mahkeme 2024/1763 E. 2025/734 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/1763

Karar No

2025/734

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:15/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:19/07/2024
DAVANIN KONUSU:Tapuda Kayıtlı Üst Hakkının İptali ve Tescil
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:15/09/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; Ankara 21. İcra İflas Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile iflas tasfiyesi yürütülen Müflis ... Otelcilik ve Turistik Tesisleri İşletmesi A.Ş. hakkında Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.12.2010 tarih ... E. ve ... K. sayılı kararı ile iflasın açılmasına karar verildiği, iflas kararının kesinleştiğini ve ikinci alacaklılar toplatısı yapıldığını, müflisin malvarlığı tespiti ve iflas tasfiye işlemleri devam ederken mülkiyeti Hazineye ait Serik İlçesi ... Köyü ... Mevkiinde kain 12,13 pafta ve ... sayılı parsel üzerinde yapılan ve önceden müflis şirket işletmesinde ve mülkiyetinde bulunan taşınmazın yok hükmündeki yönetim kurulu kararı ile 26.12.2006 tarihinde davalıya tapuda devir ve tescil edildiği, şirket ortağı ...'ın açtığı "yönetim kurulu kararının ve genel kurul kararının yokluğunun tespitine ilişkin" Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas) sayılı davası ile öğrenildiği, görülmekte olan dava ile "müflis şirket yönetim kurulu tarafından alınan 26.10.2005 tarih 16 ve 21.11.2005 tarih ..." sayılı kararların yokluğunun tespitine karar verilmekle alacaklılar toplantısında alınan istinaf yoluna başvurulmaması hakkındaki kararı gereğince mahkeme kararının kesinleştiğini, alacaklılarca işbu davanın açılması konusunda iflas idare memurluğuna yetki verildiğini, anılan dava özetle üst hakkının daha önceki sahibi olan .......A.Ş. yönetim kurulunun 26/10/2005 tarihinde yönetim kurulu üyesi ...'ın bilgi ve haberi dahilinde olmadan müflis şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından yapılan yönetim kurulu toplantısında 21.11.2005 tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu toplantısında ... ünvanlı gayrimenkulün üst hakkının davalıya devrine, bu hususta ...'ün vekil tayin edilmesine karar verildiğini, karar tarihi ile aynı tarihte noterde ...'ın tek başına imza yetkisi ile otelin satış ve devir yetkisini ...'e verdiğini, böylece ...'ün hakim ortak olduğu ve satıştan 26 gün önce kurulmuş ve 1.000,00-TL sermayesi olan ... İnşaat Ticaret A.Ş.' ye, davacı müflise ait olan 49 yıl süreli üst hakkının 26/12/2005 tarihinde satış yoluyla devredildiğini, hukuka aykırı tasarruf işleminin "yolsuz tescil" olduğunu belirterek Serik İlçesi ... Köyü ... Mevkiinde kain 12,13 pafta ve ... sayılı parselde davalı adına kayıtlı üst hakkının iptali ile, müflis ... Otelcilik ve Turistik Tesisleri İşletmesi A.Ş. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; davalının Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında taraf olmaması nedeni ile kesin hükümden bahsetmenin mümkün olmadığını, anılan dosyadaki kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelerle verildiğini, kabulünün mümkün olmadığını, 26.10.2005 tarih 16 nolu ve 21.11.2005 tarih 17 nolu yönetim kurulu kararının yer aldığı karar defterinin sunulması gerektiğini, yönetim kurulu üyesi ...’nın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. ve ... K. sayılı kararı ile kamu hizmetinden yoksunluk kararının 2005 tarihinde alınan karara bir etkisinin bulunmadığını, yine davacı müflis şirketin 2005 yılında yönetim kurulunu oluşturan kişilerin şirket içindeki iç ilişkilerinde ne yaşadıkları ve kararları alırken sıhhat şartlarına ne derece riayet ettiklerinin tapudan hak kazanan iyiniyetli üçüncü şahısların ve yine hisse devri yolu ile hissedar olan şahısların haklarını etkilemeyeceğini, eksik harcın tamamlanması gerektiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Kesin hüküm iddiaları yönünden; Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci bir davada, birinci davada kesin hükme bağlanmış olan husus (6100 sayılı HMK m. 303/1,2) kesin hüküm teşkil edecek olması, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararında davalının taraf olmaması, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/12/2007 tarih ... E. ... K. sayılı kararında taraflar aynı ise de dava sebebinin farklı olması nedenleri ile işbu dava dosyası yönünden kesin hüküm olmadığı sonucuna varılmıştır.
Olağan zamanaşımı ile hak elde edilmesi yönünden; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 712. maddesi gereğince; geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemeyecek olması, davalı aleyhine açılan davalar ile davasız zilyetlik şartları oluşmadığından üst hakkının bu yolla kazanılamayacağı sonucuna varılmıştır.
Yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespit edilmesi nedeni ile yolsuz tescil iddiaları yönünden; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile ... Otelcilik ve Turistik Tesisleri İşletmesi Anonim Şirketi 26/10/2005 tarih ve 16 nolu yönetim kurulu kararı ile 21/11/2005 tarih ve 17 nolu yönetim kurulu kararlarının batıl olduklarının tespitine karar verilmiş ise de, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı için yetkinin genel kurulda olması, yönetim kurulunun bu konuda yetkisinin bulunmaması nedenleri ile yönetim kurulu kararın yoklul malul olması doğrudan dava konusu taşınmazın tescilini yolsuz hale getirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Genel kurul kararı bulunmaması nedeniyle yolsuz tescil iddiaları yönünden; 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanacak olması, dava konusu işlemin "26/12/2005" tarihinde yapılması nedeni ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun hükümlerinin uygulanması gerekir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun 321. maddesine göre, temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haizdirler. Ancak bu malvarlığının, şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki taahhüdün geçerli olabilmesi için genel kuruldan karar alınması gerekmektedir. Anonim şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olan veya şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunan taşınmazların satılmasında kural bu olmakla birlikte, her somut olayın ayrıca kendi koşullarında değerlendirilmesi, genel kuruldan karar alınmadan yapılan satım sözleşmesinin şirketin menfaati icabı olup olmadığının ve buna göre de satışın geçersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2008 tarih 2007/11137E. 2008/1154K. sayılı kararı). Kanunda özel bir hüküm bulunmadıkça, geçerlik şartı olan şekil noksanlığının sözleşmeyi geçersiz kılması genel kural ise de, bu kural da 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen dürüstlük ilkesine aykırı düşecek tarzda uygulanamaz. ... Otelcilik ve Turizm Tesisleri İşl. A.Ş. ile dava dışı ... Seyahat A.Ş. arasında davaya konu ... parsel nolu taşınmaz üzerinde otel tarzında 2400 m2 taban olan üzerine kurulu zemin + 6 kattan oluşan 17750 m2 alanlı beş yıldızlı oteli yapma hususunda yap işlet devret yöntemi ile yapılan kira sözleşmesini 14/01/2005 tarihinde düzenledikleri, davacı ile dava dışı ... Seyahat A.Ş. arasındaki hukuki ilişki devam ederken davacının taşınmazı satmak istemesi üzerine kiracı ... Seyahat A.Ş.'nin taşınmaza talip olduğu ... Otelcilik ve Turizm Tesisleri İşl. A.Ş. ile kiracı şirket arasında taşınmazın satışına ve borçların tasfiyesine ilişkin 20/11/2005 tarihinde borç tasfiye ve mutabakat protokolü düzenlendiği, düzenlenen sözleşmeye göre davacının taşınmazı ... ABD doları karşılığında ... Otelcilik Yat Tic Sey. İnş. Tic. A.Ş.'ye tapuda tescili yapılmak suretiyle devrine ... Seyahat A.Ş.'nin davacı şirketten alacağı olan ... ABD dolarının satış bedelinden mahsup edilmesine, bakiye ... Otelcilik ve Turizm Tesisleri İşl. A.Ş. alacağının bir yıl içerisinde ... ve ... A.Ş. tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığı, 21/11/2005 tarih ve ... sayılı yönetim kurulu toplantısında alınan karar ile davaya konu taşınmazın davalı ... A.Ş.'ye devrine (satılmasına) ve devir işleminin ikmal ve ifası için ...'ün vekil tayin edilmesine karar verildiği, yönetim kurulunda alınan karar üzerine davacı şirket yetkilisi ... tarafından 22/11/2005 tarihinde Beyoğlu 17. Noterliğinde ...'e vekaletname verildiği, davalı ... A.Ş.'ı 25/11/2005 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, kurucu ortaklardan dava dışı ... Seyahat A.Ş.'nin % 95 pay sahibi, diğer davalı ...'ün %1 pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu, davacı şirketin satış bedelinden borçlar mahsup edildikten sonra kalan bakiye alacağın ödenmesi üzerine 07/12/2006 tarihinde taraflar arasında hesap mutabakatı ve ibra tutanağı düzenlediği, düzenlenen bu tutanakta davacının davaya konu taşınmazın davalı ... A.Ş.'ye satılmasından dolayı ... A.Ş.'nin borçlandığı 32 milyon dolarlık borcu yönünden ... A.Ş. tarafından yapılan ödemeler ile ... A.Ş. tarafından ödemeler neticesinde borç tasfiye edildiğinden, ... A.Ş.'yi ibra ettiğini beyan ederek imzaladığı, taraflar arasında harici satış sözleşmesinde kararlaştırılan bedel üzerinden borç tasfiye edildikten sonra davalı ...'ün kendisine verilen vekaletnamedeki yetki uyarınca taşınmazın resmi satış işleminin 07/12/2006 tarih ve ... yevmiye sayılı satış senedi ile gerçekleştirdiği, bu durumunun şirket menfaatlerine uygun olduğu gibi kesinleşen Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/12/2007 tarih ... E. ... K. sayılı kararında temel gerekçe olduğu, anılan kararın taraflar arasında kesin hüküm değilse de tarafları aynı olması nedeni ile güçlü delil teşkil ettiği; ...'ın ... Otelcilik ve Turizm Tesisleri İşl. A.Ş., hisselerinin yaklaşık %95'in sahibi olduğu, dava konusu taşınmazdaki üst hakkının vekalet yoluyla tapuda devri işlemine karşın vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddia edilerek tapu iptali ve tescil davası ve akabinde yine vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiası ile alacak davası açıldığı, devir işlemin için genel kurul kararı olmadığı yönünde iddiaların bulunmadığı, esasen ...'ın pay oranı nazara alındığında önemli miktarda mal varlığı satışı için gerekli olanın çok üstünde oy hakkına sahip olduğu anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı iflas idare memurları vekili ile fer’i müdahil ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı iflas idare memurları vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamından Antalya ili Serik ilçesi ... Köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazın üzerinde müflis ......A.Ş. lehine tesis edilen üst hakkının (otel ve turistik tesisler) davalı ... şirketine 26.12.2005 tarihinde satış suretiyle devredildiğini, devre konu üst hakkının müflis şirketin üzerinde ticari faaliyetini yürüttüğü malvarlığı olduğunu, tapudaki devir işleminin müflis ......A.Ş'nin yönetim kurulunun ... sayılı kararına dayanılarak yapıldığını, oysa şirketin önemli miktardaki malvarlığının devrine ilişkin genel kurul kararının bulunmadığını, devre sessiz kalınmayarak müflis şirket ve ortakları tarafından 2007 yılından itibaren çeşitli davalar açıldığının dosya kapsamıyla sabit olduğunu, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ... K. sayılı ilamı ile müflis şirket pay sahiplerinden ...'ın müflis şirkette %95 pay sahibi olduğu, ...'ın pay oranı nazara alındığında önemli miktarda mal satışı için gerekli olanın çok üstünde oy hakkına sahip olduğu, devir işlemi için genel kurul kararı olmadığı yönünde açılan davalarda herhangi bir iddia olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, hukuki ve maddi gerçekler ışığında söz konusu üst hakkının devri için mutlaka genel kurul kararı alınması gerektiğini, somut olayda uyuşmazlığın esasını teşkil eden üst hakkının devrinin 2005 yılında gerçekleştiğini, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2/1-a maddesi uyarınca huzurdaki olayda 6762 sayılı TTK’nın uygulanması gerektiğini, genel kurulun önemli miktardaki malvarlığı üzerindeki işlemlerine ilişkin görev yetkisinin TTK m. 443/2’de düzenlendiğini, hükme göre aktiflerin toptan satılabilmesi için umumi heyetin kararının gerektiğini, bu hükmün tasfiye aşamasındaki şirketler için getirildiğini, faaliyetine devam eden şirketler bakımından ise 6762 sayılı TTK’da önemli miktarda malvarlığının devrine ilişkin pozitif bir düzenleme bulunmadığını, Yargıtay tarafından eski TTK dönenimde benimsenen görüşe göre verilen kararlarda yönetim kurulunun genel kuruldan özel yetki almadıkça şirket malvarlığı üzerinde önemli işlemler yapamayacağının kabul edildiğini, üstelik söz konusu kararlarında Yargıtay'ın karara konu olaylarda işlemlerin şirketin sona ermesi sonucunu aramadığı gibi pay sahiplerinin ve şirketin korunması gereken çıkarının sadece tüm malvarlığını değil şirket malvarlıklarının önemli kısmı üzerinde toptan gerçekleşen işlemlerde de söz konusu olacağının ifade edildiğini, özellikle şirketin tek malvarlığı unsurunun veya şirketin varlığı için hayati önemde olan malvarlığının devrinde genel kurul kararının aranacağının açıkça kabul edildiğini, önemli miktardaki şirket malvarlığının toptan satışını genel kurulun devredilmez görev ve yetkisinde olduğunu ifade eden 6102 sayılı TTK m. 408/1-f, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak yeni TTK’ya eklendiğini, önemli miktarda malvarlığı üzerindeki işlemlerde mutlak yetkili genel kurul olduğundan yönetim kurulunun diğer organların devredilmez yetkilerine giren kararlarının geçersiz olduğunu, hatta yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla şirketi temsilen taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya yetkili kılınmasının bile şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı anlamında bir görev ve yetki devri niteliğinde olmadığını, bu halde şirketin önemli miktardaki malvarlığının genel kurul kararı olmaksızın devrinin ve satış işleminin geçersiz olacağını, Yargıtay'ın vermiş olduğu bir kararında “6102 sayılı TTK’nın 643. maddesinin yollamasıyla, TTK'nın 538. maddesi (eTTK 443) uyarınca şirket tasfiye aşamasında bile olsa tasfiyeye yol açacak ölçüde aktiflerin toptan satılması şirket genel kuruluna ait mutlak yetkidir. Söz konusu yetkinin genel kurul yerine yönetim kurulu veya yöneticilerce kullanılması yokluk sebebidir…” ifadelerine yer vererek genel kurul kararı olmaksızın şirketin önemli miktardaki malvarlığının satışı işleminin yok hükmünde olduğunu açıkça vurguladığını, mahkemenin anlaşılması güç bir şekilde anılı Yargıtay ilamının muhalefet şerhini gerekçesinde aynen kabul ettiğini ve kararını buna dayandırdığını, Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce önemli miktardaki malvarlığı olan üst hakkının devrinde genel kurul kararı olup olmadığının araştırıldığını, dosya kapsamında elde edilen bilgiler neticesinde genel kurul kararının bulunmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece genel kurul kararı olmaksızın müflis şirketin önemli miktarda malvarlığı kalemini teşkil eden üst hakkının devrinin hukuka uygun bulunduğunu, bunun gerekçesi olarak şirket pay sahiplerinden ...'ın şirkette yaklaşık olarak %95 paya sahip olmasının gösterildiğini, genel kurul kararı olmaksızın yapılan devir işleminin yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde olan bir devir söz konusu olduğunda hangi oranda paya sahip olursa olsun bir hissedarın buna ses çıkarmamış olmasının yapılan işleme hayatiyet kazandırmayacağını, Yargıtay 11. HD.'nin 16.06.2022 tarihli ... E. ... K. sayılı kararında bu hususun açıkça ifade edildiğini, anılı Yargıtay ilamında önemli miktardaki malvarlığı devrinde tek yetkilinin genel kurul olduğunu, satışı yapan kişilerin şirketteki pay oranları ne olursa olsun tasfiye anlamına gelecek satış işlemi yapamayacaklarını, aksi halde satış işleminin yok hükmünde olduğunun açıkça belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin bir Yargıtay kararının muhalefet şerhini gerekçe olarak kabul edip, çoğunluğun ve Yargıtay'ın istikrarlı kararlarını göz ardı etmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde açıkça satış işleminin genel kurul kararı olmaksızın alındığının ileri sürüldüğünü, Yargıtay HGK'nın 08.03.2022 tarih ve ... E. ... K. sayılı ilamında açıkça yokluk yaptırımına tabi işlemlerin aradan zaman geçmesiyle geçerli hale gelmeyeceğinin, yok hükmünde olan bir işleme karşı hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olamayacağının belirtildiğini, Yerel Mahkeme'nin üst hakkının devir işleminden sonra açılan Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ve ... K., Serik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ve ... K., Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. ve Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyaları sebebiyle davalı ... şirketinin davasız zilyet şartlarını taşımadığını ve iyiniyetli olarak olağan zamanaşımı sebebiyle TMK m. 712 uyarınca üst hakkını bu yolla kazanamayacağını belirttiğini, Yerel Mahkeme'nin dahi davalı ... şirketinin iyiniyetli olmadığı tespitine yer vermişken ve dahi yokluk halinde hakkın kötüye kullanılmasının mümkün olmadığı Yargıtay HGK tarafından içtihat edilmişken sırf bir pay sahibinin pay oranı nazara alınarak davanın reddinin doğru olmadığını, davalıların istemi üzerine 66.900,00-TL vekalet ücreti alacağının ödenmemesi nedeni ile 2010 yılında iflasına karar verilen müflis şirketin "üst hakkının" devrinin şirket menfaati icabı olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, somut olayda ise 11.05.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile ... Otelcilik ve Turistik Tesisleri İşletmesi A.Ş. esas sözleşmesinin "amaç ve konu" başlığı altında düzenlenen 3. maddesinin 7. bendinde yapılan değişiklikle şirketin ticari faaliyetinin devamının amaçlandığını, şirketin faaliyet konusu ile ilgili yönetim kurulu tarafından yapılacak tüm girişim ve yatırımların da "genel kurul onayına" bağlandığının görüldüğünü, devir tarihi itibarı ile mevcut turizm faaliyetinin geliştirilerek devamından başka amacı olmayan müflis şirketin "üst hakkının" devri ile ticari faaliyetinin konusu otel ve turistik tesislerini de devrettiğini, Mahkemece şirket menfaatine olduğu değerlendirilen satış işleminin konusunun "üst hakkının" devri ile otel ve turistik tesislerin işletilemediğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin de şahsen sorumlu olduğu birikmiş kamu borçlarının ödenemediğini, 66.900,00-TL vekalet ücreti alacağını dahi ödeyemeyecek hale gelen şirket hakkında bu alacak nedeni ile davalıların istemi üzerine 2010 yılında iflasın açılmasına karar verildiğini, atıfta bulunulan Yargıtay kararında da açıklandığı üzere 2005 yılında "üst hakkının devri"ne ilişkin satış işlemi ile müflis şirketin iflasına neden olunduğunun Mahkemece hiçbir şekilde gözetilmediğini, şirket menfaatinin ne olduğunun gerekçeli kararda açıklanmadığını, üst hakkının devrinden 26 gün önce 1.000,00-TL sermaye ile kurulan davalı şirket ile aralarında % 100 organik bağ bulunan dava dışı .....A.Ş.'nin, 2002 yılından itibaren dava konusu taşınmazda müflisin kiracısı olduğunu, fer-i müdahil ...'ün de her iki şirketin hakim ortağı/ müdürü ve satış işlemlerini müflis şirket adına da vekaleten yürüten kişi olduğunu, üst hakkının "satış işlemi" ile davalıya devri sonrasında müflisin iflasa sürüklendiği, 2007 yılından itibaren müflis ve ortakları tarafından davalılara karşı açılan davalarla "üst hakkının geri alımı" için verilen hukuk mücadelesi sırasında kaydında "davalıdır şerhi" bulunan üst hakkının ve davalı şirketin hisselerinin 2019 yılında "uluslararası turizm şirketine" devredildiği birlikte düşünüldüğünde aslında satış işleminin kimin(!) menfaatine olduğunun açık olduğunu, davacı müflisin "şirketin asli faaliyetini yürütmesini imkansız kılacak ve tasfiyesine yol açacak ölçüdeki taşınmaz satış yetkisinin genel kurulda olduğu" gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yönetim kurulundan çıkan satışa ilişkin kararı genel kurul kararı gibi değerlendirdiğini, genel kurulla satışı yapanlar arasında vekalet ilişkisi bulunmadığını, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının, o davada davalı taraf olmadığı için onu bağlamayacağı belirtilmişse de bu gerekçe ve dayandığı düşüncenin tamamen yanlış olduğunu, satışın ne şekilde şirket menfaatine olduğunun açıklanmadığını, İlk Derece Mahkemesi'nin kesin delil nitelendirmesinin de yanlış ve hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında verilen kararı davalı lehine kesin delil olarak değerlendirdiğini, ancak davalı lehine kesin delil oluşturmayacağını, davalı tarafın kendi lehlerine kesin delil olarak ileri sürdüğü Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde davacı olan kişinin ... olduğunu, bu sebeple davayla ilgisi ve bir sıfatı bulunmadığını, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava dışı ... tarafından fer'i müdahil ... aleyhine vekalet akdini kötüye kullandığı ve üst hakkı devir parasının ödenmediğinden bahisle dava açıldığını ve mahkemece ... Esas sayılı ve 27.12.2007 günlü kararla davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, iptal edilen ve kesinleşen müflis şirket yönetim kurulu kararından dolayı tapu iptali ve tescili talep edildiğini, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında belirttikleri para talebine ilişkin açılan davada karar oluşturulduğunu, görülmekte olan davada ise verilecek hükmün Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin belirtilen dosyalarında ki hüküm fıkraları ile benzerlik taşımayacağını, davaların ve davacılarının da farklı olduğunu, davada iflas müdürlüğünün davacı konumunda olduğunu, yani davanın taraflarından birisinin aynı kabul olunsa dahi HGK kararları gereği kesin delilin varlığından bahsedilemeyeceğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava; müflis ......A.Ş.'ye ait iken, davalı şirket adına yolsuz olarak tescili yapıldığı belirtilen üst hakkının davalı adına olan kaydının iptali ile yeniden müflis ......A.Ş. adına kayıt ve tescili talebine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; müflis şirkete ait olan bir hakkın geri alınması ve bu şekilde şirketin mevcut zararının giderilmesi talep edildiğinden eldeki dava TTK'nın 556. maddesi uyarınca çözüme kavuşturulmalıdır. İlgili madde; "Zarara uğrayan şirketin iflası halinde, tazminatın şirkete ödenmesini isteme hakkını şirket alacaklıları da haizdir. Ancak, pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür. (1) İflas idaresi birinci fıkrada öngörülen davayı açmadığı takdirde, her pay sahibi veya şirket alacaklısı mezkur davayı ikame edebilir. Elde edilen hasıla, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre, önce dava açan alacaklıların alacaklarının ödenmesine tahsis olunur; bakiye, sermaye payları oranında davacı pay sahiplerine ödenir; artan iflas masasına verilir.(2) " şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan Yasa maddesi gereğince davacı müflis şirket İflas Dairesi'nce yapılan 28/09/2021 tarihli olağanüstü alacaklılar toplantısında oy çokluğu ile alınan kararla, müflis şirket ortağı tarafından aynı konuda açılan Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı davasına asli müdahil olarak katılma veya iflas masası tarafından dava açılmasına karar verildiği, sonrasında iflas masası tarafından Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile birleştirme talepli eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden incelenmesinde; davacısının müflis şirket ortağı ve eldeki davada fer-i müdahil ..., davalısının da eldeki davanın davalısı ... İnşaat Ticaret Anonim Şirketi olduğu, söz konusu davada, davacının ortağı olduğu dava dışı müflis ......A.Ş.'ye ait iken, davalı şirket adına yolsuz olarak tescili yapılan üst hakkının davalı adına olan kaydının iptali ile yeniden dava dışı müflis ... ... A.Ş. adına kayıt ve tescilinin talep edildiği, Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile davanın aktif husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen kararın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile "...iflas masası tarafından aynı konuda Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında birleştirme talepli dava açıldığı görülmektedir. İflas idaresinin bu şekildeki karar ve eyleminden, davaya konu devir işleminin masayı zarara uğratacak bir işlem olduğu ve iptalinin gerektiği kanaatinde olduğu ve davacı pay sahibinin açmış olduğu bu dava için onun yanında hareket ederek bir tür icazet vermiş olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan sebeplerle yargılamaya devam edilip işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın aktif husumet yokluğundan reddedilmesi doğru bulunmamış, kararın kaldırılması gerekmiştir." gerekçesiyle kaldırma kararı verildiği ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "davaların birleştirilmesi" başlıklı 166. maddesi hükmüne göre; kural olarak aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Bağlantının varlığı halinde davaların birleştirilmesi HMK'nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi açısından da büyük önem arz eder. Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise, bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır. Aynı yargı çevresinde yer alan, aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davalarda birleştirme kararı, talep üzerine veya kendiliğinden davanın her aşamasında verilebilecektir.
Çelişkili kararlarının varlığı hukuki güvenlik, şeffaflık ve istikrar ilkelerini bozacağı, hükmün infazında ciddi sorunlar doğuracağı ve bu durumun kamu düzenini sarsıcı nitelikte olduğu kabul edilmelidir. Uygulamada, çelişkili kararların doğmasının önüne geçilmesi amacıyla kamu düzeni kapsamında re’sen inceleme konusu yapılmaktadır. Bekletici mesele kurumu da belirtilen bu hususlar bakımından önem taşımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; eldeki dava ile Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında talep sonuçlarının aynı olması, aynı sebepten doğması ve birisi hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek olması sebebiyle bu davaların bağlantılı olduğu, ayrıca her iki davada delillerin toplanması ve değerlendirilmesinin usul ekonomisi yönünden zaruri olup biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyeceği ve birbirinden farklı yargı kararlarının verilmesinin önüne geçilmesi gerektiği hususları İlk Derece Mahkemesince nazara alınmadan birleştirme talepli açılan eldeki davada bu hususun değerlendirilmeksizin davanın esası hakkında hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır.
Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; çelişkili hüküm tesisini engellenmek amacıyla bu davaların HMK'nın 166. maddesinde belirlenen kurallar gereğince birleştirilerek görülmesi yahut Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılması ile ilgili hususlar değerlendirilerek sonucu dairesinde hüküm tesis etmekten ibarettir.
Sonuç olarak; feri müdahil ...'ın ve davacı iflas idare memurları vekilinin istinaf başvurularının, sair istinaf istemleri şimdilik incelenmeksizin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı iflas idare memurları vekilinin ve feri müdahil ...'ın İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2024 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 427,60'ar TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya ve istinaf eden fer-i müdahile İADESİNE,
5-Davacı feri müdahil tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı ve feri müdahil lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15/09/2025
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim