Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/2164

Karar No

2025/67

Karar Tarihi

10 Şubat 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 10/02/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 02/06/2023
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 10/02/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, davalılardan ...'in Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 500.000,00-TL'lik çeke istinaden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, diğer davalı ...'in de Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile 500.000,00-TL'lik çeke istinaden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığını, müvekkillerinin davalılara karşı bahse konu çeklerden dolayı borcunun bulunmadığını, icra takibine konu çeklerin keşidecisinin müvekkillerinin murisi olan ...olarak göründüğünü, davalıların ise ... kardeşleri olduklarını, çeklerin düzenlendiği tarihte ...in kanser hastası olduğunu, hastanede yattığını, davalıların muris...in yanına giderek tehdit etmek suretiyle iki adet çeki imzalattıklarını, müvekkillerinin davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin...Esas ve ... Karar sayılı dosyası ile aleyhlerinde tehditle senet almak suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğunu, kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini belirterek, müvekkillerinin Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ve dosyadaki 2 adet çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere haksız icradan kaynaklı kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalılar vekili, müvekkillerinin ilgili icra dosyasında alacaklı olduğunu, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının davaya esas alınamayacağını, mahkeme kararına ilişkin bireysel başvuru yolu ile itirazda bulunulduğunu, dosyanın Anayasa Mahkemesinde inceleneceğini, mahkeme ilamının kabulünün mümkün olmadığını, davacıları murisinin özgür iradesi ile müvekkillerine çekleri düzenleyip verdiğini belirterek davanın reddine, davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Davacı tarafça Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı takip dosyalarında icra takibi başlatılan 500.000,00-TL bedelli iki adet çekin muris ..'den tehdit ile alındığı iddiasına dayanılarak menfi tespit talep edilmiş, davalı tarafça zaman aşımı, hak düşürücü süre, mahkemenin yetkisi, husumet, tehdit olmadığı ve alacağın gerçek olduğu savunmasına dayanılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında zaman aşımı, hak düşürücü süre ve yetki itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Yine mahkememizce incelenen Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasında; davalıların dava konusu çekleri muristen hastanede ağır hasta olduğu bir dönemde alacaklarının olduğu inancı ile tehdit ile aldıkları anlaşılmıştır.
Her ne kadar 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ve 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas sayılı dosyalarında davalıların muristen alacaklı olduklarına dair karar verilmiş ise de; davalılar tarafından dava konusu çeklerin tehdit ile alınmış olduğu sabit olmakla alacağın kambiyo ilişkisine bağlanması yasaya aykırı olup, dava konusu çeklere kambiyo senedi olarak dayanılamayacağı anlaşılmakla davanın kabulü ile; davacıların Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... ve... Esas sayılı dosyaları ve dayanak çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafça alacaklı oldukları inancı ile takip yapılıp takipte kötü niyetli oldukları ispatlanmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kabul kararı yerinde olmakla birlikte kötü niyet tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davalı tarafın takibe konu çekleri cebir ve zor kullanarak imzalattıklarını, bu konu ile alakalı savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan ceza yargılaması sonucunda davalıların, hasta ve kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı zor kullanarak bu kişiyi borç altına sokmak amacıyla çek imzalatmak suçundan ceza aldıklarını, bu cezanın Yargıtay tarafından da onanarak kesinleştiğini, ilgili ceza dosyasının yargılama sırasında ilk derece mahkemesine de sunulduğunu, kötü niyet tazminatının, İİK 72/5. maddesinde “borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin” haksız ve kötü niyetli olması hâlinde talep üzerine borçlu lehine kötü niyet tazminatı verileceği şeklinde düzenlendiğini, bu düzenlemeye bakılarak kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için belli şartlar arandığını, bu şartlardan ilkinin bu yönde bir talep olması olduğunu, dava dilekçesinde bu taleplerinin de mevcut olduğunu, şartlardan diğeri ise; borçluyu menfi tespit davasını açmaya zorlayan haksız ve kötü niyetli bir takibin olması olduğunu, kötü niyet kavramı kanunda açıkça tanımlanmamakla birlikte Yargıtay kararlarına göre bir değerlendirme yapmanın mümkün olduğunu, bu konu ile ilgili Yargıtay'ın bir çok kararının mevcut olduğunu, Yargıtay 13. HD.'nin Esas No... Karar ve No:... numaralı kararında; ”Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.'' şeklinde hüküm kurduğunu, karardan da anlaşılacağı gibi ispat yükü borçlu davacıda olsa bile kötü niyet dosya kapsamından anlaşılabiliyor ise ayrıca bir ispata gerek duyulmadığını, davalıların takibe konu evrakı, kendini savunup karşı koyamayacak durumda bulunan ve kanser tedavisi görmekte olan yaşlı bir adama cebir ve tehdit uygulayarak hastanede tedavi görmekteyken imzalattıklarını ve bu evrak ile takip başlatarak müvekkillerini işbu davayı açmaya mecbur bıraktıklarını, her ne kadar kötü niyetin varlığını ispat yükünün kanun gereği bunu iddia eden davacı müvekkilleri üzerinde olsa da, takip dayanağı evrak cebirle imzalatıldığı için davalı alacaklıların kötü niyetinin ispatı için başkaca bir delile ihtiyaç duyulmaması gerektiğini, ortada böyle bir ceza kararı bulunurken kötü niyeti ispata başka bir delil sunulmasına gerek görülmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin "kötü niyet olduğu anlaşılamamıştır" hükmünün hukuka aykırı bir karar olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince; davanın usulden aksi takdirde esastan reddi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacıların iddiasını ikrah sebebine dayandırdığı göz önüne alınarak ve buna dönük Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." hükmü gereğince 1 yıllık hak düşürücü sürede borçlu olmadıklarını iddia ettikleri bir dava tesis etmedikleri düşünüldüğünde davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davaya konu Antalya 2. İcra Dairesi'nin... E. sayılı takip dosyasına ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...E. ve ... K. sayılı dosyası ile 03.10.2017 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu karara ilişkin yapılan itirazın aynı mahkeme tarafından 16.10.2017 tarihinde reddedildiğini, buna ilişkin itirazın ise; itiraz makamı olan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 26.10.2017 tarihinde reddedildiğini, Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi... E. ve... K. sayılı dosyasında esasa ilişkin karar verilerek takibe konu çeklere el konularak adli emanette saklanmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, müvekkillerinin takibin durdurulması neticesinde alacak davası açtıklarını, bu davanın Antalya 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. ve ... K. sayılı dosyasında görüldüğünü, davanın kabulüne karar verilerek müvekkillerin 1.478.538,00-TL alacağının tahsili yönünde hüküm kurulduğunu, davacılar tarafından müvekkillerine karşı açılan alacak davasının Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. ve ... K. sayılı dosyasında görüldüğünü, bu dosyada davanın reddine dair müvekkilleri lehine verilen kararın kesinleştiğini, öncelikle menfi tespit davasına konu olan icra takibinin dayanağı 2 adet her biri 500.000,00-TL bedelli çek olmakla birlikte gerek alacaklı müvekkilleri, gerekse davacı borçlular tarafından alacağın sebebinin; Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin...E. ve...K. sayılı dosyasında, Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. ve .. K. sayılı dosyasında ve Antalya 15. Asliye Hukuk Mahkemesi ...E. ...K. sayılı dosyasında talil edildiğini, buna göre müvekkillerinin, borcun sebebini, davacıların murisi ...den alacaklarının inanç sözleşmesi kapsamında abilerine temlik ettikleri gayrimenkuller ve araçlar olduğunu, yine kendisine temlik edilen ve inşaat malzemeleri olduğunu iddia/savunma olarak ileri sürdüklerini, davacıların ise; müvekkillerinin kardeşleri olan murisleri ...'den inanç sözleşmesi kapsamında alacaklı olmadıklarını, bu sebeple takip konusu çekler ile alakalı da borçlu bulunmadıklarını, bilakis inşaat malzemelerinden kaynaklı .... mirasçıları olarak müvekkillerinden alacaklı olduklarını iddia/savunma olarak ileri sürdüklerini, neticeten her iki tarafın da temelinde inanç sözleşmesine dayalı uyuşmazlık halinde olduklarını beyan ettiklerini, bu çerçevede bakıldığında artık takip konusu kambiyo evrakının sebebi ya da bedelsizliğine ilişkin talil iradesinin göz ardı edilemeyeceğini, bu kapsamda muhakkak araştırma yapılarak alacağın varlığı ve miktarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu, durum böyle iken yeterli araştırma yapılmadan ve incelenen dosyaların özü niteliğiyle izah ettikleri şekilde davanın reddini gerektirdiği değerlendirilmeden hatta borç alacak varlığının miktarı noktasında da araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya konu takibe ve takibin sebebine ilişkin alacak davaları Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...E. ve...K. sayılı dosyasında ve Antalya 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ve ...K. sayılı dosyasında değerlendirilip karara bağlandığına göre artık aynı alacağın temeline ilişkin menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, Yargıtay Kararları'nın da aynı alacak için alacak davası/itirazın iptali davası açıldığında bu davanın sonucunun, maddi anlamda kesin hüküm oluşturacağına göre borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını ifade ettiğini, davada hukuki yarar olmadığı açıkça ortada olduğuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, kambiyo takibinde çek aslının takip dosyasında bulunmasının, takibin devamının buna sıkı sıkıya bağlı olduğu özel yasa olan İİK kapsamında belirgin olduğunu, bu çerçevede Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. ve... K. sayılı dosyasında takibe konu çeklere el koyma kararı verdiğine göre; bu takipte herhangi bir haciz işleminin yapılamayacağını, bu takibe ilişkin bir alacak davası da açılamayacağını, her ne şekilde olursa olsun takibin ihyasının ya da yürümesinin mümkün olmayacağını, bu sebeple açılan bu menfi tespit davasında davacının korunması gerekli bir menfaatinin olmadığını, istinaf sebepleri değerlendirilirken bu hususun da göz önüne alınarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davanın esasına girilerek karar verilmesi durumunda da davanın reddi gerektiğini, müvekkillerinin Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... E. ve...K. sayılı dosyasında ve Antalya 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ve... K. sayılı dosyasında alacaklı olduklarını ispat ettiği göz önüne alındığında bedelsizlik iddiasının da aksinin ispatlandığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, korkutma ve tehdit nedeniyle düzenlendiği iddia edilen çekler ve çeklere ilişkin takipler nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, takiplere ve davaya konu çeklerin iradeyi sakatlayan sebeplerle düzenlenip düzenlenmediği, burada varılacak sonuca göre davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığının tayini hususlarına ilişkindir.
1-İkrah hak düşürücü süreye tabi olup, TBK'nın 39.maddesine göre,“Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.” denilmek suretiyle korkutulanın korkutma etkisi ortadan kalktıktan sonra 1 yıl içerisinde sözleşmeden dönebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olaya bakıldığında; dosya kapsamı, sunulan belgeler ve anlatımlardan davacıların murisinin, davalılar tarafından tehdit edilerek ve baskı sonucu 2016 yılında davaya konu çekleri düzenlediğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikli olarak üzerinde durulması gereken husus tehdit/korkutma hukuksal nedenine dayalı davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığına ilişkindir. Bilindiği gibi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 37. maddesine göre, bir kimse karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nın 38. maddesinde belirtildiği gibi, korkutmadan (ikrah-tehdit) söz edilebilmesi için, korkutmanın sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması yani sözleşmenin korkunun yarattığı etki sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir.
Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildiriminin, 6098 sayılı TBK'nın 39. maddesinde belirtilen bir yıllık süre içinde karşı tarafa ulaştırılması gerekir. Bildirimde, geçersizlik sebebi tam olarak açıklanmasa dahi, sözleşmeden dönüldüğü, sözleşmeyle bağlı kalınmayacağı, sözleşmenin feshedildiği, sözleşmenin iptal edildiği gibi açıklamaları mutlaka içermelidir. Öte yandan, sözleşmeyle bağlı olmama bildirimi (iptal beyanı) hiçbir şekle tabi değildir. Şekle bağlı bir sözleşmede de, örtülü irade beyanıyla iptal bildirimi yapılabilir. Sözleşmeyle bağlı olmama bildiriminde (iptal hakkı) bir yıllık kısa süre, iradeyi sakatlayan sebeplerin öğrenilmesi veya korkunun etkisinin ortadan kalkmasıyla başlar.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11.07.2012 tarih ve ... Esas,... Karar sayılı kararında; "..BK 31. madde hükmü uyarınca ikrah ile akit yapmak zorunda kalan kişi, iptal hakkını bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanmak zorunda olup, bu beyanın bir yıllık hak düşürücü süre dolmadan karşı tarafın hakimiyet alanına ulaşması gerekir. İptal beyanının bir şekle tâbi olduğu konusunda kanunda açık bir hüküm bulunmadığından, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bu hakkın kullanılmasının dava açma gibi belirli bir usulde ileri sürülmesi zorunlu değildir." görüşü kabul edilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre hata, hile, ikrah her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Sözleşmeyle bağlı olmadığı bildirimi (iptal hakkı), irade bozukluğunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim, istihkak davası, bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davanın yasal süresi içerisinde açılıp açılmadığının irdelenmesinde; somut olayda, davacılar olayın meydana geldiğini beyan ettiği 2016 yılı içerisinde ... ve ... keşide tarihli ve 500.000,00-TL bedelli çeklerin tehditle alındığı iddiası ile; yine 2016 yılı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmuştur. Bu durumda davacı yanın 6098 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde hiçbir şekle bağlı olmayan iptal beyanında bulunduğunu kabul etmek gerekir. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesinde davacı yanca menfi tespit davasının bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığının anlaşılmış bulunmasına göre davalılar vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı)
Davacıların şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturması ve açılan ceza davası sonucunda Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E... K. sayılı kararı ile eldeki davanın davalıları sanıkların birden fazla kişi ile tehdit suçunu işlediklerinden bahisle haklarında kamu davası açıldığı, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetlerine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya BAM 8. Ceza Dairesi'nin ...E-...K. sayılı ilamı ile istinaf isteminin reddine ve kararın temyiz edilmesi sonrasında da Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ... E-... K. sayılı ilamı ile temyiz isteminin reddine karar verilerek kararın 28/12/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesinde çeklerin cebir altında alındığına dair maddi vakıa kesinleşmiş bir ceza hükmü haline gelmiş olup hukuk mahkemesini de bağlayıcı niteliktedir. Ceza mahkemesi tarafından verilen ceza kararında belirtilen maddi olgu ile hukuk hakiminin bağlı olması nedeniyle kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile davaya konu çeklerin tehdit ile düzenlendiği sabit olduğundan davacıların aleyhlerine başlatılan icra takipleri ve takiplere konu çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı açıktır.
Her ne kadar davalı tarafça davaya konu çeklerin ceza mahkemesi kararı ile adli emanete alınması sebebiyle eldeki davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı ileri sürülmüşse de; davacılar aleyhine davaya konu derdest icra takiplerinin varlığı nazara alındığında davacı yanın eldeki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararlarının bulunduğu açıktır. Ayrıca; davalı yanca, davacı yandan alacaklı oldukları mahkeme kararı ile ispat edildiğinden eldeki davada hükümsüzlük değil bedelsizliğe ilişkin inceleme yapılması ve taraflar arasındaki alacak borç miktarının tespiti gerektiği iddia edilmişse de; davalıların, davacı yandan alacaklı olmaları hususu davaya konu çeklerin tehdit ile düzenletilmiş olmasını ve bu bağlamda kambiyo düzenlenmesini geçerli kılmayacağından davalıların istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.
2-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi, "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere, menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötü niyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı borçlunun üzerindedir.
Somut olayda; davalı yanın korkutma ve tehdit ile düzenlendiğini bildiği çeklere dayalı olarak icra takibi başlattığı, çeklerin davacıların murisinden tehditle alındığı hususu kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla da sabit olduğu ve dosya kapsamı da dikkate alındığında, icra takiplerinin kötü niyetli olarak yapıldığının kanıtlandığı, eş söyleyişle davacılar yönünden kötü niyet tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar.)
Sonuç olarak; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 02/06/2023 tarih ve ...Esas, ...Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın KABULÜ ile;
Davacıların Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas ve ... Esas sayılı takip dosyaları ve bu takiplere dayanak çekler nedeniyle borçlu olmadıklarının TESPİTİNE,
Davacılar lehine İİK'nın 72/5 maddesi gereğince koşulları oluştuğundan alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 220.315,20-TL kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
b-Davacılar vekilinin adli yardım talebi kabul edildiğinden alınması gerekli 75.248,65 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/08/2023 tarihli ve ...Esas -... Karar- ... Harç sayılı ve 31/08/2023 tarihli ...Esas ... Karar ...Harç sayılı Harç Tahsil Müzekkerelerinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,
c-Suç üstü ödeneğinden karşılanan 117,50 TL tebligat giderinin davalılardan alınarak Hazineye İRAT KAYDEDİLMESİNE,
d-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 166.220,64-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
e-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince davacı yana İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacıların İlk Derece Mahkemesince adli yardım talebi kabul edildiğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
b-Davacılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan 20,00-TL tebligat giderinin davalılardan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 75.248,66-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 18.812,16-TL harcın mahsubu ile bakiye 56.436,50-TL istinaf karar harcının davacılardan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin Dairemizce YAZILMASINA,
d-Davalılar tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-2. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/02/2025
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim