mahkeme 2023/285 E. 2023/910 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/285

Karar No

2023/910

Karar Tarihi

10 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/285 Esas
KARAR NO : 2023/910 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/03/2023
KARAR TARİHİ : 10/10/2023

Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile aleyhine yürüttülen ilamsız icra takibinde borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasını istediğini, borçlunun itirazları haksız olup, borçlu itirazında kötü niyetli olduğunu, Müvekkili şirket kendi alanında tanınmış saygın bir firma olduğunu, davalı, icra takip dosyasına sunulan ekstrede belirtilen bakiyeden dolayı borçlu bulunduğunu, ekstreden de anlaşılacağı üzere davalı borçlu olduğunu, müvekkili, davalıya faturaları usulüne uygun olarak kestiğini ve ilettiğini, davalı, müvekkiline faturalardan dolayı borçlu olduğunu, tüm faturalar; buna rağmen davalı taraf ödeme yapmadığını, davalı ... müvekkiline yeni siparişler verme bahanesi ile diyerek oyalamış, alacağın enflasyona ezilmesine neden olduğunu, müvekkilinin, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olup, mağduriyetinin giderilmesi amacı ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere takdiren %40 oranında icra tazminatına hükmolunmasını talep ettiklerini, uygun görülecek teminat karşılığında veyahut teminatsız olarak davalının başta taşınmaz ve araçları olmak üzere, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına, davalı borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, davalı borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 40’ından Aksi kanaat halinde %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin, tekstil alanında uluslararası ihracat yapan bir limited şirket olduğunu, huzurdaki davaya konu olan faturalara dayanıldığı iddia edilen icra takibi faturalara konu malların taraflarına teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği gerekçesiyle başlatıldığını, ancak faturaya konu malların müvekkili şirkete hiçbir zaman ayıptan ari ve eksiksiz bir şekilde teslim edilmediğini, davacı yan ile zamanında yapılan iş karşılığında müvekkilince davacıya teslim alınan mallar kadar ödeme yapıldığını, davacı tarafından üretilmiş olan ürünler hatalı baskıdan dolayı müşterileri tarafından; tarafımıza iade olarak gönderilmiş olduğunu, bu hatadan kaynaklı olarak iade gönderilmiş malları gümrükte teslim alabilmek için müvekkili ayrıca bir bedel ödemek mecburiyeti ile karşı karşıya kaldığını, malların hatalı baskıdan dolayı iade edildiği davalıya bildirilmiş olduğunu, bu hususta mailler bulunduğunu, ancak kötüniyetli davacı hatalı baskıyı hiç yokmuş gibi değerlendirerek fatura tanzim ettiğini, aslında hakkı olmayan bir fatura alacağı elde etmek istediğini, davacı şirketin süregelen ticari ilişkiyi kullanarak haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak tamamen kötü niyetli olarak tanzim edilmiş faturaların ödemesinin yapılması pek tabi müvekkili şirketten beklenmeyeceğini, kesilen faturaların haksızlığı üzerine müvekkili şirketçe; iade faturaları tanzim ettiğini, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının, malların müvekkili şirkete teslim edilip edilmediğinin tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini, davacının öncelikle müvekkili şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamalı, faturayı dayanaklandırması gerektiğini, aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkiline teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermeyeceğini, ihtiyati haciz taleplerinin reddine, davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 28/08/2023tarihli raporda; " Davacı tarafın 2021-2022 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 2. Davalı tarafın 03.07.2023 defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinin bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın ticari defter kayıtları veya belgeleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki takdir sayın mahkemenize bırakılmıştır. HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. 3. Takip Talebi, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 203.663,86 TL asıl ve toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık TTK. 1530. Madde temerrüt faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden 30.01.2023 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın itiraz ettiği, icra dairesinin 16.02.2023 tarihinde takibi durdurduğu, Fatura, Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği ve takibe konu ettiği cari hesaba ait 2021 yılında 8 adet ve KDV dahil 93.842,14 TL tutarlı, 2022 yılında 11 adet ve KDV dahil 294.559,39 TL tutarlı olmak üzere 2021-2022 yılında toplam 19 adet ve KDV dahil 388.401,53 TL tutarlı faturanın olduğu, Faturaların açıklama kısmına mal ve hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, İş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, Davalı tarafın iş bu faturalara itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı görülmüştür. “Türk Ticaret Kanunu’nun MADDE 21– (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. BS-BA Formu Beyanları, Taraflar arasında 2021-2022 yılı BS-BA FORMU beyanı yönünden adet ve tutar farkının olmadığı, taraf beyanlarının birbirini teyit ettiği/örtüştüğü, Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2021-2022 yılına ait 19 adet faturanın olduğu, 16 adet faturanın taraflarca karşılıklı olarak beyan edildiği, 2022 yılı mayıs ayında 1 adet, 2022 yılı aralık ayında 2 adet olmak üzere 2022 yılında toplam 3 adet faturanın BS-BA FORMU yasal beyan sınırı olan KDV hariç 5.000,00 TL tutarın altında kaldığından taraflarca beyan edilemediği, Ticari Defter Ve Kayıtların İncelenmesi Ve Değerlendirme, Davalı tarafın dosya muhteviyatına ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 203.663,86 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın takip tarihinden önce temerrüde düştüğüne/düşürüldüğüne dair dosya muhteviyatında tevsik edici belgeye rastlanılmadığı, davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin olmadığı, takip tarihinden itibaren yıllık TTK. Madde 1530 temerrüt faizi talep edebileceği, 4. Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.
Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak fatura alacağından kaynaklı başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
Dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 203.633,86-TL toplam alacağının faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.
Dava konusu miktar 203.633,86-TL 'dir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında mal ve hizmet alımına ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile Bilirkişi ...' ın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
- Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı ve davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya 2021 ve 2022 yıllarına ait 19 adet ve KDV dahil toplam 388.401,53 TL' lik faturaların düzenlendiği, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın defter ve belge sunmaması sebebiyle yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davalı tarafın iş bu faturalara itiraz ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir tevsik edici belgenin bulunmadığı,
- Davalı tarafın hatalı baskıya yönelik herhangi bir ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosya kapsamına delil sunmadığı,
- Davacı tarafça düzenlenen faturaların ve malların, davalıya teslim edildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı,
- Taraflar arasında 2021- 2022 yılı 16 adet fatura açısından BS-BA formu beyanı yönünden adet ve tutar farkının olmadığı, taraf beyanlarının birbirini teyit ettiği, davalının teslim edilmediği iddiasının kendi ticari kayıtları ile uyumlu olmadığı; 2022 yılı Mayıs ayında 1 adet, 2022 yılında Aralık ayında 2 adet olmak üzere 2022 yılında toplam 3 adet faturanın BS-BA formu yasal sınırı altında kaldığından, taraflarca beyan edilmediği,
- Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 203.663,86 TL alacaklı olduğu görülmüştür.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin, malın teslim edildiğinin ve hizmetin görüldüğünün ispat yükü davacı üzerindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura, mal teslim - hizmet olgusunu ispatının artık gerekmeyeceği, (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 25.12.2020 Tarih ve 2020/1170 E. - 2020/1325 K. Sayılı ilamı.), yine BS-BA kayıtlarınını uyumlu olduğu; bu haliyle davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı, bu sebeple davalının davacıya 203.663,86 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın kabulüne karar verildiğinden ve icra takibinin kötüniyetli yapıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmadığından, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının Davasının KABULÜ İLE;
-Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen DEVAMINA,
-Alacağın %20'si olan 40.732,77-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Davalının yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 13.912,27-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 2.459,75-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 11.452,52.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 2.665,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 3.571,25-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.549,58-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/10/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim