mahkeme 2024/562 E. 2024/637 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/562
2024/637
25 Haziran 2024
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/562 Esas
KARAR NO : 2024/637
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın davacının eski avukatı olduğunu, takibe konu senetin ise davalının müvekkilinden boş olarak aldığını ve yırtıp attığını yargı organları huzurunda beyan ettiği bedelsiz bir senet olduğunu, davalı tarafın Bakırköy .... Aile Mahkemesinde ...E. Sayısı ile müvekkiline vekaleten ... aleyhine bir katılma alacağı davası açtığını, dava devam etmekte iken 2020 yılı Şubat ayında müvekkilini bir kafeye çağıran davalının "sana güvenmiyorum, beni azil edersin" diyerek meblağ, keşide tarihi, adres, vade , hamil kısımları boş bir senedi imzalattığını, müvekkilinin bu duruma çok üzülmesi ve içerlemesi üzerine aradan yarım saat-bir saat geçtikten sonra bir kağıdı yırtıp tuvalete attığını ve senedi imha ettiğine müvekkilini inandırdığını, anılan dava devam etmekte iken 4.Ekim.2020 tarihinde davacıyı "önemli bir şey konuşmam lazım" diyerek evine davet eden davalının yine meblağ, tarih v.s. kısımları boş bir senet imzalatmaya kalkması üzerine güven duygusu tamamen ortadan kalktığından dolayı 06.10.2020 tarihinde tamamen haklı olarak azil edildiğini, davalının müvekkiline boş senet imzalatmasının meslek suçu olması nedeni ile hakkında Savcılığa ve Baro'ya şikayetler yapıldığını, davalı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet üzerine davalının Bakanlık Muhabere Bürosu'nun .... sayılı soruşturma dosyasına sunduğu 06.11.2020 tarihli Savunma dilekçesinde; "Tarafıma verdiği senet ise ücreti vekalet alacağıma karşılık vermiş olduğu bir senettir. Zorla alınmış değildir" diyerek davacıdan boş senet aldığını kabul ve ikrar ettiğini, davalının haksız azil edildiğinden bahisle müvekkili aleyhine Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde .... Sayısı ile açtığı manevi tazminat davasında dosyaya sunduğu dilekçeler ile müvekkilinden boş senet aldığını kabul ettiğini hatta senedi yırtıp attığını da iddia ettiğini, davacı müvekkilinin davalıya hiç bir avukatlık ücret borcu da bulunmadığını, zira davalının eski müvekkilinden olan alacakları için Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'nde ... Sayısı ile bir dava açtığını, Mahkemece konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılarak müvekkili tarafından işin başında kendisine yapılan peşin ödeme tutarı da mahsup edilmek sureti ile 12.240,00 TL. bakiye ücret alacağı bulunduğuna karar verildiğini, Mahkemece hüküm altına alınan bu alacak tutarının yargılama giderleri ve faizi ile birlikte davalıya derhal ödendiğini, bu gerekçe ile de takibe konu senetin bedelsiz hale geldiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulan senet aslı incelendiğinde ise; keşide tarihi, ödeme tarihi, meblağ ve emrühavale kısımlarının boş olarak müvekkiline imzalatılan senedin daktilo ile doldurularak adi senede kambiyo senedi vasfı kazandırıldığını ve icra takibine de konu edilerek resmi belgede sahtecilik suçunun tüm unsurları ile tamamlandığının öğrenildiğini, bu nedenle davalı aleyhine resmi belgede sahtecilik suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu iddia ederek; İcra İflas Kanunu Md. 72/3 uyarınca Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında icra veznesine yatacak paraların dava sonuna kadar davalıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticeten davanın kabulü ile vekil eden davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulan 15.04.2020 düzenleme tarihli; 15.Haziran.2021 vadeli; 160.000 TL. Bedelli senet nedeni ile davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile müvekkilinin takip dolayısı ile uğradığı veya uğrayacağı zararların, İcra İflas Kanunu 72/5 maddesi hükmü uyarınca haksız ve kötüniyetle takip başlatan davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Bu durumda, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
6502 sayılı TKHK 3/1-k Maddesinde Tüketici " Ticari veya mesleki olmayan amaçlı hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak 3/1-l bendinde ise Tüketici işlemi ".. ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 73/1 madde ve fıkrasında da; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Avukatlık sözleşmesi avukat ile iş sahibi arasında, avukatın belli bir hukuki yardımda bulunması karşılığında iş sahibinin kural olarak belli meblağı yahut değeri taahhüt ettiği iki tarafa borç yükleyen sözleşme şeklidir. Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki maddi hukuka tabidir. Avukatlık sözleşmesi Avukatlık Kanunu'nun 163.maddesinde açıklanmıştır. Avukatlık Kanunun'da avukatlık hizmetinin kamu hizmeti niteliğinde serbestçe yapılan mesleki faaliyet olduğu belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Ancak bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Bu nedenle, özel kanun olan Tüketici Kanununda düzenlenen vekalet sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda bir tarafın tüketici olması halinde tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca, vekil - müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır (Uyuşmazlıkların Giderilmesine ilişkin Yargıtay 13.H.D. 2018/3546 E. 2018/7886 K. 12/07/2018 T. İlamı)
Somut olayda; davalı avukatın Bakırköy .... Aile Mahkemesinin .... esas sayılı dava dosyasında davacıyı vekil olarak temsil ettiği, dava dilekçesindeki anlatıma göre davalının vekil olarak takip ettiği bu dosya nedeniyle davacının vekalet ücreti karşılığı olarak davalıya verdiği senetten kaynaklı borçlu olmadığının tespiti talepli iş bu davanın açıldığı, bu haliyle ticari ve mesleki amaçla hareket etmediği anlaşılan davacının tüketici yasasında tanımı yapılan tüketici kapsamında olduğu, davalı vekil ile tüketici müvekkil arasındaki ilişkinin tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmakla; 6102 sayılı TTK'nun 4-5 maddelerinde mutlak ve nispi ticari dava sayılmayan eldeki davada; uyuşmazlığın, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, davanın HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4- 6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,
6- Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben karar verildi. 25/06/2024
Katip ...
¸¸
Hakim ...
¸¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.