mahkeme 2024/897 E. 2025/1133 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/897
2025/1133
27 Ekim 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:27/10/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:12/05/2022
DAVANIN KONUSU:Tazminat
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:27/10/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalının çalışan olarak elde ettiği müvekkili şirkete ait sırları rakip firma ile paylaşarak haksız kazanç elde ettiğini, bu amaçla müvekkilinin ticari sırlarını kullanmak üzere rakip firmaya geçtiğini ve tüm stratejilerini de ...’nun mevcut müşterini ele geçirmek olarak belirlediğini, bu kapsamda davalının, ...’nun tüm satış yöntemlerini, kira sözleşme tutarlarını, müşteri bilgilerini, aylık ve yıllık cirolarını, masraflarını bildiği için direk satış yapılan mağazayı ele geçirme ve ayak alışkanlığı olan müşteri, tellalları, hiç çaba ve para harcamadan bir anda elde etme yolunu seçtiğini, davalının bahsi geçen eylemleri ile müvekkili şirketin ticari sırlarını kullanarak müvekkil şirketi yok etmeye, piyasadan silmeye ve bu kapsamda hem rakip firmaya hem de kendisine açıkça haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, müvekkillinin en önemli ticari sırrının müşteri portföyü olduğunu, davalının müşteri portföyünü el geçirmeye çalıştığını, kira sözleşmesi bitmeden ve otomatik uzayacağı bilinmesine rağmen, mağazanın mülk sahibi ... Oteline 6 ay öncesinden rakip adına ödeme bile yaptırdığını, müvekkilinin kira sözleşmesi bitmeden, kira süresinin uzamamasını ve müvekkilinin mağazasını kaybetmesini garanti altına almaya çalıştığını, ...'un davalı eski şirket müdürü ...'tan rakip firma vasıtası ile aldığı ön ödeme sonucunda, müvekkili aleyhine haksız olarak Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı tahliye davasını açtığını ve davalının kamuoyuna ve müşterilerine müvekkili ... yerine rakip firmanın geleceğini söylemeye başladığını ve tüm bunların sonucunda rakip firma adına ...da başka bir mağaza kiraladığını, müvekkili ... ile davalı arasında 03/03/2014 tarihli iş sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında davalının turizm acenteleri ile görüşmesi, turizm acentelerinden müşteri sağlaması, mağaza personelinin işe alımı ve idaresi, şirket adına yapılacak tüm ödemeleri yapması ve görev aldığı mağazanın günlük işleri ile ilgilenmesi adına mağaza Genel Müdürü olarak atandığını, davalının kanundan ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, yönetici sıfatı sebebiyle güven ilişkisine dayanılarak kendisi ile paylaşılan bilgileri 3. kişilerle paylaştığını, rekabet yasağına aykırı davrandığını ve müvekkilini telafisi imkânsız zararlara uğrattığını, davalının haksız kazanç elde etmek amacıyla müvekkili davacı şirketten istifa ettiğini ve söz konusu istifadan çok kısa bir süre sonra yine kürk ve deri sektöründe faaliyet gösteren dava dışı ... Deri San. ve Tic. A.Ş.'de yine benzer bir sıfatla çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin Antalya’da ... Otel’in içerisinde yer alan ve halihazırda müvekkili şirket tarafından kullanılmakta olan mağazanın açılmasından önce söz konusu taşınmazda kürk alanında faaliyet gösteren bir işletme bulunmadığını, dava dışı ...nun, davalı aracılığıyla müvekkili şirket bilgilerini haksız olarak ele geçirdiğini ve müvekkili şirketin saf dışı bırakılarak yıllardır edindiği itibarının zedelenmeye çalışıldığını, davalının ... otelin içindeki kiralanan taşınmaza ait ödemeleri, kira sözleşmesinin süresi, kira bedeli dahil olmak üzere tüm bilgilere sahip olduğunu, bu bilgileri dava dışı rakip firma ile paylaşarak müvekkilinin mağazadan çıkarılmaya çalışılmasının Ticaret Kanuna, hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ciddi yatırımlar yaparak müşteri portföyü oluşturduğu mağazadan çıkarılmasının ticari itibarını zedeleyici olduğunu, mağazanın elde edeceği karı müvekkili ile paylaşmak istemeyen davalının müvekkilinin tahliye edilmesi için ...a baskı yaptığını, davalının iş kanunu kapsamında işveren vekilinin veyahut işçinin sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülüğü kapsamında sorumlu olduğunu, bu kapsamda işçinin yalnızca sözleşme süresince değil, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra da sır saklama yükümlülüğü altında olduğunu bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları kalmak kaydıyla, davalının işlemleri sebebiyle doğan doğrudan ve dolaylı tüm zararların tespitini, davalı ...’un kişisel sorumluluğu söz konusu olduğundan müvekkiline ve şirkete verilen maddi ve manevi her türlü zararın davalı ...’tan tazminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, İşçi işveren ilişkisine dayanan davalarda görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinden kaynaklı olarak Antalya 7. İş Mahkemesinin ... Esas ile derdest olan dava dosyası olduğunu, derdestlik nedeniyle davacının davasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dilekçesinde bir bedel izahına yer vermeden belirsiz bir tazminat davası açmasının HMK'ya aykırı olduğu, müvekkilinin mernis adresinin Uşak olduğunu, yetkili mahkemenin Uşak İş Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacı işletmesindeki çalışma ilişkisinin 2017 yılında sona erdiğini, davacının dava konusu talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının ticari işletmesinin İstanbul da olduğunu 2014 yılında Antalya da ticarete başladığını, 2014 yılından önce Antalya da hiç bir mağazasının olmadığını, davalı müvekkilinin ise bu sektörün içinde 2004 yılından beri bilinen ve gerekse kendi hesabına ve gerekse çalışan olarak, davaya konu sektör açısından çok tecrübeli ve hizmet vermiş ve pazarlama ve satış konusunda yetenekli olan tanınmış bir kişi olduğunu, zaten davacının da müvekkilinin bu çevresinden ve yeteneğinden yararlanmak için 2014 yılında kendisi ile işçi işveren ilişkisine girdiğini ve davacının ilk defa mağaza olarak müvekkili vasıtasıyla Antalya'ya gelmiş bir şirket olduğunu, bu nedenle müşteri portföyünden yararlanılan pazarlaması ve satış potansiyeli yönüyle iş hayatı çevresinden yararlanılan kişinin asıl müvekkilinin kendisi olduğunu, işi bilmeyen davacının müvekkilinin bu olağan üstü satış ve pazarlama yeteneklerini nazara alarak 10.000,00 dolar aylık ücret ve aylık %3 ciro pirimi ile işin başına getirdiğini, davacı işverenin müvekkilinin yıllara dayanan tecrübesinden ve çalışma yeteneğinden yararlandığını, Antalya piyasasında bu şekilde kendisine yer bulduğunu ve satış noktasında müvekkili eliyle bu işi öğrendiğini, burada asıl davacının müvekkilinin sosyal çevresinden istifade etmeye çalıştığını ve haksız rekabet yapmakta olduğunu, bu nedenle davacının tazminat istemine dair yasal unsurlar açısından talebinin hukukilikten yoksun olduğunu, davacı ...nin Antalyada ilk faaliyet gösterdiği 2014 ve kiralama yaptığı binaya 2015-2016-2017 ve 2018 yılının ortalarına kadar kira borçlarını ödemediğinden icra yolu ile çıkartıldığını ayrıca müvekkilinin ... otelde çalışan veya otel mağazalarının kiralanmasında rol alan veya karar veren birisi olmadığını, ... Otel içerisindeki deri mağzasının ... Turizm'in kiraladığını, ... Turizmin ... otelinde tam yetkili acenta olduğunu, ... Turizm ... otelinde deri, kuyum ve market olmak üzere ...dan kiralama yaptığını, kuyumu çalışmış olduğu kuyumcuya, deriyi çalışmış olduğu dericiye, deri mağzası olarak da 2009 yılında Antalya da ticari faaliyetine başlayan ... deriye kiralama yaptığını, bütün acentelerin de bu sistem ile çalıştığını, davacı ... derinin hakkını arayacaksa ... Otel ve ... Turizme karşı hukuk mücadelesine girişmesi gerektiğini, davacının davasını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Davacının tekstil sektöründe olduğu, davalının davacı şirket bünyesinde müdür olarak çalışmaya başladığı, davalının davacı şirket ile imzaladığı iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin maddesinde bir coğrafi alan ve süre sınırlamasının bulunmadığı bu durumun işçinin iktisaden mahvına sebep olabilecek nitelikte olduğu bu haliyle sözleşmedeki hükümlerin çalışma özgürlüğüne, akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu anlaşılmıştır. Anılan gerekçelerle haksız rekabete ilişkin sözleşme hükmünün batıl nitelikte olduğunun kabulü ile davacının davasının reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye bağlı hatalı bir hüküm kurulduğunu, delillerinin toplanmaksızın, yasaya uygun bir hukuki nitelendirme yapılmaksızın eksik incelemeyle karar verildiğini, davalı ...'un vasıfsız bir işçi statüsünde olmadığını, müvekkili ile bir iş birliği yaptığını ve müvekkilin en mahrem bilgilerine sahip olacak şekilde bir danışmanlık, işbirliği ilişkisinin kurulduğunu, davalının, hem yasaya aykırı fiilleri ile hem sözleşmeye hem de ticari teammüllere aykırı davranışları ile müvekkilini zarara uğrattığını ve kanun hükümleri uyarınca davalının verdiği zararlardan sorumlu tutulması gerektiğini, davalının görev yaptığı pozisyon itibariyle tüm şirketin ticari bağlantılarını, iş sırlarını, müşteri portföyünü, ticari ilişkilerini, yönetimsel konularda başka bir ifade ile şirketin mahremiyeti hakkında bilgi sahibi olduğunu ve bu bilgilerin ne derece özel önem arz ettiğinin ortada olduğunu, tespit edilmesi gereken en önemli hususun davalının müvekkilinin müşterilerini 3.firmalara yönlendirip yönlendirmediğinin tespitini ve 3.kişi firmalar ile her ne nam altında olursa olsun iş birliği yapıp yapmadığının tespitinin gerektiğini, davalının, müvekkili şirkete ait sırları rakip firma ile paylaşarak haksız kazanç elde etme gayesiyle hareket ettiğini, gerek taraflar arasındaki sözleşmenin devamı sırasında gerekse sona ermesinden sonra müvekkilden elde ettiği bilgileri rakip firmalarla paylaştığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, rekabet etmeme yasağına aykırılıktan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, Antalya ... Otel’de faaliyet gösteren kürk ve deri satış mağazasının işletmecisi olduğunu, davalı ile 2014 tarihli bir iş sözleşmesi yapılarak davalının bu mağazada müdür olarak görevlendirildiğini, davalının müşteri temin etmek, acentelerle bağlantı kurmak, ödemeleri takip etmek ve mağaza çalışanlarından sorumlu olmakla görevli olduğunu, davalının istifa ile işten ayrıldıktan sonra davacı şirkette çalıştığı süre boyunca elde ettiği müşteri bilgilerini, fiyat politikalarını ve ticari sırlarını rakip firma olan ... Ltd. Şti. ile paylaştığını; bu firmayla iş birliği yaparak davacı şirketin ... Otel’deki mağazasının tahliyesini sağladığını ve ... ’nin aynı yerde mağaza açmasına zemin hazırladığını ileri sürmüştür.
Davacı vekili ön inceleme duruşmasındaki beyanında, ileri sürülen eylemlerin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olduğunu ifade etmiştir. Dosya kapsamı ve davacı vekilinin açık beyanı karşısında davanın iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olduğu, bu nedenle mahkemenin hukuki nitelendirmesinin TBK'nın 445. maddesi kapsamında doğru olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir..
TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.
TBK'nın 445. maddesine göre de; "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz(1). Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir(2).
Rekabet yasağı sözleşmesinin, geçerli olabilmesi için işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında iş yerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir iş yerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki iş yerinde edindiği bilgileri yeni iş yerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında yapılan 2014 tarihli iş sözleşmesinin rekabet yasağı şartına ilişkin 3. maddesi; "İş gören, çalıştığı süre veya herhangi bir nedenle hizmet aktinin son bulması sonrası model, müşteri adı, adresi gibi işveren şirkete ait özel bilgileri hiçbir şartta ve zamanda 3.kişilere açıklamayacağını, bilgi vermeyeceğini taahhüt etmektedir. Aksi halde iş gören işverenin uğrayacağı tüm zararlardan sorumlu olacağını kabul ve beyan etmektedir." şeklindedir.
Sözleşmede, rekabet yasağının geçerli olacağı yer ve süre ile ilgili olarak herhangi bir sınırlama yapılmamış ise de, ilk derece mahkemesince, TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp; yer olarak, iddia konusu eylemlerin aynı ilden öte aynı yer için gerçekleşmiş olması, daha somut bir anlatımla, davalının eylemi neticesinde davacı tarafından işletilen oteldeki mağazanın bizzat rakip firmaya geçtiğinin iddia edilmesi; süre olarak ise, davalı tarafın cevap dilekçesindeki anlatımına göre davalının 2017 yılının sonuna kadar davacı iş yerinde çalıştıktan sonra istifa ile iş yerinden ayrılmış olması, eldeki davanın ise 23/08/2019 tarihinde açılmış olması (arabuluculuk yoluna 14/06/2029 tarihinde başvurulması) karşısında iddiaya konu eylemlerin süre olarak davalının işten ayrılmasından sonraki kısa zaman diliminde gerçekleşmiş olması sebepleriyle, somut olay açısından sözleşme hükmünün coğrafi alan olarak Antalya ili ile, süre olarak 2 yıl ile sınırlandırılarak geçerli olduğunun kabul edilmesi gerekirken, bu madde yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, sözleşmenin yer ve süre sınırlaması içermediği gerekçesiyle geçersiz kabul edilmesi isabetsiz bulunmuş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmüştür.
Mahkemece yapılacak iş; SGK'dan davalının davacıdan sonraki sigortalılık bildirimlerinin yapıldığı işveren ve iş yeri bilgilerinin tespit edilmesi, rakip firmanın sigortalı çalışanları hakkında bilgi alınması, rakip firmaya müzekkere yazılarak davalı ile aralarında herhangi bir hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması, gerek davacı şirketin gerekse rakip firmanın belirtilen iş yeri adresi için en başından beri müşterilerine ve sigortalı çalışanlarına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin celbinin sağlanması, varsa tarafların tanık dahil tüm delillerinin toplanarak sonrasında konusunda uzman bir bilirkişiden davacıya ait çalışanların veya müşteri portföyünün rakip firmaya geçip geçmediği, geçmişse bunda davalının varsa herhangi bir eyleminin etkili olup olmadığı, bu kapsamda davalının eylemlerinin rekabet etmeme yasağına aykırılık oluşturup oluşturmadığı, davacının bundan kaynaklı varsa uğradığı zarar ve miktarı konusunda rapor alınarak, oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesidir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/05/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.