Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2984
2025/67
18 Şubat 2025
T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 18/02/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde müvekkilinin ... İlköğretim okulu önünde bulunan otobüs durağına kontrollü bir şekilde geçmek isterken sol taraftan hızla gelen ... plakalı aracın müvekkiline çarptığını, müvekkilinin yaralanması ve bilincini kaybetmesi sonucu ambulans gelerek ... hastanesine kaldırıldığını, müvekkilinin olayın şoku ve oluşu nedeniyle olay anında şikayetçi olmadığını beyan ettiğini, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiğini, kazaya ilişkin şikayet haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin yüz bölgesinde kesikler, vücudunun sol tarafında kırık ve hassasiyetlerin tespit edildiğini, 12/09/2018 tarihinde ortopedi ve travmatoloji servisinde yatış yaparak yumuşak doku bozukluğuna dayalı ameliyat geçirdiğini, vücudundaki parçalı kırıkların platin takılarak giderildiğini, müvekkilinin bu süreçte çalışamadığını, destekten yoksun kaldığını, iyileşme sürecinde aşırı ağrılar çektiğini, 04/10/2018 tarihinde hastaneye tekrar giriş yapıldığını, 08/10/2018 tarihinde klavikula kırığı teşhisi ile yine ameliyat ile operasyon geçirdiğini ve birden fazla platin takıldığını, müvekkilinin tedavi süresi boyunca maddi manevi çöküntüler yaşadığını, vücudundaki platinlerin ağrı ve sızlamalara neden olduğunu, seyahatlerde doktor raporu alınmadan x-ray cihazından geçişlerin mümkün olmadığını, tedavi sürecinin halen tamamlanmadığını, vücudun sol tarafını tam anlamıyla kullanamadığını, yüz bölgesinde sabit izler oluştuğunu, müvekkilinin tedavi giderleri, kazanç kaybı ve öğretmen oluşu gözetildiğinde çalışma gücünün azaldığını, ekonomik geleceğinin de sarsıldığını, müvekkilinin yaşadığı maddi ve manevi çöküntüyü ve yüzündeki kalıcı iz nedeniyle oluşan manevi zararı bir nebze olsun hafifletebilmek adına bu aşamada müvekkili lehine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP;
Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin genel müdürlük adresinin bulunduğu yer olan İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ... plakalı aracın 10/09/2018-10/09/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, poliçe üzerinde ölüm/sakatlık hadleri için kişi başına teminat limiti ile azami 360.000,00 TL olduğunu, kusur ve hasar hususunun uzman bilirkişilerce tespitinin gerektiğini, geçici/ sürekli sakatlık, geçici iş gücü kaybı olup olmadığının tespitinin Adli Tıp Kurumu'nca yapılmasının gerektiğini, sağlık giderleri ve geçici iş göremezlik yönünden müvekkili şirketin sorumluluğunun olmadığını, faize hükmedilecek ise; dava tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerektiğini, genel şartlara uygun olarak tüm hasar evrakları ile birlikte usulüne uygun şekilde başvuru yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, tarafların tacir olmadığını, aralarında ticari bir ilişkinin bulunmadığını, davacının söz konusu olay nedeniyle şikayetçi olmadığını, ancak müvekkilinden maddi olarak bir çıkar sağlayabilmek amacıyla iş bu davanın açıldığını, ... İlköğretim okulunu geçtikten sonra trafik ışıkları araçlara yeşil yandığı esnada ilerlerken davacının yolun karşısına koşarak geçmeye çalıştığı esnada müvekkilinin sol şeriddeki araçlardan davacı yayayı görmeyerek çarptığını, olayın hemen sonrasında müvekkilinin de hastaneye gittiğini, olayda davacı tarafın kusurlu olduğunu, davacının yaralanmasında müvekkiline atfedilecek bir kusurun olmadığını, tazminat talebinin haksız ve yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "davacı tarafça meydana gelen .... tarihli kazada davalı ... şirketinin sigortaladığı ... plakalı araç sürücüsü davalı ...' nın kusurlu olduğu iddiası ile iş bu davayı açılmış ise de Mahkememizce alınan kusura ilişkin bilirkişi raporları ile ... plakalı aracın kendisine yeşil trafik ışığı yandığı sırada harekete geçtiği, bu sırada taşıt yoluna koşar adımlarla giren davacı yaya ...'ye çarptığı, bu nedenle gerçekleşen kazada davacının tam kusurlu olduğu rapor edilmiş olup, Mahkememizce de buna ilişkin bilirkişi raporları oluşa ve hükme uygun bulunarak benimsenmiştir. Bu nedenle davacının haksız fiil sorumluluğu için gerekli olan hukuka aykırılık unsurunu ispat edemediği kanaatiyle davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin mağduriyet yaşadığının açık olduğunu ve %2 oranında kalıcı özrünün bulunduğunu, hatta yüzündeki yaralanma nedeniyle sabit eser oluştuğunu, öncelikle davalı sürücünün kaza anında aynı araçta bulunan eşinin tanık beyanlarına itibar edilerek rapor düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'nın ... tarihli ifadesinde 40 km hızla seyir halinde bulunduğuna dair beyanın kusur yönünden dikkate alınmadığını, okul bölgelerinde hız sınırının 30 km olduğunu, aradan geçen zaman gözönüne alınarak yargılamaya katkı sağlamayacağı kanaati ile olay yerini gören kamera kayıtlarının araştırılması ve görgü tanıklarının tespitine dair taleplerinin reddedildiğini, mahkemece eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
G E R E K Ç E
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kişilik hakları zedelenenler aynı kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteyebilirler.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Buna karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlanan ceza mahkumiyeti, maddi vakıanın oluşu yönünden hukuk mahkemesini bağlayıcı etki göstermese de, ceza mahkemesince elde olunan veriler, hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir.
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma - ... karar no'lu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın incelenmesinde; müştekinin ..., şüphelinin ... olduğu, şüphelinin ... plakalı aracı ile seyir halinde iken yolun karşısına geçmekte olan müştekiye çarptığı ve yaraladığı, ancak müştekinin şüpheliden şikayetçi olmadığının anlaşılması karşısında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Denizlİ .... İlçe Emniyet Müdürlüğü .... Polis Merkezi amirliğinin .... tarihli fezlekesine göre; kaza mahallinden aracın kaldırılması nedeniyle kaza yeri tespit tutanağı düzenlenmemiştir.
Mahkemece, kaza mahallini gören kamera kaydı bulunup bulunmadığına dair kazanın meydana geldiği yerde bulunan ... Ortaokulu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, gelen cevabi yazıda okulda herhangi bir kamera kaydı bulunmadığına dair cevap verilmiştir. Ayrıca, tarafların bildirdiği tanıklar dinlenmiş, tarafların kusur oranlarının tespitine dair bilirkişi raporları alınmıştır.
Somut olayda, .... tarihinde davacının yaya olarak ... Ortaokulunun bitiminde bulunan ışık kontrollü yaya geçidinden yolun karşı tarafına geçmek istediği, yaya geçidine girmeden evvel yayalar için bulunan trafik lambasının kırmızı yandığı, bu sırada yeşil ışıkta geçen araçlara öncelik verilmesi gerektiği, ancak davacı yayanın trafik ışıklarından koşarak karşıya geçmek istediği esnada yolun sağ şeridinde bulunan ve sol şeritteki araçlar nedeniyle ışık kontrollü yaya geçidine girmiş olan davacıyı görmeyen davalının sevk ve idaresindeki aracı ile yaya geçidinde davacıya çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği sabittir.
Yerel bilirkişi tarafından düzenlenen 26.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı yayanın yaya ve okul geçitlerinin bulunduğu yerlerdeki geçitlerde yayalar için ışıklı işaret olduğu halde bu işaretlere uymamak kuralını ihlal ettiği, davalı sürücü ...'nın ise herhangi bir kural hatasının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin .... tarihli heyet raporunda da davalı sürücü ...'nın kusursuz, davacı yaya ...'nin %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bu duruma göre; .... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı yaya ...'nin okul bölgesinde mevcut ışık kontrollü yaya geçidinden kendisine kırmızı ışık yanmış olmasına rağmen koşarak karşı tarafa geçmek istediği sırada yolun sağ şeridinde bulunan ve kendisine yeşil ışık yandığı anlaşılan davalı ...'nın sevk ve idaresindeki aracı ile harekete geçtiği, ancak yolun sol tarafında bulunan araç nedeniyle yaya geçidine kontrolsüzce giren davacıyı görmeyerek yoluna devam ettiği ve ışık kontrollü yaya geçidinde davacı yayaya çarpması sonucu gerçekleşen olayda davalı sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kendisine kırmızı ışık yandığı halde yolun karşı tarafına geçmeye çalışan davacı yayanın %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla yerel mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 18/02/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.