mahkeme 2021/178 E. 2024/343 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/178
2024/343
2 Nisan 2024
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/178 Esas
KARAR NO : 2024/343 Karar
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 24/02/2021
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin .... Ltd.Şti. inin 20 yılı aşan süre boyunca .... bayiliğini yaptığını, 50 000 USD (ABD Doları) meblağ teminat bonosu alındığını, .... Ltd.Şti. nin iflası sonucunda Şirketin patronu ....'ın teminat bonosunu ciro ederek organik bağı olan diğer davalıları muvazaalı olarak devrettiğini ve İstanbul ..... İcra Md. ....E. Sayılı dosyası tahtında menkulleri ve g.menkulleri haczedilen müvekkilinin, ...'a ve diğer cirantalara herhangi bir borcu olmadığı halde bono bedeli davalılara ödendiğini ve mağdur edildiğini, müvekkilinin İstanbul .... Asliye Ceza Mahkemesi...E.Sayılı sayılı dosya tahtındaki şikayeti sonucunda ...ın cezalandırılmış olduğunu, cezasını da kesinleştirildiğini, teminat bonosunun suç unsuru evrak olduğuna kanaat getirildiğini, dolayısı ile müvekkilinin davalılara icra tehdidi altında ödediği ödemeleri ve zararlarını tazmin etmek için mezkur dosya tahtında arabuluculuk toplantısı yapıldığını, anlaşma sağlanamadığını, bononun tarih kısmının doldurularak haksız ve mesnetsiz olarak 2009 yılında takibe konulduğunu, bu konuda İstanbul ..... Asliye Ceza Mahkemesi .... E.Sayılı ceza dosyası Yargıtay tarafından lehine sonuçlandığını, dava konusu Bono aslı icra kasasında olmadığını, bu nedenle senet aslı icra kasasına alınmadan fotokopiye dayalı olarak yapılan icra takibi ödeme emrinin iptalini gerektirdiğini, müvekkilinin mezkur icra dosyası tahtındaki takibin ödeme emrinin İstanbul .... İcra Hukuk Mah. .... E. ... K. Sayılı dosya tahtında iptal edilmiş olması ve İstanbul .... İcra Mahkemesinin ... E. ....K.ı dosyada olduğunu, Yargıtay ın bozma ilamından sonra aradan 5 yıl geçtikten sonra müvekkiline bir ödeme emri gönderilmeden ve bono aslı kasaya alınmadan tüm emvaline haciz konulması ve ticaretinin kitlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, İstanbul .... İcra Md. .... E. Sayılı dosya tahtında icra tehdidi altında 150 000 TL Ödemek zorunda kaldığını, teminat bonosu olarak vermiş olduğu bonoya mahsuben .... Ltd.Şti. ne 5 000TL Borcu kaldığı ve bunu da ödediği defter kayıtlarında mevcut olduğunu, davalılar ..... ve diğer tarafların kötü niyetli olduğunu, cirantalar ile arasında organik bağ olduğunu, tüm cirantalar müvekkiline zarara uğratmak için işbirliği halinde olduğunu, müvekkilinin tüm işine ve malvarlığını haksız ve mesnedsiz olarak piyasaya sürüldüğünü, bir bono yüzünden kaybedildiğini, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne ve dava sonuna tedbir konulmasına karar verilmesini, davalıların müvekkiline Madden ve Manen yapmış oldukları mağduriyetin bedeli olan 400 000 TL Maddi ve 100 000 TL Manevi tazminatın davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; Borçlar kanunu hükümleri gereğince tüm alacaklara ilişkin genel zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, Borçlar Kanunundaki haksız fiile ilişkin zamana aşımı süresi ise iki yıl olduğunu, dava konusu nun zamanaşımına uğradığını, dava konusu senet üzerinde yer alan tarihin 14.08.2020 olduğunu, iş bu sebeple peşinen zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları bulunduğunu, dava konusu senet üzerinde müvekkilinin şahsi cirosunun bulunmadığını, dava konusu senet üzerinde müvekkiline ait imza ve yazı da olmadığını, senetin de .... Kargo isimli diğer davalı şirket ile davacının acentelik ilişkisine dair verildiği ifade edilen bir senet olduğunu, müvekkiline husumetin yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple de davanın reddinin gerekli olduğunu, müvekkilinin şahsi cirosu ile ilgili bir dava olduğu düşünülse dahi davacının Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile husumet yöneltmesi dahi davanın şirketlere yönelik ticari bir dava olduğunu ortaya koyduğunu, davacının beyan ettiği tarihte şirketin kayyım tarafından yönetildiğini, hukuk mahkemesi ceza mahkemesi tarafından alınan kararla bağlı olmadığını, dava konusu senet üzerinde müvekkkilin imzası bulunmadığını, müvekkilinin borcu olmadığını, ihtiyati haciz kararı verilmesi için müvekkilinin borçlu olduğuna dair yaklaşık ispat şartının sağlanması gerektiğini, dosyada davacının alacaklı olup olmadığı hususu yargılamaya matuf olduğunu, müvekkilinin dosyada husumet itirazı da bulunduğunu, dosya içerisine bakıldığında zaten halihazırda davacı tarafın iddia ettiği alacağın tahsilatını icra yoluyla davalı şirketin mallarından tahsil edebileceğinin görülebileceğini, alacak muaccel olması gerektiğini, davacının alacağı olup olmadığı hususu yargılama sonunda ortaya çıkacağıını, bu kapsamda alacağın muaccel olduğundan da bahsedilmesi mümkün olmadığını, açıklanan ve inceleme sırasında re'sen gözönünde tutulacak sebeplere binaen fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere davanın reddine, davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, müvekkilinin lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle ; Müvekkilİ şirketin isminin .... San. ve Tic. Ltd. Şti. Olduğunu, mahkeme dosyası içine gelen İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasının evrakları içerisinde 15.10.2014 tarihli yenileme emri bulunduğunu, yenileme emrinde borçlulardan biri .... San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak göründüğünü, davacının, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. yerine isim benzerliğinden dolayı müvekkilinin ismini sehven yazarak müvekkiline karşı dava açtığını, her iki şirketin farklı olduğunu, müvekkili şirketin ne davacı ile ne diğer davalılarla ne de dava dilekçesinde bahsedilen olaylarla ilgisi ve alakası olmadığını, bu sebeple müvekkilinin hasım mevkiinden çıkartılmasını ve müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddini talep ettiklerini, davacı müvekkilinin kendisine zarar vermesine dayanak olarak hiçbir delil sunmadığını, belirtilen ve re’sen belirlenecek durumlar karşısında; müvekkili yönünden davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk dava şartının yerine getilmediğini, harcın eksik yatırıldığını, davacı taraf 2017 yılında İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... Esas no ile benzer nitelikte bir dava açtığını daha sonra bu davadan feragat ettiğini, derdest dava ile konusu aynı olan müvekkiline karşı açılmış ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğundan işbu davanın HMK 303. maddesi reddi gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, karşılıklı sulh ve ibra protokolüne rağmen huzurdaki davanın açılması kabul edilemez olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın savunma hakkının sınırlarını aşarak müvekkiline karşı mesnetsiz ithamlarda bulunulduğunu, neticede öncelikle davacının arabuluculuk ve diğer dava şartları yerine getirilmediğinden, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddini davacının tüm talepleri zaman aşımına uğradığından davanın zaman aşımı nedeniyle reddini davanın müvekkilim açısından HMK 303. Maddesi gereği "kesin hüküm" nedeniyle reddini, davacının müvekkiline yöneltmiş olduğu dava ve talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğundan ve davacının iddialarını ispatlayamadığından davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle ; Davaya konu hukuki uyuşmazlık 2009 yılı öncesi bir hukuki ilişkiye dayandırıldığını, 2009 yılından bu yana davacının müvekkili hakkında ne bir dava, ne bir talep ve ne de bir icra takibi söz konusu olmadığından dava konusu alacak ve beyana göre senet talep ve dava yönünden zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinden davacının istirdat mı yoksa tazminat mı talep ettiği anlaşılamadığını, her iki durumda da davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının kabulü ile davanın usul yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava şartı olan arabuluculuga davacı başvurmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalılar arasında herhangi bir danışıklı işlem tesis etme iradesi bulunmadığını, müvekkili şirket diğer davalı ... Limited Şirketi'nden alacaklı olduğunu, bu davalı iflas ettikten sonra İflas masasına alacak kayıt talebinde bulunduğunu, talebin reddi üzerine İstanbul Anadolu.... Asliye Ticaret Mahkemesi... E., 23/11/2016 T. ... K. Sayılı dosya kayıt kabul davası ikame edildiğini, yapılan yargılama neticesinde müflisin ve müvekkilin defter kayıtları, müvekkili ile müflis arasındaki sözleşmeleri, icra takip dosya bilgileri, alacak ile ilgili çek ve senet örneklerinin incelendiğini, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne ve 1.644.769,94 TL tutarındaki alacaklarının kayıt ve kabulüne karar verildiğini ilgili kararın kesinleşmiş olduğunu, muvazaalı veya danışıklı işlem tesis edecek kişilerin birbirleri aleyhine dava ikame etmeyeceklerin açık olduğunu, dava dilekçesinde davacı tarafından dayanak yapılan Menfi tespit Davasını- ne Ceza Davasında – ne İcra Takip Dosyasının- ne İcra Hukuk mahkemesi davalarının ve diğer tüm hukuki işlem ve ilişkilerin hiçbirinde müvekkili şirketin taraf olmadığını, bu davaların tamamından ve yapılan işlemlerden işbu dava dilekçesinden olduklarını bu nedenle davacının dayandığı delillerin hiçbiri müvekkili yönünden ispat vasıtası olarak kabul edilemeyeceğini arz ve izah ettiğimiz nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler Dr. .... ve ... tarafından düzenlenen 08/08/2023 tarihli raporda ; "Davalı konu olan senedin davacı tarafından davalı .... Ltd. Şti tarafında düzenlediği senedin 14.08.2008 keşide tarihli ve 50.000,00 -USD tutarlı olduğu, cirantanın davalı ..... Ltd Şti. Tarafından yapıldığı cirantanın davalı .... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti tarafından yapıldığının görüldüğünü, davalı ... tarafından davacı davalı .... Ltd Şti davalı ...Sanayi ve Tic Ltd Şti hakkında 77.500,00- TL asıl (50.00,000 - USD) 16.554,10 - işlemiş faiz olmak üzere 94.276,60 TL toplam alacağın, takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek TCMB efektif satış kuru üzerinden faizi tahsili talebi ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden 13.07.2009 tarihinde takibe geçtiği, Takibin İstanbul ... İcra Md. ... Esas Sayılı dosyası ile devam ettiği, İstanbul .... İcra Md. ... Esas Sayılı dosyası 17.10.2014 tarihli kapak hesabının 219.115,74 TL olduğunun görüldüğünü, davaya konu olan senedin ödendiğine dair dosya muhteviyatında herhangi bir dekont, makbuz veya tevsik edici belgeye rastlanılmadığını, davacı tarafından keşide edilen bononun icra takibine konu edildiği, davacı borçlunun dosya borcunu ödemek zorunda kaldığı hususlarında bir ihtilaf bulunmadığını, davacının, anılan kurallar uyarınca da, dava konusu senetten kaynaklanan borçları ödediğini ya da bu senedin teminat amacıyla verildiğini yazılı belgeyle ispatlaması gerektiğini, hangi temel ilişkiye istinaden teminat olarak verilmiş olduğunun yazılı bir delille ispatlanması gerektiğini, davalı .... Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. ve ....., dava konusu senetleri ciro yoluyla devraldığını, İlke, kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız (soyut) olması ve borçlunun temel ilişkiden doğan defi ve savunmalarını senedi ciro ile devralan hamile karşı ileri sürememesi olduğunu, hamil, senet kendisine ciro edilirken bu ciro sonucunda borçlunun (keşidecinin) cirantaya karşı sahip olduğu bazı savunmaları kaybedeceğinin bilincinde olması gerektiğini, sonuç olarak dava konusu bononun teminat verildiği yönündeki iddianın yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, ancak bu yönde somut bir delil sunulmadığı davacı tarafından, senetlerin teminat amacıyla verildiğinin ve karşılıklarının ödendiğinin davalı cirantalar tarafından bilindiğinin, buna rağmen bile bile senetlerin devir alınarak tahsil için icraya konu edildiğinin, dolayısıyla da bir kötüniyetin bulunduğunun ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde de herhangi bir somut delil sunulmadığından, davacının davalı cirantalara karşı olan iddiasının da ispata muhtaç olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, tazminat isteminden ibarettir.
Dava konusu, davacının teminat senedi iddiasına dayalı olarak verdiği senetten kaynaklı icra tehditi altında yapmış olduğu ödemeden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli dava olduğu görülmüştür.
Dava konusu miktar 500.000,00-TL 'dir.
Dava konusu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas (....Eski Esas) sayılı Kambiyo Senetlerine Mahsus takip dosyasının incelenmesinde; davalı ... (....) tarafından, davacı ve diğer davalılar .... Kargo ve ... Nakliyat aleyhine (50.000.00 USD) 77.500,00-TL asıl alacak ve 16.554,10-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 94.276,60-TL alacağının tahsili talep edilmiştir.
Takibe konu bononun incelenmesinde;
- Keşidecinin davacı, lehdarın davalı ... Ltd. Şti. Olduğu, 14.05.2008 düzenleme tarihli, 14.08.2008 vade tarihli ve 50.000,00 USD miktarlı olduğu görülmüştür. Bononun, daha sonra davalı lehdar tarafından diğer davalı ... şirketine ve akabinde davalı son ciranta ... (...)' ya cirolandığı görülmüştür. Bono üzerinde herhangi bir teminata yönelik ibarenin yer almadığı görülmüştür.
6102 sayılı TTK' ya göre bono veya emre muharrer senet, senet metninde (bono) veya (emre muharrer senet) kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını, senedin tanzim edildiği gün ve yeri, tanzim edenin imzasını içermelidir. Sıralanan bu kayıtlar bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardır.
Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s.451).
Nitekim TTK' da zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığı; vade, tanzim ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır.
Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, TTK'nın 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.
Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 tarihli ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K. ile 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir.
Dava konusu senet üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibarenin olmadığı ve borçlunun teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasının alacaklının imzasını taşıyan ve senede açık atıf yapan İİK'nın 169/a maddesinde yazılı belgelerle kanıtlanamadığından, takibe konu senedin teminat senedi olmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2020 Tarih ve 2017/12-743 E. - 2020/129 K. sayılı ilamı.)
Somut olayda: davacı tarafından, senedin teminat amacıyla verildiğinin davalı cirantalar tarafından bilindiğinin, buna rağmen bile bile senetlerin devir alınarak tahsil için icraya konu edildiğinin, dolayısıyla da bir kötüniyetin bulunduğunun ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde de herhangi bir somut delil sunulmadığı ve yine bu senede yönelik takipten kaynaklı davacı maddi ve manevi zararı bulunduğuna dair de dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığından, aşağıdaki şekilde senet üzerinde cirosu bulunmayan Ajlan Yanaşan yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle diğer davalılar yönünden sübut bulmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı ... yönünden davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Davacının diğer davalılar yönünden davasının sübut bulmadığından REDDİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 59,30-TL peşin harç ile yargılama devam ederken yatırılan 8.479,00-TL bakiye harç olmak üzere toplam 8.538,30-TL harçtan mahsubu ile 8.110,70-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
5-Davalı .... tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 150,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a VERİLMESİNE,
6-Davalı ..tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 71,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ....'ya VERİLMESİNE,
-Davalı taraflarca yatırılan avanstan kalan miktarın yatıran davalı taraflara İADESİNE,
7-Davanın red miktarı ve niteliği dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalılara VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.