mahkeme 2021/2400 E. 2023/2836 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2400
2023/2836
29 Aralık 2023
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/07/2021
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 29/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2024
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. - .... K. sayılı dosyası üzerinden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize intikal eden dosya incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı şirket arasında önce davalıya ait mecurun müvekkili tarafından yıllık 20.000 Euro bedel ile kiralanması konusunda 15/03/2003 tarihli, daha sonra da otelin ilk yılı olması sebebi ile müşterisinin az olacağı düşünülerek 01/05/2003 tarihinden geçerli olmak üzere yıllık (12.000 YTL +2.160,00.-TL) KDV dahil 14.160,00.-TL bedel ile mecuru kiraladığını, müvekkilinin 15/05/2003 başlangıç tarihli ilk sözleşme gereğince davalıya yaptığı ödemenin aynı mecur için 2.yıl yapılacak kira bedeli ödemesinden mahsubunun da bu sözleşmenin imzalanması sırasında kararlaştırıldığını ancak davalı şirketin müvekkili şirket çalışanlarını mecurun bu- lunduğu otele almadığını, mecurda bulunan mallarını almak isteyen müvekkilini de mecura sokmadığını, bu durumun Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... d.iş sayılı ve 29/07/2004 tarihli tutanak ile tespit edildiğini bu tutanakta ayrıca mecurun boş olduğunun da tespit edildiğini ayrıca davalı şirket yetkilisi ... ın mecurun bulunduğu otelin depolarında müvekkiline ait her hangi bir mal olmadığını bildirdiğini, ancak aynı gün saat 15:00 de depoda muhafaza ettikleri malları müvekkiline teslim ettiklerini bundan sonra müvekkilinin davalıdan fazladan yaptığı ödemeyi iade etmesini istediğini davalının ise böyle bir iadeye yanaşmayarak düzenlediği 01/07/2004 tarihli kira farkı faturasını dayanak göstermek suretiyle icra takibine giriştiğini böylece müvekkilinin fazladan ödediği 31.123,35.-TL yi ödememe yolunu tercih ettiğini, yine müvekkiline ait malları otelin erzak deposunda muhafaza ederek değer kaybına uğramalarına sebep olduğunu müvekkilinin 2005 yılında zarar ettiğini şayet mecur müvekkilinin kullanımına bırakılsa idi kar edeceğini belirterek haksız eylemin gerçekleştirildiği 01/06/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile mecuru kullanamamaktan kaynaklanan zararı için 60.000,00.-TL manevi zararı için 40.000,00.-TL nin tahsilini talep etmiş bilahare ön inceleme duruşmasında bedelsiz kalan 31.350,12.- TL lik kira farkı alacağının ve depoda kötü şartlarda muhafaza edilen eşyaların zarar görmesinden dolayı 85.000.- USD tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve ıslah harcını da yatırmıştır.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasındaki geçerli sözleşmenin 15/05/2003 tarihli sözleşme olduğunu, davacının mecuru teşhir salonu olarak kullandığını, bu mecurdaki işyerinin davacı tarafından 19/07/2004 tarihinde kapanışının verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda mahkemenin .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile "Davanın kısmen kabulü ile, davacının mecuru kullanamamaktan kaynaklanan zararına karşılık takdiren 10.000,00.-TL tazminatın kira döneminin sonu olan 30/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davacıdan alınıp davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacının bedelsiz kalan fazla ödediği 28.534,24.-TL kira bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine,
