mahkeme 2023/510 E. 2023/536 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/510

Karar No

2023/536

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/510
KARAR NO : 2023/536
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
DAVA TARİHİ : 28/07/2023
KARAR TARİHİ : 27/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... yılında davalı bankanın ... Şubesi'nden ( şube kodu: ... ) 10.000 TL' lik ortaklık hisse senedi satın aldığını, bu sebeple de müvekkilinin davalı bankanın pay defterine kayıtlı resmi ortağı olduğunu, davalı tarafından ise ... yılından bugüne kadar müvekkile ait hisse senetlerini, temettülerini ve küsürat makbuzlarını gönderdiğini ve müvekkilin bu sebeple hisse adetleri de zaman içerisinde çoğaldığını, nakit kar payı almadığını, davalının Esas sözleşmesinin sermaye ve paylar bölümü madde 7 de; ‘sermaye piyasası kurulunun ... sayılı izni ile kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiştir. Bankanın kayıtlı sermayesi ... türk lirası ve çıkarılmış sermayesi ise ... türklirasıdır. Bankanın çıkarılmış sermayesi her biri 1 kuruş itibari değerli ... adet paya bölünmüştür. Bu paylardan ... adet hamiline, geri kalan ... adet pay ise nama yazılıdır. Çıkarılmış sermaye tutarı olan ... TL'nin tamamı muvazaadan ari şekilde ödenmiştir.’ denildiğini, bu genel kurul kararına göre ... payları da nama yazılı payların içinde olduğunu, bankanın Esas sözleşmesinin geçici 2. Maddesinde her 10.000 TL'lik pay için 1 kuruş tutarında pay verileceğini,1 kuruşa tamamlanamayan paylar için küsürat makbuzu düzenleneceğinin belirtildiğini, ... Bankası A.Ş. esas sözleşmesinin ... tarih ve ... sayılı SPK'nın izni ile yapılan; genel kurul kararını tadil eden yeni bir genel kurul kararı olmadığına göre ; aynı genel kurul kararının geçici madde 2.si yürürlükte olduğuna göre ; tüm bunların yanı sıra müvekkil tarafından ... Bankası Genel Müdürlüğünün Yetkilisi ... ile e-mail üzerinden yapmış olduğu görüşmenin 7. Maddesinde ...' nun şahsına ait ... yılı sonu itibari ile ( YTL uygulaması olmadan önce) ... TL nominal değerde parası olduğu cevabı verildiğini, aynı e-mail yazışmasının 9. Maddesinde de 500 TL olan paylardan ... adet müvekkilin payının olduğu ifade edildiğini, aynı yazışmanın 4. Maddesinde de ...' nun ... adet payı olduğu cevabı olduğunu, E-mail görüşmesinin 12. Maddesinde ... yılı sonu itibari ile ... nun banka hesaplama tablosunda ... tl si olduğunun beyan edildiğini, bu bilgiler ışığında ... tarihinde ortağı olduğu ... Bankası A.Ş. de ; ... tarihi itibari ile 1 kuruş ile temsil edilen nominal değerli kaç adet payı vardır bu durum banka tarafından müvekkile açık ve net şekilde söylenmediğini, banka kurum yetkilileri ile mail üzerinden yapılan aktif genel kurul kararlarına göre müvekkil ...' nun ... yılı sonu itibari ile pay defterinde kaç adet payı olduğu, nominal değerinin ne tutarda olduğunu, öğrenmek amacı ile hem banka ile yüz yüze, telefon veyahut mail üzerinden görüşmeler sağlamaya çalışmış ise de banka tarafından müvekkile çelişkili tutarsız cevaplar verildiğini, ... nun pay defterinde kayıtlı pay adetlerinin edeceği nominal değeri farklı , piyasa satış (reel) değeri farklı olduğunu, ... yılında Türkiye genelinde YTL uygulaması ile paradan 6 sıfır atılması durumunda bugün itibari ile müvekkil ...'nun kayıtlı kaç adet payı olduğunu ve ortaklığı hakkında net bir bilgi alamadığını, banka tarafından müvekkilin söz konusu bankada hissedar- ortak olduğunu kabul ettiği halde daima eksik ve çelişkili cevaplar verdiğini, esas olan bilgileri net olarak yazmaktan daima banka imtina ettiğini, müvekkil tarafından yapılan görüşmeler de banka tarafından; YTL uygulaması ile hem paradan hem de paylarınızdan 6 sıfır attık ‘ manasında ifadeler söylenmiş net ve eksiksiz bir cevap alamadığını, müvekkil tarafından davalı banka tarafından net cevap alınamayınca ... tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığına yazmış olduğu dilekçesi ile bilgi istemiş ise de Sermaye Piyasayı Kurulu Aracılık Faaliyetleri Dairesi Başkanlığı tarafından ... tarihli yazı cevabı ile banka cevapları örtüşmediğini, davayı belirsiz tazminat ve tesbit davası olarak açtıklarını, müvekkilin ... Bankası A.Ş.'den ... yılındaki 10.000,00 TL nominal değer tutardaki hisselerin reel değer tespiti ve ... sayılı genel kurul kararına uygun şekilde deftere kayıtlı hisse adetinin tespit edilmesi ve belirlenecek tutarın müvekkile dava tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile ödenmesi için iş bu davayı açma zorunluğunda olduklarını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, müvekkil banka'nın 6,8-tl nominal pay sahibi olarak ortağı olduğunu, davacının her talebine yanıt verildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının, davalı anonim şirketin ortağı olduğu konusunda bir ihtilaf mevcut değildir.
Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 5 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olarak belirlenmiştir (HMK’nın 6. maddesi). Yerleşim yeri ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir(HMK’nın 6/2. fıkrası).
Gerçek kişilerin yerleşim yeri 4721 sayılı TMK’nın 19 ila 22. maddeleri arasındaki düzenlemelere göre, tüzel kişilerin yerleşim yeri ise TMK’nın 51. maddesi hükmüne göre belirlenir. TMK’nın 51. maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.
HMK’da davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, özel yetki kuralları ile başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır.
Öğretide ve uygulamada özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir.
Ancak HMK’da bazı özel yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olup kesin yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. Bunlardan biri de HMK’nın 14/2. maddesi düzenlemesidir. Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. HMK’nun 14/2. fıkrasına ilişkin maddenin gerekçesinde bu husus şöyle açıklanmıştır: “İkinci fıkraya göre, özel hukuk tüzel kişilerinin kendi iç ilişkilerine yönelik olmak üzere, örneğin bir üyenin veya ortağın diğer bir üyeye veya ortağa yahut üyenin veya ortağın merkeze karşı açacağı davalar, merkezin bulunduğu yerde açılacaktır. Bu tür davalarda, merkezin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesindir”.
Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir (HMK’nın 19. maddesi).
Yapılan açıklamalar ışığında, davacının, davalı anonim şirketin ortağı olduğu açık olduğundan, kesin yetkili mahkeme davalının yerleşim yeridir. (Kesin yetki olmadığı bir an için düşünülse de somut olayda işlem yapılan şube ... ve ... için yetkili mahkeme ... Ticaret mahkemesidir. Bu yönüyle de yetkili mahkemede açılmayıp, usulüne uygun yetki itirazı da vardır. Ancak dosyada kesin yetki olduğu mahkememizin kabulündedir)
HMK m. 14/2'nin lafzında üyenin/ortağın tüzel kişiliğe karşı açtığı dava tabiri bulunmamakta ise de Yargıtay bu halde de kesin yetkinin olduğu görüşündedir. (Emsal; Yargıtay 11. HD, 08/01/2004, 1667/10961; YILMAZ, Ejder, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Baskı, s. 170, dpn. 162'den naklen)
Somut olayda davalı tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer İstanbuldur. Bu nedenle, kesin yetki dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
"....Dairemizin yerleşik uygulamaları ve yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda dava tarihinden önce şirket ortağı olan ve ancak "dava öncesi ortaklık sıfatı sona eren" kişinin, daha sonra ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu tarihlerden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık nedeni ile ortak veya ortaklığa dava açması ya da bu kişiye dava açılması durumunda HMK’nın 14/2. maddesinde düzenlenen kesin yetki kuralının uygulanması gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir...."
(Yargıtay 11. HD, "BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ HUKUK DAİRELERİ’NİN KESİN NİTELİKTEKİ KARARLARI ARASINDAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE YÖNELİK KARAR"; 2021/9104 E, 2022/2412 K)
HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, mahkememizin yetkisiz olması, davada kesin yetki kuralının mevcut olmasına nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2- Yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna,
3-HMK Md. 20 gereğince kararın süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edilmesinin gerektiğine, talep edildiği takdirde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine, talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-HMK Md. 331 gereğince yetkili Mahkemeye gönderme başvuru yapılır ise yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, başvuruda bulunulmaz ise talep üzerine Mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespit ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceğine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yetkili mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının yetkili mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi ve dosyanın kesinleşmesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.06/11/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim