mahkeme 2022/1158 E. 2025/1020 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1158
2025/1020
27 Ekim 2025
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:27/10/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:27/12/2021
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:27/10/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; dava dışı şirketin müvekkilinden kredi kullandığını, davalının ise bu kredinin kefili olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlulara ihtar gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine icra takibine geçildiğini davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; asıl borçlunun konkordato projesinin kabul edildiğini, asıl borçlunun borcu konkordatoyla vadeye bağlanmışken aynı borcun müvekkilinden talep edilmesininin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Taraflar arasında bir kredi sözleşmesi olduğu, davalının bu sözleşmede kefil olarak yer aldığı ve kefaletin geçerli olduğu uyuşmazlık dışıdır. Sorun borcun miktarında ve devam eden konkordato projesinin davalının sorumluluğuna etki edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davalı sözleşmenin müşterek müteselsil kefili olmakla borcu asıl borçlunun konkordato işleminden bağımsız olup asıl borçlu için verilen konkordato kararı kefili etkilemeyecektir. Bu kapsamda davacının davalı kefili takip etmesinde hukuka aykırılık yoktur. Ancak, konkordato projesi kapsamında davacı aynı sözleşme kapsamında ödeme alacağından eldeki davaya konu icra takibi ile konkordato kapsamında yapılan ödemelerin mükerrerlik teşkil etmemesi gerekir. Diğer yandan davacı her ne kadar daha fazla talepte bulunmuş ise de hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuyla alacak hesaplanmış, temerrüt tarihinin kat tarihi değil ihtarın tebliğ tarihi olduğu ve uygulanacak faizin fiilen uygulanan sözleşme faizine göre hesaplanması gerektiği göz önüne alınarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın doğru olduğu kanaatine varılmış ve bu sebeple davanın kısmen kabulüne, takibini konkordato kapsamında yapılan ödemelerle mükerrerlik teşkil etmemesine ve taraflarca bilinebilir olmakla likit olan alacak için icra inkar tazminatı şartları da oluşmakla icra inkar tazminatının da kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın 169.645,00 TL asıl alacak, 8.097,20 TL işlemiş faiz, 404,86 TL gider vergisi olmak üzere toplam 178.147,06 TL üzerinden kabulüne, Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın ( asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti. hakkında verilen konkordato kapsamında yapılan ödemelerle tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ) iptaline, davalı aleyhine kabul edilen tutar üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın dayanağının dosyada alınan bilirkişi raporu olduğunu, raporun hatalı olduğunu ve hükme esas teşkil edemeyeceğini, rapora itiraz ettiklerini, alınan raporda hesaplamalarda hata yapıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken davalının müvekkili bankadan kullandığı krediye ilişkin olarak temerrüt tarihinin 25.06.2020 olarak belirlendiğini, ihtarnamede açıkça yazıldığı üzere 10.02.2020 tarihinde hesabın kat edilerek borçlu davalının temerrüde düşürüldüğünü, bu sebeple temerrüt faizinin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, 25.06.2020 tarihi temerrüt faiz başlangıcı olarak kabul edilse dahi bilirkişi hesaplamasının çok üzerinde temerrüt faizi oluştuğunu, bilirkişi raporunda kat tarihi itibariyle oluşan asıl alacağın 169.645,00 TL olarak belirlendiğini, 10.02.2020 olan hesap kesim tarihinde asıl alacağın ihtarnamede yer aldığı üzere 173.764,61 TL olduğunu, bu tarihe kadar işlemiş akdi faizin de yine bilirkişi tarafından eksik hesaplandığını, ... numaralı ticari taksitli krediye en son davalı tarafından 12.11.2019 tarihi itibariyle ödeme yapıldığını, bu tarihten temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faizin de bilirkişi hesaplamasının çok üzerinde olduğunu, ... nolu kredide en son ödemenin 20.05.2019 olup, bu tarihten itibaren kredinin tamamına akdi faiz uygulanması gerektiğini, oysa bilirkişi tarafından bu alacak bakımından akdi faiz hesaplamasına gidilmediğini, ... numaralı ticari kredi açısından da 20.02.2019 tarihinden hesap kat tarihi olan 10.02.2020 tarihine kadar işlemiş akdi faizin de bilirkişi hesabının çok üzerinde olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anapara, anaparaya işlemiş akdi faiz ve temerrüt faizinin yanlış hesaplandığını, akdi ve temerrüt faiz başlangıç tarihlerinin de hatalı esas alındığını, bu sebeple davanın kısmen reddi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davanın kısmen reddi sonucu davalı lehine de vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın kısmen reddi yönünde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan vekalet ücreti alacağının doğmadığını, davanın kısmi reddi halinde bile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin çok üzerinde bir vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TBK'nın 586. maddesinde müteselsil kefaletin düzenlendiğini, müteselsil kefalet halinde alacaklıya borçlu aleyhine takip başlatmadan kefile gitme imkanı tanındığını, borçlunun konkordato talep etmesi ve mahkeme tarafından, borçluya mehil verilmesi halinde de alacaklının borçluya takip başlatma hakkı bulunduğunu, TBK'nın 591. maddesine göre kefilin asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorunda olduğunu, asıl borçlu kendisine ait olan bir def'iden vazgeçmiş olsa bile kefilin, yine de bu def'ii alacaklıya karşı ileri sürebileceğini, borçlunun konkordato talep ettiğini, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile borçlu tarafından sunulan projeyi tasdik ettiğini, Mahkemece tasdik edilen projede ... Bankası'nın alacağının yapılan indirim sonrasında 119.827,55-TL'ye düştüğünü, bu bedelin 3 yıl vadede 9 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını, asıl borçlunun ödeme yükümlülüğü konkordato kararı ile 119.827,55-TL ile sınırlandırılmışken, kefilin 169.645,00-TL asıl alacak ve 8.097,20-TL işlemiş faizden (ödeme tarihine kadar işleyecek faizden) sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, borçlu şirketin ödemelere başladığını, üç yıl içerisinde 9 eşit taksitte toplam 119.827,55-TL ödediği takdirde borcun son bulacağını, ancak itirazın iptali kararı ile Yerel Mahkeme'nin kefili bu miktarın çok üzerinde bir yük altına soktuğunu, Yerel Mahkeme karar vermeden önce konkordatonun tasdik kararının kesinleşmesini beklemek yada itirazın iptali kararında kefilin sorumluluğunu borçlunun tasdik kararı ile ödemekle yükümlü olduğu 119.000,00-TL ile sınırlı tutmak zorunda olmasına rağmen, asıl borcu aşacak şekilde itirazın iptaline karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, öte yandan Yerel Mahkemenin borca itiraz sebebiyle alacaklı lehine %20 icra inkar tazminatını hüküm altına aldığını, kefil olan borçlunun asıl borçlunun konkordato talep etmesi sebebiyle borcun yapılandırıldığını düşünerek borca itiraz ettiğini, bu sebeple icra inkar tazminatı ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı borçlunun itiraz tarihi itibariyle konkordatonun olumlu yada olumsuz sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, borçtan indirim talebinin ne oranda kabul edileceğinin belirli dahi olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.
Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
Dava; kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamından; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti. arasında 27.05.2015 tarihinde 500.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davalı ...’nın 600.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, yine davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti. arasında 18.05.2017 tarihinde 1.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davalı ...’nın 1.100.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, sözleşmelere bağlı kefalet sözleşmelerinin 6098 sayılı TBK hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, davacı banka tarafından 18.06.2020 tarihinde Antalya 9. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek; dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...'ya 10.02.2020 tarihi itibariyle kat edilen taksitli ticari kredinin 166.305,04 TL anapara 7.076,94 TL işlemiş faiz ve 382,63 TL gider vergisi toplamı 173.764,61 TL borcu bulunduğu, tamamen tahsil edilinceye kadar işleyecek temerrüt faizi ve ferileriyle birlikte 3 gün içinde ödenmesi, aksi halde yasal yollara başvurularak tahsili yoluna gidileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı banka tarafından davalı aleyhine 09.07.2020 tarihinde 173.679,25 TL asıl alacak,13.892,04 TL işlemiş faiz, 694,60 TL gider vergisi olmak üzere toplam 188.265,89 TL'nin tahsili ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve faiz üzerinden gider vergisi işletilmesi talebiyle, tahsilde tekerrür etmemek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerde TBK 100. madde gereği öncelikle faiz ve ferilere mahsup edilmesi kaydıyla ilamsız takip başlatıldığı, davalı vekilinin itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının İİK'nın 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti.'nin 09.12.2019 tarihli başvurusu üzerine Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 10.12.2019 tarihinde asıl borçlu lehine geçici mühlet kararı verildiği, akabinde 09.03.2020 tarihinde kesin mühlet kararı da verildiği, Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile ile dava dışı asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti.'nin konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararıyla müdahiller ..., ... ... ve ... Bankası A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esastan kabulüne,6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, asıl borçlunun konkordato süreci işlerken alacağın tahsili amacıyla müteselsil kefilden alacağın talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
İİK'nın 296. maddesinde "Sözleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, borçlunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı için önem arz eden sözleşmelerde yer alıp da borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin hükümler, borçlunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. Sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmasa dahi sözleşme, borçlunun konkordatoya başvurduğu gerekçesiyle sona erdirilemez..." düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda; hesap kat tarihi olan 10.02.2020 ve takip tarihi olan 09.07.2020 tarihinden önce, asıl borçlu hakkında Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında geçici mühlet kararının 10.12.2019 tarihinde verilmesinden sonra 09.03.2020 tarihinde kesin mühlet kararı verildiği, davacı bankanın 24.12.2019 tarihinde müdahale talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
İİK'nın "Borçtan Birlikte Sorumlu Olanlara Karşı Haklar" başlıklı 303.madesinde "Konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Konkordatoya muvafakat eden alacaklı da kendi haklarını, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanır. Alacaklı müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebilir ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabilir." hükmü düzenlenmiştir.
Bilindiği üzere, alacaklının müteselsil kefillere başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ile ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir (Uygur, Turgut; 6098 Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Ankara, Nisan 2012, Cilt II. s. 2541). Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce asıl borçluya başvurulmadan müteselsil kefile gidilebilmesi mümkün iken, TBK'nın anılan düzenlemesi ile artık bu mümkün olamamaktadır. Bu itibarla, müteselsil kefiller yönünden talepte bulunabilmek için öncelikle asıl borçluya başvuru şartlarının oluşması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta; dava dışı asıl borçlunun konkordato talep tarihi itibariyle ve geçici/ kesin mühlet karar tarihi itibariyle, davacı bankaya taksidi ödenmemiş borcunun bulunmadığı, hesabın geçici mühlet kararı verildikten sonra 10.02.2020 tarihinde kat edildiği, bu durumda asıl borçlu ... Ürünleri Tic. Ltd. Şti. hakkında verilen 10.12.2019 tarihli geçici mühlet kararının İİK'nın 288/1. maddesi hükmü gereğince, İİK'nın 294. maddesindeki şekli ile alacaklılar bakımından İİK'nın 295. maddesindeki şekli ile rehinli alacaklılar bakımından, İİK'nın 296. maddesindeki şekli ile sözleşmeler bakımından, İİK'nın 297. maddesindeki şekli ile borçlu bakımından uygulanması gerektiği, davacı bankanın konkordato talebi sonrasında Mahkemeye ve komiserliğe başvurarak alacak başvurusu yaptığı, alacağını yazdırdığı, müdahil olarak davaya kabul edildiği, dolayısıyla konkordato süreci işlerken (kesin mühlet içerisinde) bir taraftan da alacağını tahsil amacıyla davalı kefil yönünden ilamsız takibe giriştiği, İİK 'nın 303. maddesi uyarınca alacaklılar kurulu kararını kabul edip etmeyeceği belirli olmayan tarihte, bu süreç işlerken takibe geçmesi ve dava açmasının yerinde olmadığı, her ne kadar Dairemiz karar tarihi itibariyle asıl borçlu şirket hakkındaki konkordato tasdik kararı ortadan kalkmış ise de, davanın itirazın iptali davası olduğu, takip ve dava tarihi itibariyle konkordato sürecinin devam ettiği anlaşıldığından Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. (Aynı yönde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2024 tarih 2021/40 Esas 2024/382 Karar sayılı kararının onanmasına dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2025 tarihli 2024/4057 Esas 2025/2500 Karar sayılı kararı)
Bu açıklamalar ışığında; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek davanın reddine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının reddi halinde borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedebilmek için takibinin haksız olmasının yanında davacı alacaklının, takibe geçmede ve itirazın iptali davasını açıp yürütmekte kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması gerekmekte olup dosya kapsamında davacının kötüniyetli olduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla şartları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafın istinaf sebepleri açısından yapılan değerlendirmede ise;
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi yerine tümden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla, davacı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiş olup davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2021 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
a-Davanın REDDİNE,
b-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,
c-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 2.273,79 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.658,39 TL harcın istem halinde davacıya İADESİNE,
d-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.122,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
f-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
g-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
4-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacının istinaf başvurusu açısından Harçlar Kanunu'na bağlı tarife uyarınca alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
b-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 3.042,30 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davalıya İADESİNE,
c-Davacı tarafça istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 76,10 TL posta masrafı olmak üzere toplam 296,80 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
f-İstinaf gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,
5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27/10/2025
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.