Davacının manevi tazminat talebi ile satış ürünlerinin zarara uğramasından kaynak- landığını iddia ettiği zararı için talep ettiği tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, " şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; Dairemizin .... Esas .... Karar sayılı ilamı ile "Öte yandan, sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar akdettikleri sözleşmedeki hüküm ve koşullar ile bağlı olup, kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir. Aksi durumda, haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın giderim yükümlülüğü doğar. Kiraya verenin tek yanlı olarak akdi feshetmesi ve kiralanana el koyması bu kapsamda sözleşmenin ihlali niteliğindedir. Bu durumda, davalı- kiraya verenin tazminat sorumluluğu bulunmaktadır. TBK’nun 114/2 maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacaktır. Bu nedenle, davalının kira sözleşmesine aykırı davranmasıyla oluşan sorumlulukta tazminattan indirim yapılmasını düzenleyen TBK’nun 52. maddesi uygulaması gerekir. Bu kapsamda, davacı kiracı da feshi müteakip kiracı olarak faaliyetini yürütebileceği yeni bir işyeri bulma konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Bunun bir sonucu olarak, davacının aynı şart ve koşullarda kiracı olarak faaliyetini yürütebileceği aynı nitelikli başka bir taşınmazı hangi sürede yeniden kiralayabileceği sürenin belirlenmesi, davalı kiraya verenin de bu süreye ilişkin kazanç kaybından sorumlu tutulması gerekir. Belirtilen nedenlerle, mahkemece yapılacak iş mahallinde emlakçı bilirkişi, turizm işlerinden anlayan bir bilirkişi ve mali müşavir bir bilirkişi ile keşif yapılarak davacının kiralananla benzer nitelikteki bir işyerini ne kadar sürede kiralayabileceği belirlenip bu süre ile sınırlı davacının ticari defterleri de incelenerek kazanç kaybının belirlenmesinden ibarettir. Yine, davacının defterlerinden kazanç kaybı belirlenemiyorsa dava reddedilmemelidir. Burada kardan yoksun kalanın zararı, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalmasıdır. Bu zarar dükkandan tespit edilemiyorsa kiralananla sosyo-ekonomik yönden aynı çevrede açılan benzer dükkanların muhtemel cirosu, kar oranı, işletme giderlerinin ciroya oranına ilişkin ayrıntılı bilgiler toplandıktan sonra bilirkişi marifeti ile bu veriler değerlendirilerek muhtemel aylık karı tespit edilmeli ve dava konusu aynı vasıf ve özelliklere sahip başka bir taşınmazı aynı şartlarda kiralayabileceği makul süre kadar kar kaybına hükmedilmesi gerektiğinden tarafların sair istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, belirtilen nedenle hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında dosya mahkemenin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda,"....Manevi tazminat, kişilik haklarının zarar görmesi sebebi ile istenebilecek bir tazminat olup somut olayda davacı şirketin sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan sebeplerle kişilik haklarına bir zarar geldiği ileri sürülemeyeceğinden davacının manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. ...Davacının mecurda satışa arz edilen 170 parça deri eşyanın uygunsuz koşullarda muhafaza edilmesinden dolayı gerçekte yapılabilecek satış bedelinden daha düşük bir bedel ile satılması sebebi ile zarara uğradığı iddiasında ise de bu iddiasını bu malları teslim aldıktan sonra mallar üzerinde bir tespit yaptırmamış oluşu böylece zarar miktarının tespit edilmemiş oluşu alınan bilirkişi raporuna göre alış ve satış bedelleri üzerinden de zarar miktarının tespit edilememesi karşısında ispatlanamadığı kanaatine varıldığı
... mahkememizce mahallide keşif icra edilmiş ve bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi heyeti raporunda özetle, Dava konusu dükkanın bulunduğu tesisin ve içeresindeki dükkanların bölgede çok tercih edildiğini, otelin müşteri portföyünün bölgedeki diğer tesislere nazaran daha seçkin bir kitleden oluştuğu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacının bu dükkanda bil fiil satış yapmadığını, teşhir salonu olarak kullanıldığını ve otelde bulunan müşterileri merkez mağazasına götürdüğünün anlaşıldığını, bu satış şeklinin ek maliyetlere sebep olduğu, kiralanan dükkanın belirtilen niteliği karşısında sezon (nisan-ekim) sonuna kadar bölgede muadil bir dükkan bulmanın mümkün olamayaca- ğını, davacının ticari defter kayıtlarında bu dükkana has bir cari kayda rastlanmadığını, buna göre davacının yeni bir dükkanı ancak 4 ay gibi bir sürede bulabileceği, bir işletmecinin turizm sektöründe ödemiş olduğu kira bedelinin 5 katı kazanç sağlama gayesi içinde bulun- duğu bu kazanç içerisinde bir kira, bir birim personel, bir birim ürün maliyeti, bir birim yeni ürün ve gelecek yıl kira peşinatı, bir birim de kar olarak hedeflendiği, buna göre davacının kira bedelinin 1.000,00.