mahkeme 2022/1022 E. 2025/739 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1022

Karar No

2025/739

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:16/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:14/02/2022
DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:16/09/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilleri aleyhine ... Bankası tarafından kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişildiğini, bu dosyanın davalı tarafından temlik alındığını dosyaya esas senetlerin muayyen alacak şartını içermediği için kambiyo senedi olmadığını, senedin keşide tarihinde müvekkillerinin bankaya herhangi bir borçlarının olmadığını belirtmiş borçlu olmadıklarının tespitini talep etmişlerdir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, takibe esas senedin geçerli olduğunu davacıların borçlu olmadıklarını yazılı delil ile ispatlamaları gerektiğini öne sürmüş davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Davacılar vekili her ne kadar "aynen döviz cinsinden ödenecektir" ibaresinin bedelde muayyenlik şartını ihlal ettiğini öne sürse de bahsi geçen ibarenin senetle uyumlu olmadığı, muhtemelen matbu kayıtlardan olduğu, senetteki borcun Türk Lirası üzerinden düzenlendiği ve miktarının da belirli olduğu bu haliyle bahsi geçen kaydın etkisiz bir kayıt olup senetteki bedelin muayyenlik şartını taşıdığı anlaşılmakla bu iddianın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan kambiyo senetleri sebepten soyut kıymetli evrak olup bir borç sebebine bağlı olmaları zorunlu olmadıkları gibi kurucu kıymetli evrak olmakla var olan bir borç sebebinden ayrı ve bağımsız bir borç doğururlar. Senedin var olan bir borca ilişkin teminat gibi bir nedenle düzenlendiğini iddia eden tarafın bunu yazılı delil ile kanıtlaması gerekir. Fakat bu husus bankalar açısından özellik arz eder. Zira bankalar kendi kanunları uyarınca ancak kredi işlemleri çerçevesinde ödeme ve borç ilişkisine girebilirler. Bu haliyle bankanın taraf olduğu bir senedin borçlunun kredi ilişkisinden bağımsız olduğu düşünülemez. Ancak, sırf bu teminat ilişkisi senedin kambiyo senedi vasfına halel getirmez. Ayrıca teminat şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de değerlendirilmesi gerekir. Bunun için önemli olan vade tarihinden kredi borçlusunun bankaya herhangi bir borcunun kalıp kalmamasıdır. Bu minvalde alınan rapora göre vade tarihinde davacıların bankaya hala 186.819,52 TL borçlu oldukları görülmektedir. Bu halde senet bu miktar borç için geçerliliğini korumakta olup bunun dışında kalan borç ödenmiş olduğundan senedin ödenen kısma ilişkin teminat işlevi sona ermiştir. Davacıların ödenmiş bu kısma ilişkin teminat senedinden borçlu tutulmaları mümkün değildir. Bu sebeple ödenmiş kısım ile buna karşılık gelen faiz (120,50 TL) ile protesto masrafından davacıların borçlu olmadıkları anlaşılmış; bu durumun bankaca bilinebilir olması nedeniyle takipte kötü niyetli sayılması gerektiğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunu, dosyaya giren ... tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere kredi borçlusunun ... olduğunu ancak müvekkilin ilgili kredinin keşide tarihinde kefili olarak aval sıfatı ile senede imza attığını, bilirkişi raporunda davacı ile davalı ... arasındaki kredi ilişkisinin 17.09.2012 tarihinde doğduğu ve davaya konu 13.11.2013 tanzim tarihli senedin keşide tarihinde taraflar arasında herhangi bir ticari kredi ilişkisi bulunmadığı, ancak tüketici kredisi alış verişi olduğu ve senetlerin bu alış verişe istinaden düzenlendiğinin anlaşıldığını, daha sonra kapatılan bu borçlara istinaden ilgili senedin yıllar sonra tekrarlanan başkaca borçlar için vade tarihinin davacı tarafça düzenlenerek icra kabiliyetine kavuşturulmasının hakkaniyete uygun olmadığını, dosya incelendiğinde taraflar arasında tüketici kredisi kullanımı dışında bir kredi kullanımı olmadığını ve müvekkilin imzasının tüketici kredisine kefalete işaret eden aval olduğunun kabulünün gerektiğini, bu hali ile müvekkilin davacı ... ile davalı arasında doğmuş ve doğacak bütün borçlarına istinaden senedin verildiğinin kabulünün haksız olduğunu, davacı taraflar arasındaki tüketime konu kredi için senet aldığını, bilirkişi raporu ile de bu konunun sabit olduğunu, TKHK 10 kapsamında tüketici ile kredi kurumu arasında senet alımı işinin tamamen yasaklandığını, senet üzerindeki bedelin muayyen olması gerektiğini, icraya konu senet incelendiğinde metin içerisinde 265.000 TL kararlaştırıldığını ancak senedin alt kısmında "işbu muharrer senet aynen döviz cinsi üzerinden ödenecektir." denmek sureti ile hangi döviz cinsinden aynen ödemenin yapılabileceği düzenlenmeyerek muayyen alacak şartını ihlal edildiğini, bir senette; hem Türk Lirası ödenmesi kararlaştırılıp hem de aynı senet üzerinde Türk Lirası dışındaki para birimleri için kullanılabilecek "aynen ödeme" şartı getirilemeyeceğini, aynen ödeme şartının sadece Türk Lirası dışındaki yabancı para birimleri için kararlaştırılacağını, bono metni içinde hem Türk Lirası ödeme kararlaştırılıp hem de aynen ödeme şartı konulması halinde senet kambiyo vasfını yitireceğini, bu durumun Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, senedin keşide tarihinde müvekkilin ilgili bankaya borcu bulunmadığını, 2013 tarihinden sonra müvekkilinin tüm borçlarını ödediğini, müvekkilce bu senedin 2013 yılında bir çalışması için verildiğini, daha sonra o yıl kendisine açılan kredinin daha sonra kapatıldığını ve senede ilişkin sorumluluk bedelinin tamamen ödendiğini, müvekkillerinin davalı bankaya 2015 ve 2016 yılları arasında hiç bir borcu olmadığı halde 2013 yılı keşide tarihli senedin 15.01.2019 tarihine vadesinin yazılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile ortaya konulan hesabın hatalı olduğunu, müvekkilin alacaklı olduğunu iddia edene borcu bulunmadığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... Bankası A.Ş.'nin ...'dan 15.01.2019 vade tarihli, 265.000 TL bedelli senet sebebiyle alacaklı olduğunu, borcun vadesinin gelmesine rağmen ödenmemesi üzerine ... A.Ş. tarafından borçluya Antalya 18. Noterliği'nin 17.01.2019 Tarih, ... yevmiye numarası ile ödeme protestosu gönderildiğini, gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine borçlu aleyhine yasal yollara başvurma zorunluluğu doğduğunu, 18.01.2019 tarihinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Antalya 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas) sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, vekil eden ... A.Ş.'nin ise alacaklısının ... A.Ş. olduğu Antalya 16. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile dosyadaki söz konusu nakit alacağı Beşiktaş 11. Noterliği'nin 27.12.2019 Tarih, ... Yevmiye No'lu "ALACAK TEMLİK SÖZLEŞMESİ" başlıklı sözleşmesi ile temlik aldığını, davacıların aradan 2 yıl geçtikten sonra borçlu olmadığına dair açtıkları davayı ve içeriğini kabul etmediklerini, zamanaşımı def-ilerinin Yerel Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davaya konu icra takibinin 18.01.2019 olduğunu, takip öncesinde de dava dışı ... A.Ş. tarafından borçluya Antalya 18. Noterliği'nin 17.01.2019 Tarih, ... yevmiye numarası ile ödeme protestosu gönderildiğini, tüm bunlara ve takibe bugüne kadar itiraz etmeyen davacıların, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açılmasıyla iş bu menfii tespit davasını açtıklarını, menfi tespit davası için kanun koyucunun herhangi bir zamanaşımı süresi düzenlemediğini, fakat borçlunun borçlu olmadığı hukuki nedene göre zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, bunun da somut olay nezdinde değerlendirilmesi gerektiğini, irade bozukluklarında ve benzeri durumlarda, bu durumların ortadan kalktığı zamandan itibaren 1 yıl içinde dava açılması gerektiğini, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı gereği HMK’nın verdiği ayrık hususlar hariç senede karşı iddiaların yazılı delil ile ispatının gerekli olduğunu, kanunen açık bono verilmesinin caiz olduğu gibi, açık bono verenin kaydın anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı belge ile ispatının şart olduğunu, davacı taraf borcu olmadığını yazılı delil ile de ispat edemediğini, Yerel Mahkeme tarafından yapılan "bankalar kendi kanunları uyarınca ancak kredi işlemleri çerçevesinde ödeme ve borç ilişkisine girebilirler" değerlendirmesinin hatalı olduğunu, bankaların, kendilerine tahsil için verilen senetleri şube veya muhabirleri aracılığıyla takip ve tahsil edebildiklerini, takip öncesi- takibin açılışı ve temlik sürecine kadar tüm işlemlerin ... A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, taraflar arasındaki takip öncesi ticari ilişkinin de ... A.Ş. tarafından aydınlatılabileceğini, buna rağmen ... AŞ.'nin beyanı ve delilleri alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, menfi tespit davalarında alacaklı aleyhine böyle bir tazminata mahkûm edilebilmesi için haksız ve kötüniyetli olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, borçlunun menfi tespit davasını kazanmasının tek başına alacaklının kötüniyetli olduğunu ortaya koymayacağını, takip öncesi - takibin açılışı ve temlik sürecine kadar tüm işlemlerin ... A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, müvekkili şirketin kötüniyetli olmadığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, haksız davanın reddine, %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kambiyo senetlerine özgü takibe karşı açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususlar gözetilerek yapılmıştır.
İhbar olunan ... Bankası tarafından davacılar aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... E. (eski; Antalya 16. İcra Müdürlüğü ... E.) sayılı dosyası ile, keşidecisi davacılar, lehtarı ... Bankası olan 05.01.2019 tarihli bonoya dayanılarak; 262.000,00 TL asıl alacak, 419,92 TL işlemiş faiz ve 255,61 TL protesto masrafı olmak üzere toplam 262.675,53 TL için kambiyo senetlerine özgü icra takibine geçilmiştir. Takibe konu alacak, Beşiktaş 11. Noterliği’nin 27.12.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı “Alacağın Temliki Sözleşmesi” ile davalıya devredilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “... Davacıların bankaya hâlen 186.819,52 TL borçlu oldukları görülmektedir. Bu durumda senet, bu miktar borç için geçerliliğini korumakta olup bunun dışında kalan borç ödenmiş olduğundan senedin ödenen kısma ilişkin teminat işlevi sona ermiştir. Davacıların ödenmiş bu kısma ilişkin teminat senedinden borçlu tutulmaları mümkün değildir. Bu sebeple ödenmiş kısım ile buna karşılık gelen faiz (120,50 TL) ve protesto masrafından davacıların borçlu olmadıkları anlaşılmış; bu durumun bankaca bilinebilir olması nedeniyle takipte kötü niyetli sayılması gerektiğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir.” şeklinde gerekçe oluşturulmuş; hüküm kısmında ise,“Davanın kısmen kabulü ile; davacıların Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyasındaki borcun 75.436,09 TL’lik kısmında borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,” karar verilmiştir.
Takipte talep edilen 262.000,00 TL asıl alacaktan gerekçede belirtilen 186.819,52 TL düşüldüğünde bakiye 75.180,48 TL kalmaktadır. Gerekçede yer verilen 120,50 TL fazla faiz ve 255,61 TL haksız protesto gideri de eklendiğinde toplam 75.556,59 TL ortaya çıkmaktadır. Oysa mahkemece 75.436,09 TL yönünden davacıların borçsuzluğuna karar verilmiştir. Bu durum, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur. Ayrıca mahkemece hüküm fıkrasında asıl alacak ve faiz yönünden ayrıştırma yapılmamış olması, takipte devam eden miktarın infazında tereddüt yaratacaktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin birinci fıkrasında, hükmün; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında ise, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında, açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği” hüküm altına alınmıştır.
Sonuç olarak; mahkemece gerekçeli karara uygun şekilde, infazda tereddüt oluşturmayacak biçimde hüküm kurulması için, davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 355. maddesi uyarınca resen sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK 355.maddesi uyarınca RESEN SEBEPLERLE KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı ve davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının İlk Derece Mahkemesince talepleri halinde taraflara İADESİNE,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16/09/2025
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim