mahkeme 2023/1072 E. 2024/499 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1072
2024/499
17 Mayıs 2024
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1072 Esas
KARAR NO : 2024/499
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/11/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2024
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin cari hesap fatura alacağı nedeniyle, davalı borçluya karşı 26/09/2023 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasından 42.655,00 TL. lik asıl alacak ve takipten sonra işleyecek ticari faiziyle tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ise 02/10/2023 tarihinde icra takibine konu borca istinaden müvekkili alacaklının banka hesabına 11.122,65 TL ödeme yaptığını, kalan 31.532,35 TL bakiyeye 04/10/2023 tarihinde asıl borç ve tüm ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, devamında davalı borçlu şirket tarafından icra dosyasına konu müvekkilinin alacağına ilişkin icra takibi yapıldıktan sonra 27/09/2023 tarihli, .... nolu, 10.368,00 TL ödenecek tutarlı ile 27/09/2023 tarihli, .... nolu ve 21.164,35 TL ödenecek tutarlı 2 (iki) adet iade faturasını kesip, 29/09/2023 tarihinde müvekkilin e – Fatura sistemine tebliğ ettiğini, müvekkilinin Bakırköy ..... Noterliğinin 03/10/2023 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile konu iade faturalarına itiraz ettiğini, kabul etmediğini, icra takibine konu alacak borç ilişkisinin müvekkil davacı tarafından davalı şirkete verilen kumaş yıkama ve boyama hizmetine ilişkin olduğunu, bu hizmete ilişkin olarak müvekkili tarafından; 01/06/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 3.127,00 TL, 19/06/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 2.124,00 TL, 24/07/2023 tarih, ... e - fatura nolu, 4.680,00 TL, 11/08/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 14.400,00 TL, 23/08/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 10.368,00 TL, 05/09/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 4.212,00 TL ve 18/09/2023 tarih, .... e - fatura nolu, 3.744,00 TL olmak üzere toplam 7 (yedi) adet fatura kesildiğini, ancak borcun ödenmediğini, açklanan nedenlerle takipten sonra borçlunun yapmış olduğu 11.122,65 TL kısmi ödeme takip asıl alacağı olan 42.655,00 TL den düşüldükten sonra kalan 31.532,35 TL asıl alacak ile iş bu asıl alacağa takipten sonra işleyecek ticari faizi ve diğer ferileri yönünden borçlunun Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamını, borçlunun kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasıyla cari hesaba dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafın bilanço esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 42.655,00-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesaptan kaynaklanan fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı şirkete verilen kumaş yıkama ve boyama hizmetine ilişkin 7 adet fatura kesildiği ancak bu fatura borçlarının takipten önce ödenmediği, yine iş bu faturalar yönünden takipten sonra iade faturasının düzenlendiği hususlarına dayanmaktadır.
-Bu kapsamda davacı taraf öncelikli olarak tarafların arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığını, akabinde sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirdiğini ispat külfeti altındadır.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen hususlarda ticari defterlerin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 22/04/2024 tarihli raporda özetle; dava konusunun, davacının davalıya yaptığı satışlar nedeni ile 42.655,00 TL'lik alacağı olduğu iddiası ile icra takibi başlatmış olduğu, davalının itirazı ile
takibin durduğu, Bu kez davacının talebi ile huzurda görülen İtirazın İptali
davasının açılmış olduğu, davacı tarafın incelemeye sunulan 2021-2022-2023 yılları Ticari defterleri
incelenmiş ve defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde
olduğu ve lehinde delil niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, davalı tarafın incelemeye sunulan 2023 yılı Ticari defterleri incelenmiş ve
defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının kanuni süresinde olduğu ve lehinde
delil niteliği taşıdığı davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan takip tarihi olan 27.09.2023 tarihi
itibariyle 42.655,32 TL alacaklı olduğu, davalının takipten sonra ödediği
11.122,65 TL tutarındaki ödemeyi 10.10.2023 tarihinde ticari defterlerine
kaydettiği ve davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 31.532,67 TL alacaklı
olduğu tespit edilmiştir.
davalı davacının kendisine düzenlediği satış faturalarını usulünce ticari
defterlerine kaydettiği, davalı tarafın davacını düzenlediği 18.09.2023 tarih ve
.... nolu 3.744,00 TL tutarlı faturayı da davacının alacak
hanesine kaydetmesi ile davacı 18.09.2023 tarihi itibari ile davalıdan
42.655,00 TL alacaklı olduğu, davalının davacıya 27.09.2023 tarihli ... ve ... numaralı
10.368,00 TL ve 21.164,35 TL tutarlı iade faturalarını düzenlemiş ve davacının
borç hanesine kaydetmiş olduğu, davalı tarafın bu kayıtlarda birlikte davacıya 27.09.2023
tarihindeki 42.655,00 TL tutarındaki borç bakiyesini 11.122,65 TL ye
düşürdüğü, akabinde davalının davacıya 02.10.2023 tarihinde 11.122,65 TL
havale göndererek davacının borç hanesine kaydetmiş ve davacının hesabını
sıfırladığı, davacının vergi dairesinden gönderilen 2023 BA-BS analiz formundan
davacının 2023 yılında 2 adet belge ile KDV hariç 230.640,00 TL davalıya
satış yaptığı bildirildiği, davalının da yine 2 adet belge ile davacıdan KDV hariç
Davacıdan 20.640,00 TL tutarında alım BA bildirdiği ve aralarında beyan farkı
olmadığı BA-BS analiz formundan tespit edildiği, yine aynı formlarda
davalının davacıya düzenlediği iade faturaları ile ilgili bildirimlerin iki taraf için de bulunmadığı, davalının 2023/08 ayında BA formu ile davacıdan 2 adet Belge ile KDV harıç
20.640,00 TL alım beyan ettiği, 2023/09 ayında BA formu ile davacıdan 2 adet
Belge ile KDV hariç 6.630,00 TL alım beyan ettiği, 2023/09 ayında davacıya
20 adet belge ile KDV hariç 27.880,32 TL tutarında satış beyan ettiği davacının Vergi dairelerinden gönderilen BA-BS analiz raporları ile davalının
vergi dairesinden gönderilen BA-BS bildirim formları raporları arasındaki
uyumsuzluğun nedeninin tespit edilemediği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen fatura ve cari hesap alacaklarının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Her ne kadar davalı tarafça takip tarihinden (27/09/2023) sonra iade faturaları düzenlenmiş ise de bu iade faturalarının ticari defterlere kaydedilmediği gibi, davalı tarafça iade faturalarına dayanak olarak ayıp/eksik iş iddiasında bulunulmamıştır.
-Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut, davacı tarafça düzenlenen 7 adet fatura bedelinden icra takibinden sonra yapılan ödemelerin düşülmesi sonucunda belirlenen ve bilirkişi raporuyla sabit olan 31.532,35 TL miktar yönünden davalı tarafın dava tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır.
-Her ne kadar davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda davacı ile aralarında dava konusu takip dosyasına dayanak faturalardan dolayı borcunun bulunmadığı iddia edilmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, bu hususun her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla sabit olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedelin takipten sonra yapılan ödemeler nazara alındığında 31.532,35 TL'lik kısmının usulüne uygun olduğu, bu hususların birbirini doğrulayan ticari defterler kayıtları, vergi dairesi kayıtları ve davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan defterlere işlenmesi ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir.
-Buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu olan borcun bakiye kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından itirazın kısmen iptali ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy ... İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 31.532,35 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 6.306,47 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.153,97-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 325,22-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.828,75- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 325,22-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 78,50 tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.348,35-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıld.17/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.