mahkeme 2021/105 E. 2025/671 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/105
2025/671
17 Haziran 2025
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/105 Esas
KARAR NO : 2025/671
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 03/02/2021
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... esas dosyası ile davacı şirkete karşı kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibi haksız ve mesnetsiz olduğundan itiraz edildiğini İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyası ile yetkisizlik kararı vermiş ve itiraz dosyası sürerken davalı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ...Talimat dosyası ile menkul haczi için gelindiğini, davacı haciz tehdidi altında 15.000 TL parayı davalıya ödediğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Talimat dosyasındaki haciz tutanaklarında bu hususun tespit edildiğini, ödenmiş olan paranın Bakırköy ... İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile geri alınması için başlatılmış olan icra takibine davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi sonucu takibin durması nedeniyle, takibin devamı ve alacağın yüzde 20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada davacı her ne kadar dava konusu çekin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve çekin sahte olduğunu iddia ediyor olsa da iyiniyetli 3. kişi oluşu davacının bu iddiasını yersiz kıldığını, bankaya ibraz etmiş olduğu karşılıksız çeke karşı davacının itirazları bu nedenle geçerli olmayacağını, davacı aleyhine başlatılan İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasından gerçekleştirmiş olduğumuz haciz işlemi sırasında yapılan haciz işlemi icra memuru nezdinde ve denetiminde usulune uygun şekilde gerçekleştirilmiş olup davacı tarafça bu haciz tutanağına herhangi bir itiraz yazdırılmadığını, davacı borçlu ödeme yaparak borcu üstlenmiş ve kabul ettiğini, davacı borçlunun haciz esnasında hangi evrağa ilişkin icra takibi başlatıldığı ve haciz işlemi uygulandığı açıkça anlatıldığını bu aşamadaki imza itirazı davacı borçluyu borçtan kurtarmayacağını, davacı borcu herhangi bir tehdit ve zorlayıcı sebep olmaksızın üstlendiğini ve kabul ettiğini iyiniyetli ve 3. Kişi olduklarını, bankaya ibraz etmiş olduğu çekin karşılıksız çıkması nedeniyle işbu icra takibinin başlattığını savunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava; davalının icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Taraflar arasındaki itirazın iptali talebine konu icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalının davacı ve dava dışı üçüncü kişiler aleyhine başlatmış olduğu İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takip dosyasına davacı tarafından ödenen 15.000,00-TL'nin iadesi için başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının iddiaları incelendiğinde; davacı tarafından; İstanbul .. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takip dosyasına takibe dayanak yapılarak davalı tarafından icra takibi başlatılan çekin daha önce davacı tarafından ... Bankasına ibraz edildiği ve ödendiği, ödeme üzerine çekin bankaya teslim edildiği, sonrasında dava dışı ... Bankasının arşivinden çalınması akabinde çeşitli kimselerce cirolanarak davalının eline geçtiği ve yeniden takibe konularak İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takip dosyasına davacı tarafından para ödenmek zorunda kaldığı iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacı tarafından davalının başlatmış olduğu İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı icra takip dosyasındaki takibe dayanak çek üzerindeki davacı şirkete ait imzaya itiraz edilmediği gibi davacı ve davalı arasında bir temel ilişkinin de bulunmadığı, temel ilişkiden kaynaklı olarak da borcunun olmadığına dair bir talepte ve iddiada bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının iddiası temel olarak daha önce tahsil edilen bir çekin banka arşivinden çalınması akabinde yeniden takibe konulmasına ve davacıdan para tahsil edilmesine ilişkin olup, bu iddianın esas itibariyle haksız fiilden kaynaklı bir sorumluluk talebine ilişkin olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Zira davacının esas iddialarının ve alacak talebine konu olay daha önce tahsil edilen ve davacı tarafından bankaya teslim edilen bir çekin bankadan çalınarak yeninden takibe konulmasına ilişkin olduğu, somut olayda tartışılması gerekenin ilgili hırsızlık fiilinde ve sonrasında çekin yeniden takibe konularak davacıdan para tahsil edilmesinde davalının haksız fiil hükümlerine göre kusuru olup olmadığı ile davacıdan tahsil edilen paradan davalının sorumluluğunun olup olmadığı, davacının ödediği parayı davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar işbu dava Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de; eldeki davanın 6102 sayılı Kanun hükümleri gereğince kambiyo ve çek hukukundan kaynaklanmadığı, kambiyo ve çek hukukuna göre tartışılacak ve değerlendirilecek bir durumun olmadığı, zira davalı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı icra takip dosyasında takibe dayanak yapılan ve davacıdan para tahsil edilen icra dosyasındaki senedin gerçek bir senet olduğu, ilgili senedin gerçek bir senet olduğunun davacının ve dava dışı bankanın da kabulünde olduğu, davacının ilgili senetteki imzasına yönelik bir itirazının olmadığı, davacı ve davalı arasında ilgili senetten kaynaklı olarak temel bir ilişkiye dayalı borca itirazın ve menfi tespit talebinin de söz konusu olmadığı, davacı tarafından senedin yetkili hamili olunduğu ve davacı elindeyken çalınarak üçüncü kişilerin eline geçtiği iddiasına dayalı olarak bir istirdat talebinin de öne sürülmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla eldeki davada kambiyo hukuku kapsamında tartışılacak ve değerlendirilecek bir husus bulunmamakta olup, davacı tarafından davalıya karşı başlatılan ve işbu davaya konu olarak itirazın iptali talep edilen icra takip dosyasındaki takibin de kambiyo senedine dayanmadığı, ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine dair olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın davalıdan alacak talebinin kambiyo ve çek hukukundan kaynaklanmadığı, davacının talebinin davacı tarafından daha önce tahsil edilerek bankaya teslim edilen çek aslının bankanın arşivinden çalınması sonrasında üçüncü kişilerce tekrar cirolanarak davalının eline geçmesi ve davalı tarafından başlatılan icra takibine davacı tarafından para ödenmesi nedeniyle ilgili paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, bu noktada davalının sorumluluğunun kambiyo ve çek hukukundan kaynaklanmadığı, zira davacı tarafından ilgili çekteki imzaya itiraz edilmediği, davacı ve davalı arasındaki temel ilişkiye dayalı olarak çekin bedelsizliği ve ödenen bedelin istirdatının talep edilmediği, yine davacı tarafından senedin davacı elindeyken rızası hilafına elinden çıktığına dair bir istirdat talebinin de öne sürülmediği dolayısıyla kambiyo ve çek hukukundan kaynaklı olarak incelenmesi ve tartışılması gereken bir durumun bulunmadığı, nitekim davacı tarafından davalıya karşı itirazın iptali talep edilen icra dosyasının da kambiyo senedine dayalı bir icra takibi olmadığı ve ilamsız icra takibi niteliğinde olduğu, bu noktada davacının davalıdan alacak talebinin ilgili çekin banka arşivinden çalınması akabinde tekrar dolaşıma sokularak davacıdan para tahsil edilmesi eyleminde davalının kusuru ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususundan kaynaklandığı, dolayısıyla davacının alacak talebinin haksız fiil hükümleri ve davalı tarafından davacıya haksız bir icra takibi başlatılıp başlatılmadığı, başlatılan haksız icra takibinde davalının haksız fiil hükümlerine kusurunun bulunup bulunmadığının tartışılması sonucunda davalının sorumluluğunun tespit edilebileceği noktasında toplandığı, 6098 sayılı Kanun kapsamında haksız fiilden kaynaklanan davalarda genel mahkemelerin görevli olduğu, Mahkememizce yapılan tacir araştırmasına yönelik gelen müzekkere cevapları incelendiğinde; davalının ticaret odasında gerçek kişi işletmesi olarak kaydının bulunmadığı, vergi dairesinin müzekkere cevabına göre davalının işletme defteri tuttuğu dolayısıyla esnaf olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki alacak iddiasına konu ilişkinin münhasıran 6102 sayılı TTK'da düzenlenen ticari işlerden olmadığı 6098 sayılı Kanun kapsamında haksız fiil sorumluluğundan kaynaklandığı, davacı tarafından davalıya başlatılan ve eldeki davanın konusu olan icra takip dosyasının kambiyo senedine mahsus icra takibi olmadığı, ilamsız icra takibi niteliğinde olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki alacak iddiasına konu itirazın iptali davasının genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki davada davalının tacir olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
Ticari olmayan itirazın iptalinden kaynaklanan davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.