mahkeme 2023/2113 E. 2023/1998 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/2113
2023/1998
28 Aralık 2023
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 13/07/2023
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 28/12/2023
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin .... Sicili'nin .... numarasında kaydının bulunduğunu, davalı şirketin 5.000,00 TL olan sermayesinin yasal süreler içinde belirtilen asgari miktara çıkartılmaması nedeniyle şirketin münfesih durumda olduğunu, Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı kararı ile şirketin münfesih olmadığının ve faaliyetine devam edebileceğinin tespitine karar verildiğini, şirketin sicil kayıtları ve mahkeme kararı sonrasındaki durumu ile ilgili olarak müdürlüklerince Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nden görüş tistendiğini, alınan görüş doğrultusunda davalıya infisahın tescili hususunda ihtar gönderildiğini, davalının ihtara süresinde cevap vermediğini ayrıca ihtara ilişkin talepleri yerine getirmediğini belirterek, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. maddesi gereğince gerekli işlemlerin mahkemece yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin net olmadığını, dilekçenin başlık kısmında müvekkili şirketin kayıtlardaki terkin işleminin yapılmasının, sonuç kısmında ise muğlak bir biçimde 36. madde gereği işlemlerin yapılmasının talep edildiğini, müvekkili şirket hakkında söz konusu madde ile getirilen yaptırımların uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, ortada tescil edilmesi gereken ve müvekkili şirket tarafından tescil ettirilmeyen bir olgu bulunmadığı gibi maddede belirtilen şartların da oluşmadığını, mevzuat hükümleri ve oluşan içtihatlar dikkate alındığında, ticaret sicilinden terkin edilen şirketlere dahi yeniden ihya ve faaliyete devam etme imkanı tanınmakta iken halen ticaret sicil kaydı mevcut olan davalı şirketin tasfiye dışında işlem yapamayacağına ilişkin müdürlük yaklaşımının ve şirketin tasfiyeye zorlanmasının hukuksal dayanağı olmadığını beyan ederek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ticaret sicil dosyası kapsamından, ... tarafından 28/12/2022 tarihli ihtar yazısı ile davalı şirkete sermaye artırımını süresinde gerçekleştirmemiş olması nedeni ile şirketin infisah etmiş sayılacağından bahisle şirketin tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla 30 günlük süre verilerek davetiyenin tebliğe çıkarıldığı, bu tebligatın davalıya tebliğ edilemediği, tebligat iade edildikten sonra ... tarafından davalıya başkaca herhangi bir tebligat çıkarılmadığı, davalı tarafa usulüne uygun çağrıda bulunma hususunda (adres araştırması, şirket temsilcilerine tebligat, kurumun internet sayfasında ya da ticaret sicil gazetesinde ilan gibi) gerekli işlemlerin yapılmadığı, bu nedenle, davalıya tescil işlemlerini yapması hususunda TTK'nın 33. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. maddesine uygun şekilde çağrıda bulunulduğundan ve davalıya verilen 30 günlük sürenin başladığından bahsedilemeyeceği, davalıya usulüne uygun çağrı işlemleri yapılmaksızın davacı ... tarafından dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, diğer taraftan Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas .... Karar sayılı davasının tarafları ile işbu davanın taraflarının aynı olduğu, anılan davanın davalı şirket tarafından işbu davanın davacısına karşı açılan şirketin infisah olmadığının tespiti davası olduğu, dava sebebinin şirketin sermaye artırımını yapmamış olması nedeni ile TTK'nın Geçici 7. maddesi kapsamında münfesih olup olmadığı hususu olduğu, davanın sonunda şirketin münfesih olmadığının tespitine karar verildiği, verilen kararın 09/09/2021 tarihinde kesinleştiği, tarafları, konusu ve sebebi işbu dava ile aynı olan bu kararın işbu dava bakımından kesin hüküm niteliğinde olduğu, kesin hükümün de hukuki yarar gibi dava şartı olduğu, resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, yine aynı hususta kesin hüküm bulunduğundan bahisle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu dava ile yerel mahkemenin atıfta bulunduğu Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davasının içeriği ile talep konularının birbirinden farklı olduğunu, söz konusu şirketin sermayesinin 5.000,00 TL olup, kanuni süreler içinde şirketin sermayesini arttırmadığı için şirketin münfesih durumda olduğunu ancak şirketin ticaret sicil kaydının devam ettiğini, söz konusu şirket hakkında Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında verilen şirketin münfesih olmadığının ve faaliyetine devam edebileceğine dair hüküm uyarınca konu hakkında müdürlüklerince Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü'nden görüş talebinde bulunulduğu, gelen cevaba göre şirketin tescile davet edildiğini, işbu davanın şirketin mevcut sermaye durumu bakımından değerlendirilmesi hususunda olduğundan kesin hüküm sebebi ile işbu davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu şirketin tescilli adresi ile şirket ortak ve müdürlerinin şirket dosyasına bildirmiş oldukları adreslerine yapılan tebligatların adreste bulunulmaması, tanınmaması nedeniyle iade edildiğini, şirket sözleşmesine göre şirket adresinin değiştirilmesi halinde kanuni süre içinde şirketin yeni adresinin tescil ettirilmemesinin şirket için fesih sebebi sayıldığını, davalı şirket yetkililerine gönderilen tebligatların yetkililerin tanınmaması sebebi ile döndüğünü, tescile davet işlemlerinin sonucunda da müdürlüklerince Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri uyarınca verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen davalı hakkında idari para cezası işlemleri için mahallin en büyük mülki amirine bildirimde bulunulduğunu, davalı aleyhine idari para cezasına hükmedildiğini ayrıca sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirim yapıldığını, müvekkili .... Müdürlüğü'nün davanın niteliği gereği işbu davanın husumetlisi olduğunu, bu sebeplerle müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin açık şekilde usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, TTK'nın 33. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36/2 maddesi kapsamında tescil istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK’nın 32. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34. maddesine göre, sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.
TTK’nın 33. maddesi "Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz. " şeklindedir.
Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36. maddesi ise "Tescil edilmesi gereken bir olgunun ilgilisi tarafından tescil ettirilmediğini haber alan müdürlük, tescil başvurusunda bulunmakla yükümlü kişileri, otuz gün içinde tescil başvurusunda bulunmaya veya tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. Bu davette, kanuni dayanaklar gösterilmek suretiyle davetin gerekçesi, tescili gereken belgeler ve tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımları belirtilir. Birinci fıkra gereğince yapılan çağrı üzerine, süresi içinde tescil isteminde bulunulmaması veya kaçınma sebepleri bildirilmiş olmasına rağmen kaçınma sebeplerinin yeterli görülmemesi halinde müdürlük, durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir. Mahkemenin tescile hükmetmesi halinde olgu resen tescil edilir. Müdürlükçe verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, Kanunun 33. üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen idari para cezasıyla cezalandırılır. Üçüncü fıkra gereğince idari para cezası verilmesine rağmen, kanuni süre içerisinde tescil isteminde bulunmamakta ısrar edilmesi halinde, müdürlük durumu sicilin bulunduğu yerdeki ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine bildirir." düzenlemesini içermektedir.
TTK'nın Geçici 7. maddesinin 1. fıkrasının "a" alt bendi "1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler." şeklindedir.
Maddenin 2. fıkrasında "Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz." hükmü düzenlendikten sonra, aynı maddenin 4. fıkrasında "Ticaret sicili müdürlüklerince; a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır. b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır. c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Bahsi geçen maddenin 5. fıkrasının "b", "c" ve "d" alt bentlerinde dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili .... müdürlüğü tarafından tescil ve .... Gazetesi'nde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edileceği, bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edileceği, ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edileceği, bu fıkra gereğince yapılacak ilanın, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği hususu düzenlenmiştir.
Maddenin 11. fıkrasında ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin ünvanının ticaret sicilinden resen silineceği, resen ünvanı silinen şirket ve kooperatiflerin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edileceği hususu düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı ...'nce az yukarıda bahsedilen 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesinin 4., 5. ve 11. fıkraları uyarınca gereken işlemlerin yapılması gerekirken davalı şirket adına çıkartılan davetiyenin bila tebliğ iade edilmesine rağmen izleyen işlemler yapılmadan eldeki davanın erken açıldığı ve dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken; dava konusu farklı olduğu halde yanılgılı gerekçe ile Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas - .... Karar sayılı ilamının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karar sonuç itibariyle doğru ise de, gerekçesi yanlış olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2 maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2023 tarih ve ... Esas - .... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın USULDEN REDDİNE,
b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubuyla bakiye 89,95 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
c-Davacının ilk derece mahkemesinde yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-Gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 269,85 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,
b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 102,00 TL posta masrafı, 10,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 850,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 bendi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.