mahkeme 2023/782 E. 2024/349 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/782
2024/349
21 Mayıs 2024
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/782
KARAR NO : 2024/349
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 02/02/2023
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vermesi üzerine mahkememizde görülen Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nın, sürücüsü davacı ... ve işleteni davacı ... olan ... plakalı motosikletin karıştığı ... tarihindeki trafik kazasında gerçeğe aykırı bir şekilde kazada hiç kusuru olmayan davalı ...'ın ifadesi konulmadan haksız şekilde şerit ihlali yapılmak ve tam kusur verilmek suretiyle aleyhe tutulan trafik kaza tespit tutanağı ile kazada şerit ihlali yaptığı için tam kusurlu olan ve yaralanan sürücü ...'e 96.752 TL iş görmezlik zararı için haksız ödeme yaptığını, müvekkillerine bu tutarın ödenmesi için rücu ihtarı gönderilince müvekkillerinin kazaya ve kusura itiraz ettiklerini, bunun üzerine davalının Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden ... Değişik İş dosyası ile 97.625,20-TL'yi yasal faizi ve ferileri ile birlikte karşılayacak şekilde 12/09/2022 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldırdığını, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nde ... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde 102.360,10-TL tutarlı takip başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davacı ...'in tüm taşınmaz ve araç kayıtlarına ihtiyati haciz konulduğunu, icra takibine itiraz neticesinde takibin durması ile Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile 102.360,10-TL için itirazın iptali davası açıldığını, trafik kazasının oluş şekli, krokisi, maddi vakıası ve davacı müvekkilinin ifadesi gibi çok sayıda eksiklik olduğunu, davacının hiç kural ihlali olmadığını beyan ederek; müvekkillerinin itirazın iptali devam eden dosya borcunu ihtirazi kayıt ile haksız ödemek zorunda kaldığından ödemiş oldukları 129.694,75-TL'nin ödeme tarihi olan 06/12/2022 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.
CEVAP:
Davalı vekilinin Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... Mahallesinde ehliyetsiz küçük sürücü ... idaresindeki ... plakalı sigortasız motosikletin ... plakalı motosiklete çarpması sonucu ...'in malul kaldığını, 04/05/2022 tarihli mütalaa bilirkişi raporunda ... plakalı sigortasız motosikletin ehliyetsiz ve yaşı küçük sürücüsü davacı ...'ın %65, ...'in ise %35 oranında kusurlu olduğunun bildirildiğini, ...'in maluliyet oranının %14,3, bakıcı süresi 1 ay ve geçici iş görmezlik süresinin 6 ay olarak bildirildiğini, ...'na başvurusu üzerine ... için 97.265,20-TL maluliyet zararı ödemesi yapıldığını, ...'in sigortasız motosikletin maliki ve işleteni olduğunu, zarardan sanki kendi kusuruymuş gibi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacıların açtığı menfi tespit davasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın ...'e ihbarını talep ettiğini beyan ederek; davanın reddini, davacılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı Düden Vergi Dairesi Müdürlüğüne, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı'na ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'na müzekkere yazılarak, davacılar için tacir araştırması yapılmış ve gelen yazı cevaplarından davacıların işletme hesabına göre defter tuttuğu ve tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/17896 esas- 2021/4942 karar sayılı kararında ''... Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Uyuşmazlığın giderilmesine konu somut olaylarda, davacı ... zorunlu trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu trafik kazalarında zarar gören üçüncü kişilere ödediği tazminatı Yönetmeliğin 16. maddesinde sayılan hallerde zarardan sorumlu olan gerçek kişi sürücü ya da işleten davalıya rücu etmektedir. TTK nun 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi dava söz konusu değildir. Davalılar gerçek kişi olup uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2020 tarih, 2020/466-2020/8778 sayılı kararı ile 16.10.2019 tarih, 2017/1132-2019/9502 sayılı kararları da aynı yöndedir.) Dolayısıyla Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın bu çerçevede giderilmesi gerekmiştir. '' gerekçesi ile karar verilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2019/2009 Esas, 2021/190 Karar sayılı ilamında "6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472/1. maddesinde "sigortacı sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalısının yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenleme uyarınca sigorta şirketi yasa ve poliçe hükümleri gereğince zarar görenlere ve sigortalısına yaptığı ödeme nedeniyle gerçek zarar sorumlularına rücu edebilir. Zarardan sorumlu olanlar ispat edilen gerçek zarar nispetinde taleple bağlı kalınarak ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte sorumlu tutulurlar. Sigortacı, zarar gören sigortalının halefi olarak dava açtığından zarar görenin dava açması durumunda görevli mahkeme hangisi olacak ise halefiyet prensibine göre açılacak davalarda da aynı mahkeme görevli olur.
... Yönetmeliğinin 9. maddesine göre ... trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu cismani zararları teminat altına almaktadır. 2918 sayılı KTK'nın 91.maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliğinin 9. maddesinde ise; trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabına başvurulabileceği belirtilmiştir.Sigortacılık kanununun 14/1 maddesine göre Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulmuştur ve birliğe bağlı olarak kurulmuştur. ... Yönetmeliğinin 9/b maddesi uyarınca, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar ... Hesabından talep edilebilir. Hesap ödediği tazminat için Yönetmeliğin 16.maddesi uyarınca ilgili sorumlulara rücu edebilecektir.
..., icra takibi ile zarar görenin yerine halefiyet gereği geçip, araç ( ... plakalı) sürücüsü-işleteninden rücuen tazminat istemektedir. Dava da, sigortasız vasıtanın 3. Kişiye verdiği zarardan dolayı davalı kurum tarafından mutazarrıra tediye edilen bedelin rücuen tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. ... zarar görene halef olarak icra takibi başlattığından ve zarar gören ile zarar sorumlusu olduğu belirtilen davacı gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlığın temeli haksız fiil hükümlerine dayandığından, iş bu menfi tespit istemi bakımından görevli mahkeme genel yetkili asliye hukuk mahkemesi olduğuna göre ... Hesabında halefiyet prensibine dayalı olarak başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemli açılan iş bu dava bakımından da asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Mahkemece hatalı bir biçimde, ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Hal böyle iken mahkemece işin esası incelenerek taraf delilleri toplanması, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereken yerde yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur. " şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 21.12.2020 tarih, 2020/466-2020/8778 sayılı kararı ile 16.10.2019 tarih, 2017/1132-2019/9502 sayılı kararları da aynı yöndedir.
Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve emsal içtihatlar doğrultusunda; dava TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) değildir. Davacı tarafından zarar gören yerine açılan itirazın iptali talebinin dayanağı haksız fiil olup, davacıların da tacir sıfatı bulunmadığından, davanın hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır.
Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın 6100 sayılı Kanunun 114/1-c maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 115/2. Maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştikten sonra talep halinde dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Taraflardan birinin, H.M.K.'nun 20. Maddesi gereğince görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceği, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına
3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
4-Mahkememiz kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı oluşacağından dosyanın re'sen Antalya BAM ... Hukuk Dairesine gönderilmesine,
Dair, davacılar vekili Av. ... ile e- duruşma talep eden davalı vekili Av. ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/05/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.