mahkeme 2021/328 E. 2023/888 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/328

Karar No

2023/888

Karar Tarihi

3 Ekim 2023

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/328 Esas
KARAR NO : 2023/888 Karar

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/10/2020
KARAR TARİHİ : 03/10/2023

Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Otomotiv çıkışlı olan ... plakalı, ... motor numaralı, .... şasi numaralı, 2013 model ... marka aracı 16/05/2017 tarihinde davalı ...'den satın aldığını, plakayı ... olarak değiştirdiğini ve tescil ettiğini, araç alındıktan sonra göğüs kısmında komple çatlama olduğunu, aracın servise götürüldüğünü, servis tarafından ...'nin bu modellerinde bu durumun olağan şekilde kronik olduğunun belirtildiğini, aracın 120.000 km'de olması nedeniyle ayıptan sorumlu olmayacağının bildirildiğini, ayrıca aracın sol farının kendi kendine sol tarafa düştüğünü, yaptırılan tespit ile araçtaki hasarın kullanım hatası olmadığı, imalat hatasından kaynaklandığı ve mevcut ayıbın gizli ayıp olduğunun belirtildiğini, bu olumsuzluk nedeniyle 50.000,00 TL değer kaybının oluşacağının rapor edildiğini ve açıkladığı nedenlerle araçtaki gizli ayıp nedeniyle uğranılan 59.500,00 TL'nin (50.000,00 TL değer kaybı + 9.500,00 TL işçilik) ve de orjinal malzeme için istenecek bedelin de dahil edilerek kusurun tespit edildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, farın tamiri nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL zararın ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş vekili cevap dilekçesiyle özetle; Müvekkili şirketin, dava konusu aracın ithalatçısı olduğunu, satış bedelini tahsil eden taraf olmaması itibari ile tazminat gibi mali yükümlülükleri bulunan taleplerin müvekkili şirkete yöneltilmesi doğru olmadığını, bu bağlamda husumet itirazları doğrultusunda esasa girilmeden dava reddedilmesi gerektiğini, dava konusu aracın ithalatçısı Müvekkili Şirket iken; aracın davacıya satıcısı davacı tarafın da belirttiği gibi diğer davalı ... olduğunu, davacı taraf ile sözleşmesel ilişki içinde olan ve satış bedelini tahsil eden taraf müvekkili şirket olmadığını, dolayısıyla Satış bedelini tahsil etmeyen taraftan bedel iadesi ve tazminat talep edilmesi mümkün olmadığını, Keza TBK’nın ilgili maddelerinde de “ithalatçı sorumluluğu” düzenlenmiş olmadığını, diğer ... bir an için Müvekkili şirket’in ithalatçı ve dolayısıyla garanti sorumluluğu nedeniyle sorumlu olabileceği düşünülse dahi sonuç değişmeyeceğini, keza garanti sorumluluğunun muhatabı tüketiciler olduğu gibi bu tür bir sorumluluğun kaynağı da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun olduğunu, bu düzenlemede ise bedel iadesini/ içeren taleplerden ithalatçının sorumlu olmayacağı açıkça düzenlendiğini, yetki itirazında bulunma zorunluluğu doğduğunu, zira genel mahkemelerde görülecek olan davaların HMK'nın ilgili maddeleri gereğince davalının ikametgâhı mahkemesinde açılması gerekmekte olduğunu, bu kapsamda huzurda görülmekte olan işbu davanın açıldığı tarihte müvekkili şirketin “... Bulvarı No:21 Avcılar/İstanbul” adresindeki ticari merkezinde faaliyetine devam etmekte olması nedeniyle derdest davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde görülmesi gerektiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 231. maddesi gereğince davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın esasa girilmeden reddedilmesi gerekmekte olduğunu, davaya konu araçta davacı iddialarının aksine üretimden kaynaklanan ve hukuken “ayıp” olarak nitelenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, dava konusu ikinci el aracın davacı tarafın kullanımından önce ve 3. kişilerin uhdesindeyken gerekli bakımlarının yapılıp yapılmadığı, araca nasıl muamele edildiği muamma olduğunu, davaya konu araç 13.06.2013 tarihinde dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş'ye satılmış olup, davacı dava dilekçesinde aracı diğer davalı ...'den aldığını belirttiğini, Dava konusu aracın ikinci el olarak satın alındığını, bu süre zarfında hangi şartlarda kullanıldığı, yetkili servis tarafından bakımlarının yapılıp yapılmadığı, davacının ve aracın önceki malikinin/maliklerinin araca nasıl muamele ettiği açık olmadığını, aracın müvekkili şirket uhdesinde olmadığı süreçte karşılaştığı durumların sorumluluğunun müvekkili şirkete yüklenmesi yasaya ve hukuka aykırı