mahkeme 2022/1128 E. 2023/1054 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1128
2023/1054
20 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1128 Esas
KARAR NO : 2023/1054
DAVA : İtirazın İptali ( Asıl Dava )
Maddi ve Manevi Tazminat ( Birleşen Dava )
ASIL DAVA TARİHİ : 08/12/2022
BİRLEŞEN DOSYA DAVA TARİHİ : 08/12/2022
KARAR TARİHİ : 20/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2023
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Asıl dava dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki fatura, cari hesaptan kalan borç nedeniyle Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. sayılı dosyası ile 22/11/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafa tebliğ olan ödeme emrine 23/11/2022 tarihinde haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, 27/05/2022 tarihli sözleşme gereği tarafların 16.000 Euro karşılığında spoga-gafa 2022 60 m2 stant yapım işi hususunda anlaşmaya vardığını, Sözleşmeye göre 2.000 Euro avans peşin verilmesi kararlaştırılmış iken 3.000 Euro avans ödendiğini, işin teslim edildiğini ve üzerinden uzun süre geçmesi sonrasında müvekkilim 25/07/2022 tarihinde karşı taraf 16.000 Euro bedelli "...... fuarı stant dekorasyon ve konstrüksiyon hizmet bedeli" açıklamalı faturanın kesildiğini, bu faturanın herhangi bir itiraza uğramadığını, temel fatura olarak iadesi ve itirazı olmayan ticari defter ve kayıtlara işlenen kayıtlara göre ödeme yapılması gereken tutarın ödenmediğini, ödeme yapılmayınca müvekkil tarafınca uyarılınca, karşı tarafın "....." diyerek kötü niyetli olarak alacağı sürüncemeye soktuğunu ve ödeme yapmadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı borçlunun asıl alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ..... karar sayılı dosyasında davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince davalıdan stant yapım işi hususunda hizmeti aldığını, ancak fuar tarihinde ilgili fuar alanına gidildiğinde, tüm stantların hazır ve kurulu olmasına rağmen kendi stantlarının kurulu olmadığını, ürün teşhirine uygun olmayan görünümde olduğunu, ürünlerin nakliyesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin prestij kaybına ve kâr kaybına uğradığını belirterek sözleşme gereğinin davalı tarafından yerine getirilmemesinden kaynaklı maddi zararın tazminini, müvekkili şirketin yoksun kaldığı kâr kaybının tazminini ve manevi tazminat talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Asıl dava dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın taraflar arasındaki ilişkiyi sadece stant kurulumu ile sınırlı sunması ve faturaya itiraz edilmediği gerekçesi ile alacaklı olduğunu iddia etmesinin kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın hizmet ifasının tamamını ispat külfeti olduğunu, davalının ...... (Almanya) da 19.6.2022-21.6.2022 tarih aralığında düzenlenecek ve toplam 3 gün sürecek olan; "...... " fuarına katılım başvurusunu yaklaşık bir yıl önceden; 27.7.2021 tarihinde yaptığını, Müvekkil Şirket ile davacı ....... Grup Mimarlık arasında; fuarda müvekkili şirket ürünlerinin teşhir edileceği; 60 m2 stant yapım işinin, davalı tarafından yerine getirilmesine ilişkin; 27.5.2022 tarihli sözleşme imzalandığını, davacının, fuar alanında, standın inşası, gerekli malzeme ve ekipmanın temini, nakli, kurulması ve ürün teşhirine yönelik hale getirilmesine dair, tüm iş ve işlemleri yerine getirmeyi kabul ettiğini, sözleşme bedeli 16.000 EURO olup, 3.000 EURO'nun peşin ödendiğini, bakiye bedelin davacı edimlerini gereği gibi yerine getirmediği için, kendilerine ödenmediğini, müvekkilinin ayrıca aşağıda belirtildiği üzere diğer zararları ve prestij kaybı da mevcut olduğunu, müvekkili şirket yetkilileri tarafından, fuar alanına gidildiğinde ise; kendilerine ait stantın henüz kurulmadığı ve ürün teşhirine uygun olmadığını gördüklerini, yasal gereklilikler yerine getirilmediği için tırların fuar alanına giriş ve boşaltılmasına izin verilmediğini tırların fuar alanının hemen dış kısmında, mühürlü olarak beklediklerinin görüldüğü, üç günlük fuar boyunca, özellikle ilginin yoğun olduğu ilk gün ve ikinci gün öğleden sonraya kadar, müvekkillerin fuarda yer almadığını, fuara, sınırlı süreli ve yetersiz katılım sağlanarak, ancak bir kısım ürünlerin teşhir edilebildiğini, sözleşme kapsamında müvekkilleri tarafından fuar gereği yapılan ve belgeye bağlı harcamaların aşağıda belirtildiğini, toplam bedelin 21.372,05 €, 14.267,00 TRY olduğunu, bu nedenle davalı tarafından Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesinde ...... Esas sayılı dosya ile ve belirsiz alacak davası olarak, uğranılan kayıpların tazmini ve ticari prestij kaybı nedeni ile manevi tazminat istemli dava açılmış olduğunu açıklanan nedenlerle davacı tarafın dava konusu dayanak ettiği faturaya ilişkin hizmet ifasının hiç ve gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle davalının uğradığı maddi zarar ile ticari itibar kaybına dayalı olarak açılan Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... E. sayılı dosyasının celbi ile bekletici mesele yapılmasını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... E Sayılı dosyasının dayanak alınarak davacı tarafın iddiasına karşı ifa yükümlülüğünü yerine getirmemesi kaynaklı kusur oranında tenkis ve müvekkil tarafın uğranılan zarar sebebiyle takas ve mahsup definin kabulünü, davacı tarafın, İİK 67. madde gereği, davanın niteliğine göre, reddolunan meblağın % 20’den aşağı olmamak üzere, tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasında davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın borcunu ödemek yerine en iyi savunma saldırıdır mantığı ile kötü niyetli haksız taleplerde bulunduğunu, müvekkili ile karşı taraf arasında stant kurulum sözleşmesi dışında da herhangi bir anlaşma, taahhüt, taşıma vs. sözleşmesi söz konusu olmadığını, yani müvekkilim tarafından karşı tarafa herhangi bir sözleşme ile herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, tacir olan karşı taraf müvekkilimin yükümlendiği işi, süreyi, ücreti vs. gösteren sözleşmeyi dosyaya sunması gerektiğini, ürünlerin fuara zamanında getirme taahhüdünde bulunulmamış taraflar arasında ürünlerin taşınmasına hak ve borçların belirlenmesine ilişkin bir durum söz konusu olmadığı gibi bu işe ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, karşı tarafça talep edilen tazminatların fahiş ve haksız olduğunu, 3 günlük bir fuarda, sözleşme ile vadedilen stant kusursuz bir şekilde karşı tarafa teslim edilmiş ve fuara ilk gününden itibaren katılım sağlanılmış iken bugün için karşı taraf hatır taşımacılığı ile gelen bazı ürünlerin geç teslim edildiği gerekçesi ile haksız ve fahiş birçok alacak kalemi ve bunun dışında manevi tazminat talebinde bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla; asıl davanın ve davaya konu taleplerin kabulünü, birleşen davanın reddini, birleşen davaya konu asıl alacağın %40’ ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, asıl dava yönünden davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasıyla cari hesap - fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı - birleşen davacı tarafından yapılan itirazın iptali istemine, birleşen dava yönünden ise taraflar arasındaki 27/05/2022 tarihli sözleşme doğrultusunda birleşen dosya davalısı şirketin sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla maddi zarar, kar kaybı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-Mahkememizce -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB kayıtları dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; asıl dosya davacısı tarafından asıl dosya davalısı takip borçlusu aleyhine 13.000,00 Euro üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap ve faturadan bakiye asıl alacak" olduğu, davalı takip borçlusu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda asıl dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasındaki 27/05/2023 tarihli sözleşme uyarınca edimlerin yerine getirildiği iddiası ile sözleşme bakiye bedeline dayanılarak düzenlenen fatura-cari hesap alacağının tahsili talep edilmekte iken, birleşen dosya davacısı tarafından sözleşme kapsamında edimlerine yerine getirilmediği, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradıkları iddiasıyla sözleşme kapsamında zararların tazmini talep edilmektedir.
-Taraflar arasındaki 27/05/2022 tarihli sözleşmenin incelenmesinde ....... Grup Mimarlık Mühendislik İnşaat Yapı Malzemeleri Ve Asansör Sanayi Limited Şirketi tarafından "projeye uygun standın yapılması, gerekli malzeme ve ekiplerin temin edilmesi, ekiplerin düzenli ve denetimli olarak çalıştırılması, uygun malzemelerin kullanılarak standın teslim edilmesi" ediminin üstlenildiği, ...... Mimarlık Mühendislik Proje Yapı Taahhüt Üretim İthalat İhracat Ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından ise bu edim karşılığında bedel ödeme borcunu üstlendiği, belirlenen 16.000,00 Euro sözleşme bedelinin 2.000,00 Euro'sunun sözleşme imzalama aşamasında peşin ödendiği, bakiyesinin ise çek ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
-Taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikli olarak davacı tarafın yerine getirdiği işlerin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.
-Hizmet sözleşmesi ve eser sözleşmesi birbirine çok yakın kavramlar olup; hizmette, ücret, bağımlılık ve devamlılık, eser sözleşmesinde ise, bir şeyin ücret karşılığı imali söz konusu olmaktadır. Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet alımına dair sözleşme söz konusu olacaktır.
-Buna göre taraflar arasındaki 27/05/2022 tarihli tarihli sözleşmenin içeriği nazara alındığında eser sözleşmesi olduğu kuşkusuzdur. Zira sözleşmede açıkça yer verildiği şekilde davacı şirket tarafından standın düzenli olarak kurulumunun yapılarak teslimini içeren edim üstlenilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığı eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi ve bu doğrultuda ilkelerin somut olaya uygulanması gerekmektedir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir.
-Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir.
- Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun eserin kabulü başlıklı 477. Maddesinde, eserin açıkça veya örtülü kabulünden sonra yüklenicinin her türlü sorumluktan kurtulacağı, ancak yüklenici tarafından kasten gizlenen ve usulüne uygun gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğunun devam edeceği düzenlenmiştir.
-Eserin teslimi ve kabulü ayrı kavramlardır. Eserin teslimi sözleşmenin konusu olan işlerin iş sahibine verilmesi-teslim edilmesidir. Yüklenici teslim ile sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmiş olur ancak sözleşmeden doğan yükümlülüklerinden kurtulmaz. Yüklenicinin sorumluluktan kurtulması teslim edilen eserin iş sahibi tarafından açıkça ya da örtülü kabulü ile olur.
-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474/1 maddesinde; "İş sahibi eserin teliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz, eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. " hükümlerine yer verilmiştir. Eski Borçlar Kanunu'nda da benzer şekilde düzenlemeye verilmiştir.
-Gerek 818 sayılı BK gerekse 6098 sayılı TBK'da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye ihbarının şekli ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılmış olması ihbar kolaylığı sağlar ise de sözleşmede veya eklerinde bu husus kararlaştırılmamışsa taraflar tacir olsa dahi ayıp ihbarının her türlü delille, tanık beyanı ile de ispatlanabileceği Yargıtay tarafından içtihatlar ile kabul edilmiştir. ( Örn. Yargıtay. 15 H.D 13/05/2011 2010/7511 Esas 2011/2896 Karar sayılı ilamı )
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur.
Mahkememiz dosyası, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 04/05/2023 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2020-2021-2022 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, davalı tarafın 2021-2022 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, 25.07.2022-31.12.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 237.204,00 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, 31.07.2022-31.12.2022 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 236.024,00 TL borçlu olduğu, takip tarihi itibariyle taraflar arasında 1.180,00 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın, davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği 2022 yılına ait 1 adet KDV dahil 1.180,00 TL faturadan kaynaklandığı, 01.06.2022 tarihli ....... numaralı KDV dahil 1.180,00 TL tutarlı faturanın, açıklama kısmına mal-hizmet-stok kodu bilgilerinin yazıldığı, faturanın e-fatura olduğu ve teslim alan ile teslim eden kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın tarafların yasal defterlerine karşılıklı olarak işlendiği, Faturanın 2022 yılı haziran ayında BS-BA FORMU yasal beyan sınırı altında kaldığından taraflarca beyan edilmediği/edilemeyeceği, davacı tarafın faturaya itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 236.024,00 TL alacaklı olduğu, asıl davaya konu olan davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2022 yılına ait 1 adet KDV dahil 16.000,00 EURO = 290.544,00 TL fatura olduğu, 25.07.2022 tarihli ...... numaralı KDV dahil 16.000,00 EURO = 290.544,00 TL tutarlı faturanın, açıklama kısmına ...... FUARI STAND DEKORASYON VE KONSTRÜKSİYON HİZMET BEDELİ diye yazıldığı, faturanın e-fatura olduğu ve teslim alan ile teslim eden kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, fatura üzerinde döviz bedelinin ve kurunun yazıldığı, iş bu faturanın tarafların yasal defterlerine karşılıklı olarak işlendiği, Faturanın 2022 yılında taraflarca karşılıklı olarak BS-BA FORMU ile beyan edildiği, davalı tarafın faturaya itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, netice itibariyle, davacı tarafın düzenlediği 16.000,00 EURO = 290.544,00 TL tutarlı faturaya karşılık davalı tarafından 06.06.2022 tarihinde 53.340,00 TL ödeme yapıldığı, tarafların dava ve cevap dilekçelerinde 16.000,00 EURO fatura bedelinin ve 53.340,00 TL = 3.000,00 EURO ödeme bedelinin ikrar edildiği, davalı tarafın 1.180,00 TL tutarındaki faturasının yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında alacaktan mahsup edildiği, TCMB günlük döviz kurları ile alacağın EURO cinsinden 12.934,53 EURO olarak hesaplandığı, davacı tarafın zarar talebine ilişkin belgelerin dosya muhteviyata CD olarak sunulduğu, iş bu belgelerin tablo haline getirildiği ve maddi zararın 20.372,05 EUR0 +14.267,00 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın yoksun kaldığı kar tespit edilirken; söz konusu fuara katılan ve aynı sektörde yer alan diğer fuar katılımcılarının; stant ölçekleri ve fuara 3 günlük katılımlarından kaynaklı ticari kar ortalamasının baz alınarak yasal mecra belirlenmesi, değerlendirme ve tespit yapılmasını talep ettiği, dosya muhteviyatına bu kapsamda fuar katılımcılarından ..... PLASTİK SAN. DIŞ. TİC. LTD. ŞTİ.’nin düzenlemiş olduğu, 31.10.2022 tarihli ve satış rakamlarının yaklaşık olarak 300.000 USD, kar marjlarının da 30.000 USD olduğunu gösterir emsal belgenin sunulduğu, davacı tarafın 2022 yılı 9 aylık döneminde 7.797.818,37 TL brüt satışının, 73.251,40 TL net karının olduğu, 2022 yılı 9 aylık dönem net kar oranın 0,01 olduğu, 300.000,00 USD tutar üzerinden muhtemel net kar kaybı tutarının 2.818,15 USD olabileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür.
-Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamaların somut olaya uygulanmasında; taraflar arasında sözleşmeye konu stant kurulumunun gerçekleştirildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak davalı- birleşen davacı taraf stant malzemelerinin zamanında getirilmediğini, davacının, fuar alanında, standın inşası, gerekli malzeme ve ekipmanın temini, nakli, kurulması ve ürün teşhirine yönelik hale getirilmesine dair, tüm iş ve işlemleri yerine getirmeyi taahhüt etmesine rağmen stantların geç kurulduğunu beyan etmektedir.
-Her ne kadar davalı-karşı davacı tarafından, davacı-birleşen davacı yanında sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirmediği, nakliye işinin geciktiği ve dolayısı ile standın geç kurulduğu ve fuarda bu nedenle istedikleri yararı elde edemedikleri iddia edilmiş ise de davalı birleşen davacı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Zira davalı birleşen davacı tarafça sözleşme kapsamında kesilen faturanın herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan ticari defterlere kaydediliği, iş bu faturaya karşılık yalnızca 1.180,00 TL bedelli iade faturasının düzenlenerek davacıya gönderildiği, iş bu iade faturasının da her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine bu faturaların herhangi bir ihtirazi kayıt olmadan vergi dairesine Ba-bs formlarıyla bildirildiği anlaşılmaktadır. Takibe ve davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
-Buna göre yukarıdaki açıklamalarda ayrıntılarına yer verildiği üzere, davacı yüklenicinin taraflar arasındaki sözleşme doğrultusunda stant kurulumunu gerçekleştirdiği sabit olup, bu noktadan sonra eserin eksik ya da ayıplı olması nedeniyle yükleniciye iade edildiğini veya işlemlerin süresinde gerçekleşmediğinin davalı-birleşen davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
-Bu doğrultuda davalı-birleşen davacının sunmuş olduğu bir kısım video kayıtları ve resimler incelenmiş, ilgili resimlerin stantların geç kurulduğuna ve/veya bu gecikmenin davacı-birleşen davacı şirketten kaynaklandığını ispata elverişli nitelikte olmadığı, ayıp ve/veya eksik iş iddiasının bu kayıtlarla ispatının mümkün olmadığı görülmüştür.
-Yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kayıtlarına göre davalı-birleşen davacı tarafın fuara katılım sağladığı ve bu kapsamda destek ödemesinin yapıldığı görülmektedir. Ayrıca davalı - birleşen tarafça teslimin geç yapıldığına ve/veya bu nedenle fuarda işlemlerin yerine getirilmediğine ilişkin adli merciler tarafından yapılmış bir delil tespiti ya da incelemenin dosyaya ibraz edilmediği de sabittir.
-Her ne kadar davalı-karşı davacı tarafından davacı-birleşen davacının taşıma işini gereği gibi yapmamasından kaynaklı olarak birleşen davaya konu ettiği zararın ortaya çıktığı beyan edilmiş ise de taraflar arasındaki 27/05/2022 tarihli sözleşmeye göre davacı - birleşen davalı tarafa nakliye ve taşıma hususunda bir edimin yüklenmediği, davacı birleşen davalı taraf ile bu konuda anlaşma bulunduğuna dair ispata elverişli bir delilin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmakla davalı-birleşen davacı tarafın bu yöndeki iddialarına Mahkememizce itibar edilmemiştir.
-Yapılan açıklamalar, alınan bilirkişi raporu ve yukarıda yer verilen tespitler uyarınca taraflar arasındaki 27/05/2022 tarihli sözleşme uyarınca bakiye 13.000,00 Euro bedel yönünden talepte bulunulduğu, 1.180,00 TL'lik iade faturasının taraf ticari defterleri ve vergi dairesi kayıtlarıyla her iki tarafın da kabulünde olduğun, bu nedenle talep edilmesinin mümkün olmadığı, her iki taraf ticari defter kayıtlarında yer alan 1.180,00 TL'lik iade faturası düşüldükten sonra bakiye kalan 236.024,00 TL'lik (12.934,53 EURO) kısmının davacı-karşı davalı tarafça talep edilmesinin yerinde olduğu kanaatine varıldığından asıl davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Asıl dava dosyasında davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
-Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise yukarıdaki açıklamalarda da yer verildiği üzere sözleşme kapsamında kurulumu yapıldığı sabit olan standın geç kurulduğu, bu geç kurulum nedeniyle davalı - karşı davacı tarafın zarara uğradığı yönündeki iddiaları ispata elverişli bilgi ve belgenin ibraz edilmediği, bu nedenle ayıp / eksik iş iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla, birleşen davadaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
-Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı takip dosyasında davalı takip boprçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 12.934,13 Euro asıl alacak ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun uyarınca devlet bankalarının euro cinsinden açılmış 1 yıllık vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte devamına,
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 50.579,18 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Asıl dava yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasındaki maddi ve manevi tazminat taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
3-Asıl Dava Yönünden; ;
Asıl davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 17.275,32-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.098,05-TL harcın mahsubu ile bakiye 14.177,27-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Asıl davada davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 3.098,05-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Asıl davada davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 174,75-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 4.255,45-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%99,49) göre hesap edilen 4.234,02-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Asıl dava dosyasında davalı tarafça yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Asıl davada davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 39.934,39-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Asıl davada davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 1.280,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Asıl davada 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ....... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.120,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%99,49) göre hesap edilen 3.104,08-TL'sinin davalıdan, 15,92-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas, ..... Karar Sayılı Dosya Yönünden;
Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasında reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılan 579,58-TL peşin harçtan mahsubuna,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasında reddine karar verilen manevi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılan 579,58-TL peşin harçtan mahsubuna,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... esas, ...... karar sayılı dosyasında bakiye 39,88 TL harcın birleşen dosya davacısına iadesine,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... esas, ...... karar sayılı dosyasında davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasında davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ..... karar sayılı dosyasında reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 3.938,00-TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ...... karar sayılı dosyasında reddine karar verilen manevi tazminat talebi yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine,
Birleşen Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas, ....... karar sayılı dosyasında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun ...... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin birleşen dosya davacısından alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; asıl ve birleşen dava yönünden tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı birleşen davalı vekili ile davalı birleşen davacı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2023
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.