Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/14

Karar No

2025/90

Karar Tarihi

10 Şubat 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 10/02/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 08/04/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 10/02/2025

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile temlik eden ... vekili aracılığıyla, müvekkilleri ...ve ... aleyhine bonoya dayalı icra takibi yapıldığını, müvekkillerinden .,.. 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile 5 günlük itiraz süresinde takibe ve borca itiraz ettiğini ve takip devam ederken ...lehine tedbir konulduğunu ve yapılan imza incelemesinde, ATK Fizik İhtisas Dairesi'nin takibe konu bonodaki senetteki imzanın davacı ...ait olmadığına karar verdiğini, ...yönünden takibin iptaline karar verildiğini, müvekkili...dosyada kefil olması nedeniyle asıl borçlu hakkında verilecek tedbir ve nihai kararın kendisi içinde cari olacağına müsteniden takibe itiraz etmediğini, mahkemece tedbir kararının sadece itirazda bulunan ... için verilince, taraflarınca 30/04/2010 tarihinde müvekkili ...için davaya müdahil olmak için tedbir talepli müdahillik dilekçesini verdiklerini, ortada keşidecinin imzası bulunmayan ve dolayısıyla TTK'nın 688 ve onu izleyen maddelerindeki unsurları içermeyen bir senedin, bono niteliği taşımayıp şekil itibariyle geçersiz olduğundan, kefilin sorumluluğunun olmayacağını, bu sebeplerle kati içtihatlara rağmen ilgili mahkemenin nihai kararında müdahale istemini reddettiğini, ilgili mahkeme taleplerini reddetse bile esas yönünden sabit olan içtihatlar gereği, kefil olan davacı ... tarafından hiçbir itiraz edilmemiş olsa dahi asıl borçlu yönünden borç geçersiz olunca kefil yönünden de sakıt olacağı hükmü gereği ... yönünden de takibi iptal etmesi gerektiğini, ayrıca alacaklı ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, beyanları, delilleri ve senet aslında yazılı olan iptal yazısı ve borçlu sıfatının birleşmesi ve takip dosyası asıl borçlu yönünden takibin iptal edilmiş olması, müvekkili...yönünden verilen kararların temyiz yolu açık olması sebebiyle dosyaların henüz kesinleşmemiş olması da nazara alınarak temyiz incelemelerinin neticelerinin beklenmesi açısından icra takibinin iş bu dava ve temyiz incelemelerinin neticelenmesine kadar takibin ve satış işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesi için iş bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu beyan ederek, asıl borçlu yönünden iptal edilen takibin, kefil ...yönünden takibin ve satış işlemlerinin tedbiren durdurulmasını, müvekkili hakkında da iş bu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptalini, %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacının dava konusu senedin ve senede bağlı borcun asıl borçlusu olduğunu, .,...taşınmazı üzerindeki ipotekle birlikte 09/11/2009 tarihinde....isimli kişiye sattığını, yeni malik .b..., önceki malik ... borcunu ödemeyince ... bulduğu yeni alıcı ...'a taşınmazı yine ipotekli olarak 04/02/2010 tarihinde satıldığını, son malik ...'ın .,.. ...Şubesi'ne olan ipotek bedelini ödemiş olduğunu, kalan 20.000,00 TL satış bedeli için 04/02/2010 tanzim tarihli, 24/03/2010 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli lehtarı ... olan senet düzenlenerek ... tarafından ... verildiğini, ... bu senedi daha sonra ....ciro ederek teslim ettiğini, senet vadesinde ödenmeyince son hamil ... tarafından Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü yolla senette imzası bulunan taşınmazı satın alan asıl borçlu ... ve kefili ...aleyhine takip başlattığını, ,....takip dayanağı senetteki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından imzaya itiraz davası açtığını, yargılama sonunda dava dışı ...'ın iş bu imza itiraz davasına katılma talebinin reddine, davacı ... davasının kabulü ile, bu davacı yönünden takibin durdurulmasına karar verildiğini, ...'ın bu imza itiraz kararının kendisi hakkındaki takibi durdurmadığını görünce Denizli 3. İcra hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından açtığı şikayet davasının da 19/01/2011 tarihinde reddine karar verildiğini, senet lehtarı ... , ...aleyhine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... nolu soruşturma dosyasından şikayet etmesi ile ... imza için kendisine gönderilen bu senedi başkasına imza ettirdiğinin sonradan ortaya çıktığını ve bu şikayetle sonradan öğrenildiğini beyan ederek, usul ve yasaya aykırı olarak yokluklarında verilen tedbir kararının duruşma günü beklenmesizin kaldırılmasını, davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davacı avalist ... yönünden; avalist olması ile TTK'nın 700. maddesi gereği sorumlu olduğu, bonodaki düzenleyen imzasının geçersizliği ileri sürülse dahi bononun taşınmaz satışı hususunda düzenlendiğine itirazının bulunmadığı, bononun taşınmaz satışı için düzenlediği tarafların kabulünde olmakla bu sebeple bononun sebepten mücerretliği sakatlanmış olmakla taraflar arasındaki temel ilişki incelendiğinde, taşınmaz satış sözleşmesi ile ...'