Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/2668

Karar No

2025/51

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/06/2021
DAVA: Tazminat (Maddi - Manevi)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 13/02/2025

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ...'nin .... tarihinde kendisinin sevk ve idaresindeki elektrikli bisikleti ile .... bulunan işyerine gitmekte iken ... Mahallesi ... sokak üzerinde kaldırıma yakın vaziyette sağ şeritte ilerlerken sokağın çıkışına geldiğinde sola dönmek için sinyal verdiğini, sokağın ... Caddesi ile birleştiği noktaya geldiğinde yolu kontrol etmek için durduğunu, bu esnada aynı doğrultuda arkasından gelen ... plaka sayılı kamyon sürücüsünün yanından geçerek durmadan sağa dönmeye başladığını, kamyon sürücüsünün sağında yol kenarında bekleyen elektrikli bisikleti dikkate almadan hatalı bir manevra ile dönünce uzun araç olması nedeniyle arka tekerleklerin bir anda müvekkilinin kullandığı elektrikli bisikleti altına aldığını, bu durumu fark etmeyen kamyon sürücüsünün hareketine devam etmesi üzerine orada bulunanların bağırması ile durduğunu, olay sonrasında müvekkilinin ayak parmakları ile ayak tarağının bir kısmının kesildiğini, yolun "T" şeklinde olması nedeniyle her iki aracın manevra öncesi duruş şekli ve buna bağlı olayın oluş şeklinin mantık ve fizik kuralları gereğince değerlendirilmesi ile kusur tayini yapılması gerekirken çok yalın bir değerlendirme ile hatalı olarak kusurun tamamının elektrikli bisiklet sürücüsü müvekkiline verildiğini, Trafik polisi kusurun gerekçesi olarak hatalı şerit değiştirme kuralının ihlali yazmışsa da; değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkilinde kalıcı iş gücü kaybı meydana geldiğini, bu nedenle yargılamada ortaya çıkacak işgücü kaybı oranının tespiti ile buna bağlı hesaplanacak tazminat miktarına ilişkin ileride artırılmak üzere (belirsiz alacak olarak) şimdilik 500,00 TL işgücü kaybı tazminatı talep ettiklerini, tedavi süreci ile ilgili olarak yargılamada ortaya çıkacak geçici iş göremezlik süresi ile buna bağlı hesaplanacak tazminat miktarına ilişkin ileride artırılmak üzere (belirsiz alacak olarak) şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talep ettiklerini, müvekkilin ayağında meydana gelen ezilmeye bağlı olarak ... hastanesinde ameliyat olduğunu, buna ilişkin olarak 11.775,00 TL harcama yaptığını, yargılama sürecinde devam eden tedaviye bağlı harcamalar olursa bunları da talep etmek üzere, bu haklarını saklı tutarak şimdilik bu bedelin de tazminini talep ettiklerini, ...'nin ayağının yan tarafının kesildiğini, ameliyat ile dolgu yapılmış olmakla ayağının bir daha eski haline dönmesinin mümkün olmadığını, uzun süre ayakta duramadığını, yürüme problemi yaşamakta olup ağrılarının devam ettiğini, yaşam kalitesi düşmüş olmakla buna bağlı olarak oluşan manevi zararların karşılanmasına yönelik olarak 100.000,00 TL manevi tazminat talep ettiklerini, davalı sigorta şirketi yönünden, sigortaya müracaatın tebliğ tarihi olan 02.01.2018 tarihinden, diğer davalılar için kaza tarihi olan 06.04.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve tahsilini, 100,000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2017 tarihinden itibaren faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 31.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik zararına ilişkin taleplerini 260.516,27 TL'ye artırdıklarını ve bu miktarın olay tarihi olan 06.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, ayrıca sigorta tarafından karşılanmayan dava dilekçesinde talep ettikleri 11.775,00 TL tedavi giderinin faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş ve eksik harcı tamamlamıştır.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; .... Tarihinde müvekkil ...’ ın maliki olduğu diğer davalı ...’ün sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı kamyon ile, sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet arasında maddi ve cismani hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacının dava dilekçesindeki beyanları gerçeğe aykırı olup davanın reddi gerektiğini, davanın uğranılan cismani zarar için maddi manevi tazminat davası olduğunu, davaya konu kazanın ... Mahallesi .... Sokak ile ... caddesinin kesişiminde meydana geldiğini, olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağına göre müvekkiline yöneltilen davanın haksız olduğunu, araç işleten sıfatıyla müvekkili ile diğer davalı sürücü ...’ün hiçbir kusurunun olmadığını, davacı .... sokağın sağ tarafında bekleme halindeyken davalı müvekkiline ait kamyonun geçişi sırasında, sola dönmek için hamle yaptığını, davacının gerek dava dilekçesinde gerekse emniyet personelince alınan ifadesinin de bunu doğrular şekilde olduğunu, davacının yolun sağ kısmında beklerken sola dönmeye çalışmasının kanuna ve hayatın olağan akışına aykırı oluğunu, davacının dilekçesinde kaza tutanağının tarafların ifadeleri dikkate alınmadan tutulduğu iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın bizzat kendisi emniyetteki ifadesinde ve dava dilekçesinde kaza tutanağında asli kusurlu görülmesine sebep olan şerit değiştirme ihlalini kabul ettiğini, yolun sağ tarafında iken sola döneceği beyanında bulunduğunu, tutanakta sözü geçen ihlal şerit değiştirmenin ne anda yapıldığı değil kavşağa ne kadar mesafe kala yapıldığının önemli olduğunu, kavşağa yaklaşmadan 30 metre mesafe öncesinde zaten davacı elektrikli bisiklet sürücüsünün şerit değiştirme işlemini tamamlamış olması gerektiğini, davacının kendi kusurlu eylemi neticesinde ortaya çıkan zararın tazminini kusuru olmayan davalılardan istemesi, kendi kusurunu inkâr edip karşı tarafı kusurlu göstermeye çalışmasının yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkili şirket nezdinde .... numaralı Karayolları Trafik Kanunun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin Karayolları Trafik Kanunun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğun poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber; masraf, vekâlet ücreti sorumluluklarının da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, poliçe limitinin maktuen ödenecek rakam olmadığını, poliçe limiti üzerindeki zararlardan müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağı incelendiğinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığını, bu nedenle davacı yana sigortalımıza ait araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından ödeme yapılmayacağı husuuşnda bilgi verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; 01.06.2015 tarihinde değişen trafik sigortası genel şartları gereği meslekte kazanma gücü kaybı oranının değil, özürlülük oranının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu geçici iş göremezlik talebinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası ölümle veya bedensel zararla sonuçlanmış ise, davalı ister işleten veya sürücü olsun, ister tek başına sigorta şirketi dava edilsin, her zaman ve her durumda görevli mahkemenin “Asliye Hukuk Mahkemesi” olduğunu, ölüm sonucu destekten yoksun kalma veya bedensel zararlar nedeniyle tazminat davalarının yasal dayanağının, Ticaret Kanunu değil, Borçlar Kanunu hükümleri olduğunu, bu nedenle davanın usulen reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davanın zaman aşımına uğradığını, olay sonrasında polis tarafından tarafların ifadesi, ilk çarpma noktası, araçların kendi üstündeki çarpma noktaları ve izleri değerlendirerek detaylı bir kaza raporu hazırlandığını, hazırlanan raporda davacı tarafın asli kusurlu olarak tespit edildiğini, davacı tarafın dilekçesinde yer alan müvekkilin bu vahim olayın gerçekleştiği esnada kusurlu olduğuna dair beyanlarını kabul etmediklerini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "davacının sürekli iş göremezlik zararı için açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; 260.516,27 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyen davalı sigorta şirketinden dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik zararı için açtığı maddi tazminat davasının reddine, davacının tedavi giderleri için açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; 11.775,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... 'den kaza tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyen davalı sigorta şirketinden dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine, davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 50.000,00 TL manevi tazminatın .... tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen kazada davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sonucu %18 oranında kalıcı iş gücü kaybına maruz kaldığını, kaza nedeniyle ayağının bir kısmının kesildiğini, uzun süre ayakta durma imkanının da kalmadığını, davalının tamamen kusurlu olduğu haksız eylem nedeniyle genç yaşta engelli hale gelen davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ve kusur oranlarını belirleyen raporun olayın hemen ardından tutulan ve en doğru bilgileri içeren kaza tespit tutanağı ile çeliştiğini, ATK trafik ihtisas kurulundan gelen raporda dahi kusur oranlarına ilişkin 2 farklı senaryo dahilinde görüş bildirildiğini, ilgili raporlardaki tespitlerin birinde müvekkiline %70, birinde ise %100 oranında kusur atfedildiğini, bu yönüyle dahi dosyanın yetersiz inceleme ile trafik ihtisas dairesine gönderildiğinin sabit olduğunu, hükme esas alınan kusur oranının hangisinin olacağına hangi sebeple karar verildiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, gerekirse trafik kaza tespit tutanağını düzenleyen polis memurları da dinlenmek, varsa kamera kayıtları gibi unsurlar incelendikten sonra dosyanın Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazası ölümle veya bedensel zararla sonuçlanmış ise davalı ister işleten veya sürücü olsun, ister tek başına sigorta şirketi dava edilsin her durumda görevli mahkemenin Asliye Hukuk mahkemesi olacağını, Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, öncelikle görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, olay sonrasında polis tarafından alınan tarafların ifadesi ilk çarpışma noktası, araçların kendi üstündeki çarpışma noktaları ve izleri değerledirilerek detaylı bir kaza raporu hazırlandığını, hazırlanan raporda davacı tarafın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, olayın meydana gelmesinden itibaren günümüze kadar böyle bir dava açılmayarak beklenilmesinin tazminat talebi anlamında davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; araç işleteninin veya sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığının tespit edildiğini, dolayısıyla kazanın meydana gelmesinde dikkatsiz ve tedbirsiz davranıp kusurlu olan karşı taraf iken daha sonradan sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranının hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının prograsif rant sistemi dikkate alınarak karara bağlanmasının yerinde olmadığını, mahkemenin Anayasanın iptal kararını yanlış yorumladığını, iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceğini, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun ve trafik sigorta poliçesi genel şartları dikkate alınmak suretiyle ve hesaplanın TRH 2010 tablosu esas alınarak yapılması gerektiğini, PMF 1931 tablosu kullanılarak yapılan hesaplamanın doğru olmadığını, ayrıca kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik uyarınca davacının maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
G E R E K Ç E
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakını da manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Buna karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlanan ceza mahkumiyeti, maddi vakıanın oluşu yönünden hukuk mahkemesini bağlayıcı etki göstermese de, ceza mahkemesince elde olunan veriler, hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma, ... karar no'lu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın incelenmesinde; mağdurun ..., şüphelinin ... olduğu, meydana gelen trafik kazasına ilişkin soruşturma aşamasında görevlendirilen trafik bilirkişinin .... tarihli raporuna göre olayın meydana gelmesinde mağdurun asli kusurlu ve şüphelinin kusursuz olduğunun bildirilmesi nedeniyle kusur durumu itibariyle şüpheli aleyhine kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itirazen kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; .... tarihinde ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde ... sokağı takiben ... sokak istikametinden gelen ve yolun sağ kenarında ... Caddesine çıkmak isteyen sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki elektrikli bisikletin sol yan tarafına ... sokaktan sol şeritten aynı istikametten gelip ... Caddesinden çıkarak sağa dönüş yapan sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun sağ arka tekerlek kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği sabittir.
.... tarihli kaza tespit tutanağına göre; sürücü ...'nin şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmediğinden meydana gelen kazada asli kusurlu, sürücü ...'ün ise; kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, yine ceza soruşturmasında alınan .... tarihli yerel bilirkişi raporunda da mağdur sürücü ...'nin asli kusurlu, şüpheli sürücü ...'ün kusursuz olduğuna dair görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece; kaza mahallinde taraflar ve tanıklar dinlenmek suretiyle yapılan keşif sonucu alınan 21.01.2019 tarihli raporda; kamyon sürücüsü ...'ün asli ve tam kusurlu, elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin kusursuz olduğu belirtilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen .... tarihli raporda 2 ihtimalli görüş bildirilmek suretiyle 1. ihtimalde elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin kusursuz, kamyon sürücüsü ...'ün %100 oranında kusurlu olduğu, 2. ihtimalde elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin %30, kamyon sürücüsü ...'ün %70 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, Karayolları Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenmiş olan ... tarihli raporda ise; Adli Tıp Kurumu'nun 1. ihtimalde yapmış olduğu değerlendirme ile yerel bilirkişi tarafından düzenlenen 21.01.2019 tarihli rapordaki tespitlere katıldıklarını ve tüm dosya içeriğine göre yapmış oldukları değerlendirme sonucu elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin kusursuz, kamyon sürücüsü ...'ün %100 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın .... tarihli yazı içeriği ve davacının maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin ... tarihli rapora göre; kazanın meydana geldiği .... tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmeliğe göre yapılan muayenesinde davacının meydana gelen kazadan dolayı % 18 oranında kalıcı iş göremezliğinin olduğu, geçici iş göremezliğine ilişkin düzenlenen 25.11.2020 tarihli ek raporda davacının yaralanmadan dolayı iyileşme süresinin 50 gün olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Yerel mahkemece; aktüerya bilirkişiden alınan ilk raporda davacının maluliyeti nedeniyle kalıcı iş göremezlik tazminat miktarının TRH 2010 tablosu esas alınmak suretiyle hesaplandığı, daha sonradan mahkemenin talebi üzerine verilen ek raporda davacının maluliyet oranına ilişkin talep edebileceği kalıcı iş göremezlik tazminatının PMF 1931 tablosu ve progresif rant tekniği kullanılarak hesaplandığı, ayrıca davacının geçici iş göremezlik süresi dikkate alınmak suretiyle tazminat miktarı hesabına gelince, meydana gelen kazadan dolayı SGK tarafından davacıya yapılmış olan ödemeler davacının geçici iş göremezlik tazminat miktarını karşıladığı yönünde görüş bildirmiş ve mahkemece ek raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
"...Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- ...-...sayılı kararı ile KTK'nun 90 ıncı maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, Uyuşmazlık Hakem Heyetince , hükme esas alınan hesap raporunda PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğine göre zarar tespiti yapılmış olup davacı vekilinin bu rapora göre bedel artırım talebinde bulunduğu ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına da itiraz etmediği gözetildiğinde davacının talebiyle bağlı kalınarak PMF 1931 Yaşam Tablosu progresif rant usulüne göre belirlenen zarara karar verilmesi gerekir..." (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 22.10.2024 tarih ve 2024/9657 Esas - 2024/10029 Karar sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04.02.2021 tarih ve 2020/11295 Esas - 2021/780 Karar sayılı ilamları)
Bu duruma göre; yerel mahkemece kusur bilirkişiden alınan .... tarihli raporda davalı kamyon sürücüsü ...'ün asli kusurlu, elektrikli bisiklet sürücüsü davacı ...'nin ise kusursuz olduğuna dair düzenlenen rapor ile 11.11.2019 tarihli Karayolları Bilirkişi Heyeti tarafından düzenlenen raporda kamyon sürücüsü ...'ün %100 oranında kusurlu, elektrikli bisiklet sürücüsü davacı ...'nin kusursuz olduğu ve yine İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 21.08.2019 tarihli raporun 1. İhtimal bölümünde yapılan değerlendirmeye göre kamyon sürücüsü ...'ün %100, elektrikli bisiklet sürücüsü ...'nin kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiş ve bu 3 rapor birbirini teyit etmektedir. Bu itibarla, mahkemece meydana gelen trafik kazasında davacı sürücü ...'nin kusurunun bulunmadığı, davalı kamyon sürücüsü ...'ün ise %100 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesi ile yukarıda belirtilen Yargıtay içtihatları doğrultusunda davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine belirlenen maluliyet oranı dikkate alınmak suretiyle PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğine göre aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı ile tedavi giderlerinin tahsili yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarına gelince; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, toplanan deliller ve davalı sürücünün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olup, davacı sürücünün kusurunun bulunmadığı, trafik kazası sonucu davacının vücudunda kemik kırığı olacak şekilde yaralanması ve davacının ATK raporuna göre 50 günde iyileşebileceği ancak kazadan dolayı %18 oranında maluliyetinin bulunduğu, bu yaralanmadan dolayı davacının duyduğu elem, acı ve ızdırap, günün ekonomik koşulları, takdir edilecek manevi tazminat miktarının bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın fakirleşmesine neden olmayacak oranda belirlenmesi gerektiği ilkeleri dikkate alındığında mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük kaldığı, bu itibarla davacı için takdiren 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davalıların istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının manevi tazminata ilişkin istinaf talebi yerinde görülmekle HMK'nın 353/1-b-2 gereğince yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına ve dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalıların istinaf taleplerinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf başvurusun KABULÜNE, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ve dairemizce yeniden HÜKÜM KURULMASINA,
Davacının sürekli iş göremezlik zararı için açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ İLE; 260.516,27 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... 'den kaza tarihi olan .... tarihinden itibaren işleyen davalı sigorta şirketinden dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
Davacının geçici iş göremezlik zararı için açtığı maddi tazminat davasının REDDİNE,
Davacının tedavi giderleri için açtığı maddi tazminat davasının KABULÜ İLE; 11.775,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... 'den kaza tarihi olan 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyen davalı sigorta şirketinden dava tarihi olan 12/01/2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
Davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; 100.000,00 TL manevi tazminatın 06/04/2017 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
Maddi tazminat için alınması gerekli 18.600,22 TL harçtan peşin alınan 43,65 TL ve ıslah ile alınan 889,80 TL olmak üzere toplam 933,45 TL nin mahsubu ile bakiye 17.666,77 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, hazineye irat kaydına,
Manevi tazminat için alınması gerekli 6.831,00 TL harçtan peşin alınan 341,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.489,49 TL harcın davalılar ... ve ...' den tahsiline, hazineye irat kaydına,
Maddi tazminat için; davacı tarafından yatırılan 17,95 TL başvurma harcı, 43,65 TL peşin harç ve 889,80 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 951,40 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat için; davacı tarafından yatırılan 17,95 TL başvurma harcı, 341,54 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,49 TL' nin davalılar ... ve ...' den alınarak davacıya verilmesine,
Maddi tazminatın kabul edilen kısmı için; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 27.510,39 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Maddi tazminatın reddedilen kısmı için ; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Manevi tazminat için; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...' den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Maddi tazminat için; davacı tarafından yapılan 253,80 TL keşif harcı, 300,00 TL Adli Tıp Fatura Bedeli, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti ve 664,70 TL tebligat, posta gideri olmak üzere toplam 2.928,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.923,15 TL' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5,35 TL' sinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Manevi tazminat için; davacı tarafından yapılan 100,00 TL tebligat, posta giderinin davalılar ... ve ...' den alınarak davacıya verilmesine,
Artan gider avansının HMK 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar ..., ... ve ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı ...'dan alınması gereken 25.431,22 TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.503,93‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 19.927,29‬‬ TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-Davalı ...'den alınması gereken 25.431,22‬ TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.623,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.807,29‬ TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
9-Davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 18.600,22‬ TL istinaf karar harcından peşin alınan 4.888,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.712,22‬ TL'nin davalı ... A.Ş.'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
10-Davalılar ..., ... ve Davalı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
11-Kararın taraflara tebligat, kesinleştirme ve benzeri işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 13.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim