Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/13
2024/402
9 Aralık 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 09/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 16/04/2021
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 09/12/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacının davalı kooperatif ile 22.10.2003 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca ... Mahalllesi ... ada ... parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... parselde bulunan blokların tüm sıhhi tesisat ve gün ısı tesisat borularının yapımı konusunda anlaştıklarını, taraflarca imzalanan sözleşme ile davacının yaptığı iş karşılığı kooperatiften ileride belirlenecek olan bir dairenin verilmesi kararlaştırıldığını, teslimi yapılacak olan dairenin değerinin 63.000,00.-TL ile 67.000,00.-TL aralığında olacağını, sözleşmenin 10.04.2007 tarih ...sayılı yönetim kurulu kararı ile onaylandığını, yönetim kurulunun almış olduğu karar ile "Sıhhi tesisatının yapımı için alınan teklifler değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda en uygun fiyatı veren ...'e daire başı 1,250,00.-TL yaptırılmasına oybirliği ile" karar verildiğini, imzalanan sözleşmenin yürürlüğe koyulduğunu, 22.10.2003 tarihli sözleşme çerçevesinde yapılan iş karşılığı davacıya daire verilecek olması nedeniyle davacının 27.04.2004 tarihli yönetim kurulu kararı gereği kooperatif üyeliğine oybirliği ile alındığını, yine yönetim kurulunun 17.05.2007 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararı ile "10.04.2007 tarih ve ... karar numaralı alınan karar gereği sıhhi tesisatı için daire başı 1.250,00.-TL bedel ile anlaşılan ...'e ödenecek olan yukarıdaki tutar ... adına üye aidat borçlarına mahsup edilmesi" şeklinde karar alındığını, davacı ile iş karşılığı daire verilmesi konusunda anlaşma imzalandığını, sözleşmenin hüküm doğurabilmesi içinde davacının kooperatif üye yapıldığını, yaptığı işin bedelinin üye aidat borcunda düşürülmesi konusunda kararlar alındığını, davacının imzalanan sözleşme ve yönetim kurulunca alınan kararlar gereği, üzerine düşen edimleri yapmaya başladığını, gelinen son noktada blokların tüm sıhhi tesisat işleri tamamladığını, 2012 yılında yapılan genel kurulda noter huzurunda yapılan kura çekiminde davacıya ... nolu daire isabet ettiğini, davacının isabet daireyi teslim aldığı 05.05.2013 tarihinde ... kiraladığını ve o tarihte bu yana da tüm kira gelirleri davacı tarafından alındığını, bir kısım binaların iş bitimlerinin alınmaması sebebiyle son hesaba yönelik olarak son fatura henüz kesilemediğini, 18.09.2015 tarihine kadar davacıya kooperatif tarafından aidat borcu olduğuna ilişkin hiçbir uyarı ve yazı gönderilmediğini, yapılan birçok genel kurulda aidat borcu olanların üyelikten çıkarılması ile ilgili kararlar alındığını, davacının hiçbir zaman bu gruba dahil edilmediğini, davalı kooperatiften gönderilen mektup ile davacının 97.000,00.-TL aidat borcu olduğunu ve miktarın en kısa sürede ödenmesinin istendiğini, davalı kooperatifçe gönderilen Antalya 3. Noterliğinin 19.01.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 104.500,00.-TL asıl alacak borcu olduğunu, ödemesi gerektiğinin istendiğini, davacı tarafından ihtarnameye karşı Antalya 11. Noterliğinin 01.02.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davalı kooperatif tarafından Antalya 3. Noterliğinin 20.04.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacının yönetim kurulunun 18.04.2016 tarihli kararı ile ihraç edildiğinin bildirildiğini, ihraç kararına yönelik olarak davacı tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığını, yargılamasının halen devam ettiğini, ihraç kararından sonra 16.07.2016 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulunun 16.04.2016 tarihinde vermiş olduğu ihraç kararı oylandığını, yapılan oylama sonucunda yönetim kurulu kararının kaldırılarak davacıların üyeliğinin devamına karar verildiğini, tüm yargılamalar devam ederken en son olarak 22.07.2017 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında 16.07.2016 tarihli genel kurul kararının kaldırıldığını, 18.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararının uygulanarak, davacının ihracına karar verildiğini, Kooperatif Ana Sözleşmesinin 14 maddesinde ortaklıktan çıkarmanın yönetim kurulu kararı ile yapılması gerektiğini, yönetim Kurulunun çıkarma kararına ilişkin olarak bir dava açıldığını ve halen devam ettiğini, çıkarma yetkisi yönetim kurulunda iken ve bu yetki kullanılmış, bu yetkiye ilişkin olarak dava da açılmış iken, Genel Kurulun tekrar bu konuda karar alma yetkisi bulunmadığını, usul açısından yanlış bir işlem yapıldığını, 22.07.2017 tarihli genel kurulda davacı hakkında verilen ihraç kararı kesinleşmediğini, davacının ne toplantıya davet edildiğini, ne hazirun listesinde gösterildiğini, ne de söz hakkı verildiğini, Kooperatif Ana sözleşmesinin 14 maddesinin son fıkrasında "Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni üye alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri çıkarma kararı kesinleşene kadar üyelikleri devam eder" denildiğini, davacının alınan kararlar doğrultusunda üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, 22.07.2017 tarihli olağan genel kurulda davacının kooperatifler yasasına uygun bir hak edişinin olmadığı gerekçe gösterildiğini, alınan tüm kararlar yönetim kurulu tarafından alındığını, alınan kararlar sonrasındaki genel kurullar tarafından yönetim kurulu ibra edildiğini, tüm hesap ve işlemleri incelendiğini, alınan tüm kararlar kooperatifler yasasına uygun olduğunu, blokların tüm sıhhi tesisatının tamamının davacı tarafından yapıldığını, yapılan işin karşılığının değerlendirilmemesi, davalı kooperatifin sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verileceğini, davacının borçlu değil, kooperatiften üye aidat ödemesi karşılığı düşürüldükten sonra alacaklı olacağını belirterek davacı hakkında 22.07.2017 tarihli Olağan Genel Kurul toplantısında verilen ihraç kararının iptaline, davacının kooperatif üyeliğinin devamına, kooperatife üye olan davacının, Yönetim Kurulu kararları ve imzalanan sözleşme gereği yaptığı işin bedelinin üye aidat borcuna mahsup edilecek olması nedeniyle yapılan iş karşılığı davacının kooperatife üye aidat borcu olmadığının tespitine, davacının kooperatife aidat borcunun olmaması halinde, davalı kooperatiften alacağı olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, öncelikle taraflar arasında aynı konuda Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası bulunduğunu, dosyanın henüz derdest olduğunu, derdestlik itirazında bulunduklarını, davanın süresinde açılmadığını, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, iptali istenen genel kurul kararının 5. maddesinde bir önceki usul ve yasaya aykırı olan kooperatifi aşırı zarara uğratacak olan kararın kaldırılarak hatadan dönüldüğünü, yönetim kurulunun 18.04.2016 tarihli davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararının yürürlükte olduğunu, davacının kooperatife olan aidat borçlarına dair bir belge sunmadığını, yaptığı işlere ilişkin olarak bir tespit yaptırmadığını, karşı dava da açmadığını belirterek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalı kooperatifçe aidat borcunun ödenmemesi nedeniyle iki haklı ihtara dayanılarak davalı kooperatifin 18.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihracına karar verilmiş, davacı tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında iptal davası açılmış, sonrasında yine davalı kooperatif tarafından ihraçtan vazgeçildiğine dair genel kurul kararı alınmış, başka bir üye tarafından bu genel kurulun iptali için Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi ... esas sayılı dosyada iptal davası açılmış, mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve usulü işlemler tamamlanmayarak dava takip edilmemiştir. Sonrasında ise 22.07.2017 tarihli genel kurulda davacının herhangi bir itiraz veya müracaatı olmaksızın yine davacının ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının onaylanmasına dair karar alınmıştır. Alınan genel kurul kararında her ne kadar davacının muhalefeti yok ise de ihraç kararı için muhalefet şerhi gerekmediği gibi açılan davada süresinde açılmıştır. Davacı tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava sonunda davacının ihracına yönelik 18.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Davacı her ne kadar sözleşme ile yaptığı tesisat işleri ve fazladan yaptığı imalat işleri nedeniyle borcunun kalmadığını ve alacaklı olduğunu ileri sürmüş ise de; taraflar arasında imzalanan 22.10.2003 tarihli sözleşmede işin bedeli götürü usulde ve daire başı 900,00.-TL olarak belirlenmiş, sonrasında ise yönetim kurulu kararı ile 90 adet daire için daire başı 1.250,00.-TL götürü bedel kabul edilerek iş davacıya verilmiş, davacıya iş karşılığında bir adet daire karşılığı üyelik tahsis edilmiştir. Davacı tarafça işin tamamlanması müteakip davacı ve davalı karşılıklı olarak imzaladıkları 24.01.2015 tarihli belgede yapılan imalat bedeli toplamının aidat borcundan mahsubu ile davacının bakiye 12.000,00.-TL borcunun kaldığı konusunda mutabakata varmış, bu belgenin imzalanmasından sonra ise davacı tarafça sadece banka aracılığıyla 500,00.-TL ödeme yapılmıştır. Buna göre de davacının bakiye 11.500,00.-TL borcu kalmış ve bu tarihten itibaren de aidat işlemeye devam etmiştir. Yine mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre de davacının yaptığı işlerin tamamı sözleşme kapsamında olup, sözleşme harici yaptığı fazladan bir imalat bulunmamaktadır. Davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarname tarihlerindeki borç tutarı gerçek borç tutarına uygun olmadığı gibi ihtarnamelerde verilen ödeme süresi de yasaya uygun olmayıp, ihraca dayanak olacak nitelikte bulunmadığı gibi davacının ihracına yönelik yönetim kurulu kararı da Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında iptal edilip, ihraca yönelik genel kurul kararı dayanaksız kalmış olup, iptali gerekmekte ise de; dava tarihi itibariyle davalının davacıdan talep ettiği bir alacak mevcut olmayıp, davacının bizzat kendi imzaladığı 24.01.2015 tarihli belge ve halen devam eden aidat borçları göz önüne alındığında davalı kooperatife halen borçlu olduğu, sözleşme harici yaptığı fazladan bir imalat bulunmayışı, eda davası açabileceği halde tespit davası açmakta da hukuki menfaatinin bulunmadığı göz önüne alınarak iptal davasının kabulü ile, davalı kooperatifin davacının ihracına ilişkin 18/04/2016 tarihli yönetim kurulu kararının onaylanmasına ilişkin 22/07/2017 tarihli genel kurul kararının iptaline, menfi tespit ve alacak tespiti davasının reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca 20/02/2018 tarihinde menfi tespit taleplerinin dava değerini belirttiklerini müvekkilinin kooperatif ile arasında yapılan sözleşme gereği üzerine düşün sorumluluklarını yerine getirdiğini, iddia ettikleri hususun müvekkilinin inşaatta bulunan binaların 3 bloğun ana temiz su borularının döşenmesi, su sayaçlarının yerinin ayarlanmasının, blokların hidrofor tesisatının bağlanması işlemlerinin sözleşme haricinde malzemelerinin kendisi tarafından karşılanmak suretiyle yerine getirdiğini, taraflarınca bu işçiliklerin maliyetinin de hesaplanarak müvekkilinin davalı kooperatiften olan alacaklarının aidat borcundan düşülmesinin ve aidat borcunun olmadığının tespitinin istendiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, yerel mahkemece red kararına dayanak olarak sözleşme harici yapılan bir imalat bulunmadığının gösterildiğini, bu tespitinin gerekçesinin açıklanmadığını, ek bilirkişi raporunda ifade edilen sözleşme harici olması hayatın olağan akışına aykırı bulunan imalatlar, müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşmede bulunan açık hüküm gereğince sözleşme harici tutulduğunu, bu nedenle makine mühendisi bilirkişisi tarafından yapılacak inceleme ile bu imalatların bedellerinin tespiti gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'in kooperatif üyeliğinden ihraç kararının yerinde olduğunu, davacı, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan görevlerini ve edimlerini yerine getirmediğini, davacının kooperatife olan borcunun hesaplandığını ve bu hususun davacıya ihtarname ile bildirildiğini, davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanuna davalı Kooperatif ana sözleşmesine uygun davranmadığını, aidatlarını ödemesi hususunda davacıya ihtar çıkartılmasına rağmen aidat borçlarını ödemediğini, 2012 yılında daireyi teslim alan davacının 2012 yılından bugüne kadar kira getirisi aldığını ve aidat borçlarını ödemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali, menfi tespit ve alacak istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Genel kurul kararının iptali yönünden yapılan değerlendirmede; davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarname tarihlerindeki borç tutarının gerçek borç tutarına uygun olmadığı, ihtarnamelerde verilen ödeme süresi de yasaya uygun olmayıp, ihraca dayanak olacak nitelikte bulunmadığı, davacının ihracına yönelik yönetim kurulu kararının da Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında iptal edilip, ihraca yönelik genel kurul kararı dayanaksız kaldığı sabit olup mahkemece bu gerekçelerle kooperatif genel kurul kararının iptaline karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Menfi tespit ve alacak davası yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasında imzalanan 22.10.2003 tarihli sözleşmede işin bedeli götürü usulde ve daire başı 900,00.-TL olarak belirlendiği, sonrasında ise yönetim kurulu kararı ile 90 adet daire için daire başı 1.250,00.-TL götürü bedel kabul edilerek işin davacıya verildiği, davacıya iş karşılığında bir adet daire karşılığı üyelik tahsis edildiği, işin tamamlanmasına müteakip davacı ve davalı arasında imzalanan 24.01.2015 tarihli belgede yapılan imalat bedeli toplamının aidat borcundan mahsubu ile davacının bakiye 12.000,00.-TL borcunun kaldığı konusunda mutabakata varıldığı, bu belgenin imzalanmasından sonra ise davacı tarafça sadece banka aracılığıyla 500,00.-TL ödeme yapıldığı, buna göre de davacının bakiye 11.500,00.-TL borcu kaldığı ve bu tarihten itibaren de aidatların işlemeye devam ettiği, yine mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre de davacının yaptığı işlerin tamamının sözleşme kapsamında olduğu, sözleşme harici yaptığı fazladan bir imalat bulunmadığı hususları sabit olup mahkemece bu gerekçelerle davacının menfi tespit ve alacak istemine ilişkin davasının reddine karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Neticeten HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince menfi tespit ve alacak davası yönünden 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin kooperatif genel kurul kararının iptali davası yönünden ise aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.