mahkeme 2025/655 E. 2026/3 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/655
2026/3
6 Ocak 2026
T.C.
ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/655 Esas
KARAR NO : 2026/3
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/08/2025
KARAR TARİHİ : 06/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aslen ... ülkesinin vatandaşı olduğunu, profesyonel olarak ... atma (... ) sporuyla iştigal ettiğini, müvekkili gerek ... Spor Kulübü bünyesinde gerekse de ... ... ... Takımı bünyesinde sayısız müsabakaya katıldığını, ulusal ve uluslararası yarışmalarda çok sayıda birincilikleri bulunduğunu, ... – ... yılları arasında ... ... ... için uluslararası atletizm müsabakalarında yarıştığını, ... .... ... katkısıyla müvekkilinin ... ... vatandaşlığını istisnai olarak kazandığını, hal böyleyken müvekkili zamanının büyük bir çoğunluğunu ... ülkesinde geçirdiğini, müsabakalara ... ’da hazırlandığını, makta ve ... ülkesine müsabakadan müsabakaya yani nadiren geldiğini, durum bu iken müvekkilinin türkçe dilini hiç bilmiyor denilecek kadar az bildiğini, ... kariyerine nokta koymak durumunda kalacağından bahisle hayat güvencesi olması adına ... İli, ... İlçesi, ... ... Köyü Mevkii, ... Ada, ... ... ... LTD. ŞTİ. İsimli şirketi “... Mah. ... Sok. ... Sitesi ... Blok No: ...a/... ... – ... ” merkezli olarak ... ... senesinde kurduğunu, Türkçe dilini bilmediği için kurduğu şirket bünyesinde doğrudan doğruya ticari faaliyetlere başlamadığını, ...'ın müvekkili ile tanıştıktan sonra müvekkiline danışmanlık yapmaya başladığını, arkadaşı davalı ...’a Türkiye’de doğabilecek ivedi işlemleri yapabilmesi adına şahsi vekaletname de verdiğini, fakat müvekkili 2025 yılının ... ayı ortalarında kendisi aleyhine icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, Türkiye’de bir ticareti olmadığı için bu duruma şaşırdığını ve hemen takibi kimin başlattığını araştırmaya koyulduğunu, neticeten kendisi aleyhine icra takibini başlatanın çok güvendiği arkadaşı ... olduğunu öğrendiğini, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... /... Esas sayılı icra dosyası taraflarınca incelendiğinde ise takibin dayanağı olarak; lehtarının ... olduğu, keşidecisinin ... olduğu, ... keşide tarihli, ... vade tarihli, ... -TL bedelli bononun aslının icra müdürlüğünün kasasına teslim edildiğinin anlaşıldığını bu nedenlerle huzurdaki haklı menfi tespit davalarının kabulüne, müvekkilinin Antalya Genel İcra Dairesi’nin ... /... Esas sayılı takibinde takip alacaklısı davalı ...’a hiçbir borcu olmadığının tespitine, Antalya Genel İcra Dairesi’nin ... /... Esas sayılı dosyasının mahkemece teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin huzurdaki dava sebebiyle uğradığı zarar olarak, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere zarar meblağının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, dava uzayıp sürüncemede kalmasın diye, tensiple birlikte; Antalya Genel İcra Dairesinin ... /... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celbine, Antalya ... . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... /.. D. İş sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden celbine, müvekkilinin sahibi olduğu ... ... TİC. LTD. ŞTİ. ile davalının sahibi olduğu ... LTD. ŞTİ.’nin ticari defter ve suretlerinin celbine, şayet mahkemece uygun görülürse işbu ticari defter ve kayıtların yerinde incelenmesine, tanıklarına talimat yazılmasına, adreslerine meşruhatlı davetiye gönderilmesine, mahal mahkemelere talimat yazılmasına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde ayrıca; Yargıtay ... .HD.nin ... /... E-... /... K sayılı ... sayılı kararı uyarınca İİK 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartının bulunmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ileri sürdüğü iddialar hiçbir şekilde kabul edilemez nitelikte olduğunu, bu iddialar; ticari teamüllere, dürüstlük kuralına, ticaret hayatının gerektirdiği basiretli tacir ilkelerine ve genel etik değerlere açıkça aykırı olduğunu, davacının beyanları delilden, hukuki dayanaktan ve somut gerçeklikten tamamen yoksun olup soyut nitelikte, bazı yönleriyle ise iftira boyutuna yaklaşan isnatlar olduğunu, Davacı ...’