mahkeme 2025/799 E. 2025/918 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/799
2025/918
5 Eylül 2025
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/799 Esas
KARAR NO : 2025/918
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 29/08/2025
KARAR TARİHİ : 05/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkililerince 29.01.2021 tarihinde borçluya ait mahalde kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde sayaca müdahale edildiği "epdk tüketici hizmetleri yönetmeliği'nin 42.madde 1/a bendine göre ikili anlaşma olmaksızın sözleşmesiz ve şirkete kaydı olmayan kayıtsız sayaç kullanmak suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilmiştir." tespiti yapılarak karşı taraf hakkında ... seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini davalı/borçlu aleyhine, kaçak elektrik kullanımın bedelinin tahsili için Bakırköy .... İcra Dairesinin ... ESAS Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Borçlular ise iş bu icra takibi açısından borca ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, dolayısı ile itirazın iptali ile takibin devamına yönelik dava açma zarureti mevcut olduğunu savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; Taraflar arasındaki kaçak elektrik tüketim iddiasına dayalı olarak davacı tarafından tahakkuk ettirilen fatura borcundan kaynaklı başlatılan icra takibinde davalının itirazının iptali talebi hakkındadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Davacı ve davalı arasında bir abonelik sözleşmesinin olmadığı, davacı kurum tarafından fatura tahakkuk ettirilen adreste kaçak elektrik kullanımı tespitine dayalı olarak davalıya fatura tahakkuk ettirildiği ve davalı hakkında icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın kaçak elektrik kullanımından kaynaklı olarak itirazın iptali talebine ilişkin olduğu bu suretle davanın 6102 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmış, nispi ticari dava yönünden davalı bakımından tacir araştırması yapılması gerekmiştir.
Mahkememizce ticaret odasına müzekkere yazılarak davalının ticaret sicilde tacir olarak kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş olup, verilen müzekkere cevabında davalının tacir olarak ticaret sicilde kaydı olmadığı bildirilmiştir.
Mahkememizce davalının bağlı olduğu vergi dairesine de müzekkere yazılarak davalının vergi kaydı bulunan işletmesinin ticari işletme kapsamında olup olmadığı, Vergi Usul Kanunu'na göre işletmesinin büyüklüğünün tacir işletmesi mi esnaf işletmesi mi kapsamında olduğuna dair müzekkere yazılmış, vergi dairesi verdiği müzekkere cevabında; davacının 2. Sınıf tacir olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğunu belirtmiştir.
Vergi Usul Kanunu uyarınca bir kişinin işletmesinin ticari işletme kabul edilebilmesi için Vergi Usul Kanunu'nun 176 - 177. Maddesinde belirtilen limitlerin aşılması ve bilanço esasına göre defter tutulması gerekmekte olup, vergi dairesinden gelen müzekkere cevabına göre davalının ilgili limitleri aşmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu bu suretle işletmesinin ticari işletme değil esnaf işletmesi olduğu yani davalının tacir değil esnaf olduğu vergi dairesinin müzekkere cevabından anlaşılmıştır.
Bu bağlamda davalının işletme defteri tuttuğu ve tacir olmadığı esnaf statüsünde olduğu, İto kayıtlarına göre davalının; tacir olarak ticaret sicil kaydının olmadığı ve davaya konu icra takip dosyasındaki alacak talebinin münhasıran 6102 sayılı Kanunu'ndan kaynaklanan ticari işlerden olmadığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki kaçak elektrik kullanımından kaynaklı alacak davasının genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davalının tacir olmaması esnaf olması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi 2021/1737 E., 2022/707 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğünün 06/08/2019 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, ticaret sicil müdürlüğü cevabi yazısına göre gerçek kişi tacir olduğuna ilişkin veya şirket ortağı olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, bu haliyle davalının tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir."
Mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davalının tacir olmadığı, davaya konu faturaların tahakkuk ettirildiği elektrik kullanılan yerin iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli olamayacağı, davacının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması, davanın da mutlak yada nispi ticari davalardan olmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin, 20.01.2023 Tarih ve 2022/1265 E: - 2023/221 K. sayılı ilamı.)
HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/09/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.