mahkeme 2023/584 E. 2025/460 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/584
2025/460
17 Haziran 2025
T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/584 Esas
KARAR NO : 2025/460
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/08/2023
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Genel İcra Dairesi .../... Esas dosyaları kapsamında müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip açılmış ve ödeme emri gönderildiğini, usule ve yasaya aykırı olarak açılmış olan takiplerde ödeme emri müvekkiline tebliğ edilmiş olup bütün mal varlığına icra işlemleri uygulandığını, ilgili icra takip dosyasındaki dayanak bonolar incelendiğinde şirket kaşesi üzerine atılmış olan imzaların olduğunu, bunun haricinde açığa atılan herhangi bir imzanın olmadığını, söz konusu senette müvekkili şirket kefil aval durumunda olup ancak senet keşidecisinin sorumluluğunun olması halinde sorumluluk ve yükümlülük altına girdiğini, yüksek yargı kararlarında da uygulama birliği sağlandığı üzere senette borçlunun sorumluluğunun doğması için senede, çeke, bonoya tek imza atılması yeterlidir. Şirket kaşesinin dışına atılan imza aval niteliğindedir ve senedi imzalayan şirket yetkilisi senetten şahsen sorumlu olarak senedin borçlusu haline gelir. Yüksek yargı kararlarına göre şirket kaşesinin dışında atılan imza şirket yetkilisinin şahsen sorumluluğunu gerektirir. İki imza da şirket kaşesi üzerinde ise şahsen sorumluluk söz konusu olmaz. Şahsen sorumluluğun söz konusu olması için şirket kaşesinin dışında senet üzerinde açığa imza atılması gerekmektedir. Borçlu sıfatı olan asıl borçlu ... sorumluluğunu doğurabilecek kaşe şirket kaşesi dışına açığa atılmış herhangi bir imzası bulunmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2008/1110 Esas, 2008/4016 Karar ve 04.03.2008 tarihli ilamında da açıkça belirtildiği üzere bonoda sorumlu olmayan kişi lehine verilen her türlü aval kefaletin geçersiz olduğunu, müvekkillerine herhangi bir borç yükümlülüğü yüklemeyen dayanak belgelere dayalı olarak açılan Antalya Genel İcra Dairesi-.../... Esas icra takibinin teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında durdurulmasına, kombiyo senedine dayanmayan ödeme emrinin ve takibin iptaline, müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine, haksiz takip nedeniyle alacaklı aleyhine %20 tazminat ödemesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça harca esas değer tedbir kararı verilmesi halinde düşük teminat yatırma gayesi ile kasıtlı olarak gerçek tutarın altında gösterildiğini, davacı vekili açmış olduğu dava dilekçesinde harca esas değer olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ... TL üzerinden harç yatırarak T.C. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasını talep ettiğini, oysa ki celp edilecek icra dosyasından da açıkça görüleceği üzere dava konusu icra takip tutarları işbu tutarların kat be kat üzerinde açılmış olan iki takipte USD alacağının fiili ödeme günündeki TL karşılığı ile ödenmesi talebi ile açıldığını, T.C. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı İcra dosyası bakımından takip talebi ile ... USD 'nin BK madde 99 gereğince fiili ödeme günündeki TL karşılığı tahsil edildiğini, dava açılış tarihi olan ... tarihi itibari ile takibe konu asıl alacak tutarı ... tarihli Merkez Bankası Efektif Satış kuru olan 1 USD :.. TL dikkate alındığında ... TL olmak ile işbu dileçemiz tarihi itibari ile alacak Bakiye Borç Miktari ... TL olduğunu, Davacı ... ticaret sicil kayıtlarından sabit olduğu üzere ayrıca diğer davacı firmanın tek yetkilisi olduğunu, imza kısmında ise bir imza borçlu olarak açığa, diğer imza ise doğrudan şirket kaşesi üzerine atılmış 2 imza bulunduğunu, bakıldığında görüleceği üzere imza yazan sütunun altında gerçek kişi ve diğer borçlu firma adına kaşe basılarak şirket yetkilisi olarak iki ayrı imza atıldığını, iddia edilenin aksine şirket yetkilisi olarak atılan imza kaşenin içerisindeyken diğer imza açık olduğunu, irade herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde net bir şekilde anlaşılmadığını, davacıların tek niyeti MK hükümlerine aykırılık teşkil edecek şekilde kötü niyet ile mesnetsiz iddialar ileri sürerek müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, davacı yan kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin kaşe ve imzası olduğunu beyan ile açmış olduğu dava da şirketin kaşe ve imzasının neden o bonolarda bulunduğu da izahtan vareste olduğunu, hiç kimse kanundan doğan dava açma hakkını kötü niyet ile kullanamayacağını, cevaplarda yer verilmiş olan .../... Esas sayılı dosyadan davacı firmaya ait taşınmazlar ihaleye çıkarıldığını, ihaleye çıkan ilk taşınmaz olan ... ili ... ilçesi ... Mah. ... parselde bulunan taşınmazı davacı borçlu firmanın tek yetkilisi ve ayrıca dosyanın diğer borçlusu ...'nin kardeşi ve yukarıda belirtildiği üzere temsil yetkisi olmamasına rağmen davacı vekiline şirket adına vekalet vermiş olan borçlunun kardeşi ... ... TL teklif vererek kazandığını, ... nolu ... parseldeki taşınmazın ihalesinin bitmesinin hemen sonrasında 3.Kişi olmasına rağmen sanki borçluymuş gibi kendi ismi ile;''yapılan ihale ile tüm alacaklar kapandığından kalan diğer ihalelerin düşürülmesini talep ederim.'' şeklinde dilekçe vererek ihalenin diğer taşınmazlar bakımından düşürülmesini talep ettiğini, aldığı ihale bedelini de dosyaya yatırmadığını, yetmemiş şirketi temsilen verdiği vekalet ile davacı firma ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile kendisine dava açmak için yetki veren ...'nın almış olduğu ihale için ihalenin feshi davası açtığını, devamla kendi aldığı ihale bedelini dosyaya yatırmadığından İcra Müdürlüğünce ihalenin kaldırılmasına ve tamamlama ihalesi yapılmasına karar verilmesine sebebiyet verdiğini, dava konusu icra takibinin kesinleştiği tarihten işbu davanın açıldığı tarihe kadar ile 3 yıl geçtiğini, tüm bu hususlar dahilinde açılan haksız davanın reddini talep ve cevap vermiştir.
Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; alacaklının ..., borçluların ... ve ..., borcun ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... USD bedelli senet olup toplam borcun ... USD olduğu görülmüştür.
Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; ... ve ..., davalının ..., davanın Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasında takibe dayanak bonoların düzenlenme tarihi itibariyle davacı şirketi temsil yetkisi bulunan kişi/kişilerin kimler olduğu ile imzaların şirketi temsil yetkisine sahip kişiye ait olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu görülmüştür.
Davacı ... defterlerinin incelenmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimata ... tarihli bilirkişinin tutmuş olduğu tutanak doğrultusunda bila ikmal cevap verildiği görülmüştür.
Dava; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı icra takip dosyası ve bu takibe dayanak teşkil eden senetten dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Davacı tarafça takibe dayanak bonolardaki şirket kaşesi üzerine atılmış imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, imzalar şirket temsilcisine ait olsa bile asıl borçlu durumdaki yetkiliyi yani asıl borçluyu borç altına sokacak işlem olmadığı, asıl borçlu ...'ın sorumluluğunu doğrulabilecek şirket kaşesi dışına atılmış bir imzasının bulunmadığı, bu itibarla aval hükmünün de geçerli olmadığı iddia edilmiştir.
Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak senette alacaklının ..., borçluların ... ve ..., borcun ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... USD bedelli senet olup toplam borcun ... USD olduğu görülmüştür. Bonoların ön yüzünde ...'nın borçlu kısmında isim ve adres bilgilerinin bulunduğu, ancak imzasının bulunmadığı, yine ön yüzde davacı şirkete ait iki kaşenin ve kaşelerden birinin üzerinde de iki imzanın bulunduğu görülmüştür.
TTK 776. maddesinde; "(1) Bono veya emre yazılı senet;
a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c) Vadeyi,
d) Ödeme yerini,
e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
g) Düzenleyenin imzasını, içerir." şeklinde bononun zorunlu unsurları belirtilmiştir.
TTK'nun 778. Maddesi göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanun 678. Maddesinde de; "Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.
" şeklinde şirket yetkilisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizzatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 778 maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701 ve 702. Maddeleri uyarınca keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup ayrıca ad ve soyadın yazılması da gerekli değildir. Aval veren kimse kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur.
Hukuk Genel Kurulunun 05/10/2011 tarih, 2011/12-480 Esas, 2011/598 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Aval, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 612. maddesine göre, poliçede yazılı bulunan borcun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesini sağlayan hususi bir kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911).
Aval, üçüncü bir şahıs tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir şahıs tarafından verilebilir. TTK’nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir.
TTK’nun 612/2. maddesindeki üçüncü şahıstan maksat, henüz senette imzası bulunmayan kimselerdir. Poliçe borçlusu olan muhatap ile keşidecinin aval vermelerinde, itimat bakımından, hiçbir fayda yoktur. Çünkü birisi poliçenin “kabul” ile asıl borçlusu olan kimse, diğeri de “keşideci” muhatabın ödemeden imtinaı halinde senette yazılı meblağı en sonunda ödemek zorunda kalacak şahıstır (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1913).
Avalin ne şekilde verileceği TTK.nun 613/3 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj (ek) üzerine kimin hesabına verildiğinin yazılmasıyla mümkün olur. Fakat bununla beraber, isim yazılmadan da aval verilen (kefalet edilen) şahsın poliçedeki vasfı tasrih edilmek –mesela ilk ciranta, keşideci, muhatap gibi- suretiyle verilen aval muteberdir. Ayrıca, her türlü aval şerhinin altının da aval veren (avalist) tarafından imzalanmış olması gerekir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1914).
Poliçenin yüzüne, keşideci veya muhatap müstesna olmak üzere poliçe borçlularının veya üçüncü şahısların sadece imza etmeleri halinde, imza eden şahıs aval vermiş sayılır. (TTK m. 613/2). Bu, yasal bir karinedir.
Bono veya emre muharrer senet, senedi tanzim edenin imzasını ihtiva eder (TTK m. 688/7). Borçlu sıfatıyla senedi imzalayan kişinin gerçekte adının farklı olması, o senedi geçersiz hale getirmez. Önemli olan husus, senet altındaki imzanın, o senedi keşide eden (düzenleyen) borçluya ait olmasıdır. Kambiyo senetlerinde sorumluluğu tesbit eden husus, borçlunun (keşidecinin) imzasıdır. İmzanın, “borçlu” veya “kefil-aval veren” sıfatlarından hangisi ile atılmış bulunduğunun da senette belli edilmesi gereklidir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.2086).
TTK’nun 688/7. maddesi ile 613/7. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için, tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, bononun ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK.nun 613. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci ünvanının poliçede yer alması, poliçenin kimin tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya ünvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür.
Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzalayan kişi ile temsil yetkisini aşar biçimde poliçe imzalayan kişiler, poliçeden dolayı kişisel olarak sorumlu olurlar (TTK.m.590). Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir.
Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa , burada artık aval olgusundan söz edilemez.
Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde;
Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan ... Tarihli Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu ...’in, münferit imzası ile, keşideci ... ni üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu ... tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan ikinci imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir..." şeklinde belirtilmiştir.
Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14686 Esas, 2018/1045 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...Uyuşmazlık, takip konusu senette şirket kaşesi üzerine atılan ikinci imzanın davacının aval veren sıfatıyla şahsen sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği hususundadır. Aval, 6102 sayılı TTK'nın 700 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 701/3. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Ancak somut olayda keşideci tüzel kişi olup bonoda şirket kaşesi üzerine atılmış iki imza bulunmaktadır. Davacı şirket yetkilisinin aval veren olarak şahsen sorumluluğunun bulunması için senede atılan ikinci imzanın şirket kaşesi üzerinde atılmaması gerekmektedir. Aynı kişi tarafından kaşe üzerine atılan ikinci imza aval hükmünde değildir. Davacının bu durumda aval veren olarak sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Bono da kefil bölümünde davacının isminin yazılmış olması ise bu durumu değiştirmez. Çünkü aval için sadece imza yeterli olup ayrıca ad ve soyad yazılması da gerekli değildir..." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun maddeleri, açıklamalar ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede, dava konusu somut olayda; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bonoların ön yüzünde davacılardan ...'nın isim ve adres bilgilerinin yer aldığı, ayrıca davacı şirkete ait iki adet şirket kaşesi üzerinde de iki imzanın bulunduğu, ...'nın şirket kaşeleri üzerindeki imzalar dışında başkaca bir imzasının bulunmadığı, bu hali ile bonolarda her ne kadar isim ve adres bilgileri bulunsa dahi şirket kaşesi dışında açığa atılmış imzanın bulunmaması sebebiyle borçlu ve aval verene ilişkin koşulların ... yönünden bulunmadığından ... yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı şirket yönünden yapılan değerlendirmede ise: Şirket kaşesi üzerindeki imzaların davacı şirket temsilcisi ...'na ait olduğu anlaşılmakla davacı şirketin bonolarda düzenleyen olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulü ile davacı şirket yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK 'nun 72/5. maddesinde; " Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararında alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." düzenlemesi mevcut olup, takibe dayanak bonolarda lehtarın davalı alacaklı olduğu görülmüş ve dava, davacı borçlu ... lehine hükme bağlanmış ise de; davalının davacı şirketin temsilcisi olan ve senet ön yüzünde isim ve adres bilgileri olan ...'nın şahsi sorumluluğunun olmayacağını bilebilecek yeterli hukuki bilgiye sahip olmasının kendisinden beklenilebilecek bir davranış olmadığı, bu hususun davalı lehtarı kötü niyetli yapmayacağı kanaatine varılarak davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK 72/4. maddesinde; " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesi mevcut olup, dava konusu somut olayda davacı şirket yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş olmakla İİK 72/4. Maddesindeki yasal koşulların alacaklı davalı yönünden oluştuğunun kabulü ile davacı borçlu şirket aleyhine tazminata karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas saylıı takip dosyasında davacı ...'nın takibe konu ... tanzim tarihli ... vade tarihli ... USD bedelli senetten ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Şartları oluşmadığından bu davacı yönünden icra tazminatı talebine yer olmadığına,
-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam ...-TL harçtan daha önceden ödenen toplam ...-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan ...-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya VERİLMESİNE,
-Davacı tarafından yapılan; ...-TL Başvuru Harcı, ...-TL Peşin Harcı, ...-TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam ... TL harcın davalıdan alınarak yatıran tarafa VERİLMESİNE,
2-Davacı ... yönünden açılan davanın Reddine,
İİK 72/4 maddesi gereğince davacı yönünden takibin durdurulmasına karar verildiğinden takip çıkışı olan ... USD'nin fiili ödeme günündeki karşılığının %20 oranında icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-Davacı tarafından yapılan; ...-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak ...-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T. göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalı ... alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,
- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/06/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.