ın çifte vatandaşlığı bulunduğu, disk atma sporu ile iştigal ettiği, ... ... Takımı ve ... Spor Kulübü bünyesinde çok sayıda müsabakaya katıldığı, çeşitli dereceler elde ettiği, bu nedenle istisnai olarak ... vatandaşlığı kazandığı; vatandaşlık kazanmadan önceki adının ... ... olduğu; zamanının büyük bölümünü ...’da geçirdiği, Türkiye’ye nadiren geldiği ve Türkçeyi çok az bildiği; bu nedenle kurduğu şirkette doğrudan faaliyete başlayamadığı vb. iddia edildiğini, ancak davacının Türkçeyi bilmediği iddiası, soyut ve hukuki dayanaktan yoksun bir beyan olduğunu, Davacı, müvekkille arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dolayısıyla bonoyu imzalaması için bir gerekçe olmadığını, bonoyu bir tomar belge arasında farkında olmadan imzaladığını, aslında şahsen veya firması aracılığıyla müvekkiline bir borcu bulunmadığını, bu nedenle mağduriyet yaşadığını, kendisine hile yapıldığını ve müvekkilin kendisine danışmanlık yaptığını ileri sürdüğünü, bu soyut iddialara karşın müvekkilinin, sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, bulunduğu çevrede tanınan, güven duyulan ve işini dürüstlük ilkesi çerçevesinde yürüten bir tacir olduğunu, Müvekkili, basiretli bir tacir olarak, tüm ticari faaliyetlerinde etik kurallara ve ticari teamüllere uygun davranmış, her zaman gerekli özeni gösterdiğini, hiçbir zaman borcunu inkâr eden, hileli veya etik dışı eylemlerde bulunan bir tacir olmadığını, davacının beyanları ayrıca kendi içinde çelişkili olduğunu, Davacı ile müvekkili arasında ticari ilişkinin bulunduğu hususu, bizzat davacının ikrarı ile sabit olduğunu, müvekkili vekil olarak tayin ettiği vekaletname de bu ilişkinin varlığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davada borçlu olmadığının ispat yükü ise davacı borçluda olduğunu, Sonuç olarak, davacının müvekkiline olan borçlarını ödemediğini, Bono, hile ve aldatma olmaksızın davacının gerçek iradesiyle imzalandığını, müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak nedeniyle açılmış bulunan işbu haksız ve kötü niyetli davanın ve tedbir talebinin reddine , haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle Davacı/Borçlu’nun, davalı müvekkile %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacağımız herhangi bir zararda dava açma hakkımızın saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE ;
06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi " İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın ... tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.
Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır." denilmiştir. (Benzer olaylara ilişkin olarak aynı yönce Antalya BAM ... . H.D'nin ... /... E. ... /... K. Sayılı içtihatı bulunmaktadır. )
Tüm dosya kapsamına göre değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği mutlak ticari dava niteliğinde kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce düzenlenmiş bir arabuluculuk tutanağı bulunmadığı sabit olmuştur. Sonuç olarak; Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Antalya BAM 11.HD 2021/1758 E-2021/1435 K sayılı, Antalya BAM 2020/811 E-2021/1348 K sayılı emsal kararları)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın 28/03/2023 Tarihli 7445 sayılı yasanın 31. Maddesi ile değişik TTK. 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN-USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile artan ... TL harcın istemi halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürülükte olan A.A.Ü.T uyarınca ... -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 06/01/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.