Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/200
2025/91
10 Şubat 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:27/05/2021
DAVANIN KONUSU:Tapu İptali ve Tescil
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:10/02/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften ... ada ... parsel ... blok ... nolu bağımsız bölümü inşaat tamamlanıncaya kadar kendisinden bir daha ücret alınmayacak şekilde peşin ve tek ödemeli olarak satın aldığını, davalı kooperatif ile diğer davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile davalı kooperatif arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davalı kooperatifin tek ödemeli olarak müvekkilinin kendisinden satın aldığı bu yeri davalı arsa malikleri ile birlikte diğer davalı ... isimli kişiye sattığını belirterek, dava konusu ... ada ... parsel ... blok ... nolu bağımsız bölümü davalılar adına kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini, bu olmadığı taktirde taşınmazın keşif yolu ile belirlenecek değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL DAVADA DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu taşınmazı kooperatiften değil arsa sahiplerinden aldığını, bedelini hisseleri oranında diğer davalı arsa sahiplerine ödediğini, tapu kaydına güvenerek taşınmaz satın alan müvekkiline karşı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, müvekkillerinin diğer arsa sahipleri ile birlikte davalı kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, yüklenici davalı kooperatifin üzerine aldığı işi zamanında tamamlamadığını, halen de taşınmazın genel iskanının alınmadığını, 3. kişiye yapılan devirden müvekkillerinin haberinin olmadığını, herhangi bir şekilde bu taşınmazın satışından semen de almadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalıların davaya yanıt vermedikleri anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı ... vekili, müvekkilinin ( asıl dosya) 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında görülmekte olan davaya konu taşınmazı 30/06/2018 tarihinde satın aldığını, kooperatif genel kurulunun kararı ile üyeliğinin kabul edildiğini ve kendisinden başkaca ücret alınmayacağının belirtildiğini, o tarihten beri taşınmazda müvekkilinin oğlunun oturduğunu, kendilerinden davalı kooperatif tarafından çevre düzenlemesi ve diğer işler için ek para istendiğini, yargılama sırasında müvekkiline düşen taşınmazın ... isimli bir kişiye satıldığını öğrendiklerini, asıl dosya davalısı ...’in bu yeri alabilmek için ... Bankası'ndan kredi aldığının belirtildiği ancak kredi verecek bankanın müvekkilinin evine gelip ekspertiz raporu için fotoğraf çekmesi, ekspertizin evde inceleme yapması gerekirken bunlar yapılmadan kredi verildiğini, bilahare bu yerin davalı ...’ye satıldığını öğrendiklerini asıl dosya davalısı ...’in bu yeri muvazaalı olarak aldığını, gerçekten bu yeri almak isteseydi taşınmazda oturan şahsı bilgilendirmesinin gerekeceğini ancak bilgilendirmediğini, ...’nin de taşınmazı incelemeden satın almasının muvazaayı ispatladığını, kaldı ki kendisinin bu yeri ...’in babasının borcuna karşılık bir miktar da para ödemek suretiyle aldığını belirttiğini, ifade ederek öncelikle davalı adına olan dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline, aksi halde bedelinin davalıdan ve asıl dosya davalılarından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN ... ESAS - ... KARAR SAYILI DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... vekili, Müvekkilinin dava konusu taşınmazı davalı kooperatiften değil, diğer davalı ...’ten satın aldığını, ...’in de bu taşınmazı kooperatiften değil arsa sahiplerinden satın aldığını, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu, tapuya güvenerek satın aldığını, satın aldığı sırada tapu kaydı üzerinde ihtiyati tedbir şerhi olmadığını, satışın da muvazaalı olmadığını bildirdiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaza ilişkin üyelik davacıların murisi tarafından tek ödemeli olarak satın alınmıştır. Böyle bir satıştan sonra davalı kooperatifin davacıdan ayrıca bir ödeme yapılmasını istemeye hakkı yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da bu ödeme talebinden kaynaklanmış olup, davacının davalıların üyesi ve bir kısım taşınmazın mülk sahibi de olan davalıların bu ek ödeme taleplerinin kabul edilmemesi üzerine dava konusu taşınmazı devretmelerinden çıkmıştır. Bir kısım davalının, davacının kooperatif üyeliğine bağlı taşınmaz hakkını ihlal eden bu satışları sonucu davacının haksız bir zarara uğramasına neden olduğundan davalılar ... ve ... dışındaki davalılar bu zarardan sorumludurlar. Her ne kadar davalı kooperatifin aralarındaki sözleşmeye göre taşınmaz mülkiyetini hak etmesi durumu söz konusu değil ise de dava konusu taşınmazın 08/04/2014 tarihindeki satışı esnasında bu davalılardan yönetim kurulu başkanı ...'nın, ...'yı temsilen, yönetim kurulu yedek üyesi olan ...'nın başka dosya için alınan ifadelerde davacıdan talep edilen paranın ödenmemesi üzerine bu taşınmazın satışını organize ettiğinin anlaşılması, diğer davalıların da aslında bu kooperatifin üyesi olarak bu taşınmazın davacıların murisinin hakkı olduğunu bilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu için haksız satıştan sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır. Davalılardan ... mirasçısı ..., her ne kadar satışı yapan ...'nın mirasını reddetmiş ise de onun sorumluluğu hem davalı kooperatifin (yedek üyesi ve 23/06/2013 tarihli toplantıda yönetim kurulu başkanı olması) başkanı olarak tüm bu satış trafiğinin başında olması, bir başka müşteki için alınan ifadesinde geçen “arsa sahiplerine geri verdim” ifadesi karşısında sorumluluğunun mirasçılık ilişkisinden ziyade kendi fiiline bağlı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ...'in durumuna gelince, adı geçen davalının hem iş bu dosyamızda dava konusu taşınmazı diğer davalı mülk sahiplerinden satın aldığının anlaşılması hem de bir başka müşteki (...)'ye düşen taşınmazı da satın almış olması kötüniyetine delil ise de, tapu kaydına olan güveni ortadan kaldıracak ve mutlak anlamda taşınmazı satın alınırken kötü niyetli olduğunu gösterecek derecede bulunmamıştır. Kaldı ki taşınmaz hiçbir zaman davacı adına tescil edilmemiştir. Bu aleyhine olarak değerlendirilen durum davalı ...'nin diğer davalılar ile davacı arasındaki ilişkinin mahiyetini yani davacının taşınmaz üzerinde bir hak talebinin olmasına rağmen bu hak talebinin haklı olduğunu bildiği halde bu taşınmazı kötüniyetle devraldığını ispatlar nitelikte bulunmadığından hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya davalısı ...’nin durumuna gelince, adı geçen davalının kötüniyetini gösteren bir delil davacı tarafından dosyaya ibraz edilmediğinden ve kötüniyeti ispat külfetinin bunu iddia edene ait olması sebebi ile davanın adı geçen yönünden reddine" gerekçeleriyle davacının davalılara karşı açtığı tapu iptal ve tesciline ilişkin terditli davasının tapu iptal ve tescil talebi yönünden reddine, davacının taşınmaz bedeline ilişkin davalı ...'e karşı açtığı tazminat davasının reddine, davacının diğer davalılar ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davalı kooperatif yönünden açılan tazminat davasının kabulü ile 450.000,00 TL taşınmaz bedelinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya davalısı ...'ye karşı açılan tapu iptali ve tescil ile olmadığı takdirde tazminata ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece bir taraftan taşınmaz üzerinde en başından beri müvekkillerinin hak sahibi olduğu tespit edilirken, diğer taraftan neden davalı tarafların kötü niyeti ile yapılan yolsuz tescilin iptal edilmeyip, taşınmazın asıl hak sahibi olduğu tespit edilen müvekkilleri adına tescil edilmeyeceği, tapu iptal ve tescil taleplerinin hangi sebeple reddedildiği hususlarına ilişkin hiçbir açıklama ve gerekçeye yer verilmediğini, bu sebeple kararın tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine ilişkin kısmının kaldırılması gerektiğini, bazı davalıların söz konusu yolsuz tescille ilgili bir kusur ve sorumluluklarının olmadığı, kendilerinin iyi niyetli olduklarına yönelik itirazlarının iş bu dava kapsamında kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu iddiaların bakılan davada değil, dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına tescili sağlandıktan sonra, taşınmazın müvekkiline ait olduğunu bile bile kendi adlarına tescil edilmesini sağlayan davalı kooperatif üyeleri ve yöneticilerine karşı açılacak olan ya da bu kişilerin birbirlerine karşı açacağı bir rücu davasında gündeme getirilmesi gerektiğini, bazı davalıların iddia ettiği gibi eğer davalı kooperatif iskan izni alamadığı için müvekkilleri adına taşınmazın tescilini yapılamamış ise, inşaat bitiminde müvekkiline devredilmesi gereken 4 nolu dairenin (kooperatif yönetim kurulu ve genel kurul kararlarında müvekkiline ait olduğu yazılmasına rağmen) neden ve nasıl 1/5 paylarla ..., ..., ..., ... ve ... adına tescil edilebildiğini, önce ...'e ve onun da ...'ye yaptığı devirler için de aynı soru işaretlerinin mevcut olduğunu, inşaat bitiminde tam devir yapılmak üzere inşaata başladıktan sonra müvekkili adına tapuda kat irtifakı kurulmasına hiçbir mani olmadığını, dava konusu taşınmazla ilgili inşaat sonrası ilk tescil işlemi yapılırken o aşamada kat mülkiyeti tesisi mümkün değil ise ileride mülkiyeti devredilmek üzere hak sahibi olan müvekkili lehine kat irtifakı kurulabilecekken, bunun yapılmayıp başka kişilere devir yoluna gidilmesinin açıkça davalı tarafların iyi niyetli olarak hareket etmediklerini gösterdiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının tapu iptal ve tescil talebi yönünden reddi ile tazminat talebinin davalılardan ... ve ... yönünden reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin arsa sahibi sıfatı ile yüklenici kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapan beş arsa sahibinden ikisi olduklarını, iddia edildiği gibi yüklenici kooperatife verilmesi gereken ve davacı tarafından kendisine ait olduğu iddia edilen dairenin tapusunu hileli ve muvazaalı işlemlerle davalı ...’e vermediklerini, kooperatifin inşaatları zamanında tamamlayamadığını, arsa sahiplerinin iskan alınmadan dairelerin eksik ve kusurlu imalatları olduğu halde, daireleri teslim almak ve kullanmak zorunda kaldıklarını, arsa sahipleri ile kooperatif arasında yapılan sözleşmede davacıların murisi ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacılara veya murislerine karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açmasının mümkün olmadığını, müvekkillerinin arsa sahibi olduklarını, müvekkillerinin davacıya karşı herhangi bir yükümlülüğü olmadığı gibi, herhangi bir borcunun da olmadığını, arsa sahiplerinden herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağını, davacıya karşı, davalı arsa sahibi müvekkillerinin bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını, davalı kooperatifin tapuya hak kazanmadığını, dolayısıyla davalı kooperatifin halefi konumunda bulunan davacıların da tapuya ve taşınmaz bedeline hak kazanmadığını, davalı arsa sahibi müvekkillerine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkillerinin hiçbir zaman davalı kooperatifin ortağı olmadıklarını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davada taraf sıfatı olmayıp, davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilleri ile davacı arasında tapu devredileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme ve taahhüt bulunmadığını, diğer davalı kooperatif ile müvekkillerinin miras bırakanı arasında yapılan düzenleme şeklinde arsa vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak davacıların, davalı müvekkillerinin ya da arsa sahiplerinin edimlerini yerine getirmesini isteyemeyeceklerini, sözleşmeye göre, sözleşmenin ifasını ancak davalı kooperatif arsa sahiplerinden talep edebileceğini, davacıların kooperatif yerine geçerek tapu talep etme ve sözleşmenin ifasını isteme haklarının olmadığını, davacı tarafın, davaya konu ettiği taleplerini ancak ilgili kooperatiften üyelik hakkına dayanarak talep edebileceğini, davacının yasal olarak muhatabının davalı kooperatif olduğunu, davalı kooperatifin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, iskan izni bile almadığını, kooperatifin bile bağımsız bölümün tapusunu arsa sahiplerinden istemeyi henüz hak etmediğini, bu nedenle sözleşmenin tarafı olmayan davacının, davalı arsa sahibi müvekkillerinden tapu talep etme hakkının olmadığının açıkça ortada olduğunu, davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, bu nedenle tapu ve tazminat talebinin yersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, arsa sahipleri ile kooperatif arasında yapılan sözleşmede davacıların murisi ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacılara veya murislerine karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açmasının mümkün olmadığını, müvekkillerinin arsa sahiplerinden olduklarını, arsa sahipleri ile kooperatif arasında yapılan sözleşme gereğince, kooperatif süresinde edimini eksiksiz olarak yerine getirmediğini, müvekkillerinin davacıya karşı herhangi bir yükümlülüğü olmadığı gibi herhangi bir borcunun da olmadığını, arsa sahiplerinden herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağını, davacıya karşı davalı arsa sahibi müvekkillerinin bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığını, davalı kooperatifin halefi konumunda bulunan davacıların da tapuya ve taşınmaz bedeline hak kazanmadığını, davalı arsa sahibi müvekkillerine herhangi bir kusur atfedilemeyeceğinin açık olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, kooperatif ile arsa sahipleri arasında yapılan düzenleme şeklinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre dava konusu bağımsız bölümün tapusunu sözleşmeye göre davalı kooperatifin arsa sahiplerinden talep hakkının doğup doğmadığının tespit edilmesi gerektiğini, mahkemece bu tespit yapılmadığı için hatalı karar verildiğini, mahkemece, davalı arsa sahibi müvekkillerinin hukuki durumlarının yanlış yorumlanarak hatalı karar verildiğini, tazminat ve tapu talep hakkının kooperatife ait olduğunu, bu hakkın davacılar tarafından kullanılmasının hukuken imkansız olduğunu, bu hakkın kooperatif tarafından arsa sahiplerine karşı kullanılması gerektiğini, gerekçeli kararda satıştan dolayı davacıların zarara uğradığının belirtildiğini, esasen ortada bir zarar var ise bu zararın sözleşmeden kaynaklanan bir zarar olduğunu, doğrudan mahkemenin kabulü gibi haksız fiilden kaynaklanan zarara bağlanamayacağını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine; birleşen dava, taşınmazı yargılama sırasında devralan üçüncü kişiye karşı açılmış tapu iptal tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, asıl davada, davalı önceki malik ... ile birleşen davada davalı son malik ...' nin kötüniyetli olmadıkları gerekçesiyle tapu iptal tescil talebi ve bu kişilere yönelik tazminat istemleri reddedilmiş, asıl davada tazminat talebi yönünden arsa sahipleri ve kooperatife yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyada mevcut genel kurul kararı ve mali müşavir bilirkişi raporundan; davacının, 08/02/1998 tarihli kooperatif genel kurul kararındaki esaslar doğrultusunda peşin 30.000,00 DM ödeme yaparak 30/06/1998 tarih 20 sayılı yönetim kurul kararı ile ... ada ... parsel ... blok ... Kat kuzeygüneydoğu cepheli bağımsız bölüm yönünden davalı kooperatife üye olarak kabul edildiği, davacının tek ödemeli sistem üyelik şartlarını yerine getirdiği, üyeliğinin halen devam ettiği, kendisinden inşaat gideri istenemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bir yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında ana sözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Ortakların da kendilerine tahsis edilen konutun mülkiyetini isteyebilmeleri, genel kurullarda kararlaştırılan ve geçerliliğini koruyan parasal yükümlülüklerini yerine getirmiş olmaları halinde mümkündür.
Davacı, adı geçen bağımsız bölüm yönünden davalı kooperatife peşin ödemeli sistem ile üye olduğunu, hiçbir borcunun bulunmadığını, arsa sahipleri ve kooperatif arasında imzalanan inşaat sözleşmesi gereğince kooperatif tarafından inşaatı yapılıp bitirilmesine ve taşınmazda oturuyor olmasına rağmen taşınmazın devrinin kendi adına yapılmadığını, davalı ... adına devredildiğini, ...'in iyi niyetli olmadığını, taşınmazı yargılama sırasında devralan ...'nin de iyi niyetli olmadığını belirterek, bu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescilini talep etmiş, kooperatif davaya yanıt vermemiş bir kısım davalılar ile davalı ... ve ... ise; inşaatın iskan izninin alınmadığını, kooperatifin edimi yerine getirmediğini bu yüzden davacının da talepte bulunamayacağını, ...'nin ve ...'ın ödeme yaparak taşınmazı satın aldığını ileri sürmüşlerdir.
Davanın temeli, kooperatif üyeliğinden kaynaklı tapu iptal tescil talebi olduğundan, tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri ve taşınmazın hali hazırda maliklerinin iyi niyetli olup olmadıkları konusunda mahkemece yapılacak değerlendirmenin, bu çerçevede ele alınması gerekirken, hukuki sebebin haksız fiil olarak ele alınıp değerlendirmenin buna göre yapılması hatalı olmuştur.
Kural olarak, arsa malikleri ile kooperatif arasında yapılan sözleşmede (Antalya 2. Noterliği'nin 14/05/1993 gün ... yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi) davacı ortak taraf olmadığından ve arsa maliklerince davacı ortağa karşı bağımsız bir taahhüt altına girilmediğinden, davacının arsa sahiplerine karşı doğrudan dava açması mümkün değildir. Bu nedenle davalı arsa sahiplerine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile satışın haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Diğer taraftan, arsa sahiplerinden olan davalı ..., yargılama sırasında vefat etmiş olup, mirasçıları davaya dahil edilmiş, mirasçılardan ...'nın süresi içerisinde mirası reddettiği mahkeme kararı ile sabit olmasına rağmen bu kişinin davada husumetinin zaten bulunmadığının gözetilmemesi yerinde değildir. Açıklanan sebeplerle davalı arsa malikleri vekillerinin istinaf başvuruları ayrı ayrı kabul edilmiştir.
Aynı kooperatife karşı başka bir üye tarafından başka bir bağımsız bölüm için açılmış olan davada, kooperatifin iskan belgesi almaması sebebiyle davacı üyenin herhangi bir hak talep edemeyeceği gerekçesiyle verilen ret kararı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. İşbu dosyaya konu olaya emsal nitelikte olan ilgili karar;
1- "Dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Gerek ilk derece mahkemesi gerekse Bölge Adliye Mahkemesi ret kararına gerekçe olarak yüklenicinin arsa sahiplerine karşı edimini yerine getirmediğine dayanmaktadır. Halbuki arsa sahipleri beyanlarında tapu kaydının kooperatifin gösterdiği kişiye yapıldığını bildirdiklerine göre dava konusu bağımsız bölüme ilişkin herhangi bir taleplerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerdirki bu aşamada eksik ifa nedeniyle tapu iptali talebinin reddine ilişkin gerekçe yerinde değildir.
Davacının yüklenici kooperatif üyesi olup dava konusu taşınmazın kendisine tahsis edildiği ve davalı kooperatifin de bu hususu kabul edip dava konusu tarafların karşılıklı olarak başkaca bir talepleri olmadığını bildirerek sulh oldukları hususunun Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile hüküm altına alınıp, anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının kooperatife bir edim yükümlülüğü de kalmamıştır.
Davalı ...’in iyiniyetine gelince;
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre kooperatife ait bir taşınmazı tahsisle devralıp kullanan bir ortağın taşınmazını tapuda resmi işlemle temlik alanın iyiniyeti korunamaz. Tapuda işlem yapan kişi basit bir araştırmayla bu taşınmazın kooperatif tarafından kime tahsis edildiğinin öğrenebilecek durumdadır. İçinde kooperatif üyesinin oturduğu bir taşınmazı satın alırken böyle bir araştırmayı yapmak taşınmaz alan herkesten beklenmelidir. Bu nedenle davacı dava konusu yerde ikamet ediyorsa davalı ...’nin iyi niyet savunması dinlenemeyecektir.
2-Harçlar Kanunun 32. maddesi “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz” hükmünü içermekte 30. maddesi ise eksik harç halinde takip edilecek usul gösterilmektedir. Somut olayda, dava konusu bağımsız bölümün tapusunun iptalinin istendiğinin anlaşılmasına göre, dava nispi harca tabi olup, mahkemece dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tespit ettirilip, buna göre dava konusu edilen değer belirlenerek, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca buna ilişkin harcın tamamlanması için davacıya süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, kamu düzeninden olan harç hususu gözden kaçırılarak eksik harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verilmeli, süresi içinde harç yatırılmaz ise dosya işlemden kaldırılmalı, harç eksikliği tamamlanır ise, dava konusu taşınmazda, taşınmazın davalı ...’e devredildiği tarih itibariyle, davacının ikamet edip etmediği; ikamet ediyorsa ne zaman başladığı belirlenip, davalı ...’nin iyiniyetli olup olmadığı tartışılmalı, davalı kooperatifin davacıya yönelik aidat borcu savunması olmadığı arsa sahiplerinin de yüklenici kooperatiften eksik ifa talebinde bulunmadıkları hususları göz önünde bulundurularak bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür." şeklindedir. Bu bozma ilamına uygun şekilde yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucu, tapu iptal tescil talebinin kabulüne yönelik verilen karar, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2024 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.
Yukarıda yer verilen Yargıtay kararı dikkate alınarak, eldeki dava açısından yapılan değerlendirmede; arsa sahipleri, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini belirtmiş iseler de, kooperatif ortak ve yöneticilerinin bizzat arsa sahiplerinden olması, tapu kaydının kendileri tarafından ...'e devredilmiş olması karşısında, dava konusu bağımsız bölüme ilişkin herhangi bir taleplerinin olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle eksik ifa savunmalarının dikkate alınmaması gerekir.
Davacı, peşin ödemeli üye sistemi ile üyeliğe kabul edildiğinden, inşaat giderleri kendisinden istenemez. İnşaat giderlerini ödememesi sebebiyle hakkında verilen ihraç kararı, aynı gerekçeyle Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2006 tarih, ... Esas - ... karar sayılı ilamı ile iptal edilmiş, karar 22/09/2006 tarihinde kesinleşmiştir. Davalı kooperatif eldeki davaya yanıt vermemiş ve dolayısıyla davacı üyenin yerine getirmediği herhangi bir aidat yükümlülüğünden de söz etmemiştir. Bu durumda davacının kooperatife bir edim yükümlülüğü de kalmamıştır.
Asıl dosya davalısı malik ... ile birleşen dosya davalısı son malik ...'nin iyiniyetine gelince;
Yargıtay'ın yukarıda yer verilen ilamında da belirtildiği üzere, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre kooperatife ait bir taşınmazı tahsisle devralıp kullanan bir ortağın taşınmazını tapuda resmi işlemle temlik alanın iyiniyeti korunamaz. Tapuda işlem yapan kişi basit bir araştırmayla bu taşınmazın kooperatif tarafından kime tahsis edildiğini öğrenebilecek durumdadır. İçinde kooperatif üyesinin oturduğu bir taşınmazı satın alırken böyle bir araştırmayı yapmak taşınmazı alan herkesten beklenmelidir.
Somut olayda, davacının, dava dilekçesi ekinde sunduğu elektrik ve ... abonelik belgelerinden anlaşılacağı üzere, davacının ve sonrasında oğlu ...'un evvelden beri dava konusu bağımsız bölümde oturdukları, mahkemece yapılan keşif sırasında da keşif tutanağında yer verilen beyana göre, ...'un bağımsız bölümde oturmaya devam ettiği, dairenin içinin kendisi tarafından yapıldığı, dolayısıyla davacı ...'un üyeliğe kabul edildikten sonra dava konusu bağımsız bölüm üzerinde fiilen zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle içinde kooperatif üyesinin oturduğu bir taşınmazı satın alırken, basit bir araştırma ile bu taşınmazda bir başkasının oturduğunu ve hak sahibi olabileceğini öğrenebilecek durumda olan gerek davalı ... gerekse son malik ...'nin iyi niyet savunması dinlenemez. İlgili Yargıtay kararına konu olayda da, o dosyaya konu bağımsız bölümü devralan yine ... olup, ...'in iyi niyetli olmadığı bozma kararında da bizzat belirtilmiştir.
Neticeten, davalı kooperatifin davacıya yönelik aidat borcu savunması olmadığı, arsa sahiplerinin de yüklenici kooperatiften eksik ifa talebinde bulunmadıkları hususları göz önünde bulundurularak, davacının kooperatif ortağı olarak dava konusu taşınmaza hak kazandığı, en başından beri bu taşınmazda davacı ve oğlunun oturduğu, davalı ... ile ... adına yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçeleriyle, asıl ve birleşen davanın tapu iptal tescil talebi yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin her iki dava yönünden yaptığı istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Mahkemece keşif yapılarak değeri tespit edilen dava konusu bağımsız bölüm üzerinden yatırılması gerekli peşin harcın yargılama sırasında tamamlattırıldığı görülmekle, eksik bir hususun bulunmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK'nın 353/1b2 maddesi gereğince karar kaldırılmış, Dairemizce yeniden hüküm kurulmuştur. -
Sonuç olarak, davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1b2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle, asıl davada davalı kooperatif ve malik ... ile birleşen davada son malik ... aleyhine açılan tapu iptal tescil davasının kabulüne, asıl davada davalı arsa malikleri aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1b2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/05/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜYLE;
a-Asıl davada davalı arsa malikleri ..., ..., ..., ..., ..., ..., muris ... mirasçıları olan dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ...'ya açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,
b-Asıl davada diğer davalılar ... ve ... Yapı Kooperatifi ile birleşen davada son malik davalı ... aleyhine açılan davaların ayrı ayrı KABULÜ İLE, Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parsel, ... Blok, ... nolu bağımsız bölümün birleşen dosya davalısı ... adına olan tapu kaydının iptali ile, davacı mirasçıların veraset ilamındaki payları oranında TAPUYA KAYIT ve TESCİLİNE, İİK'nın 28/1. maddesi gereğince hükmün Tapu Sicil Dairesi'ne BİLDİRİLMESİNE,
c-HMK'nın 125. maddesi uyarınca, dava konusunun devri sebebiyle birleşen davanın açılmış olması sebebiyle ortada tek bir davanın bulunduğu kabul edilerek yapılan değerlendirmede, alınması gerekli 30.739,50 TL harçtan asıl davada peşin alınan 85,39 TL peşin harç, 6.830,00 TL tamamlama harcı ve birleşen davada peşin alınan 85,39 TL olarak alınan toplam 7.000,78 TL, harcın mahsubu ile bakiye 23.738,72 TL harcın davalılar ..., ... Yapı Kooperatifi ve ...'den tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
ç-Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
d-Davacı tarafından asıl davada yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 85,39 TL peşin harç ve 6.830,00 TL tamamlama harcı ile birleşen davada yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ve 85,39 TL peşin harç toplamı 7.059,88 TL'nin davalılar ..., ... Yapı Kooperatifi ve ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e-Asıl ve birleşen dava yönünden davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, müzekkere gideri, bilirkişi masrafından oluşan toplam 1.246,73 TL yargılama giderinin davalılar ..., ... Yapı Kooperatifi ve ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f-Asıl davada davacı tarafından hakkında ret kararı verilen davalılar (..., ..., ..., ..., ..., ..., muris ... mirasçıları olan dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ...) yönünden yapılan 1.018,10 TL tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
g-Davalı ... ve ... tarafından yapılan tüm masrafların kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,
hHMK'nın 125/1a maddesi uyarınca, dava konusunun devri sebebiyle birleşen davanın açılmış olması sebebiyle ortada tek bir davanın bulunduğu kabul edilerek yapılan değerlendirmede, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 71.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ..., ... Yapı Kooperatifi ve ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
i-Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., muris ... mirasçıları olan dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara VERİLMESİNE,
Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Tarafların istinaf başvuruları kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince taraflara İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları, posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam 534,20 TL yargılama giderinin davalılar ..., ... Yapı Kooperatifi ve ...'den alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-Davalı ... tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı, posta masrafı, tebligat gideri olmak üzere toplam 186,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
d-Davalı ... tarafından istinaf incelemesi için yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı, posta masrafı, tebligat gideri olmak üzere toplam 229,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1b2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.