mahkeme 2020/780 E. 2023/942 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/780
2023/942
17 Ekim 2023
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/780 Esas
KARAR NO : 2023/942 Karar
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/07/2019
KARAR TARİHİ : 17/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15.11.2023
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 21/10/2011 tescil tarihli ..... marka aracının bulunduğunu, aracın şirket yöneticisinin günlük kullanımına tahsis edildiğini, aracın davalıdan satın alınmış olduğunu, müvekkilinin 2017 yılı Nisan ayı içerisinde aracın bakımını her zamanki gibi davalının servisinde yaptırarak teslim aldığını, ancak aracın bakımdan kısa bir süre sonra 17/05/2017 tarihinde seyir halinde iken aniden stop ederek hareketsiz kaldığını, eşi ve çocuğuyla birlikte büyük şok yaşayan müvekkilinin aracı yol kenarına çekerek servise haber verdiğini, aracın davalının servisine çekildikten sonra motor zincirinin kopması nedeniyle yolda kaldığının tespit edildiğini, ayrıca motorun komple değişmesi gerektiği söylenerek 51.684,00 TL masraf çıkarıldığını, servis yetkililerinin arızanın bir üretim hatasından kaynaklandığını, araçta zincirin bozulduğunu gösteren bir uyarı sisteminin bulunmadığını, bu nedenle servis bakımı sırasında bunu fark edemediklerini, bu nedenle hasar bedelini karşılayamayacaklarını, ancak indirim yapabileceklerini söyleyerek aracı 41.210,17 TL'ye onardıklarını, bu tutarın müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, davalı tarafından müvekkiline satılan araç ayıplı olup müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, aracın ayıplı olması nedeniyle ortaya çıkan zararın davalı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek 41.210,17 TL onarım bedeli ile 1.000,00 TL ikame araç bedelinin davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile müvekkili ...'e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirketin dav a konusu aracın maliki olup diğer davacının ise şirket yetkilisi olduğunu, bu nedenle davacı şirket yetkilisi yönünden davanın aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının ayıp ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davanın bu yönden de reddi gerektiğini, aracın üretimden kaynaklanan ayıbının bulunmadığını, aracın periyodik bakımlarının eksik yaptırılmış olması nedeniyle arızanın bu nedenle meydana gelmesinin mümkün olduğunu, ayrıca araçta mevcut kaza veya hasar durumunun araştırılması gerektiğini, manevi tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 03/03/2020 tarihinde verilen .... Esas, ..... sayılı red kararımız İstanbul BAM ,.... Hukuk Dairesinin .... Esas, ..... Karar, 22/10/2020 tarihli ilamı ile; "Daha önce davalı şirketin sunduğu servis hizmetinin ayıplı olduğu zannıyla oluşan zararın tazmini istemiyle açılan dava ile, aslında en başından beri müvekkiline imalat hatalı şekilde satışının yapıldığı Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. – ...... K. sayılı dosyasında yer alan 05.04.2019 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen, dava konusu otomobilin gizli ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan eldeki davada tazminat istemine dayanak sebepler farklı olduğundan derdestlikten söz edilmesi mümkün olmadığını, İncelemeye konu dava ve derdestlik itirazına mesnet davada yer alan tazminat istemlerine dayanak gösterilen sebepler ve hukuki dayanaklarının farklı olduğu hususu gözetilerek davanın esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, derdestliğe dayalı olarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı,
" gerekçesi ile kaldırılmış ve dosyanın yukarıda yazılı numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen 18/02/2022 tarihli raporda; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, davacı tarafa ait .... plaka sayılı ...... marka ...... tipi 2012 model araçta; 17.05.2017 tarihinde araç 217.895 kmde iken ortaya çıkan zincir kopmasına bağlı motor hasarı ile ibraz edilmiş belgelere göre davalının 27.04.2017 tarihinde vermiş olduğu boya kaporta hizmeti arasında bir ilişki mevcut olmadığından, verilen servis hizmetinin AYIPLI olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, Krank mili ile kam milleri arasında senkronizasyonu sağlayan zamanlama zinciri motor içerisinde olup kopmasında kullanıcının ya da kullanım karakteristiğinin bir etkisinin olmadığı, kullanım karakteristiğinin ve kullanıcının hiçbir surette etkisinin olmadığı zamanlama zincirinin kopmasının maldan yararlanmayı ve seyir güveniğini ortadan kaldıran, maliyeti yüksek hasara neden olan önemli arıza niteliğinde olup, imalata dayalı ayıbın varlığını gösterdiğini, bu nedenle söz konusu ayıbın, makul süre incelemesi ile anlaşılabilecek nitelikte olmayıp belirli bir kullanım süresi sonrası ortaya çıkmış olduğundan GİZLİ AYIP niteliğinde olduğu, Dava konusu araçta ortaya çıkan motor değişim gereksinimi için makul onarım süresi 7 gündür. Olay tarihinde dava konusu araca eş değer makul araç kiralama bedeli günlük ortalama 200 TL olup, makul onarım süresince talep edilebilecek ikame araç bedelinin 200x751.400 TL olması gerektiği "sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen 26/05/2023 tarihli ek raporda; "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, davacı tarata ait ...... plaka sayılı .... marka .... tipi 2012 model araçta krank mili ile kam milleri arasında senkronizasyonu sağlayan zamanlama zinciri motor içerisinde olup kopmasında kullanıcının ya da kullanım karakteristiğinin bir etkisinin olmadığı, kullanım karakteristiğinin ve kullanıcının hiçbir. surette etkisinin olmadığı zamanlama zincirinin kopmasının maldan yararlanmayı ve seyir güvenlini ortadan kaldıran, maliyeti yüksek hasara neden olan önemli arıza niteliğinde olup, imalata dayalı ayıbın varlığımı gösterdiğini, bu nedenle söz konusu ayıbın makul süre incelemesi ile anlaşılabilecek nitclikte olmadığı ve GİZLİ AYIP niteliğinde olduğu, dava konusu araçta ortaya çıkan motor değişim gereksinimi için makul onarım süresi 7 gün olduğu, olay tarihinde dava konusu araca eş değer makul araç kiralama bedeli günlük ortalama 200 TL olup, makul onarım süresince talep edifebilecek ikame araç bedelinin 200x7-1.400 TL olması gerektiği, "sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davalı taraf 20.06.2023 havale tarihli dilekçesi ile cevap dilekçesini zamanaşımı itirazı yönünden ıslah etmiştir.
Davacı vekili 20/06/2023 tarihli uyap üzerinden gönderilen dilekçesiyle dava değerini ıslah etmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, BAM ilamı, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu; davacı tarafından davalıdan satın alınan 21/10/2011 tescil tarihli ..... plaka sayılı .... tipi 2012 model aracın 17/05/2017 tarihinde seyir halinde iken arızalanması sonucu (üretimden kaynaklı gizli ayıp) yapılan tamir masraflarının, ikame araç bedelinin tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Dava konusu miktar 92.610,17-TL'dir.
TTK m.23'e göre tacirler arasındaki mal ve satış sözleşmelerinde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
BK.m.223'te ayıp düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 23/son maddesine göre: Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleme veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
Gizli ayıp mevcut ise, herhangi bir şarta ve sınırlamaya tabi olmaksızın alıcı seçimlik hakkını kullanması için yeterlidir. Satıcı tercih edilen seçimlik hakkı yerine getirmek zorundadır. Dolayısıyla ayıbın küçük, büyük veya orantılı olup olmaması sonucu değiştirmeyecektir. Asıl olan alıcının ürünü ilk aldığı zamanki tercih hakkıdır. Ayıplı , defolu veya kusurlu bir ürünü indirimli fiyata alıp almama tamamen alıcının tercihidir. Eğer alıcı en ufak bir kusur bile olmasını istemeden parasını tam ödeyerek bir ürün alıyorsa bu niyet ile aldığı üründe sonradan gizli ayıp çıkması nedeniyle ayıbın tür ve oranı gerekçe göstererek alıcıyı ilk başta istemediği bir alışverişin içine ve tercihe zorlamak TBK 223 sayılı yasanın amaç ve emredici hükümlerine tamamen aykırıdır.
6098 sayılı TBK'nın Satım sözleşmesinde alıcının seçimlik hakları başlıklı 227. maddesinde; “satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı;1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, 4- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.” hükmü düzenlenmiştir.
Madde hükmü doğrultusunda, davacının ayıptan kaynaklı genel hükümlere göre tazminat hakkı bulunmaktadır. Ancak, bunun için ayıp iddiasını ispat etmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu hususlar doğrultusunda ve bilirkişi raporu dikkate alındığıda; dava konusu .... plaka sayılı ... marka .... tipi 2012 model araçta, krank mili ile kam milleri arasında senkronizasyonu sağlayan motor içerisindeki zamanlama zincirinin kopmasında kullanıcının ya da kullanım karakteristiğinin bir etkisinin olmadığı, kullanım karakteristiğinin ve kullanıcının hiçbir. surette etkisinin olmadığı, zamanlama zincirinin kopmasının seyir güvenlini ortadan kaldıran önemli arıza niteliğinde olup, imalata dayalı gizli ayıp niteliğinde olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu haliyle imalat kusurlu olan aracı davacının almak istemediği açıktır. Bu husus TBK 227/2 bendine göre değerlendirilmiş, buna göre davacı alıcının davalı alıcıdan genel hükümlere göre tazminat (yapmış olduğu giderleri) isteme hakkı mevcuttur.
Öte yandan araçtaki ayıp kullanmakla ortaya çıkan ve üretimden kaynaklı gizli ayıp türü olduğu için, davalının hak düşürücü süre geçtiği itirazları yerinde görülmemiştir. Kaldı ki ayıbın tespiti, gelen belge ve beyanlara göre Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. - ... K. sayılı dosyasındaki ek bilirkişi raporunun iş bu davanın davacısı ve davalısına tebliği ile öğrenilmiş ve makul süre içinde de iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı taraf, ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesini zamanaşımı yönünden ıslah etmiştir. Günümüz teknolojisinde, ortalama bir kullanımda ve ekonomik ömrünü yitirmemiş aracın (dava konusu araç bu şekilde olup) asli parçalarındaki servis ömründe beklenti, aracın ekonomik ömrü ile eşdeğerdedir. Genel kabul olarak araçlarda ortalama faydalı ömür ve kullanımdan kasıt yıllık 25.000 KM ve 10 yıllık ekonomik ömürdür. Bu haliyle ekonomik ömrü süresince bir aracın, asli aksamı olan krank mili ile kam milleri arasında senkronizasyonu sağlayan motor içerisindeki zamanlama zincirinin kopması şeklinde maliyeti yüksek sorun çıkarması beklenilecek bir durum değildir. Araç ömür testleri araç sınıfına göre 500.000 KM ile 1.000.000 KM arasında motor değişebilmektedir. Dava konusu araç ise, 17.05.2017 arıza tarihi itibariyle 217.895 KM' dedir. Üretici de, aracın özelliklerini bilerek en zor şartlar altında ömür testlerini gerçekleştirmeli ve beklenen mutat ömür doğrultusunda sorun oluşturmayacak geliştirmeleri yaparak ürünü piyasa sunmalıdır. Ancak, davalı tarafından davacıya satılan dava konusu araç, niteliğine uygun düşmeyen bir şekilde yüksek maliyetli bir arıza vermiştir. Bu haliyle davalının satışa ve davaya konu aracı satarken, kendisinden beklenen basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranarak, ağır kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle Türk Borçlar Kanunun 231/2 " Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." şeklindeki hükmü dikkate alınarak, davanın zamanaşımına uğramadığı kabul edilmiştir.
Dava dosyasında yapılan inceleme ve araştırmalar sonucunda; ..... plaka sayılı .... tipi 2012 model araçtaki tamir masrafının, davacının ödediği miktar ile uyumlu ve KDV dahil 41.210,17 TL olduğu ve kadri marufunda olduğu ve .... plakalı aracın makul hasar onarımı süresince davacının ikame araç bedeli zararının 1.400,00 TL olduğu anlaşılmış olup, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller ve yapılan açıklamalar gözetilerek, maddi tazminat talebi yönünden dava ve talep arttırım dilekçesi dikkate alınarak, açılan davanın davacı şirket yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hakimin manevi zarar adı ile kazaya uğrayana verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması da gözetilerek, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Davacı ...' in açmış olduğu manevi tazminat davasının, davacının manevi tazminatı gerektirecek düzeyde mağduriyete uğradığını gösterir düzeyde delil ve olay bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ...'in manevi tazminat talebinin sübut bulmadığından REDDİNE,
2-Davacı ...... San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti'nin maddi tazminat davasının KABULÜ İLE;
-41.210,17-TL onarım bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-1.400,00-TL ikame araç bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken toplam 2.910,70-TL karar harcından, dava açılırken alınan 1.574,72-TL peşin harç ve yargılama sırasında yatırılan 10,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.584,72-TL'nin mahsubu ile bakiye 1.325,98-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
-Davacılar tarafından dava açılırken ve yargılama devam ederken yatırılan 1.635,52-TL harcın davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin; kısmen kabul - red oranları ve takdiren %46,01'i olan 607,33-TL'sinin davalıdan, % 53,99'u olan 712,67-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
3-Davacılar tarafından yapılan / yapılacak yargılama giderleri(Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 3.470,40-TL' nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 46,01'i olan 1.596,73-TL' nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
-Dosya içerisinde görev alan bilirkişiler ... ve ...'na bilirkişi rapor ücreti ödenmediği görülerek, 1.000,00'er-TL olmak üzere toplam 2.000,00-TL bilirkişilik ücretinin davacı gider avansından alınarak ödenmesine,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve bilirkişi ücreti ödendiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Kabul edilen maddi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ..... San. Ve Dış. Tic. Ltd. Şti'ye VERİLMESİNE
5-Reddedilen manevi tazminat yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.