mahkeme 2025/837 E. 2025/1026 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/837
2025/1026
27 Ekim 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:27/10/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:30/06/2025
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:27/10/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine Korkuteli İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini, takip konusu 13.01.2025 düzenlenme 25.05.2025 vade tarihli 260.000,00 TL meblağlı senet nedeniyle borcunun bulunmadığını, müvekkili tarafından Korkuteli 1. Noterliği'nin 13.01.2025 tarih ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile ... plakalı aracın, yine Korkuteli 1. Noterliği'nin 13.01.2025 tarih ... yevmiye numaralı tarihli araç satış sözleşmesi ile ... plakalı aracın satın alındığını, bunlara ilişkin 13.01.2025 düzenleme, 27.06.2025 vade tarihli, 450.000,00 TL bedelli ve 13.01.2025 düzenleme, 27.06.2025 vade tarihli, 300.000,00 bedelli senetlerin düzenlenerek davalıya tanzim edildiğini, takibe konu senet incelendiğinde senedin tanzim tarihi ile müvekkilinin noter araç satış sözleşmesinin aynı tarih olmasına rağmen işleme konulan senet ile noter sözleşmesinde belirtilen senetlerin vade ve bedelin uyuşmadığını, takibe konu senedin söz konusu araç satışına ilişkin olmadığını, söz konusu senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkiline ait ... plakalı kamyonun 20.06.2025 tarihinde ihtiyati haciz kararı alınarak fiili olarak haczedildiğini, haksız takip nedeniyle müvekkilin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, taşınır araç üzerine fiili haciz uygulandığı da göz önüne alındığında, söz konusu senede dayalı olarak yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, takibin dava sonuna kadar İİK'nın 72.maddesine göre icra dosyasına yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, takibin %15’i oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, davacı vekilinin beyanında işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan ettiği, davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu menfi tespit davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından kesin sürenin dolması beklenilmeksizin ve elektronik tebligat hükümleri gözetilmeksizin karar tesis edildiğini, tensip zaptının 30/06/2025 tarihinde kendilerine tebliğ edildiği kabul edildiği takdirde 07/07/2025 tarihine kadar arabuluculuk tutanağının aslını sunmak adına sürelerinin bulunmasına rağmen 03/07/2025 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi'ne sunulmuş olan dilekçe içeriğinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığına dair bir beyan bulunmadığını, söz konusu talep evrakı bağlamında arabuluculuk tutanağının sunumuna ilişkin ara karardan rücu edilmesinin talep edildiğini, bu yönüyle de İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, eldeki dava kapsamında arabuluculuk müessesesinin zorunlu olmadığını, eldeki dava kapsamında menfi tespit istemine konu bono ile ilgili imza itirazının da bulunduğunu, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile imza inkarı içeren menfi tespit istemleri açısından zorunlu arabuluculuk müessesesi olmadığının izah edildiğini, bu yönüyle de yerel mahkeme kararı uyarınca arabuluculuk tutanağı sunumunun zorunlu olduğuna yönelik kanaatin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler doğrultusunda; mutlak ticari dava niteliğindeki kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin işbu davada, davanın açıldığı 23/06/2025 tarihi itibariyle, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olup Yerel Mahkemenin bu yöndeki tespitinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak dosya kapsamından; davanın 23/06/2025 tarihinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğuna ilişkin arabuluculuk son tutanağının bir örneğinin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, Yerel Mahkemece 7155 sayılı Kanun'un 18/A maddesi uyarınca davacı tarafa zorunlu arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağı ibraz etmesi amacıyla 1 haftalık kesin süre verilerek tebligat çıkarıldığı, işbu tebligatın 30/06/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilince 25/06/2025 tarihli dilekçe ile dava kapsamında menfi tespit istemine konu bono ile ilgili imza itirazının da mevcut olduğu, imza inkarı içeren ve icra takibinden sonra ikame edilen menfi tespit istemleri açısından zorunlu arabuluculuk müessesesi olmadığı bayan edilerek arabuluculuk tutanağının sunumuna ilişkin ara karardan rücu edilmesinin talep edildiği, davacı vekilinin bu beyanı üzerine Yerel Mahkemece davacı tarafa verilen 1 haftalık kesin sürenin dolması beklenmeden 30/06/2025 tarihinde "davacı vekilinin beyanında işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan ettiği, davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu menfi tespit davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği" gerekçesiyle davanın arabulucuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, halbuki davacının dosyaya sunmuş olduğu dilekçesinde yalnızca ara karardan rücu edilmesini talep ettiği, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı yönünde bir beyanının bulunmadığı anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davacı tarafa tanınan bir haftalık kesin sürenin dolması beklenilerek bu süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulması halinde yargılamaya devam edilmesi, aksi taktirde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca karar verilmesi gerekirken sürenin dolması beklenilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan gerekçelerle esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/10/2025
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.