ın taşınmazın maliki olması ile menfaat sağladığı görülmekle her durumda sorumlu olacağı görülmekle araştırılacak başka husus kalmadığından ve davacının yemin deliline de dayanmamış olduğu görülmekle ispat yükü üzerinde olan davacının ispat yükünü yerine getirememiş olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, tazminat şartları gerçekleşmediğinden davalı lehine tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece Yargıtay incelemesinden geçen ceza mahkemesi kararının yok sayıldığını, Yargıtay'ın, müvekkilinin bir sorumluluğunun olmadığını, net olarak olayları ve somut durumu bilebilecek durumda olmadığını tespit ve kabul ettiğini, alacaklı(temlik eden .,..) ile müvekkili arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, ciranta .,.,., ... dayısı olduğunu, bononun arka yüzünde senedin iptal edildiğinin yazılı olduğunu, müvekkilince alınan surette senedin "tarafımdan iptal edilmiştir" yazısının üzerinin karalandığını, alacaklı ve borçlu sıfatının bonoda birleştiğini ve senet metninden dolayı da senedin geçersiz olduğunu, borçlu gözükenin .,..olup, kefil olanın müvekkili olduğunu, bunun aksinin ispatının yazılı delille mümkün olduğunu, müvekkilinin asıl borçlu sıfatının olmadığını, davalı tarafın bahsettiği taşınmaz devrine ilişkin olayın söz konusu bonoyla alakası olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat şartları mevcut iken tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, müvekkili lehine 20.000,00 TL asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, takip konusu bonoda keşideci imzasının sahte olduğu, bu nedenle avalin sorumluluğunun da bulunmadığı iddiasıyla aval tarafından açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davaya konu Denizli İcra Dairesi'nin ...Esas (Eski Esas Denizli 4. İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı icra takibine dayanak bononun incelenmesinde; ... keşide tarihli, ... vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli bononun keşidecisinin ... kefilin (aval veren) davacı ... olduğu, malen kaydı ile lehtar ...adına düzenlendiği, lehtarın cirosu ile bononun ....devredildiği, takibin ...tarafından keşideci ve davacı avale karşı başlatıldığı, takip dosyasının sonrasında davalı ...'a temlik edildiği bononun TTK'nın 776. maddesinde düzenlenen unsurları taşıdığı görülmüştür.
Keşideci ... tarafından süresinde imzaya itiraz edilmesi üzerine, Denizli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas - ...Karar sayılı kararı ile, alınan rapor sonrası imzanın keşideciye ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabul edilerek takibin ...yönünden iptal edildiği, kararın Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK'nın 702. maddesinin birinci bendine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmiş ise aynen onun gibi sorumlu olur. Bu hükümden anlaşılması gereken, aval veren ile lehine aval verilenin sorumluluklarının (şartı ve derecesinin) aynı olduğudur. Aval verenin sorumluluğunun olması şekil ve ehliyet yönünden geçerli bir aval beyanının varlığı halinde mümkün olur. Bu husus TTK'nın 702. maddesinin ikinci bendinde "aval veren kişilerin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir" hükmü ile açıklanmaktadır. Bu hükümden lehine aval verilen bono borçlusunun, borcu şekil noksanlığından başka bir nedenle batıl olsa bile, aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması halinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702. maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20/04/2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3091 Esas, 2021/965 Karar; 06/10/2020 tarihli ve 2017/12-268 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dolayısıyla aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup, aval veren tarafından şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir. Bu durumda, dava konusu bononun zorunlu tüm unsurları taşıdığı, imzası sahte olsa dahi keşideciye atfen atılı bir imzanın bulunduğu, dolayısıyla bononun avalisti olan davacının, keşidecinin imzasının sahteliğini ileri sürerek açtığı bu davanın açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının kabulünün bulunmamasına rağmen, bononun taşınmaz alım satımı sebebiyle düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı tespitiyle, taşınmazın davacıya satıldığı ve davacının temel ilişkiden kaynaklı olarak zaten sorumluluğunun bulunduğuna dair hatalı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu re'sen nedenlerle kabul edilerek, değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı aleyhine verilen tedbir kararı uygulandığından İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca davacının kötü niyetli olup olmamasına bakılmaksızın, davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup, davalı vekilinin buna ilişen istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2021 tarih ve ...Esas, .,..Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE;
a-İİK'nın 72/4. maddesi gereğince 20.104,00 TL'nin %20'si olan 4.020,80 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 298,55 TL harcın mahsubuyla bakiye 316,85 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan davetiye gideri, müzekkere masrafından oluşan toplam 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.104,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Tarafların istinaf başvuruları kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince taraflara İADESİNE,
b-Tarafların istinaf başvuruları nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim