mahkeme 2022/1020 E. 2025/735 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1020

Karar No

2025/735

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:16/09/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:14/01/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:16/09/2025

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davalı alacaklı tarafından dava dışı ... ve ... aleyhine Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişilerek davacıya üçüncü şahıs olarak haciz ihbarnameleri gönderildiğini, birinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle müvekkilinin birinci haciz ihbarnamesinden haberdar olmadığını ve itiraz edemediğini, ikinci ihbarnamesinin ise davacı şirketin Denizli'deki adresine değil, Adana ilindeki adresine gönderildiğini ve mahalle muhtarına tebliğ olunduğunu, yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını, üçüncü haciz ihbarnamesinin ise, davacının yanında çalışan işçisine tebliğ edilmiş gibi gösterildiği halde davacının çalışanına tebligat yapılmadığını, bu haciz ihbarnameleri usulüne uygun düzenlenmediği ve tebliğ edilmediğinden müvekkilinin itirazda bulunamadığını, davacının dava dışı borçlu ...'ye herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine ...'den alacaklı olduğunu, bu durumun defter kayıt ve belgeleri incelendiğinde ortaya çıkacağını ileri sürerek davacının icra dosyasındaki borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davacı aleyhine yapılan haciz işlemlerinin tedbiren durdurulmasını, yakalama kararlarının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; dava dışı borçlu ... aleyhine Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, 3. İcra Müdürlüğü'nün ... ve ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yapılarak ...'ye borçlu olduğu anlaşılan davacı şirkete her üç dosyadan da haciz ihbarnameleri gönderildiğini, davacının sadece Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden gönderilen haciz ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz ettiğini, kalan iki icra takip dosyasında gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz etmediğini, davacıya gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacının takip borçlusu ...' ye borçlu olmadığını ispatlaması gerektiğini, ayrıca ispatlasa bile dava açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davanın İİK 89/3. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde davanın açılmış olması gerektiği, davacının Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip borçlusu ...'ye borçlu olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açılmış ise de, takip dosyasının incelenmesinden davacıya bir ve ikinci haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, üçüncü haciz ihbarnamesinin çıkarılması yönünde talep olmadığından davacıya üçüncü haciz ihbarnamesinin çıkartılmadığı, davacı şirketin takip dosyasında üçüncü şahıs olarak kayıtlı olduğu gerekçesiyle İİK'nın 89/3 ve HMK'nın 114/1-h maddelerince davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizin 22/12/2017 tarih, ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile menfi tespit davasına konu olmayan icra takip dosyası hakkında hüküm kurulduğu, taraf delillerinin toplanmadığı ve değerlendirilmeden hüküm kurulduğu anlaşıldığından; 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-a-6. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve menfi tespit talebine konu Denizli 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyaları yönünden taraf delillerinin toplanarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece; "... icra dosyalarında davacı şirkete birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri tebliğ edilmiş; itiraz olmaması üzerine üçüncü haciz ihbarnamesi de gönderilmiştir. Fakat her iki icra dosyasında gönderilen üçüncü haciz ihbarnamelerinin davacı şirketin adresine "Adreste işyerinde daimi olarak çalışan yetkili ... imzasına tebliğ edildi." şerhi ile 09/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılacağı; aynı Kanun'un 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde ancak o zaman tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birisine yapılacağı, Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinde selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebligat belgesinde gösterilip bunun açıklanması lüzumunun hüküm altına alındığı; fakat somut olayda dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre tebliğ yapılan ... adlı şahsın şirket yetkilisi olmamasına rağmen tebliğin bu şahsa yapıldığı, kaldı ki tebliğ yapılması gereken şirket yetkilisinin tebliğ sırasında işyerinde bulunmadığının ve nerede olduğunun tebliğ evrakında belirtilmeden direkt olarak tebliğin bu şahsa yapıldığı, bu durumda üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Açılan davanın süresinde olup olmadığının tespiti için öncelikle, usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmalıdır. Usulsüz tebligat esas alınarak hak düşürücü süre hesaplanamaz. Şu durumda mahkememizce açılan davanın süresinde olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. (Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/3063 Esas 2019/5953 Karar sayılı emsal ilamı da aynı yöndedir.) İİK’nın 89/3. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin açılan davalarda, kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere davalı takip alacaklısı yönünden davacı üçüncü kişinin, takip borçlusuna borçlu olmadığını bilebilecek durumda olduğunu, üçüncü kişinin herhangi bir borcu olmadığını bilerek kötüniyetli olarak haciz ihbarnamelerini gönderdiği hususunu ispatlaması gerektiği; fakat somut olayda davacı üçüncü kişi tarafından, davalı takip alacaklısının, davacının dava dışı borçluya herhangi bir borcu olmadığını bilebilecek durumda olup kötüniyetle haciz ihbarnamelerini gönderdiği hususu dosya kapsamındaki delillerle usulünce ispat edilemediği; dosyada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda davacı üçüncü kişinin dava dışı takip borçlusuna borçlu olduğunun görüş ve mütalaa edildiği anlaşılmakla; davacının sübut bulmayan davasının her iki icra takibi yönünden de reddine karar vermek gerekmiştir. İİK’nın 89/3. Maddesi gereği üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu hüküm nedeni ile davaya konu icra takipleri için davalı takip alacaklısı lehine ayrı ayrı % 20 oranında tazminata hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından ... aleyhine Denizli 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ve Denizli 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ... ve ... Konut Yapı Koop. aleyhine icra takibine girişildiğini, alacaklı davalının müvekkili davacıya her iki dosyadan üçüncü şahıs olarak haciz ihbarnameleri gönderdiğini, alacaklı davalı tarafından müvekkili davacıya 1. haciz ihbarnamesi gönderildiğini ancak bu ihbarnamenin usule ve yasaya uygun tebliğ edilmediğini, müvekkili davacının 1. haciz ihbarnamesinden haberi olmadığını, bu nedenle itiraz edemediğini, bunun üzerine davalı tarafından 2. haciz İhbarnamesi düzenlendiğini, ancak bu ihbarnamenin de müvekkili şirketin asıl adresi olan ... Mah. ... Cad. N:... Denizli adresine değil, ... Bulv. ... İşh. ... Blok K:... N:... ... Adana adresine gönderildiğini, ancak müvekkili şirketin asıl faaliyet yerinin ve adresinin Denizli olması sebebi ile 2. haciz ihbarnamesinin gönderildiği adreste kimsenin olmaması sebebi ile muhatara tebliğ olduğunu, ancak muhtara yapılan tebligatın da usulüne uygun yapılmadığını, T.K. 21. Maddesine göre “…..tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünün açık olduğunu, ancak müvekkili davacıya yapılmış olan bu tebligat neticesinde postacı tarafından adresteki binanın kapısına ihbarnamenin yapıştırılmadığını, davalı tarafça düzenlenen 3. haciz ihbarnamesinin müvekkili davalının yanında çalışan işçisine tebliğ edilmiş gibi tebligat düzenlenmiş ise de tebligatın müvekkili davacının çalışanına tebliğ edilmediğini, müvekkili davacının icra takibinde asıl borçlu olmayıp haciz ihbarnameleri nedeni ile dosyaya borçlu sıfatı ile eklendiğini, müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmiş haciz ihbarnamesi olmadan müvekkilinin icra dosyasına borçlu sıfatı ile eklenmeyeceğinin sabit olduğunu, müvekkiline usulüne uygun haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğinde müvekkilinin itiraz hakkının baki olduğunu, itiraz edilmesi neticesinde müvekkilinin icra dosyasına borçlu olarak eklenemeyeceğinin açık olduğunu, müvekkili yönünden kesinleşen bir icra takibinin bulunmadığını, bilirkişi tarafından müvekkili davacının dava dışı olan ...'ye borçlu olduğu yönünde hesap yapıldığını, bilirkişi tarafından yapılan hesabı kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda 210.000,00 TL ile ilgili olarak ilgili hesapta alınan avansın sanki ...'ye para ödenmiş gibi kasa hesabından çıkıldığını, ancak davacının kebir defterinde kasada bu kadar paranın olmadığını, kasanın eksi bakiye verdiğini bu sebeple bu bedelin yapılan ödeme olarak kabul edilemeyeceğinden bahisle müvekkili davacının dava dışı ...'ye borcu olduğunun bildirildiğini, ancak bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere müvekkili davacı ile ... arasında yapılan 30/07/2013 tarihli inşaat sözleşmesinin bedelinin toplam 648.000,00 TL olduğunu, bu bedelin 210.000,00 TL'sinin 13 nolu bağımsız bölüm bedelinin karşılığı olacağını, geri kalan 438.000,00 TL'nin ise çeklerle ödeneceğini, ödeme makbuzunda belirtilen 210.000,00 TL ile ilgili olarak dava dışı ...'nin daire karşılığı davacı ile anlaştığını, ilgili ödeme makbuzunun üzerinde de sözleşmedeki daire bedeline istinaden yazılı ibarenin olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği 13 nolu dairenin ...'nin talimatı üzerine ...'nin alacaklısı olan ... adına tapuda devredildiğini, bu nedenle bu bedelin davacının ticari defterlerinde nakit olarak görülmediğini, taraflar arasındaki taahhütname gereği muhasebe kaydının da kapatılması gerektiği için muhasebe kayıtlarının bu şekilde tutulduğunu, bilirkişi tarafından sadece müvekkili davacının ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, müvekkili tarafından 210.000,00 TL'nin alacak kısmına kayıt edilmek sureti ile kapatıldığının dava dışı ...'nin ticari kayıt ve defterlerinin incelenmesi neticesinde teyit edilebileceğini, müvekkili davacı ile ... arasında yapılan sözleşme gereği ...'nin edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, eksik malzeme ve eksik işler yapması nedeni ile müvekkilinin mağdur olduğunu, borcunun olmasından dolayı ...'nin müvekkili şirket adına senet verdiğini, bunun dahi ...'nin müvekkiline 2016 yılında borcunun olduğunun kanıtı olduğunu, davalı tarafça müvekkiline 3. haciz ihbarnamesinin 03/03/2016 tarihinde gönderildiğini, haciz ihbarnamelerinin 22/03/2016 tarihi itibari ile kesinleştiğini, bu sebeple hesaplamanın 19/01/2016 tarihi itibari ile değil müvekkiline gönderilen 3. haciz ihbarnamesinin kesinleşme tarihi olan 22/03/2016 itibari ile hesaplanması için ek rapor aldırılması gerektiğini, bu nedenlerle müvekkili davacının icra dosyasından borçlu sıfatının silinmesine ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89/3 maddesine dayalı 3. şahıs tarafından açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf kendisine gönderilen 1. ve 2. haciz ihbarnamelerinin usulsüzlüğünü ileri sürmüşse de; bu iddianın bu davanın konusunu oluşturmadığı, davacının bu konuyla ilgili İcra Mahkemesi’nde dava açmadığı dikkate alınarak, 1. ve 2. haciz ihbarnamelerinin kesinleştiğinin kabulü gerekmiştir.
İİK'nın 89. maddesine göre üçüncü haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa on beş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. On beş günlük bu süre hak düşürücü süre olup taraflarca ileri sürülmemiş olsa dahi yargılamanın her aşamasında Mahkemece re'sen dikkate alınır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tüzel kişilere tebliğe ilişkin 12. maddesinde; "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır". Aynı Yasa'nın 13. maddesinde ise; "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır" hükümleri yer almaktadır. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde ise "tüzel kişiler adına tebligat almaya yetkili kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerde sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle görevlendirilmiş bir şahıs olması lazımdır. Bu kişilerin de bulunmaması halinde bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
Davacı tarafça 3. haciz ihbarnamesinin çalışanına tebliğ edilmediği, takip dosyalarında araçlarına haciz işlemi yapılması üzerine icra dosyalarından haberdar oldukları ileri sürülmüş olup Denizli 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas ve Denizli 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyalarında 3. haciz ihbarnameleri "işyerinde daimi çalışan ...'a" tebliğ edilmiş ise de, ...'ın tebligat almaya yetkili şirket çalışanı olup olmadığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılamamıştır.
Bu durumda; Mahkemece, yukarıda açıklanan Tebligat Kanunu hükümleri gereğince davacı çalışanı ...’ın tebligat almaya yetkili şahıs olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak, tebligat almaya yetkili şahıs olduğunun tespit edilmesi halinde davacının dava dilekçesindeki beyanları da dikkate alınarak davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının tespiti gerekir.
Davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının tespiti halinde ise; İİK'nın 89/3 maddesine göre açılan menfi tespit davasında asıl amaç, icra dosyasının borçlusu ile takip dışı davacı arasında herhangi bir alacak ilişkisinin varlığı veya yokluğunun tespitidir. İşin esasına ilişkin olarak davacı ile icra dosyası borçlusu arasındaki alacak borç durumunun belirlenmesi, bu hususta dava dışı ihbar olunan borçlunun ticari defter ve belgelerinin incelenmesi, davacı tarafın bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ekinde sunduğu ... Mühendislik kaşesi ile imzalı belge ve 30/07/2013 tarihli inşaat sözleşmesi hususunda dava dışı borçlunun isticvap beyanının alınması ile gerekirse bilirkişiden yeniden rapor alınmak suretiyle davacının borçlu olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16/09/2025
...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim