mahkeme 2023/2903 E. 2024/56 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2903
2024/56
18 Ocak 2024
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 22/11/2023
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 18/01/2024
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı - karşı davalı vekili 23/10/2023 tarihli dilekçesinde özetle; cezaevinde hükümlü olan davalı ortağın ve yasal temsilcinin menfaatinin korunması için yönetim kayyımı atandığı gerekçesi ile daha önce mahkemece ihtiyati tedbire itirazlarının reddine karar verildiğini, davalı ...'ın 19.07.2023 tarihinde cezaevinden tahliye edildiğini, bu hali ile tedbir kararının dayanağının sona erdiğini, dava dışı şirketlere 02.11.2022 tarihli ara karar ile iki kişinin yönetim kayyımı atanmasına karar verildiğini, davalının cezaevinde bulunma halinin ve vasilik atanmasına dair kararın da sona erdiğini, şirketin organsız kalması ve yönetim boşluğunun başka yollarla giderilmesinin mümkün olmaması halinde şirkete yönetim kayyımı atamasına karar verebileceğini, somut olayda dava konusu şirketlerin organsız kalmadığını ve yönetim boşluğunun da söz konusu olmadığını, yönetim kayyımının basiretli bir tacir olmadığı için iş yerine geldiğinde şirket çalışanlarına verdiği talimatlar ile çalışanlara işten istifa etme isteği doğurduğunu, müvekkilinin çalışanları ikna etmek için uğraştığını, müşteriler ve mal satan tedarikçilerin de kayyım yolu ile iş yapmak istemediklerini, kayyım ile yönetilen dönemde şirketin ticari itibarının hem bankalar nezdinde hem de piyasa nezdinde zedelendiğini, yasa gereği şirket müdürlerinin yetkilerinin devam ettiğini, şirketlerin yönetim yoksunluğunun söz konusu olmadığını, şirketlerin yasal temsilcileri olmasına rağmen yönetim kayyımı kararının şirketin yasal işleyiş hakkına da müdahale niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle şirketlere yönetim kayyımlığı atanmasına dair ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, bu talebin kabul edilmeyecek olması halinde anılan nedenlerle yönetim kayyımlarının değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı - karşı davacı vekili 30/10/2023 tarihli dilekçesinde özetle; davacı - karşı davalı vekilleri tarafından sunulan beyanların tamamının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, davalı şirketlere kayyım atanmasından önceki ve sonraki dönemlere bakıldığında şirketlerin karlılık oranlarının 2-3 kata varacak şekilde arttığının görüldüğünü, bunun yanı sıra her iki şirkete zarar vermek için davacının danışıklı sözleşmelere dayalı fabrika binasına ve arsasına yönelik davalar açtırmak sureti ile ... Şirketi'nin fabrikasını ve arsasını elinden almaya çalışıp haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, kayyımların gayreti ile çalışanların iş yerinde çalışmaya devam ettiklerini, her iki şirketin de ortağı olan müvekkili ... ve karşı yan ...’ya huzur hakkı olarak aylık ödenen 30.000,00 TL bedelinin aradan uzun zaman geçmesi ve enflasyon nedeni ile yetersiz kaldığını, yine bu dönemde şirketin karlılığının artmış olması nedeni ile şirket kasasında dağıtılmayı bekleyen yüksek miktarda karın mevcut olduğunu, bu nedenlerle kar paylarına mahsuben her iki taraf için aylık 30.000,00 TL olarak ödenen huzur hakkı bedelinin 70.000,00 TL artırılarak aylık 100.000,00 TL huzur hakkı olarak kayyımlar tarafından kar paylarına mahsuben taraflara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince verilen 22/11/2023 tarihli ara karar ile; TTK'nın 636/4 maddesinde fesih davası açıldığında mahkemenin taraflardan birinin talebi üzerine gerekli önlemleri alacağı hükmü gereğince davalı şirketlerin ortağı ve yetkili temsilcisi olan davalı karşı davacının menfaatlerinin korunması amacıyla davacı karşı davacının davalı şirketlere yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ara kararının kaldırılması talebinin ve atanan yönetim kayyımlarının değiştirilmesini gerektirecek bir eylemlerinin bulunmaması ve davacı karşı davalı tarafından bu yönde delil sunulmamış olmaması nedeniyle davacı karşı davalı yanın her iki talebinin reddine, davalı karşı davacı tarafından genel kurulun toplantıya çağrılması için yönetim kayyımlarına izin verilmesi talebi yönünden ise; davalı şirketlerin 2 ortaklı limited şirketler olup, 6102 sayılı TTK'nın 617/3 maddesi gereğince toplantıya çağrı usulü hakkında anonim şirkete ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı, 6102 sayılı Kanun’un 410, 411 ve 412. maddelerinde anonim şirketlerin genel kurullarının toplantıya çağrılması usullerinin düzenlendiği, davalı pay sahibinin genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin talebinin ileri sürülüş biçimine göre Kanun’un 410. veya 411. ve 412. maddeleri kapsamında bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, eldeki davadan ayrı olarak açılacak davada davalı karşı davacının izin talebinin ileri sürülüş biçimine göre değerlendirme yapılabileceğinden davalı karşı davacı pay sahibinin bu yönde dava açmakta muhtariyeti bildirilerek, derdest dosyada karar verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Huzur hakkı bedelinin artırılmasına ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise; TTK'da limited şirketler yönünden huzur hakkına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, TTK'nın 644. maddesinde uygulanacak hükümler arasında anonim şirketlere ait 394. maddenin de bulunmadığı, anonim şirketler için yapılan kanuni düzenlemede verilecek huzur hakkının toplantı başına verileceğinin ifade edildiği, limited şirketler için şirket sözleşmesi veya genel kurul kararı ile huzur hakkı ödenmesi söz konusu olabileceği, huzur hakkı altında ödeme yapılabilmesi için şirkette birden fazla müdürün bulunması ve bunların kurul oluşturarak belli aralıklarla toplantı yapması gerektiği, ancak eldeki dosyada davalı şirketlere yönetim kayyımı atanması nedeniyle davacı karşı davalı, davalı karşı davacı ortakların yönetici sıfatları bulunmadığı gerekçesiyle huzur hakkı ödemesi miktarının artırılması talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
22/11/2023 tarihli ara karara karşı, davacı - karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı - karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'ın 19/07/2023 tarihinde cezaevinden tahliye edildiğini, tedbir kararının dayanağının sona erdiğini, dava konusu şirketlerin organsız kalmadığını ve yönetim boşluğunun da söz konusu olmadığını, kayyım ile yönetilen dönemde şirketin ticari itibarının hem bankalar nezdinde hem de piyasa nezdinde zedelendiğini, yasa gereği şirket müdürlerinin yetkilerinin devam ettiğini, şirketlerin yönetim yoksunluğunun söz konusu olmadığını, şirketlerin yasal temsilcileri olmasına rağmen yönetim kayyımı kararının şirketin yasal işleyiş hakkına da müdahale niteliğinde olduğunu, yönetim kayyımı ...'un şirketlere zarar verdiğini, şirketin işleyişini davalı ...'ın beyanları ile yaptığını, davalının 23/08/2023 tarihli faturayı ... Ltd. isimli Londra da bulunan şirkete komisyon faturası olarak düzenlettiğini ve kayyım imzalı ile bu şirkete 21.395,83 Euro ödeme yaptırıldığını, davalının bu şekilde kendi lehine menfaat temin ettiğini, ceza almış olmasına rağmen terör örgütü üyelerine maddi destek sağlamaya devam ettiğini, ... Ltd'nin yetkilisi ...'ın olduğunun fatura üzeninde de yazılı olduğunu, bu kişinin terör örgütü nedeni ile yurt dışında bulunduğunun öğrenildiğini, bu kişinin mahkeme tarafından da arandığına dair duyum alındığını, bu faturanın içerik olarak asılsız olduğunu, aynı şekilde kayyım tarafından ödeme yapılarak örgüte maddi yardım yapılmış olabileceğini, bu konuda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na ... soruşturma sayılı dosya ile şikayet dilekçesinin de verildiğini, bu hali ile kayyımın görev yapmasının yerinde olmadığını beyan ederek şirketlere yönetim kayyımı atanmasına dair ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, talebin kabul edilmemesi halinde yönetim kayyımlarının değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup; davacı - karşı davalı yönetim kayyımı atanmasına ilişkin tedbir ara kararının kaldırılmasını ve kayyımların değiştirilmesini, davalı-karşı davacı yönetim kayyımlarına kar dağıtımı kararı alınması için genel kurulu toplantıya çağrı yetkisi verilmesini ve şirket ortaklarına ödenen huzur hakkının artırılmasını talep etmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince talep tarihi itibariyle yapılan değerlendirmeye ve şartların değişmesi halinde tedbirin kaldırılmasını talep etme imkanının bulunmasına göre HMK’nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK’nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Dairemizin ... Esas ... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davacı ve davalının müşterek temsil yetkisine sahip olup şirketi birlikte temsil ettiklerinden davacı ile davalı arasında husumet bulunması sebebiyle ilk derece mahkemesince verilen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması karşısında davacı– karşı davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı - karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesi ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacı - karşı davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davacı - karşı davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.