3.280.480,90 TL tutarında satış yapıldığı, davalı tarafın davacı şirketten ayrıldığı dönemden sonra ise 11.672.218,25 TL satış yapıldığı, iş bu satışlara, davalı tarafın işte çalıştığı dönem ve işte çalıştığı dönem sonrası kıstasına göre bakıldığında herhangi bir düşüşün olmadığı, artışın olduğu, davalı tarafın işten ayrıldığı 2020 yılı şubat ayından sonra 2020 yılı içinde yine herhangi bir düşüşün olmadığı, artışın olduğu, 2021-2022-2023 yılları art arda karşılaştırıldığında satışlarda düşüşlerin görüldüğü, yapılan çalışmayla ilgili tüm detayların tablo halinde sunulduğu, personel listesinin dosyaya celp edilmemesi itirazıyla ilişkili olarak Kök raporda bilhassa “Sayın Mahkeme tarafından yukarıdaki iddiaların geçerli ve doğruyu yansıttığına kanaat edilmesi ihtimalinde;” yazılmak suretiyle .... adlı kişinin davacının çalışanı olup olmadığı tespitinin bilirkişi heyetinin görev kapsamına girmediği ve bu hususta bir tespit yapılmadığı gibi bunun davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiası olduğunun açıkça belirtildiği, haksız fiilin varlığının zararın gerçekleşmesi şartından bağımsız olduğu ve zarar meydana gelmese dahi zararın meydana gelmesi ihtimaline kanun koyucunun sonuç bağladığını, ancak, davacı tarafın mali incelemeler neticesinde zarar etmediği anlaşılmakla birlikte bunun davalı tarafın eylemlerinin maddi zararın ortaya çıkması tehlikesi içermediği anlamına gelmediğini, kök raporda davalı tarafın ve dava dışı .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ticari defter ve kayıtlarının sunulmadığı, yerinde inceleme taleplerinin de olmadığı, dolayısıyla yapılan inceleme, tespit, hesaplama ve mali değerlendirmelerin davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile dosya muhteviyatına sunulan belge ve bilgiler üzerinden yapıldığı, dosya muhteviyatına sunulan ticaret odası kayıtlarında, Dava dışı .... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ' nin ana sözleşmesinin 03.03.2020 tarihinde tescil edildiği, tek yetkilisinin ve ortağının .... olduğu, dosya muhteviyatına sunulan davacı şirkete ait 04.03.2020 tarihli ve ...... sayılı ticaret sicil gazetesinde, davalı ...'in davacı şirket nezdindeki yönetim kurulu üyeliğinin 19.02.2020 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğinin bildirildiği, bu durumda davalı tarafın davacı şirkette çalıştığı dönemin 2020 yılı mart ayı öncesi olarak, davacı şirketten ayrıldığı dönemin 2020 yılı mart ayı sonrası olarak esas alındığı, dosya muhteviyatına sunulan davalı asile ait 13.05.2024 tarihli Yenibosna Vergi Dairesi kayıtlarına göre, davalı tarafın 04.05.2016 tarihinde faaliyetine başladığını ve 31.12.2019 tarihi itibariyle işini terk ettiğinin bildirildiği, bu nedenle davalının davacı şirketten ayrılmasından sonra vergiye esas kazançlarının hangi işlerden kaynaklandığı ile gelir miktarının belirlenmesi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılamadığı ancak 2018 yılındaki satışlarının 1.056.950,02 TL, 2019 yılı satışlarının 2.381.932,19 TL olduğu, ilaveten davalı tarafın davacı şirketin ve dava dışı .... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ' nin SGK kayıtlarında çalışan olarak gözükmediği, tüm bu nedenlerle mali açıdan itirazlara konu diğer hususlarla ilgili değişiklik yapmayı gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi kök raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar, alınan bilirkişi raporu ve yasal mevzuat çerçevesinde Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davalı tarafın ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu davacı şirketten ayrıldığı, ayrılması akabinde dava dışı 3. Kişi ile birlikte ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'ni kurduğu, şirket kuruluş sözleşmesinde kurucu ortak olarak yer aldığı, yine sözleşme ile ilk 1 yıl için davalı tarafın şirket yönetim kurulu başkanı seçildiği sabittir.
-Yine dosyada mevcut kesinleşen ceza dava dosyasında davalı hakkında verilen ceza hükmünün açıklanması geri bırakılmıştır. Her ne kadar iş bu kararın kesin hüküm olarak kabulü mümkün olmasa da ceza dosyasında yer verilen delillerin hukuk yargılamasında delil teşkil etmesine bir engel bulunmamaktadır. Ceza dosyasında yer alan .... yazışmalarına göre davalı tarafın müşterilerine gönderdiği mesajlarda licape kreminin internet sitesi çıktılarını müşterilerine gönderdiği mesajlarda kullandığı, davacı şirkete ait görseller yanında kendi görsellerini yazışmalara eklediği sabittir.