olacağını, kaldı ki, şikayetlerin üretimden hatasından kaynaklandığı, kullanıma bağlı olmadığına dair de hiçbir veri bulunmadığını, davacının iddialarına dayanak olarak sunduğu Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... değişik iş numaralı dosyası kapsamında yapılan delil tespit işleminin gıyapta yapılması yasaya ve hukuka aykırı olması sebebiyle derdest davada dayanak olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin satış bedelini tahsil eden taraf olmadığından müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olması nedeniyle yetkisizlik nedeniyle reddedilmesine ve Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne gönderilmesine, zamanaşımı süresini geçirmiş olması sebebiyle davanın reddine, hak düşürücü nitelikteki 30 günlük ihbar yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle davanın reddine, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle özetle; Davalı müvekkilinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin "Kadıköy/ İstanbul" olduğu, diğer davalı şirketin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinin "Avcılar/İstanbul" olduğu dikkate alındığında, davanın Konya Mahkemeleri nezdinde ikame edilmekle; yetkisiz mahkemede açıldığı, yetkili mahkemenin davalı müvekkilimiz yönünden İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğuna ilişkin yetki itirazında bulunduklarını, davaya konu talepler zamanaşımına uğradığını, Davacı ..., satış ve devrin ardından üç yıl gibi bir süre geçmesine rağmen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosya üzerinden 20.2.2020 tespit tarihli rapora dayalı olarak davalı müvekkili aleyhine ikame edilen huzurdaki davaya konu tüm talepler açık ve net bir şekilde zamanaşımına uğradığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığı aşikar olmasına rağmen somut olaya ilişkin TBK m.231/ son hükmü bağlamında bir değerlendirme yapılması gerekirse, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ... iştirakimiz olmadan Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D. İş sayılı tespit dosyasından aldırdığı raporda dahi "mezkur ayıpların kullanım hatasından kaynaklı olmayıp üretim hatasından kaynaklı olduğu" yönündeki mütalaa karşısında davalı müvekkilinin davacıya dava konusu aracı devir tarihinde ağır kusuru bulunmadığının kabulü gerekmekte olduğunu, davacı ... dava konusu ettiği tüm talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 1. Konya ..... Asliye Ticaret mahkemesi'nin .. D. iş sayılı dosyasından yapılan tespitin yokluklarında yapılmış olduğundan aleyhe kısımların reddi ile üretim ve malzeme kaynaklı ayıp tespiti söz konusu olduğundan müvekkili yönünden husumet yokluğu söz konusu olduğunu, davacı ... davaya konu araçta bulunan gizli ayıp iddiasına dayanak gösterilen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... D. İş sayılı dosyasından yapılan delil tespiti yokluğumuzda icra edilmiş olduğunu, Yargıtay' ın içtihatları doğrultusunda hukuki dinlenilme hakkımız ihlal edilerek tanzim edilen raporda aleyhlerine olan kısımlarını kabul etmediklerini, raporda yapılan tespitler yönünden davacı ... gizli ayıp iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için kabul ihtimali varsayımında dahi değinilen gizli ayıbın kullanım hatasından kaynaklanmaması ve imalat ve malzeme kaynaklı olması hasebiyle huzurdaki davada müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur ve yöneltilebilecek bir husumet bulunmadığını, eldeki davaya dayanak teşkil eden raporda, ayıp iddiasının davalı müvekkilinden kaynaklandığına veyahut kaynaklanabileceğine ilişkin tek bir tespit dahi yapılmaması ve tam aksine kabul anlamına gelmemek kaydıyla imalat ve malzeme hatasından kaynaklı bir ayıp iddiası söz konusu olması karşısında, davacı yanca müvekkiline yöneltilen huzurdaki davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ettiklerini, dava konusu aracın satışının 3 yılı aşkın bir süre önce yapılmış olması ve satışın ardından amortisman ve hasar akıbetinin araştırılması gerekmekte olduğunu, dava konusu aracın davalı müvekkilince, davacıya 16.05.2017 tarihinde satılmak suretiyle devredildiğini, bahse konu devrin ardından 3 yılı aşkın bir süre geçtiğini, bu süre zarfında mezkur aracın davacı yanca hangi şartlarda kullanıldığı, yetkili servis tarafından bakımlarının yapılıp yapılmadığı, davacının ve aracın önceki malikinin/maliklerinin araca nasıl muamele ettiği açık olmadığını, bu haliyle aracın müvekkili uhdesinde olmadığı süreçte karşılaştığı durumların sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesi yasaya ve hukuka aykırı olacağını, dava konusu araçta herhangi bir üretim hatası veya ayıp mevcut olmadığını, davacı, müvekkili nedeniyle, herhangi bir zarara uğramamış olup; iddia edilen zarar sebebiyle müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, davacının zarar iddiasının tespit dosyasından da görüleceği üzere müvekkiline dair bir illiyet bağı söz konusu olmadığını, nitekim, talep edilen tazminat miktarı da fahiş olup davacının sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olacağını, neticede davanın yetkisiz mahkemede ikame edilmiş olması nedeniyle yetkisizlik nedeniyle reddedilmesine ve İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne gönderilmesine, zamanaşımı süresini geçirmiş olması sebebiyle davanın reddine, eldeki davaya dayanak teşkil ettirilen raporda müvekkili aleyhine bir tespit yapılmamakla, davacının yalnızca bu rapora dayalı taleplerinin bulunması sebebiyle müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı ... yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 14/03/2022 tarihli raporda; "1-Her şeyden önce davacının, dava konusu aracı 16/05/2017 tarihinde davalı ...'den satın aldığı, araç alındıktan sonra göğüs kısmında komple çatlama olduğu, aracın 120.000 km'de olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problemler davacıya satılan aracın ayıplı olup olmadığı, aracın ayıplı olması halinde ayıbın niteliği ve buna bağlı olarak davacının talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. Öncelikle, davalı ... vekilinin haklı olarak ifade ettiği üzere, aracın davacıya satıcısı diğer davalı ...'dir. Türk Borçlar Kanunu’ndan doğan “ayıplı mal sorumluluğu” da ithalatçıya yöneltilemez. Keza TBK’nın ilgili maddelerinde de “ithalatçı sorumluluğu” düzenlenmiş değildir. Diğer ... bir an için davalı ...’ın ithalatçı ve dolayısıyla garanti sorumluluğu nedeniyle sorumlu olabileceği düşünülse dahi sonuç değişmeyecektir. Keza garanti sorumluluğunun muhatabı tüketiciler olduğu gibi bu tür bir sorumluluğun kaynağı da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dur. Bu düzenlemede ise bedel iadesini/ içeren taleplerden ithalatçının sorumlu olmayacağı açıkça düzenlenmiştir. Gerçekten de Yargıtay vermiş olduğu bir kararında bu durumu şu şekilde ifade etmiştir: “Somut olayda, ithalatçı olan davalı ... Oto ile tüketici davacı arasında sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup, talep de aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi yahut ücretsiz onarım değildir. Edimini yerini getirmeyen ve ortadan kaybolan satıcıya ödenen paranın iadesi istemidir. Hal böyle olunca, anılı davada satıcı dışında ithalatçı ... Oto yönünden davanın kabulü mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle davalı ... oto yönünden davanın reddi icap ederken kabulü usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir”. (Yargıtay 13. HD 2016/12992 E., 2017/11122 K. ve 14.11.2017 T. Sayılı ilamı). Bu bakımdan somut olayda ithalatçı firma konumundaki davalı ...’ın sorumluluğuna gidilemeyeceği kanaatindeyiz. 3. Tacirler arasındaki alım-satım sözleşmesinin ayıplı ifasına ilişkin TTK. m. 23/1-c hükmüne göre: “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır”. TTK. m. 23/1-c hükmü esasında, ayıplı ifa halinde, ihbar yükümlülüğü sürelerini düzenleyen bir hükümdür. Bu madde kapsamında ayıplar bakımından üçlü bir ayrım yapılmaktadır: Teslim sırasında belli olan yani açık ayıplar, denetim (muayene) sonucu ortaya çıkan ayıplar ve gizli ayıplar. Satılan malda açık bir ayıp yok ise, alıcı emtiayı aldıktan sekiz gün içinde muayene etmek ya da ettirmek ve bu muayene sonucunda emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, durumu bu süre içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde satılanı kabul etmiş sayılır (TTK. m. 23/1-c; TBK. m. 223/2); meğerki satılanda adi bir muayene ile meydana çıkarılmayacak bir ayıp bulunsun (TTK. m. 23/1-c; TBK. m. 223/2). Bu son halde gizli ayıplara işaret edilmiş olmaktadır (Hüseyin Ülgen/Ömer Teoman/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2006, n. 744-746). Açıkça belli olmayan ve adi bir muayene sonucunda meydana çıkarılamayan ayıplar gizli ayıplardır. Böyle bir ayıp; sonradan malın kullanılmasıyla (Ülgen, Ticari İşletme Hukuku, n. 747) veya laboratuar tahlili yapılarak ya da satılan malın içi sökülüp parçalar tek tek muayene edilerek anlaşılabilir (İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Birinci Cilt, İstanbul 2004, s. 290). Bir başka deyişle, fenni ve teknik bir muayene ile ancak meydana çıkarılması mümkün olan veya uzun bir süre kullanıldıktan sonra ortaya çıkabilecek mallardaki ayıplar, gizli ayıp olarak nitelendirilir (Doğanay, s. 292). TTK. m. 23/1-c gizli ayıplar bakımından TBK. m. 223/2 hükmüne yollama yapmaktadır. TBK. m. 223/2 hükmüne göre: “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır”. Sözkonusu hüküm uyarınca gizli ayıplar derhal (meydana çıkar çıkmaz) ihbar edilmelidir (TTK. m. 23/1-c; TBK. m. 223/2); aksi takdirde satılan bu ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılır (TTK. m. 23/1-c; TBK. m. 223/2). Konya ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı tespit dosyasından alınan raporda “tespite konu aracın ön göğsünde oluşan hasarın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, imalat hatası ve malzeme kaynaklı imalat hatasından kaynaklandığı, aracın tespit tarihi itibariyle 141.900 km. de olduğu, aracın mevcut durumu itibariyle, hasarsız görünümlü ve bakımlı bir araç olduğu, aracın, ayıplı ve mevcut ayıbın gizli ayıplı olduğu, araçtaki ayıplı durumun giderilmesi için ön göğünün sökülerek, yeni ve orijinalinin monte edilmesi gerektiği. bedelinin, malzeme ve işçilik üceti dahil, 9.500,00 ₺ olduğu, tespite konu aracın sol farındaki ayıp durumunun tamir edilmesinin mümkün olacağı, tespite konu araçtaki mevcut ayıbın, yenileme ve onarımı yapıldıktan sonra 2. el araç piyasasında ön göğsü değişmiş, neden değişmiş sorusu nedeniyle alacılarda uyandıracağı olumsuzluk nedeniyle, 50.000,00 t değer kaybının oluşacağı” yönünde görüş belirtildiği görülmüştür. Sözkonusu tespit dikkate alındığında; dava konusu aracın gizli ayıplı olarak davacıya satıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda ayıbın ihtarı için iki veya sekiz günlük sürenin uygulanması sözkonusu değildir. 4. Ayıp ihbarları TTK. m. 18/3 hükmünde öngörülen ihtar ve ihbarlar kapsamında olmadığından herhangi bir şekle tabi değildir (Hüseyin Ülgen/Ömer Teoman/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya/N.Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2006, n. 753; Son İçtihatlar Dergisi, 1967, S. 228, s. 71). Gerçekten de Yargıtay’ın 01.12.1972 gün ve 4894/5113 sayılı kararında da bu durum “ayıp ihbarı olaya ilişkin bulunduğundan her türlü delille ispat edilebilir...” şeklinde açıkça ifade edilmiştir (Batider, C. VIII, S. 2, s. 176). Davacının yapmış olduğu tespitler dikkate alındığında, satıcının ayıp ihbarını geciktirmediği kanaatindeyiz. 5. Ayıplı satış durumunda alıcının haklarını düzenleyen TBK. m. 227 hükmüne göre: “Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir”. Görüldüğü üzere, sözkonusu hüküm, ayıba karşı tekeffülde alıcı lehine seçimlik bazı haklar öngörmüştür. Alıcı, dilerse, satılanı redde hazır olduğunu beyanla satım sözleşmesinin feshini, dilerse satılanı alıkoyup satış parasından indirim yapılmasını ya da somut olayda olduğu gibi genel hükümlere göre uğramış olduğu zararların tazmin edilmesini talep edebilir. Dolayısıyla davacının tazminat talebi haklı olmaktadır. Sonuç; Yukarda ayrıntılarıyla belirtilen hususlardan dolayı, a)Dava konusu aracın davacıya gizli ayıplı olarak satılmış olduğu, ayıp ihbarının zamanında yapıldığı, b)Bu bakımdan oluşan ve tespit raporunda belirtilen zararlardan davalı satıcı ...’nin sorumlu olması gerektiği, c)Davalı ...’ın sorumluluğunun bulunmadığı," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 20/04/2022 tarihli raporda; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, davacı tarafa ait ... plaka sayılı, ... marka, ..... ticari adlı, 2013 model, .... motor no.’lu, .... şasi no.’lu aracın; - Ön göğüsünde meydana gelen deformasyon, ayrılma ve çökmelerin kullanıcı kaynaklı meydana gelmesinin mümkün olmadığı, ancak üretim ve imalat kaynaklı olarak meydana gelebileceği, bu sebeple gizli ayıplı mal olarak değerlendirilmesi gerektiği, Aracın ön göğüsünün sökülerek yerine yenisinin takılması gerektiği, davaya konu araç için 23.03.2020 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda belirtilen onarım bedeli parça ve işçilik olarak 9.500 TL’nin raporun düzenlendiği tarih itibariyle isabetli olduğu, yine bilirkişi raporunda belirtilen aracın hasarsız emsalinin 2. el piyasa değerinin 500.000 TL ve ayıplı şekliyle 2. el piyasa rayicinin 450.000 TL olmasının ve 50.000 TL değerr kaybının meydana gelmesinin raporun düzenledniği tarih itibariyle isabetliği olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti (...-...-...) tarafından düzenlenen 05/10/2022 havale tarihli raporda; "Dava konusu olayda, ... plakalı ... marka, ... tipi, 2013 model, .... şasi numaralı, siyah renkli otomobilin, 01/02/2018 tarihinde davacı .... San. ve Paz. A.Ş. adına tescil edildiği, aracın satın alındıktan sonra servise götürüldüğünü ve göğüs kısmında komple çatlama olduğu, servisin ise aracın 120.000 km'de olması sebebiyle sorumlu olmadıklarını belirttiği, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi, ... D.iş no.'lu dosyada bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiği, araçta kullanım hatası olmadığı ve imalat hatası olduğunun tespit edildiği, aracın gizli ayıplı olduğu, ön göğüs sacının sökülerek yeni ve orijinalinin montaj edilmesinin 9.500 TL ve 2. el değer kaybının da 50.000 TL mertebesinde olacağı yönündeki tespit üzerine zararın davalılardan tahsili talebi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2.2. Dava dosyasındaki belgeler incelendiğinde, ... plakalı ... marka, ... tipi, 2013 model, ... şasi numaralı otomobile ait servis belgelerinin yerine dava dışı bir başka araca ait servis belgelerinin sunulmuş olduğu görülmüştür. Dava konusu aracın geçmiş hasarlarını ve onarım detaylarını gösterir evrakların dosya içeriğinde bulunmadığı da anlaşılmıştır. Heyetimizce dava konusu olaydaki iddiaların kapsamlı olarak değerlendirilerek mütalaa oluşturulabilmesi için ... plakalı otomobilin geçmiş servis işlemleri, hasar kayıtları ve hasar dosyalarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bahse konu belgelerin 1 numaralı davalı ... ... A.Ş.’den, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nden ve ilgili sigorta şirketlerinden teminine müteakip mütalaanın tamamlanabileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti (...-...-...) tarafından düzenlenen 01/03/2023 tarihli ön raporda; "Dava konusu olayda, .... plakalı ... marka, ... tipi, 2013 model, ... şasi numaralı, siyah renkli otomobilin, 01/02/2018 tarihinde davacı .... San. ve Paz. A.Ş. adına tescil edildiği, aracın satın alındıktan sonra servise götürüldüğünü ve göğüs kısmında komple çatlama olduğu, servisin ise aracın 120.000 km'de olması sebebiyle sorumlu olmadıklarını belirttiği, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi, ... D.iş no.'lu dosyada bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiği, araçta kullanım hatası olmadığı ve imalat hatası olduğunun tespit edildiği, aracın gizli ayıplı olduğu, ön göğüs sacının sökülerek yeni ve orijinalinin montaj edilmesinin 9.500 TL ve 2. el değer kaybının da 50.000 TL mertebesinde olacağı yönündeki tespit üzerine zararın davalılardan tahsili talebi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2.2. 29/09/2022 tarihli kök raporumuzda dava konusu olaydaki iddiaların kapsamlı olarak değerlendirilerek mütalaa oluşturulabilmesi için .... plakalı otomobilin geçmiş servis işlemleri, hasar kayıtları ve hasar dosyalarına ihtiyaç duyulduğu, bahse konu belgelerin 1 numaralı davalı ... ... A.Ş.’den, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nden ve ilgili sigorta şirketlerinden teminine müteakip mütalaanın tamamlanabileceği görüşü Yüce Mahkeme’nin takdirine sunulmuştur. Dava dosyasına sonradan sunulmuş belgeler incelendiğinde yetkili servis kayıtlarında davaya konu ön göğüs kesimindeki deformasyona neden olacak işlem olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından sağlanan geçmiş hasar kayıtlarının ... tescil plaka numarası üzerinden sorgulandığı ve tescil plakası değişikliği öncesindeki olası hasar kayıtlarının ve ekspertiz raporlarının araştırılmadığı anlaşılmıştır. Otomobilde meydana gelmiş olan davaya konu deformasyon iddiasının üretim veya kullanım kaynaklı olduğunun heyetimizce sağlıklı olarak değerlendirilebilmesi için, aracın geçmiş tüm hasar kayıtları ve ilgili ekspertiz raporlarının tetkiki gerekmektedir. Bu bağlamda Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarında ... olan şasi numarası ile gerçekleştirilecek sorgu sonucu elde edilecek delillerin incelenmesi gerektiği, ardından nihai mütalaanın tamamlanabileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti (....-...-...) tarafından düzenlenen 16/06/2023 tarihli raporda; "Dava konusu olayda, .... plakalı ... marka, ... tipi, 2013 model, .... şasi numaralı, ... renkli otomobilin, 01/02/2018 tarihinde davacı ... San. ve Paz. A.Ş. adına tescil edildiği, aracın satın alındıktan sonra servise götürüldüğünü ve göğüs kısmında komple çatlama olduğu, servisin ise aracın 120.000 km'de olması sebebiyle sorumlu olmadıklarını belirttiği, Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi, ... D.iş no.'lu dosyada bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiği, araçta kullanım hatası olmadığı ve imalat hatası olduğunun tespit edildiği, aracın gizli ayıplı olduğu, ön göğüs sacının sökülerek yeni ve orijinalinin montaj edilmesinin 9.500 TL ve 2. el değer kaybının da 50.000 TL mertebesinde olacağı yönündeki tespit üzerine zararın davalılardan tahsili talebi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2.2. 29/09/2022 tarihli kök raporumuzda dava konusu olaydaki iddiaların kapsamlı olarak değerlendirilerek mütalaa oluşturulabilmesi için .... plakalı otomobilin geçmiş servis işlemleri, hasar kayıtları ve hasar dosyalarına ihtiyaç duyulduğu, bahse konu belgelerin 1 numaralı davalı ... ... A.Ş.’den, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nden ve ilgili sigorta şirketlerinden teminine müteakip mütalaanın tamamlanabileceği görüşü Yüce Mahkeme’nin takdirine sunulmuştur. Dava dosyasına sonradan sunulmuş belgeler incelendiğinde yetkili servis kayıtlarında davaya konu ön göğüs kesimindeki deformasyona neden olacak işlem olmadığı anlaşılmıştır. 2.3. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından 03/04/2023 tarihinde düzenlenmiş belgede ... şasi numaralı aracın .... plaka kaydı ile 17/05/2018 tarihinde “Çarpma” olarak tanımlanmış hasarının kayda geçtiği, .... numaralı Kasko Ekspertiz Raporunda .... şasi numaralı aracın 17/05/2018 tarihinde Konya ilinde hasara uğradığı ve ön camının değiştirildiği belirtilmektedir. Rapor ekindeki fotoğraflar incelendiğinde otomobilin cam hasarı tespit edilirken, göğüs kaplamasının da fotoğraflanmış olduğu, davaya konu deformasyonun, ekspertiz incelemesinde de mevcut olduğu anlaşılmıştır 2.4. Tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ... şasi numaralı .... marka, ... tipi, 2013 model otomobilin ön panelinde ortaya çıkmış deformasyonun kullanımdan kaynaklanmadığı, otomobilin ön göğüs bölgesine harici etkiyi gerektirecek nitelikte bir kazaya karışmamış olduğu bu nedenle aracın üretim kaynaklı GİZLİ AYIPLI MAL olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşüne varılmıştır. . Davaya konu araç, dava tarihinde 10 yıllık makul ekonomik ömrünü (bk. Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği) tamamlamak üzere ve iş bu rapor tarihinde ise makul ekonomik ömrünü tamamlamış araç durumundadır. Aracın öngöğüs (torpido) kaplaması üzerindeki kusur nedeniyle yapılacak olan orijinal parça ile değişim işlemi, torpidonun sökülüp takılabilir bir parça olması ile birlikte değerlendirildiğinde bir değer kaybı yaratacak nitelikte görülmemiştir. Zaman içerisinde çevresel etkiler sonucu olağan yıpranma ve eskimeye uğramış on yıllık sökülebilir bir parçanın yerine, aynı fabrika üretimi orijinal yeni parça montajının değer kaybı yaratması bilimsel olarak izah edilebilir bir durum olmayıp, bu bağlamda gerekçesi belli olmayan ve aracın 50.000-TL değer kaybedeceği yönündeki diğer bilirkişi görüşleri isabetli bulunmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davaya konu .... şasi numaralı ... marka, ... tipi, 2013 model otomobilin ön panelinde ortaya çıkmış deformasyonun kullanımdan kaynaklanmadığı, otomobilin ön göğüs bölgesine harici etkiyi gerektirecek nitelikte bir kazaya karışmamış olduğu bu nedenle aracın üretim kaynaklı GİZLİ AYIPLI MAL olarak değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu ayıbın ön panelin orijinali ile değiştirilmesi ile giderilebileceği, makul ekonomik ömrünü doldurmuş araçta yapılacak olan orijinal parça ile değişim işleminin, torpidonun sökülüp takılabilir bir parça olması ile birlikte değerlendirildiğinde bir değer kaybı yaratacak nitelikte olmayacağı, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, ticari satımdan kaynaklı tazminat isteminden ibarettir.
Dava konusu; Davacı tarafından alınan aracın göğüs kısmında çatlama oluştuğu, bu çatlamanın bu davaya konu araca ait modellerde olağan bir şekilde kronik olduğu iddiasından kaynaklı olarak ilgili aracın ayıplı olarak satıldığı ve bu ayıptan kaynaklı olarak davacının zararının oluştuğu ve yine aracın sol farının kendi kendine sol tarafa düştüğü iddiasına dayalı olarak ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olduğu görüldü.
Dava konusu miktar 59.600,00-TL' dir.
TTK m.23'e göre tacirler arasındaki mal ve satış sözleşmelerinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
BK.m.223'te ayıp düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 23/son maddesine göre: Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleme veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
Gizli ayıp mevcut ise, herhangi bir şarta ve sınırlamaya tabi olmaksızın alıcının seçimlik hakkını kullanması için yeterlidir. Satıcı tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorundadır. Dolayısıyla ayıbın küçük, büyük veya orantılı olup olmaması sonucu değiştirmeyecektir. Asıl olan alıcının ürünü ilk aldığı zamanki tercih hakkıdır. Ayıplı , defolu veya kusurlu bir ürünü indirimli fiyata alıp almama tamamen alıcının tercihidir. Eğer alıcı en ufak bir kusur bile olmasını istemeden parasını tam ödeyerek bir ürün alıyorsa bu niyet ile aldığı üründe sonradan gizli ayıp çıkması nedeniyle ayıbın tür ve oranı gerekçe göstererek alıcıyı ilk başta istemediği bir alışverişin içine ve tercihe zorlamak TBK 223 sayılı yasanın amaç ve emredici hükümlerine tamamen aykırıdır.
6098 sayılı TBK'nın Satım sözleşmesinde alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesinde; “satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı;1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Madde hükmü doğrultusunda, davacının ayıptan kaynaklı genel hükümlere göre tazminat hakkı bulunmaktadır. Ancak, bunun için ayıp iddiasını ispat etmesi gerekmektedir.
Davacının, satım sözleşmesine konu araçla ilgili iki ayrı ayıp iddiası mevcuttur. Birinci sol farının kendi kendine sol tarafa düşmesi; ikincisi ise, aracın ön göğüs kısmında (panelinde) çatlama ve deformasyon olduğu şeklindedir.
A) Sol farının kendi kendine sol tarafa düşmesi ayıp iddiası kapsamında değerlendirme:
- Dava konusu aracın motoru çalıştırıldığı esnada, sol farının kendiliğinden aşağıya (sol tarafa) düştüğü delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.
- Dava konusu 2013 model ... marka aracın, ilk önce dava dışı başka bir şirket adına ilk tescilinin yapıldığı; ilk tescilinden yaklaşık 4 yıl sonra 02/05.2017 tarihinde icra satışı ile davalı ... adına devir olduğu ve 16/05/2017 tarihli satış ile de davacı adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle davacı adına kayıt olduğu görülmüştür.
- Davalı ... dava konusu aracın ikinci sahibi olup, davacıya aracı satan şahıstır. Diğer davalı şirket ise dava konusu aracın ithalatçısıdır. Dava konusu aracın, davalı ithalatçı şirket tarafından satıldığına dair dosya kapsamında iddia, fatura ve vb. herhangi bir delil bulunmamaktadır.
- Dosya kapsamında, belirtilen ayıp iddiasının gizli ayıp olduğuna ve yine üretimden kaynaklı olduğuna dair herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Davacı tarafça, aracın alındığı tarih ve delil tespiti tarihi arasında geçen süre de dikkate alındığında, bu ayıbın davalılardan kaynaklı oluştuğuna dair herhangi bir delil ileri sürülmemiştir. Yine Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından gönderilen kayıtlarda da, dava konusu aracın davacının mülkiyetindeyken çarpma hasar kaydının olduğu ve ön camının değiştirildiği görülmüştür. Mahkememizce resen yapılan değerlendirmede, bu ayıbın niteliği olağan bir muayene ile ortaya çıkabilecek açıkça belli olmayan ayıp olduğu şeklinde kabul edilmiştir. Buna göre, ayıp ihbarı süresi 8 gündür. Davacı tarafça, süresinde davalılara herhangi bir ayıp iddiasında bulunulmamıştır. Süresinde yapılmayan ihbar sebebiyle davalıların herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Yine dosya kapsamında davalıların ağır kusurlu olduğuna dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, davalı şirketin aracı ilk satan firma olmayıp, ithalatçı firma olması sebebiyle bu ayıptan sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının iddialarının üretimden kaynaklı ve gizli ayıba dayalı olması sebebiyle öncelikle mahkememizce zamanaşımı itirazı değerlendirilmiş ve davalı şirket yönünden davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Yine, davacının iddialarının üretimden kaynaklı gizli ayıp olması sebebiyle de davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
B) Aracın ön göğüs kısmında (panelinde) çatlama ve deformasyon ayıp iddiası kapsamında değerlendirme:
- Dava konusu aracın, ön göğüs kısmında (panelinde) çatlama ve deformasyon olduğu delil tespiti dosyasındaki ve mahkememiz dosyasındaki bilirkişi heyeti raporu belirlenmiştir.
- Dava konusu 2013 model .... marka aracın, ilk önce dava dışı başka bir şirket adına ilk tescilinin yapıldığı; ilk tescilinden yaklaşık 4 yıl sonra 02/05.2017 tarihinde icra satışı ile davalı ... adına devir olduğu ve 16/05/2017 tarihli satış ile de davacı adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle davacı adına kayıt olduğu görülmüştür.
- Davalı ... dava konusu aracın ikinci sahibi olup, davacıya aracı satan şahıstır. Diğer davalı şirket ise dava konusu aracın ithalatçısıdır. Dava konusu aracın, davalı ithalatçı şirket tarafından satıldığına dair dosya kapsamında iddia, fatura ve vb. herhangi bir delil bulunmamaktadır.
- Dosya kapsamında, belirtilen ayıp iddiasının üretimden kaynaklı ve gizli ayıp niteliğinde olduğu hükme esas alınan hukuka uygun bilirkişi raporundan anlaşılmış ve mahkememizce de kabul edilmiştir. Buna göre, ayıp ihbarı öğrenilmesinden hemen sonra derhal yapılmalıdır. Dosya kapsamındaki delil tespiti dosyasında aldırılan bilirkişi raporunun tebliği tarihi ile arabuluculuk başvuru süresi dikkate alındığında, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davalıların ağır kusurlu olduğuna dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Yine, davalı şirketin aracı ilk satan firma olmayıp, ithalatçı firma olması sebebiyle bu ayıptan sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının iddialarının üretimden kaynaklı ve gizli ayıba dayalı olması sebebiyle öncelikle mahkememizce zamanaşımı itirazı değerlendirilmiş ve davalı şirket yönünden davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Yine, davacının iddialarının üretimden kaynaklı gizli ayıp olması sebebiyle de davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı ... şirketi yönünden davasının zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Davacının davalı ... yönünden davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.017,82-TL peşin harçtan mahsubu ile 747,97-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davalı ... tarafından sarf edilen/edilecek toplam 1.950,00-TL yargılama giderinin (Tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti, başvurma harcı vs.) davacıdan alınarak davalı ....'ye VERİLMESİNE,
5-Davalı ... Otomotiv tarafından sarf edilen/edilecek toplam 1.950,00-TL yargılama giderinin (Tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti, başvurma harcı vs.) davacıdan alınarak davalı ... Otomotiv'e VERİLMESİNE,
-Dosya içerisinde görev alan bilirkişi ... ve ...'ya bilirkişi rapor ücreti ödenmediği görülerek, 1.300,00'er TL bilirkişilik ücretinin davalı taraflarca yatırılan avanstan ve eksik kalan kısım da davacıdan alınarak ödenmesine,
6-Davanın red miktarı ve sebebi dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... şirketine VERİLMESİNE,
7-Davanın red miktarı ve sebebi dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...' ye VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim