mahkeme 2023/190 E. 2023/670 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/190
2023/670
6 Temmuz 2023
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/190 Esas
KARAR NO : 2023/670
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2023
KARAR TARİHİ : 06/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı davaya ve takiplere konu ....... numaralı çeki 20.04.2016 keşide tarihli 10,000 TL tutarlı olmak üzere ciro ettiğini ve ... Pastacılığa teslim ettiğini, akabinde çekin başka kişilere ciro edildiğini, en son .... isimli firma tarafından takas için bankaya konulduğunu, akabinde 10.000,00 TL'lik tutarın ... isimli firmaya ödenmek suretiyle, ... isimli firmanın cirosu iptal edilerek çekin ...'a verildiğini, ... ise çeki tahrif etmek suretiyle, keşide tarihini 20.04.2016'dan 17.03.2020'ya, çekin tutarını 10.000,00 TL'den 500.000,00 TL' ye çıkardığı iddiasıyla davacı aleyhine icra takipleri başlattığı belirtilmiştir. Davacının çekin 500.000,00 TL olarak tahrif edilmesine rızası ya da izni olmadığı, davacının çeki ciro edip 3. Kişilere teslimi sonrası çekte yapılan değişiklik ya da tahrifatın davacı yönünden hiçbir hukuki bağlayıcılığının olmadığı, davacının sorumluluğuna ancak 10.000,00 TL yönünden gidilebileceği, çekin icraya konulduğunda çekin, keşide tarihine bağlı olarak kombiyo vasfını da yitirdiği belirtilmiştir. Davacının Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra takip dosyasının tedbiren durdurulmasını, teminatsız takibin durdurulması yönünde karar verilmez ise talepleri doğrultusunda %15 teminat yatırılmak suretiyle dosya içerisinde ki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, davacının söz konusu takipten kaynaklı davalı tarafa hiçbir borcu olmadığının tespitini, davacının davaya ve takibe konu çek yönünden borçsuz olduğunun tespitini, ödemesi yapılan ilgili çekin mahkeme kasasına alınarak ödemeyi yapan davacıya iadesini, davacının uğradığı zararları da göz önünde bulundurularak alacaklı aleyhinde %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava masraf ve ücretinin vekâletin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Çekin ön yüzündeki imzalar müvekkiline ait olmadığını, davacı ve keşideci anlaşarak miktar ve tarih kısmında değişiklik yapıp sonra da yapılan değişikliklerin yanına paraf atıldığıı, enflasyon değerleri göz önüne alındığından dava sonucunda haklı çıkması halinde uğrayacağı zararın tazmini için öngörülen oranın çok düşük olduğunu, kanunda %20'den aşağı olmamak üzere teminatın belirlenmesine hükmetmiş olup dava değerinin temyiz sınırında kaldığı ve 2 aşamalı bir kanun yolundan geçeceği de nazara alındığında teminat bedelinin en az %50 olarak belirlenmesi gerektiğini, ayrıca davacının dava konusu çekin üzerinde yapılan değişikliklerin yanlarında keşidecinin ve lehtarın parafı mevcut olduğunu, çekin kambiyo vasfı mevcut olduğunu, kambiyo senetleri, temel borç ilişkisinden mücerret olup davacının iddiasını yaklaşık olarak dahi ispatlayamadığını, bu nedenle öncelikle tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat oranının arttırılmasını, ayrıca dava konusunun, para alacağı olup ticari dava şartı arabuluculuk yolu tüketilmeden işbu davanın ikame edildiğini bu sebeple davanın usulden reddini, davacının haksız davasının reddine, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; İİK'nun 72/3.maddesine göre kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasına konu çekten dolayı davacının borçlu olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Silivri İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davalı-alacaklının, davacı-borçlu ... aleyhine ... seri numaralı, 17/03/2020 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli çeke istinaden toplam 637.012,66 TL alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, borçlunun takibe itiraz ettiği, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı verildiği, itiraz edenin yetki itirazının kabulü ile 07/08/2020 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Silivri .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davaya konu ....bank ... şubesine ait 17/03/2020 keşide tarihli ... çek seri numaralı 500.000TL bedelli çekin keşidecisi ... tarafından davacı ...'e geçtiği ...'in çekteki ilk ciro sahibi olduğu, çeki 3. bir kişiden veya aradaki cirantalardan değil doğrudan ve bizzat keşideciden aldığı ve kabul ettiği ve aynı zamanda ciro ettiği, bu sebeple ...'in ....'dan almış olduğu çek üzerindeki ...'ın imzasına itiraz edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesine yazılan müzekkereye cevap verildiği, çekin önlü arkalı okunaklı suretinin gönderildiği görüldü.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı taraf senette yer alan keşide tarihi ve miktarının tahrif edildiği iddiasında bulunmuştur.
İİK'nun 72.maddesinde düzenlenmiş olup borçlunun, alacaklıya borçlu olmadığını genel hükümlere göre kanıtlamasına imkan sağlamak amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü takip alacaklısına aittir. Bu konuda istisnai nitelikte iddiada bulunan davalının bu iddiasını ispatlayacak yazılı belgeleri öncelikle HMK 288 ve devamı maddeleri gereği ortaya koyması gerekir.
İspat hukuku şekli hukukun içinde yer alsa da , ispat yükü maddi hukuk tarafından belirlenir. Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıalarının, iddialarının doğru olduğu veya karşı tarafın iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlamak amacı ile çekişmeli vakıalar ile ilgili deliller sunarak gerçekleştirdikleri bir hukuki faaliyettir. Delil ikame yükü ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde hakimin aleyhte karar verme tehlikesini ortadan kaldırmak amacı ile tarafların delil ikamesi faaliyeti ile kendi vakıa iddialarının doğruluğu veya karşı taraf iddialarının yerinde olmadığı yolunda hakimde kanaat oluşturmasıdır. (Bilge Umar, İspat Yükü Kavramı ve Bununla İlgili Bazı Kavramlar, İÜHFM, 1962, Cilt: 3, Sayfa: 4, 64)
Takibe konu çeke karşı açılmış menfi tespit davasında ispat yükü davacı yanda olup, davacı dava dilekçesindeki iddialarını ispata mecburdur. Menfi tespite konu uyuşmazlık esasında çekten kaynaklanıyorsa ispat yükü bu sefer yine davacı üzerindedir. Söz konusu çekin başka bir hukuki ilişkiye binaen verildiğini iddia eden bunu yazılı delille ispatla mükelleftir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 778. maddesi yollamasıyla 680. maddesinde "Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun." hükmü bulunmaktadır,Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere,bu hüküm uyarınca açığa senet düzenlenmesi mümkündür. Senedin boş olan kısımlarının sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerekir.(Yargıtay 19. H.D E. 2011/8731,K. 2011/11501 T. 27.9.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Bu çerçevede somut davada da davacının çekin teminat amaçlı verildiğini bedelsiz kalmış olması nedeni ile dava konusu edilen ve takibe esas olan çekten dolayı borçlu olmadığını ispat yükü altında olduğu açıktır.
O halde 6100 sayılı HMK.m.189 uyarınca davacı üzerine düşen ispat yükünü kural olarak kanunun belirlediği delillerle ispat etmek yükü altındadır.
Yine aynı Kanunun 6100 HMK m.200 uyarınca "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi,...itfası amacı ile yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar ve değerleri 2.500 TL'sini geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bilindiği üzere menfi tespit davalarında genel kurallar gözetilerek ispat külfetinin kime düşeceğinin tespit edilmesi gerekir. TMK.na göre ise, genel kuralın menfi tespit davalarında uygulanması gerekmekte olduğundan ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayacaktır. Çek bilindiği üzere bir ödeme vasıtasıdır ve kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi için verildiği kabul olunur.
Somut olay bakımından;
Davacı çeki ciro ettiğinde çekin bedeli 10.000,00 TL olduğunu Çekin Keşide tarihi 20.04.2016 ve davacının sorumluluğu çeki ciro ettiği anda sona ermiş, yalnızca 10.000,00 TL üzerinden sorumluluğu devam etmiş olduğunu inceleme konusunu oluşturan senedin ön yüzde yer alan keşide tarihinin ve çek miktarının üzeri çizilerek tahrif edilerek yeniden takibe konulduğu bu sebeple menfi tespit davası açtığı anlaşılmıştır.
Silivri İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmiş yine çekin Yapı kredi bankasına yazılan müzekkere cevabı ve çekin ön ve arka yüzü incelenmiştir.
Silivri .... İcra Hukuk Mahkemesi ... Ek mahkemesine itiraz davası açılmış, teminatsız bir şekilde takibin durdurulmasına yönelik ara karar oluşturuşmuş ve yargılama yapılmıştır. Yargılama esnasında tarafımızın talebi üzerine Çek' in Müvekkilden sonraki 3. Ciranta olan ... tarafından takas merkezine konulmak üzere bankaya ibraz edildiği mahkemeye bildirilmiş, mahkeme de bu yönde ... bankasına müzekkere yazılmış, gelen cevabı yazıda " ....bank'a ait ... seri numaralı 20.04.2016 keşide tarihli 10.000,00 TL bedelli çek 22.04.2016 tarihinde .... TEKSTİL VE TİCARET A.Ş tarafından ibraz edilmiş olup, hamil tarafından muamelesiz iade istenerek çek işlem görmemiştir." denilmek suretiyle çekin bir de görseli dosyaya sunulmuştur. Müzekkere ekindeki çek incelendiğinde çek 22.04.2016 tarihinde keşide tarihi 20.04.2016, bedeli ise 10.000,00 TL olduğu görülmüştür. İbraz sonrası ise çekin ön yüzünde ise çek tarihinin ve bedelinin üstü çizilerek değiştirildiği sadece keşideci tarafından paraf edilerek davalıya ciro edildiği ve yeniden bankaya ibraz edilerek 500.000 TL bedel üzerinden karşılıksızdır kaşesinin vurulduğu görülmüştür. şekilde bilgi ya da rızası olmaksızın çekin bedeli ve keşide tarihi gözle görülür biçimde çek bedeli ve keşide tarihinin değiştirilerek paraf edildiği görülmüştür.
TAKİBE KONULDUĞUNDA ÇEKİN ARKA YÜZÜ CİRO SİLSİLESİ
... ---.... PASTACILIK --- ... YAPI -- ....İNŞAAT --- ... --- ... şeklinde olduğu görülmüştür.
Olduğu .... bankasından gelen yazı cevabında ise Ciranta ... tarafından süresi içinde takas toluyla bankaya ibraz edildiği ancak yeniden çekin iadesi istendiği işlemsiz olarak cirantaya iade diliği ve çekin arka yüzünde ibraz sonrası bankanın kaşesinin olduğu takipte de ...'un cirosunun üzerinin çizildiği görülmüştür.
Tüm bu deliller ışığında çekin başlangıçta 10.0000 TL bedelle bankaya takasa verildiği daha sonra işlemesiz iade edildiği ve davacının çek bedelini de ödediği görülmüştür. Dosya kapsamında çek incelendiğinde , çekin keşide tarihi keşideci tarafından 17.03.2020 olarak değiştirilerek paraf edildiği, bu paraf işlemine davacının rızasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Keşideciye yapılan takipte de Keşidecinin takipte imzaya itiraz etmediği takibin keşideci tarafından kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yargıtay HGK'nun 07.04.2004 tarih 2004/19-118, 2004/205 sayılı, 03.10.2007 tarih 2007/13642, 2007/704 sayılı 07.05.2003 tarih 2003/13-332 E., 2003/1340 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, "çek bir borç senedi olmayıp, para gibi tedavül gören ödeme aracıdır. Çek düzenlemek başlıbaşına ticari bir iş olup, her tacirin ticari faliyetlerinde basiretli ve tedbirli bir iş adamı gibi davranması zorunludur. Ayrıca ticari senetler nitelikleri itibariyle itimat, itibar, sürat özelliklerine haizdirler.
Senet metninin sonradan değiştirilmesi, bütün ilgililerin birlikte gerçekleştirmesi gereken bir işlemdir. TTK'nun 730/17. maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 660. maddesi hükmü uyarınca, senet metninin tahrif edildiği hallerde, tahrifattan önce imza koyanlar eski metne göre sorumlu olurlar.
Ciro silsilesinde yer alan cirantanın TTK'nın 720. maddesi gereğince çek hamilinin kendisine müracaat etmesi halinde dayanak çekin keşide tarihinde yapılan tahrifatla ibrazın süresinden sonra olduğuna ilişkin itirazı kendisine müracaat halinde ileri sürebilir.
Yargıtay 12. HD'nin 2013/7163 E - 2013/15326 K sayılı içtihadına göre senet üzerinde değişiklik yapılacaksa dahi Senet metninin sonre değişiklik yapılacaksa dahi Senet metninin sonradan değiştirilmesi, bütün ilgililerin birlikte gerçekleştirmesi gereken bir işlemdir. Buna göre, senetteki keşide tarihi ve bedelin tüm ilgililerin katılımı olmaksızın sonradan tek taraflı olarak değiştirilmesi (tahrif edilmesi), tahrifattan önce senet üzerine imza koyanların tahrif edilmiş şekle göre sorumluluğunu doğurmayacak, bunlar önceki metin ne ise ancak o çerçevede sorumluluk altında olacaklardır. Başka bir deyişle senedin tahrifat ile büründüğü yeni hal, o senedi tahrifattan önce imza etmiş olanlar bakımından yok hükmündedir, bağlayıcı değildir. Hamilin iyi niyetli olup olmaması da bu sonucu etkilemeyecektir.
Sonuç olarak davacının çekin ...... bankasına ibrazından sonra tekrar tarih ve bedel değişiklinden dolayı takipteki çekten dolayı sorumlu olmadığı gelen banka yazıları ve çeklerin ibraz anındaki görüntüsünden anlaşılmış olup davacının senetten dolayı borçlu olmadığı anlaşıldığından davacının davasının kabulü ile davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalının icra takibine konu çekte son ciranta hamil olup çekte keşide tarihi ve miktarının sonradan oluşturulduğunu bilebilecek olması ve senedi icra takibine koymakta kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile takibe konu alacak miktarının %20'si üzerinden hesap edilen tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Sonuç olarak anılan gerekçelerle davaya konu senetten dolayı davacının Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takibe konu toplam alacak miktarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ İLE;
-Davacının Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe konu ... çek seri numaralı 17.03.2020 keşide tarihli, 500.000,00-TLdeğerindeki çek nedeniyle İİK 72/3. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının TESPİTİNE,
-Davacının davalıya yönelik kötü niyet tazminatı talebinin KABULÜNE, takibe konu toplam alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 127.402,53-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 34.155,00 TL harçtan peşin alınan 10.878,59 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 23.276,41 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 10.878,59 TL peşin harç ve 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 11.058,49 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 255,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 73.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/07/2023
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.