-Ancak yukarıda yer verilen açıklamalarda yer verildiği üzere Türk Ticaret Kanunu haksız rekabete ilişkin hükümleri ayrıntılı bir şekilde düzenlemiş olup, haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması şarttır.
-Bu haliyle her ne kadar davacı tarafça haksız rekabet iddiası ile davalı yandan maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulmuş ise de, ilgili yazışmalar ve davalının eylemleri nazara alındığından davalının eylemlerinin aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar içermediği, davacının mal veya ürünününü onun adıyla satışını gerçekleştirmediği, karıştırmaya ya da iltibasa yol açacak şekilde ürünlerini piyasa sürmediği, davacının veya kendi müşterilerinin karar verme özgürlüğünü etkileyecek saldırgan satış yöntemleri sergilemediği sabittir. Davalı tarafça ibraz edilen deliller ile ceza dosyasında yer alan yazışmalarda aksi yönde bir delil ibraz edilmediği de sabittir.
-Yine dosyada mevcut bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafın satışlarının davalının ayrılması akabinde azalmadığı, tam tersi yönde artış gösterdiği, yine düzenlenen bilirkişi raporunda sektör bilirkişisi tarafından pandemi şartlarının ve ekonomik durumun nazara alındığı, yine ek raporda davacının itirazları doğrultusunda incelemenin yalnızca "...." marka ürünlerin satışı yönünden yapıldığı görülmektedir. Bu haliyle davacı tarafın maddi bir kaybından söz edilemeyeceği gibi, davalının daha önce ortağı olduğu davacı şirketten ayrılması akabinde davacının satış ve itibarını düşürecek davranışlar sergilediği yönündeki iddialarının yerinde olmadığını göstermektedir.
-Yine yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü kapsamında, davalı tarafın yalnızca davacı şirketin eski ortağı olmasının ve akabinde aynı alanda faaliyet göstermesinin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra dürüstlük kurallarına aykırı davrandığı ya da rekabet hakkını kötüye kullandığına ilişkin bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, müşterilerle yapılan yazışmalarda buna yönelik bir yazışmanın bulunmadığı, Mahkememizce dinlenen tanık beyanlarında da yer verildiği üzere davalının davacı şirket ile çalıştığı dönemde müşterilerle doğrudan iletişim kurmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın eylemlerinin ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü kapsamında kaldığı Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Davacı tarafça bilirkişi raporuna itirazlarda davalı asilin dava dışı .... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin kurucusu olmadığı yönündeki tespitlerinde yerinde olmadığı belirtilmiş ve dava dışı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmiştir. Davacı tarafın davalının şirket ortaklığı itirazına ilişkin itirazları yerinde olsa da bu durumun rapordaki maddi hatadan kaynaklandığı, Mahkememizce bu hususun yukarıda belirtildiği üzere re'sen dikkate alındığı anlaşılmakla ayrıca inceleme yapılması lüzum görülmemiştir.
-Davacı tarafın dava dışı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi talebi yönünden ise; davacının haksız rekabet iddialarının davalı gerçek kişiye yönetildiği, dava dışı şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, davacı tarafından şirkete karşı bir davanın ikame edilmediği, bu haliyle davacı şirketin kayıtlarının tespite yeterli olduğu, dava dışı şirketin kazanç ya da gelir durumunun davanın esasına bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talepler Mahkememizce yerinde görülmemiştir.
-Yukarıda yer verilen açıklamalarda da belirtildiği üzere haksız rekabet nedeniyle zarar gördüğü iddiasında bulunan tarafın fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği kuşkusuzdur.
-Davacı tarafça ceza dosyası dayanak olarak iş bu davada maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de; Mahkememizin ceza dosyasında verilen HAGB kararıyla kesin hüküm yönünden bağlı olmadığı, ceza dosyasında yer verilen deliller ile Mahkememizce alınan raporlar kapsamında davalının haksız rekabet eylemlerinin ispat edilemediği, satışlarında bir düşüşün olmadığı, davacının karşılanmasını gerektirir maddi ve manevi bir zararının varlığının mevcut deliller kapsamında ispat edilemediği sabit olduğundan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN REDDİ ile;
2-Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Manevi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6- Reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Reddine karar verilen manevi tazminat talebi yönünden davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 32.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin e-duruşma ortamında ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.