mahkeme 2021/282 E. 2024/347 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/282
2024/347
21 Mayıs 2024
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/282
KARAR NO : 2024/347
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/04/2021
KARAR TARİHİ : 21/05/2024
Antalya... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Tarih .../... Esas .../... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vermesi üzerine mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle;
Davalı yanca, müvekkili aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün .../... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin aleyhine yöneltilen icra takibinden haberdar olduktan sonra Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na icra takibine konu bononun üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve tarafların hiç birini tanımadığını beyan ederek şikayetçi olduğunu, yürütülen soruşturma neticesinde davalı ... ve diğer Borçlu ... hakkında iddianame düzenlenerek haklarında Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldığını, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen koğuşturma sonucunda; icra takibine konu bono üzerindeki imzanın müvekkili ...’a ait olmadığı, dava dışı diğer borçlu ... tarafından alacaklı ...’e verildiği ve dava dışı diğer borçlu ... hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık suçlarından dolayı hüküm kurulduğunu, Davalı yanca, ceza mahkemesindeki imza incelemesinde icra takibine konu bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı ortaya çıkmasına rağmen, ... tahinde Serik İcra Müdürlüğü’nün .../... Tal. Sayılı dosyası ile haciz işlemi gerçekleştirildiğini, Müvekkilinin takip dayanağı bonolarda alacaklı olarak gözüken ...’e borcu olmadığı gibi kambiyo senedindeki imzalar da müvekkiline ait olmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin alacaklı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, maddi gerçeğe aykırı ifadelerle mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, iddianın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının davacı açısından başlandığını, sonradan sözlü ve yazılı beyanlar ile iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesine davacının dava dilekçesinde bildirmediği delillerin daha sonrasında bildirilmesine ve toplanmasına muvafakat etmediklerini, mahkemece verilen ihtiyati tedbire itiraz ettiklerini, dava konusu takibe dayanak yapılan senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunu, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından aldırılan ... tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ceza dosyasında imzanın aidiyetine yönelik olumlu-olumsuz bir rapor olmadığını, davacının imzasında değişiklik yaptığını belirterek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçlunun ... ve ... olduğu, ... TL bedelli ... tanzim tarihli senede dayalı olarak ... TL ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL alacak için başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takip dosyası olduğu anlaşılmıştır.
Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas, .../... Karar sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... Esas-.../... Karar sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, İncelenmesinde; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçlaması ile görülen dava dosyasının mağdurunun ..., Müştekisinin ... olduğu, savcılık aşamasında alınan kriminal raporunda bono üzerindeki yazı ve imzaların ... ve ...'ın elinden çıkmadıkları ve ... tarafından ...'e bononun ciro edildiğinin ikrar edildiği karşılığında sahte bonoyu hazırlayıp kullanmak ve bonoyu kullanarak ...'i kandırıp haksız menfaat elde etmek suretiyle, sanık ...'ın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmeden ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Mahkememizce davacı ...'ın imza ve yazı örnekleri alınarak ilgili kurumlardan evrak asılları dosyamız arasına alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 13/06/2022 tarihli raporunda sonuç olarak; "İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ... eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyası, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi dosyası ve İcra mahkemesince alınan rapor ve mahkememizce alınan ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve dava konusu ... düzenleme ... ödeme tarihli ... TL bedelli bono üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti için dosyamız ATK Uzmanlar Kuruluna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu Uzmanlar Kurulunun 26/02/2024 tarihli raporunda özetle, "inceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, davalının dayandığı hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Davalı alacaklı varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiden kendi lehine çıkar sağlamak durumunda olduğundan, bu ilişkinin varlığının borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, ilişkinin mevcudiyetini ispat etmek davalı alacaklıya düşer. Fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır. İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. İmza incelemesine dair ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... tarihli ve .../... E., .../... K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı alacaklının davacı borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı dosyasında başlattığı takibin ... TL bedelli bono alacağına ilişkin olduğu, ... tarihli ...-TL bedelli bononun takibin dayanağını oluşturduğu, takip ve dava konusu bononun keşidecisinin davacı, lehtarın (ilk ciranta)dava dışı ..., son hamilin davalı ... olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı icra takibine konu edilen bono üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek sahtecilik iddiasında bulunmuştur. Dosya içerisine kazandırılan ATK/ ATK Uzmanlar Kurulu bilirkişi raporları ile; takibe dayanak bonodaki imzanın davacının eli ürünü olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında görülen ceza mahkemesi dosyasının da kesinleşmesi beklenmiş, Ceza mahkemesinde cirantanın imzasının sahteliği yönünden değerlendirme yapılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de, eldeki dava dosyasının davacısı keşidecinin imzasının sahteliği yönünden ceza dosyasında herhangi bir tespit ve kabul bulunmamaktadır. Dolayısıyla dava konusu yönünden mahkememiz ceza mahkemesi tarafından verilen bu karar ile bağlı değildir. Kaldı ki eldeki dosya yönünden davalı ceza dosyasında sanık sıfatıyla yargılanmamıştır. 6102 sayılı Kanunun 677 ve 687 nci maddelerindeki düzenlemeler dikkate alındığında imzaların istiklali ilkesi uyarınca poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığı, davacı ...'ın ise dava konusu bonoda keşideci durumunda olup, davalının senede ciro yoluyla hamil olduğu, ilk cironun çekin lehtarı durumundaki dava dışı ... imzası ile yapıldığı, sonrasında ...'ın cirosunun bulunduğu, bu imzanın sahte olduğunun ceza yargılamasında kabul edildiği, davacı keşidecinin kendi imzasının alınan bilirkişi raporları ile kendisine ait olduğunun tespit edildiği, bono metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmadığı, lehtarın imzasının sahte olmasının imzaların istiklali ilkesi karşısında davacı keşideciyi sorumluluktan kurtarmayacağı, davalının kötü niyetli hamil olduğunun da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacının takip konusu senet yönünden borçlu olduğu kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizin ... tarihli ara kararı gereği HMK’nun 209 maddesi kapsamında takibin durdurulmasına karar verildiği, tedbirin HMK kapsamında olup, İİK’nun 72. Maddesinde verilen tedbir kararı olmadığından davalının tazminat isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılmış, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE,
3-İcra takibinin durdurulmasına ilişkin mahkememizin ... tarihli ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA,
4-Alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunana AAÜT gereği ...-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine
7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ... ile davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/05/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.