Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/204
2025/97
10 Şubat 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:18/10/2021
DAVANIN KONUSU:Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:10/02/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin taşınmazını üçüncü kişi lehine ipotek verdiğini, davalı bankanın borç ödenip ipotek kaldırılacağı zaman müvekkilinin kefaleti ile alakalı olmayan borçları da tahsil ettiğini beyan ederek, bu bedellerin iadesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, iddiaların yersiz olduğunu ödeme üzerinden 2 yıl geçtikten sonra açılan davanın haksız olduğunu tahsilatların usulüne uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Taraflar arasında davacının üçüncü kişinin kullanacağı kredi kapsamında taşınmazını ipotek ettirdiği noktasında uyuşmazlık yoktur. Sorun ipotek fek sürecinde tahsil edilen bir kısım bedelin kredi ile bağlantılı olup olmadığıdır. Verilen ipotek her ne kadar kredi için verilmiş olsa da kredi verilmesi sırasında bununla bağlantılı diğer bir kısım borcun da kredi borcu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda alınan rapora göre 240,00 TL'lik hesap işletim ücreti dışındaki ücretlerin kredi ile bağlantılı olduğu, 9.372,18 TL'lik ücretin de davacı tarafından değil dava dışı kişi tarafından kredi kartına yatırıldığı bu haliyle bu bedelin de talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın 240,00 TL üzerinden kabulü gerekmiş; ancak dava kısmen reddedilmesine karşın davalı taraf arabuluculuk aşamasına katılmadığından, HUAK 18/A-11 gereğince yargılama giderleri davalı tarafa yükletilmiş ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir" gerekçesiyle davanın 240,00 TL üzerinden kısmen kabulü ile; bu tutarın 04/10/2018 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kefalet Sözleşmeleri'nin TBK'nın 23. maddesi uyarınca, sözleşmeyi düzenleyen davalı aleyhine yorumlanacağını, ipotek resmi senedinde "kredi kartı borçları" ifadesi geçmediğinden ve dava dışı ...'ın kefil sıfatıyla kimlik bilgileri yazılı olmadığından, davacının bu kredi kartı borcuna kefil olmadığının kabul edilmesinin gerektiğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, yine 04/10/2018 tarihinde yapılan 9.372,18 TL'lik ödemenin davacı tarafından yapıldığına ilişkin delil bulunmadığı ve ödemenin dava dışı ... tarafından yapıldığına yönelik mahkeme tespitinin hatalı olduğunu, ödemenin makbuz aslının elinde bulunduran müvekkili tarafından yapıldığının açık olduğunu, ödeme tarihinde dava dışı ...'ın cezaevinde bulunduğunu, yine dava konusu 2.250,00 TL tutarlı ödemenin müvekkili tarafından yapıldığının bilirkişinin de kabulünde olduğunu, bu meblağın gönderim tarih ve saati ile mahkemenin kabul etmediği 9.372,18 TL'lik ödemenin tarih ve saati arasında 6 dakikalık zaman farkının bulunduğunu, 2.250,00 TL ödemeye ilişkin makbuzda müvekkilinin imzasının bulunduğunu, tüm bu nedenlerle her iki ödemenin de müvekkili tarafından yapıldığının açık olduğunu, davalı bankanın da bu yönde itirazının bulunmadığını, dava dışı şirketin, kredi borcunun tamamen ödendiğini, bu nedenle ipoteğin kaldırılması gerektiğini, ipotek kaldırmak için bankanın 2.250,00 TL aldığını, meblağın haksız olduğunu, fek ücreti için Tapu Sicili'nde herhangi bir ücret istenmediğini belirterek, mahkemenin kısmen ret kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 240,00 TL hesap işletim ücreti yönünden davanın kabulüne karar verdiğini, fakat müvekkili bankanın arabuluculuk toplantılarına katılmaması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemesine karar verdiğini, arabuluculuk davet mektubunun usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, müvekkilinin iletişim kanallarının tümünün internet sitesinde erişime açık olduğunu, bu sebeple tüm iletişim kanalları aracılığıyla davet mektubunun ulaştırılmasının gerektiğini, arabuluculuk tutanağında tebligatın yapıldığının belirtiğini, arabulucunun eksik ve hatalı işlemleri nedeniyle müvekkilinin görüşmelere katılmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden banka aleyhine kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ipoteğin fekki talebi üzerine davalı banka tarafından, davacıdan tahsil edilen tutarların iadesine ilişkin alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu 13/07/2011 tarihli ipotek resmi senedinin incelenmesinde; davacının, dava dışı ... Ltd. Şti. ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri uyarınca, bu şirkete kullandırılan veya kullandırılacak olan kredilerden kaynaklı gerek bu şirketin gerekse kefillerinin bankaya karşı asaleten veya kefaleten doğmuş veya doğacak tüm kredi borçlarının ve ferilerinin teminatını oluşturmak üzere müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla 200.000,00 TL için maliki bulunduğu taşınmazı davalı banka lehine ipotek verdiği görülmüştür.
Davacı, kredi borcunun ödendiği gerekçesiyle ipoteğin fekki için davalı bankaya müracaat etmiş, davalı banka, şirkete tahsis ettiği ve şirket yetkilisi ... tarafından kullanılan kredi kartından kaynaklı 9.372,18 TL kredi kartı borcu ile 2.250,00 TL ücret tahsil etmiştir. Alınan bilirkişi raporunda, 2.250,00 TL'lik ödemenin 240,00 TL'sinin hesap işletim ücreti, 750,02 TL'sinin kredi tahsis ücreti, 1.232,30 TL'sinin ipotek fek ücreti olarak alındığı, kalan 27,68 TL'sinin hesapta kaldığı, akıbetinin bilinmediği belirtilmiştir. Mahkemece, rapora göre, 240,00 TL hesap işletim ücreti dışındaki ücretlerin kredi ile bağlantılı olduğu, 9.372,18 TL'lik ücretin de davacı tarafından yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın 240,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
9.372,18 TL'lik makbuzda davacının imzasının bulunmadığı görülmekle birlikte, diğer makbuzda davacının imzasının bulunması, her iki makbuz arasında 6 dakikalık bir zaman farkının bulunması, davalının aksi yönde bir beyanının bulunmaması karşısında 9.372,18 TL'lik kredi kartı borcunun davacıdan tahsil edildiği anlaşılmakla birlikte, davacı tarafça yukarıda incelenen ipotek resmi senedine göre, ipoteğin dava dışı asıl borçlu şirketin ve borca kefil olan kefillerin bankaya olan borçlarını teminen verilmiş olması, kredi kartının şirket yetkilisi ...'ın kullanımına tahsis edilmesi, bu kişinin sözleşmelerde müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunması sebepleriyle bu kredi kartı borcunun da ipotek kapsamında olduğu ve bu bedelin davacıdan tahsil edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bu değişik gerekçe ile neticeten, mahkemenin bu tutarı davacıya iade etmemesi isabetli bulunmuştur.
Alınan bilirkişi raporuna göre, 750,02 TL kredi tahsis ücreti ile 1.232,30 TL ipotek fek ücreti kullandırılan kredilerle bağlantılı olup, tahsilinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkemenin bu tutarlar yönünden de davayı reddetmesi doğru bulunmuş, açıklanan sebeplerle davacının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Davalının istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesi uyarınca, davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmadığı gerekçesiyle oran kurulmaksızın tüm yargılama giderlerinin davalıya yüklendiği görülmüştür.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin (11) numaralı fıkrası şöyledir:
“(11)Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.”
Anayasa mahkemesi ... E, ... K sayılı ilamı ile; ilgili maddenin birinci cümlesinde geçen “...bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” bölümünün iptaline, iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın resmî gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.
İlgili iptal kararı, 18/04/2024 tarihli 32521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış ve 18/01/2025 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 10.03.1969 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesine göre; Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyecek ise de, henüz devam eden uyuşmazlıkların iptal kapsamında bulunacağı açıktır.
Yargıtay Dairelerinin, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğine dair ilkeden ne anlaşılması gerektiğine ilişkin dayanak olarak gösterdikleri Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 gün ve ... Esas, ... sayılı Kararı aynen şöyledir: "...Aynı durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. İptal kararlarının ileriye yönelik "derhal" etkisi tartışmasız biçimde ortaya çıkar. Böylece, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen bir yasanın geleceğe yönelik tüm etkilerinin kaldırılması ve iptal kararına uyulması tüm devlet kuruluşlarınca kaçınılmaz bir zorunluluktur. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasanın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulanma alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece ortaya çıkmakta ve "İptal kararları geriye yürümez." kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır.
Anayasanın 153 üncü maddesinde "iptal kararları geriye yürümez" hükmü, iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup, elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda "geriye yürümeme kuralı" uygulanamaz. Diğer bir anlatımla; bir davada uygulanması gereken Kanun maddesi başka bir dava vesilesi ile iptal edilmiş ise, bu madde artık eldeki davada da uygulanamaz. Zira davanın yasal dayanağı kalkmıştır ve davacının iptal edilen maddeden dolayı sağlayacağı hukuki yararı da kalmamış olur (Hukuk Genel Kurulunun 17.05.1989 tarihli ve 1989/10-250 Esas, 1989/361 Karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 01.03.2017 tarihli 2016/12107 Esas, 2017/3022 Karar ).
Bu açıklamalar ışığında, somut olaya dönecek olursak, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 maddesinin birinci cümlesinde geçen “...bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur.” bölümünün iptaline karar verildiği ve kararın yürürlüğe girdiği, her ne kadar karar tarihinde ilgili hüküm yürürlükte ise de, istinaf incelemesiyle devam eden uyuşmazlıkta ilgili maddenin iptal edildiği ve iptal kararının yürürlüğe girdiği, dolayısıyla mahkememizce iptal hükmünün uygulanması gerektiği değerlendirilmiş, kısmen kabul edilen davada, yargılama giderlerinin kabul ve reddedilen oranlara göre paylaştırılması gerektiği gözetilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce yeniden hüküm kurulmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜYLE;
a-240,00 TL'nin 04/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 198,50 TL harcın mahsubuyla bakiye 416,90 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
c-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı ile 198,50 TL peşin harç toplamı 257,80 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafından oluşan toplam 459,00 TL yargılama giderinin, kabul ret oranına göre hesaplanan 9,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye masrafın davacı üzerine BIRAKILMASINA,
e-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
f-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 680,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere, kabul ret oranına göre hesaplanan 14,05 TL'nin davalıdan, 665,95 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA,
g-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 240,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
h-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 11.382,18 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
ı-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı taraftan alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE,
c-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 64,60 TL posta masrafı, 5,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 232,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.