-TL olduğu anlaşıldığına göre bunun 5 katı olan 5.000,00.-TL nin dört aylık karşılığının 20.000,00.-TL olduğu ve bu miktarın da davacının kazanç kaybını oluşturduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede: Dava konusu diğer hususların kaldırma kararına konu edilmemesi karşısında hükme esas alınan ve somut olaya uygun düşen ancak tahliye tarihinin bilirkişi tarafından 29/07/2014 olarak kabul edilerek ekim ayı sonu itibarıyla dört ay olarak yeni bir dükkan bulunabileceği hesabı yapılmış ise de bu hesaplamada 7. Ayın hesaba katılmamış olması gerektiği halde, hesaba katılmış olması, gerçekte mahkememizce taşınmazın tahliye tarihinin 10/06/2014 olarak kabul edilmesi ve bu tarihten sonra ekim ayı- nın sonuna kadar dört ay yirmi günlük sürenin geçecek olması karşısında dört ay üzerinden zarar belirlenmesinin mümkün olacağı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurul- muştur. " gerekçesiyle
Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davacının mecuru kullanamamaktan kaynaklanan zararına karşılık 20.000,00.-TL tazminatın kira döneminin sonu olan 30/04/2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının bedelsiz kalan fazla ödediği 28.534,24.-TL kira bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Davacının manevi tazminat talebi ile satışı yapılan ürünlerinin zarara uğramasından kaynaklandığını iddia ettiği zararı için talep ettiği tazminatların ayrı ayrı reddine, Alınması gerekli 3.315,37.-TL harçtan, peşin olarak alınan 1.485,00.-TL ıslah yoluyla alınan 2.728,65-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 898,28.-TL harcın davacıya iadesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf talebinde bulunan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında yeni yapılan 01/05/2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin yapılmasıyla 15/05/2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin üzerine ibare düşürülerek iptal edildiğini, müvekkilin önceki kira sözleşmesine göre fazladan yapmış olduğu ödemelerin de ikinci yılın kira bedeline mahsup edilmek üzere anlaştıklarını, davalı şirket müvekkil şirkete hiçbir bildirimde bulunmaksızın müvekkil şirket çalışanlarını güvenlik elemanlarına talimat vererek otel içerisine almadığını, bu nedenle müvekkil şirket içerideki mallarını almak için defalarca gitmiş ise de içeriye alınmadığını, müvekkil şirketin de karakola giderek şikâyetçi olduğunu, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... değişik iş esas numaralı dosyası ile 29/07/2004 tarihinde tespit yaptırıldığını, mahkemece yapılan tespitte müvekkil şirketin kiralamış olduğu dükkânın boş olduğu ve içerisinde herhangi bir eşyanın olmadığı tespit edildiği, davalı şirketin yetkilisi ..... ın da beyanında müvekkil şirkete ait depolarında herhangi bir malın olmadığını mallarını kendilerinin alıp gittiklerini, davalı şirket aleyhine verilen manevi tazminata hükmedilmediğini, manevi tazminat tarafların sosyal ve ekonomik durumuna göre belirleneceğini, davalı şirketin .... ismi ile ticari faaliyette bulunan oteller zinciri olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin ekonomik gücüne aykırı manevi tazminata hükmedilmesi yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından da istinaf yasa yoluna başvurulmuş, mahkemenin 12/10/2021 tarihli ek kararı ile eksik istinaf harcının kesin süre içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamasına karar verilmiş, ek karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmadığı görülmüştür.
DELİLLER : Kira sözleşmesi, mahkeme kararları, ihtarname, tespit dosyaları.
GEREKÇE : Dava, maddi ve manevi tazminat, yoksun kalınan kar kaybı ile fazla ödenen kira bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince; istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.
Taraflar arasındaki iptal edildiği belirtilen 15/05/2003 tarihli kira sözleşmesinde kira bedelinin 20.000.-Euro+KDV olarak belirlendiği 10.000.-Euro sunun peşin olarak ödeneceği kalanın 01/04/2003 tarihinde ödeneceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı gerekçeli kararı incelendiğinde davalı vekilinin cevap dilekçesinde mecurun 15/05/2003 tarihinde 12 ay için kiralandığı sözleşmenin 14/05/2004 tarihinde sona erdiği son 8 aylık kira bedelinin davacı tarafından ödenmeden mecurun 10/06/2004 tarihinde boşaltıldığının belirtildiği, davacı şirket tanığının kendilerini davalının 01/06/2004 tarihinden itibaren içeri almadığını ifade ettiği, Yargıtay bozması üzerine Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas .... Karar sayılı ilamına göre davacının davalıya ait mecurda 01/05/2004 ile 30/04/2005 tarihleri arasında kiracı olduğunun tespiti ile sözleşmenin devamına karar verildiği görülmüştür.
Davacı kiracı davalı kiraya veren tarafından taşınmaza sokulmadığını belirtmiş, Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... değişik iş sayılı dosyasında 29/07/2004 günlü yapılan tespitte davalı kiraya veren mali işler müdürü .... davacı kiracının sözleşmenin uzatılması konusunda suskun kaldığını bu nedenle söz konusu dükkanın yeniden ihaleye çıkartılarak 3. kişiye kiraya verildiğini bildirmiştir. Yine, Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin .... Esas, .... Karar sayılı dosyası ile davacının 01/05/2003 başlangıç tarihli kira sözleşmesi gereğince 01/05/2004-30/04/2005 tarihleri arasında davalıya ait dükkanda kiracı olduğunun tespitine karar verilmiş, karar 09/01/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı kiraya veren tarafından haksız feshedildiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarınca taraflar akdettikleri sözleşmedeki hüküm ve koşullar ile bağlı olup, kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir. Aksi durumda, haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın giderim yükümlülüğü doğar. Kiraya verenin tek yanlı olarak akdi feshetmesi ve kiralanana el koyması bu kapsamda sözleşmenin ihlali niteliğindedir. Bu durumda, davalı- kiraya verenin tazminat sorumluluğu bulunmaktadır.TBK’nun 114/2 maddesi uyarınca haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanacaktır. Bu nedenle, davalının kira sözleşmesine aykırı davranmasıyla oluşan sorumlulukta tazminattan indirim yapılmasını düzenleyen TBK’nun 52. maddesi uygulaması gerekir. Bu kapsamda, davacı kiracı da feshi müteakip kiracı olarak faaliyetini yürütebileceği yeni bir işyeri bulma konusunda gerekli çabayı göstermek zorundadır. Bunun bir sonucu olarak, davacının aynı şart ve koşullarda kiracı olarak faaliyetini yürütebileceği aynı nitelikli başka bir taşınmazı hangi sürede yeniden kiralayabileceği sürenin belirlenmesi, davalı kiraya verenin de bu süreye ilişkin kazanç kaybından sorumlu tutulması gerekir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda Dairemizin .... Esas .... Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak karar verildiği, mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Manevi tazminat yönünden de; manevi tazminata karar verilebilmesi için kişilik haklarına bir saldırı bulunması, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olması gerekir. Bahsedilen kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Malvarlığında bir zarar meydana gelmesi halinde de kişinin az veya çok üzüleceği ve manevi olarak acı çekeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, malvarlığı zararlarının bu kapsamda değerlendirilebilmesi için davacı tarafından malvarlığında meydana gelen zarar ile kişinin kişilik haklarının zarara uğradığı ispat edilmelidir. Somut olayda davacı taraf, manevi zararın koşullarının oluştuğunu ispat edememiştir. Bu sebeple koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddine yönelik hüküm kurulmuş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
İzah olunan gerekçeler karşısında davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. - ..... K. sayılı hükmüne yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 -TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 210,55 TL'nin istinaf yoluna başvuran davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinafa ilişkin yapılan giderlerin istinaf kanun yoluna başvuran taraf üzerinde bırakılmasına,
5- Kararın dairemizce tebliğe çıkarılmasına,
Dair 6100 sayılı HMK'nun 362/1-b bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde verilecek dilekçe ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/12/2023
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.