mahkeme 2024/433 E. 2025/418 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/433
2025/418
7 Nisan 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 07/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 11/01/2022
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 07/04/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davalı şirketin 06/07/2020 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısı ve bu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yasaya aykırı olduğunu, olağan genel kurul toplantısında davacı müvekkili dışında vekaleten temsil edilen ...ve ... tarafından verilen vekaletnamelerin geçerli vekaletnameler olmadığını, davalı şirketin asgari toplantı yeter nisabı 1.020 olduğundan, mevcut genel kurulda gerçekte toplantı nisabı sağlanamadığını, ... ve ...'in vekillerinin temsil ettiği sermaye ve payları toplamının %50 olduğunu, bu nedenle toplantının mutlak butlanla geçersiz olduğunu, toplantıda davalı şirketin adresinin değiştirilmesine karar verildiğini, 06/04/2020 tarihli genel kurul kararlarının tümünün iptali talepli Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu davanın sonucu beklemeden, asgari toplantı yeter nisabı da sağlanmadan, iş yeri adresi değişikliği kararı alınmasının davacı müvekkilinin hak kaybına sebep olacağını, iş yeri adresinin değiştirilmesi ile zaten genel kurul öncesinde defter ve belgeleri incelemek üzere hazır etmeyen davalı şirketin merkezine ulaşmanın daha da imkansız hale geleceğini, Covid-19 sebebi ile turizm sezonu açılamaması, kiracıların kira ödemelerini yapamayacaklarını beyan etmeleri, 2020 sonrası kiraları ile ilgili olarak pandemi süreci geçinceye kadar icra takibi başlatılmaması yönünde karar alındığını, kiracıların yapmış olduğu kira parasının ödenmemesi ve/ veya geç ödenmesi talebi ile asgari toplantı nisabı sağlanmadan alınan bu kararın şirkete, şirketin sermayesine zarar verecek nitelikte olduğunu, bu kararın başka hiçbir geliri olmayan şirketin sermayesinin korunmasına da aykırı olduğunu beyan ederek, alının kararların butlan-yokluk ile geçersiz olduğunun tespitine, bütün kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, müvekkili şirket ortakları ... ve ...tarafından verilen ve noter düzenlemesi şeklindeki vekaletlerin hukuka uygun ve limited şirketlerde vekille temsile elverişli vekaletnameler olduğunu, müvekkili şirket ortağı ...tarafından Antalya 21. Noterliği'nden ... yevmiye numaralı ve... tarafından da Korkuteli 1. Noterliği tarafından ...yevmiye numaralı vekaletname düzenlettirilerek kendi adlarına vekil tayin edildiğini, zira her iki sözleşmenin de noterlikçe düzenlenmiş olup gerekli tüm şartları ihtiva etmeyen bir vekaletin noterlikler tarafından düzenlenmeyeceğinin aşikar olduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle beraber; 6102 sayılı Kanun’da limited şirketlerin genel kurul toplantısı için herhangi bir toplantı nisabı öngörülmediğini, her ne kadar davacı tarafça şirket merkezinin taşınmasının davacı asilin şirketle alakalı bilgi ve belgelere ulaşmasını imkansız hale getirdiği iddia edilmiş olsa da böyle bir durumun söz konusu olmadığını, nitekim davacı tarafça imkansız denmekle yetinildiğini, bu bilgi ve belgelere ulaşılmasının ne suretle imkansızlaşacağı yönünde herhangi bir açıklama, bilgi, delil veyahut emare belirtilmediğini, şirketin merkezi...Mah. ... Cad. ...Apt. No... ...-... Antalya adresinden, ...Mah.....Blv. ... St. No:...Antalya adresine taşınmış olup, her iki nokta arasındaki mesafenin araçla 5-10 dakikalık bir mesafe olup, değişiklik sonucu kabul edilen adres, davacının dava dilekçesinde de belirtilen... Mah. ...Cad. No: ...Antalya adresine daha yakın olduğunu, kaldı ki bir an için şirket merkezinin davacının ikamet yahut iş adresine uzaklaştığı kabul edilse dahi arada 5-10 dakikalık mesafe bulunan adreslerin günümüz haberleşme ve bilgi alma araçları dikkate alındığında, hiçbir şeyi imkansızlaştırmayacağını, davacı tarafça her ne kadar pandemi süreci nedeni ile kiracıların kira ödemelerini geciktirecekleri yönündeki beyanları nedeniyle müvekkili şirketin tahsilat konusunda kiracılara esneklik sağlamış olması bu bedellerden müvekkili şirketçe vazgeçilmiş olduğu gibi lanse edilmiş olsa da gerçekte böyle bir durumun olmadığını, çeşitli Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilmiş olan, pandemi sürecinde kirasını ödeyemeyen kiracıların, kira bedellerinin düşürülmesi taleplerinin kabulü yönünde çok sayıda karar mevcut olduğunu, şirketin kuruluşundan bu yana taşınmaz alım satım yetkisinin şirket müdürlerine tahsis edildiğini, taşınmazlarla ilgili yetkili bir kimse olmadan, birine yetki verilmeden, söz konusu faaliyetlerin yerine getirilmesinin mümkün olmayacağını, zira şirketin esas sözleşmesinde yer alan geçici madde 3’te de müdürlerin gayrimenkuller alıp satmaya yetkili olduklarının açıkça beyan edildiğini, bundan sonraki müdürler de tapuda alım satıma ve ahzu kabz temsil ve ilzama yetkili müdürler olarak seçildiklerini, zira bu 14 yıllık sürecin tamamına yakın bir bölümünde de davacı bizzat kendisi bu yetkilere sahip bir biçimde şirkette müdürlük yaptığını, şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin tamamının hisseli olması ve satışa konu edilmemiş olması karşısında bu iddianın da sadece gerekçe yaratma amaçlı ileri sürülmüş olduğuna şüphe olmadığını, şirket kuruluş tarihi olan 2006 yılından beri müvekkili şirketin tüm gayrimenkul alım satım işlemlerini şirket müdürlerinin yaptığını, müvekkili şirket nezdinde bu yönde bir teamül oluşmuş ve hatta yalnızca müvekkili şirket nezdinde değil sektörel olarak bu yönde teamül oluştuğunun bilinen bir ticari gerçeklik olduğunu, davacı tarafın iddia etmiş olduğu bir diğer davacı asilin şirket bilgi ve belgelerini incelenmesinin engellendiği yönündeki iddiasını kanıtlayan dosyaya ispata yarar herhangi bir delil sunulmadığını, davacının huzurdaki davayı açarken genel kurul kararının yürütülmesinin durdurulmasını talep ettiğini, dava sonucunda elde edilecek olan sonucu içerir olması nedeniyle tedbiren talep edilebilir nitelikte bir istem olmadığını ve sair nedenlerle, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davacı yan öncelikle; toplantıya vekaleten katılan ...ve ... vekillerinin vekaletnamelerinin Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca vekaletnamelerde toplantı günü, yeri ve saati gibi esaslı unsurları taşımadığından geçersiz olduğunu ileri sürmekte ve geçersiz vekaletname ile katılanların toplantı nisabında hesaba katılmaması gerektiğini ileri sürmekte ise de, belirtilen yönetmelik anonim şirketlerin toplantılarına dair yayınlanmış olup limited şirketler yönünden uygulanma kabiliyeti bulunmadığından, davacının bu iddiasının yerinde olmadığı, dolayısı ile genel kurul kararlarının bu sebeple yok hükmünde sayılması ya da iptalini gerektirir yasal neden bulunmadığı görülmüştür. 06.07.2020 tarihli genel kurulda alınan; 2 nolu karar şirket adresinin değiştirilmesine, 3 nolu karar pandemi Covid-19 nedeniyle kiracıların kiralarını ödeyemeyeceklerini beyan etmeleri nedeniyle pandemi süreci geçinceye kadar haklarında icra takibi yapılmamasına, 4 nolu karar ise.,,..ada ... parselde yüklenici sıfatı ile yapıldığı anlaşılan inşaatta tapu iptal ve tescili davası neticesinde davalı şirketin kendisine düşen ve adına tescil edilmesinden sonra şirkete gelecek satın alma tekliflerinin değerlendirilmesi ve satılmasına karar verme yetkisinin müdürler kuruluna verilmesine ilişkin olarak alınmıştır. Kararların tamamında davacının muhalefet şerhi bulunmakta olup, kararlar oy çokluğu ile alınmıştır. İptal davasının yasal süre içerisinde açıldığı belirlenmiştir. Genel kurul kararlarının yoklukla malul veya batıl olduğunun tespiti için açılacak davalarda süre koşulu olmadığı gibi, davayı açabilecek kişiler yönünden de bir kısıtlama bulunmamaktadır. Davaya konu kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline yönelik davada; alınan kararların yasa gereği nitelikli çoğunluk gerektirmediği, oy çokluğu ile alındığı, kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı bir yönleri bulunmadığı görülmüştür. Yine davaya konu kararların 447. maddede düzenlenen butlan sebeplerinden birini içermediği, şirketin faaliyet konusu inşaat taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak olmakla, şirketin mamülü olan taşınmazların satılmasında icracı organ olan müdürler kuruluna yetki verilmesinin genel kurulun kanundan kaynaklı vazgeçilemez hakkının sınırlandırılması veya ortadan kaldırılması niteliğinde sayılamayacağı, nitekim davalı yanın talebi ile getirtilen satış senedi örneklerinde daha önceki taşınmaz satışlarının da benzer şekilde yapıldığının görüldüğü, kaldı ki taşınmaz satışlarının değerin altında yapılması halinde TTK'nın 553. vd maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulama olanağının bulunduğu, davacının şirket aleyhine Antalya 4.ATM'de açtığı ( ... E sayılı dosya) çıkma ve çıkma payı alacağına ilişkin dava nedeniyle satış iznine ilişkin kararın iptal edilmesi gerektiği yönündeki talebinin, bu dava sonuçlanıncaya kadar şirketin ticari faaliyetine ara verilmesi anlamı taşıdığı için kabulünün yasal olarak mümkün olmadığı gibi satışlar nedeniyle elde edilecek karın şirket kayıtlarında yer alacağı ve çıkma payı değerinin karar tarihine en yakın tarihe göre belirleneceği dikkate alındığında davacının bu iddiasının da yerinde olmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olağan genel kurul toplantısında davacı müvekkili dışında vekaleten temsil edilen ... ve ...tarafından verilen vekaletnamelerin geçerli vekaletnameler olmadığını, davalı şirketin asgari toplantı yeter nisabı 1.020 olduğundan, mevcut genel kurulda gerçekte toplantı nisabı sağlanamadığını, ...ve ...'in vekillerinin temsil ettiği sermaye payları toplamının %50 olduğunu, bu nedenle toplantının mutlak butlanla geçersiz olduğunu, iptali istenen şirketin adresinin değiştirilmesine ve gelir kaynağı gibi esaslı unsurlarına ilişkin kararların alınmasında nitelikli çoğunluğun aranmasının gerektiğini, 06/07/2020 tarihli genel kurulda Kanun ve esas sözleşme hükümlerine uyulmadan yapılan genel kurul toplantısının butlan-yokluk ile geçersiz olduğunun tespiti ile bu olağan genel kurul toplantısında alınan bütün kararların iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, limited şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin, anonim şirketlerin toplantılarına dair yayınlanmış olup, limited şirketler yönünden uygulanma kabiliyetinin bulunmamasına, toplantıya vekil marifetiyle katılan ortakların vekaletnamelerinin usul ve yasaya uygun olmasına, 4 ortağın eşit şekilde hisseye sahip olup, toplantıda önemli nitelikteki kararlar dahil olmak üzere alınan kararların %75 (1500 pay) oyçokluğu ile alınmış olması sebebiyle gerekli nisabın sağlandığının anlaşılmasına, şirketin faaliyet konuları arasında, inşaat, taahhüt ve müteahhitlik işlerinin de bulunması sebebiyle taşınmazların satılması konusunda müdürler kuruluna yetki verilmesinin ana sözleşmeye aykırılık oluşturmadığı gibi davacının sermaye payını da etkilemeyecek olmasına, zira satış gelirlerinin de şirkete ait olmasına, şirketin kira alacakları konusunda pandemi sebebiyle bir müddet takip başlatılmamasına yönelik aldığı kararda dürüstlük kuralına aykırı bir yön bulunmamasına, şirket adresinin değiştirilmesine ilişkin alınan karar yönünden davacının gerçek ve somut bir zarardan söz edememiş olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.