mahkeme 2024/507 E. 2025/682 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/507

Karar No

2025/682

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/507 Esas
KARAR NO : 2025/682

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/05/2024
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı firma arasındaki ticari anlaşma gereği davalı firmaya ait ham kumaşlara boyama, baskı, işleme işlemlerini yaparak tekrardan davalıya iade ettiğini, davacı ile davalı taraftan aldığı siparişleri süresinde ve talimatlara uygun olarak davalıya teslim etmediğini, davalının teslim aldığı malları kabul ettiğini, davalı tarafça borcun süresinde ödenmemesi üzerine ödenmeyen faturalardan kaynaklı olarak ödeme emri gönderildiğini, davacı tarafından işlem yapılan ürünler, davalı tarafça herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin teslim alındığını, teslim edilen ürünlere ilişkin yapılan işlemlerden dolayı davacı şirket tarafından fatura düzenlenmiş olduğunu, davalının bu süreçte herhangi bir itirazı olmadığını, bu nedenle davalı ... takibe yapılan itirazın zaman kazanmaya yönelik olduğunu beyan etmiştir. Sonuç ve talep olarak: davanın kabulünü, itirazın iptali ile takibin devamını, takip konusu alacağın 9620'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminata mahküm edilmesini, yargılama giderleri ve dava vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile davalı firmanın yurtiçi ve yurt dışında tekstil işi ile uğraşan, üretmiş olduğu ürünleri hem ülke genelinde hem de yurt dışında satan bir firma konumunda olduğunu, davacı ... tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdür .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan iş bu icra takibine süresi içinde itiraz edildiğini, alacaklı olarak gösterilen şirkete cari hesap, fatura, alacak bakiyesi adı altında herhangi bir borcu bulunmadığını, asıl alacak olarak gösterilen borcu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Sonuç ve talep olarak; davanın esastan reddini, dava açan davacı aleyhine alacağın 9620 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ;Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetine ilişkindir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Bakırköy ..... İcra Dairesi,
b-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü,
c-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü,
d- İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne
müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Hesap ve kayıt yönünden incelenen davacı .... yasal defterlerine göre, davalı .... Tekstil, icra takip tarihi (30.11.2023) itibariyle (89.016,56.TL) tutarında borçludur. Hesap ve kayıt yönünden incelenen davalı ... Tekstil yasal defterlerine göre, davacı ...., icra takip tarihi (30.11.2023) itibariyle (23.217,88.TL) tutarında borçludur. Dolayısıyla, her iki taraf yasal defterleri arasındaki fark, 112.234,44.TL tutarındadır. Farkın sebebi ise, davalı ... tarafından davacıya düzenlenen 23.09.2021 tarih ... nolu KDV Dahil 88.844,86.TL ve 08.10.2021 tarih ... nolu KDV Dahil 23.390,10.TL tutarındaki (2) adet iade faturasının, davalı yasal defterlerinde kayıtlı olmasına mukabil davacı yasal defterlerine kaydedilmemesinden kaynaklanmaktadır. Tekstil yönünden yapılan inceleme tespit ve değerlendirmelere göre; Dosyaya sunulan delillere bakılarak davacının geç teslimat yaptığı“ sonucuna varılamayacağı gibi geç teslimat nedeniyle davalının zararının oluştuğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, Bilirkişi incelemesine herhangi bir ayıplı ürün sunulmadığı, davacının davalı ürünlerine yapmış olduğu boyama, baskı ve terbiye işlemlerinin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi veya kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığından davalının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, Netice olarak; şayet, Bakırköy ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın (89.016,56.TL) tutarındaki asıl alacak yönünden iptali halinde; takip talebi tarihinden (30.11.2023) dava tarihine (29.05.2024) kadarki 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 'nun 2.maddesi” uyarınca T.C. Merkez Bankası değişen oranda reeskont avans faizinin 20.441,50.TL tutarında olabileceği, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 68.maddesine* göre, icra takip tarihindeki asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatının 17.803,31.TL tutarında (89.016,56.TL X 9420) olabileceği,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişti.r
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında davalıya ait kumaşlara baskı, boyama ve işleme işlemleri yapılarak davalıya teslimi hususunda eser sözleşmesi bulunduğunu, ilgili işlemlerin yapılarak ürünlerin davalıya teslim edildiğini, davalının malları ihtirazi kayıtsız olarak teslim aldığını ve davalıya fatura kesildiğini ancak davalının ödeme yapmadığını, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Mahkemenin yetkili ve görevli olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu ancak davacının ürünleri hem geç teslim ettiğini hem ayıplı olduğunu, ayıp ve geç teslimin davacı yetkilisi ....'a bildirildiğini, video görüntülerinin dosyaya sunulacağını, ayıp ve geç teslim sebebiyle davacıya iade faturası kesildiğini ancak davacının itiraz ettiğini, davacıya borcu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Öncelikle davacı ve davalının adreslerinin Mahkememiz yargı çevresinde olduğu bu suretle Mahkememizin eldeki davada yetkili olduğu, tarafların tacir olması nedeniyle davanın ticari dava olduğu bu suretle Mahkememizin görevli olduğu, icra takip dosyasında davalının itirazının davacıya tebliğ edilmediği bu suretle itirazın iptali davasının hak düşürücü süresinin dolmadığı, alacağın zamanaşımına da uğramadığı anlaşılmakla davalının yetki, görev ve zamanaşımı itirazlarının reddine karar verilerek davanın esası incelenmiştir. Davalı tarafından icra takip dosyasında icra dairesinin yetkisine de itiraz edilmiş ise de davaya konu alacağın para alacağı olduğu 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesine göre para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri icra dairesinin takipte yetkili olduğu, davacının adresinin ilgili icra dairesinin yetki çevresinde olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmiş olup, davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturaların davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, tarafların kayıtları arasındaki uyuşmazlığın davalının davacıya düzenlediği iade faturalarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davacının davalı ile aralarındaki sözleşmeye konu işleri yaparak davalıya teslim ettiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup davacının alacağını ispat ettiği değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafından davacıya kesilen ayıp ve geç teslim iddiasına dayalı olarak kesilen faturalardan kaynaklanmaktadır.
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Bu bağlamda davacı tarafından taraflar arasındaki akdi ilişkiye göre işlerin yapılarak davalıya teslim edildiği, davalının teslim edilmediğine dair bir iddiası olmadığı ve ikrarı gözetildiğinde sabit görülmüş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının geç teslim iddiası ve ayıp iddiasından kaynaklandığı ispat yükünün ise davalı üzerinde olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle bu kapsamda davalının geç teslim iddiaları değerlendirilmelidir. Davacı ve davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup, taraflarca sunulan delil ve belgeler incelendiğinde davacının davalıya işlerin yapılarak ürünlerin teslimi için kesin bir vade vermediği, belirli bir vadenin de söz konusu olmadığı, davalı tarafından davacıya geç teslim ve temerrüde dair herhangi bir ihtar gönderilmediği dolayısıyla temerrütten söz edilemeyeceği, kesin vadenin iddia ve ispat edilememesi karşısında davalının geç teslime yönelik temerrüt iddiası için davacıyı temerrüde düşürmesi gerektiği ve fakat bu yönde herhangi bir ihtarın gönderilmemesi nedeniyle davacının teslim süresinde temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği anlaşılmakla davalının geç teslim ve geç teslimden kaynaklı zarara uğradığına yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Nitekim davalı tarafından geç teslim nedeniyle uğradığı zararın ispatına yönelik herhangi bir delil de dosyaya sunulmamıştır.
Bu noktada davalının ayıp iddialarının değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Kanun'un ayıptan sorumluluğa ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere iş sahibi eserin tesliminden sonra imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları tespit ederek yükleniciye bildirmek külfetine sahiptir.
6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesi ise şu şekildedir:
"MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.
Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."
Görülebileceği üzere iş sahibi gözden geçirme ve ayıbı bildirme külfetini yerine getirmez ise eseri kabul etmiş sayılacak olup, yüklenici sorumluluktan kurtulacaktır.
Mahkememizce davalının ayıp iddialarının incelenmesi için tekstil mühendisi bilirkişi görevlendirilmiş olup, davalı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davalı elinde bir takım resim ve videolar bulunduğunu iddia etmiş ise de resim ve videolar üzerinden ayıp incelemesi ve ayıptan kaynaklı olarak zarar tespiti mümkün olmayıp davalının bu delillerinin ayıp iddiası ve ayıptan kaynaklı zarar iddiasını ispata yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim davalı tarafından dava dosyasına delil olarak herhangi bir ayıplı ürün sunulmadığı gibi davalı tarafından ilgili ürünlere yönelik ayıp iddiası bakımından yaptırılmış herhangi bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Bu yönden de davalının ayıp iddialarını ispatlayamadığı, ayıp iddiasının davacının da kabulünde olmadığı, davalı tarafından yaptırılmış bir ayıp tespitinin olmadığı, muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediği davalının bu suretle ürünlerin tamamına yönelik olarak muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği sabit görülerek davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/5388 E., 2018/1247 K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. 2015/4587 E. 2016/389K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. 2013/3498 E. 2014/2912 K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. 2011/90 E. 2011/2933 K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. 2005/3385 E. 2005/7184 K. 29.12.2005 T.)."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi .... şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir.
Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.
Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir. İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."
Nitekim davalının cevap dilekçesine göre davacının ürünleri teslim etmesi akabinde ürünlerin davalı tarafından üçüncü kişilere satışına yönelik yüklemesinin 05.07.2021 tarihinde yapıldığının davalının cevap dilekçesinde ikrar edildiği buna karşılık davalının ayıp iddiasına yönelik davacıya karşı kestiği faturaların 2021 yılı Ekim ve Kasım ayında yaklaşık 2-3 aylık süre sonrasında kesildiği, tarafların tacir olduğu gözetildiğinde ayıp yönünden muayene ve ihbar süreci için 2-3 aylık sürenin makul süreden çok sonra olduğu davalının kestiği faturalar ile de yasal süresi içerisinde ayıp iddiasının tamamına yönelik muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat edemediği değerlendirilmiştir.
Son olarak davalı tarafından davacıya yemin teklif edilmiş olup, davacı şirket yetkilisi 17.06.2025 tarihli celsede davalının yemin teklifini eda etmiş olup, davalının iddialarını ve savunmalarını yemin delili ile de ispatlayamadığı anlaşılmakla davaya konu icra takip dosyasında 89.016,56-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden ve yetki yönünden davalının itirazının iptaline, takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit alacak olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 17.803,31-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 89.016,56-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden ve yetki yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 17.803,31-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.080,72-TL harçtan peşin alınan 1.075,11-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 5.005,61-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 1.075,11-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.502,71-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 9.137,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (davacı tarafından yatırılan 4.500,00-TL bilirkişi ücreti hariç olmak kaydıyla) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2025

Katip ...
¸e-imza

Hakim ...
¸e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim