mahkeme 2025/768 E. 2025/904 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/768
2025/904
27 Ağustos 2025
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/768 Esas
KARAR NO : 2025/904
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 19/08/2025
KARAR TARİHİ : 27/08/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketçe sigortalı ... Sanayi Ve Tic Ltd Şti adlı işyerinde, davalının sahibi olduğu ... plakalı ... marka araç ile iş yeri önüne gelen kimselerin iş yerine ateş açması sonucu hasar oluştuğunu, 31.03.2024 tarihinde meydana gelen bu olay sonucu sigortalı tarafından hasar başvurusu yapıldığını, şirket tarafından sigortalı araç üzerinde, Sigortacılık Kanunu’nun 22.nci md.si gereğince bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın, miktarı ve niteliği yönünden tespiti yaptırıldığını, yapılan hasar ekspertiz sonucu, sigortalı site yönetimine ait araç girişinde oluşan hasar tespit edilerek, tespit edilen 45.796,82 TL hasar onarım bedeli sigortalıya ödenmiş ve sigortalının zararı karşılandığını, davacı şirket, söz konusu ödeme ile TTK M. 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olmuştur ve zarar verenlere karşı rücu ve talep hakkı doğurduğunu, bu nedenlerle davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına olan itirazının, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 45.796,82 TL ana para ve 3.764,12 TL faiz olmak üzere toplamda 49.560,94 TL TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilmesini; talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davalının icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Taraflar arasındaki itirazın iptali talebine konu icra takip dosyası incelendiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminata yönelik olarak halefiyet hükümleri gereğince ödenen tazminatın davalı diğer araç sürücüsünden tahsili için icra takibinin başlatıldığı ve işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gereklidir. Davacı sigorta şirketi meydana gelen haksız fiil niteliğindeki davalıya ait araçtan sigortalısının iş yerine ateş açılması sonucunda oluşan hasar sebebiyle ödemiş olduğu tazminatın halefiyet ilkelerine göre davalıdan tahsilini talep etmekte olup davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası niteliğinde olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmaktadır.
Nispi ticari dava yönünden ise Mahkememizce davalının tacir olup olmadığına yönelik tacir araştırması yapılmış olup, İTO tarafından verilen müzekkere cevabında davalının tacir olarak ticaret sicilde kayıtlı olmadığı belirtilmiştir.
Mahkememizce davalının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak VUK 176 - 177 maddesinde belirtilen sınırlara göre davalının tacir olarak kabul edilip edilemeyeceği, davalının işletmesinin ilgili parasal sınırları aşıp aşmadığının bildirilmesi talep edilmiş olup, vergi dairesi verdiği müzekkere cevabında davalının erkekler için kuaför ve berber işletmesi hususunda faaliyet gösterdiğini, davalının herhangi bir ticari defter tutmadığını, basit usulde vergilendirilen esnaf statüsünde olduğu ve davalı tarafından VUK 176 - 177 maddeleri kapsamında bildirilen gelir vergisi olmadığı müzekkere cevabında bildirilmiştir.
Bu bağlamda davalının tacir olmadığı, kuaför niteliğinde esnaf olduğu anlaşılmakta olup, davalının esnaf olması sebebiyle eldeki davanın her iki tarafı da tacir olan nispi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Ticari olmayan haksız fiilden kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Nöbetçi Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Küçükçekmece Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masraflar ve ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 27/08/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.