Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/344
2026/197
12 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/344 - 2026/197
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/344
KARAR NO : 2026/197
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2024
NUMARASI : 2023/656 Esas - 2024/925 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 12/02/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/02/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait park halindeki ... plakalı ... yabancı uyruklu araca davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusuruyla çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, ... plakalı aracın diğer davalı ... Sigorta tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğunu, hasar bedelinin tazmini için ... Sigorta'ya yapılan başvuruya olumlu cevap verilmediğini, müvekkiline ait araçta kaza neticesinde boyalı ve değişen parçalar oluştuğunu, değer kaybı meydana geldiğini belirterek, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar bedelinden şimdilik 100 TL'nin ve değer kaybı alacağından şimdilik 100 TL'nin kaza tarihi olan 09/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili harcını ikmal ederek 27/08/2024 tarihli talep artırım dilekçesini sunmuş olup; dava dilekçesinde talep edilen 100,00 TL değer kaybı alacağı taleplerini 40.000,00-TL olarak artırarak, 100,00 TL hasar bedeli taleplerini 24.585,83-TL olarak artırarak toplamda 64.585,83 TL'nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ancak teminat limiti miktarı kadar sorumlu olduğunu, sigortanın sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kazanın oluşumunda kusur oranlarının tespiti gerektiğini, tek başına sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, davacının aracında meydana gelen değer kaybı ve hasar miktarının bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini, anlaşmalı tamirhane iskontosunun uygulanması gerektiğini, tamir faturasının ibraz edilmemesi sebebiyle tespit edilecek tazminatın KDV'siz olması gerektiğini, davalı şirketin temerrüdünün bulunmadığını, bu nedenle faiz talebinin haksız olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Davalı sürücü ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ZMMS poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı minibüs ... Oto Kiralama Taşımacılık Turizm Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi adına kayıtlı iken 12/09/2021- 12/09/2022 tarihli arasında davalı ... Sigorta Şirketi'nce ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğu, poliçe limitinin 43.000,00 TL olduğu, kaza tespit tutanağına göre araç sürücüsünün davalı ... olduğunun anlaşıldığı, trafik sigortasının kural olarak üçüncü kişilere verilen gerçek zararı sigorta limiti dahilinde ve sigortalının kusuru oranında teminat altına aldığı, Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, davacıya ait aracın tamir süresince çalışamaması nedeni ile oluşan kazanç kaybı, trafik sigortası teminatı dışında kalacağı, ancak meydana gelen kaza nedeni ile araçta değişen parçalar veya yapılan onarım nedeni ile meydana gelen değer kaybı ve hasar bedelinin gerçek zarar kalemleri arasında sayıldığı, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve 2019/40 E. - 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan; “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve Genel Şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdiği, söz konusu karar dikkate alındığında araçta meydana gelen değer kaybının Genel Şartlar ekinde yer alan esaslara göre yapılması artık mümkün olmadığından, Genel Şartlar yürürlüğe girmeden önceki Yargıtay uygulamasına dayanılarak ve aracın piyasa rayici gözetilerek belirlenmesinin yerinde olacağı, maddi hasarlı trafik kazasındaki kusur oranlarının ve davacının maddi tazminat taleplerinin belirlenmesi hakkında bilirkişi raporunda; "Dava konusu olayda ilgili bölümlerde arz ve izah edildiği üzere; ... plaka sayılı araç sürücüsü ...’nin % 100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsünün meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığı, ... plaka sayılı araç sürücüsünün meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığı, meydana gelen olay sonrasında ... plaka sayılı araçta meydana gelen toplam hasar tutarının KDV dahil 24.585,83 TL, değer kaybının ise 40.000,00 TL olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... ile maliki ... Oto Kiralama Taşm. İnş. Turizm Tic. San. Ltd. Şti. ve trafik sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş'nin (poliçe limitleri dahilinde) Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. ve 85/5. maddeleri hükmü gereği meydana gelen hasar ve değer kaybı zararlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarının değerlendirildiği, görüş ve kanaatinde oldukları"nın bildirildiği, ek bilirkişi raporunda; "Kök raporda; meydana gelen olay neticesinde ... plaka sayılı aracın ağırlıklı arka tampon kısımlarından hasara uğradığı ve bu bağlamda da bagaj kaputunun lokal olarak ve arka tamponun ise tamamen onarım görmesi yanı sıra söz konusu parçaların boyanmasının değer kaybının belirlenmesinde etkili olacağı“nın belirtildiği, bu bağlamda meydana gelen olay öncesinde ... plaka sayılı aracın hasar kaydının olmaması, dava konusu meydana gelen olay sonrasında ağırlıklı arka tampon kısımlarından hasara uğraması ve bu bağlamda da bagaj kaputunun lokal olarak ve arka tamponun ise tamamen onarım görmesi yanı sıra söz konusu parçaların boyanmasının araç değerinin ikinci el piyasada rayiç değerinin düşmesine sebep olacağı gibi olay tarihi itibariyle toplam hasar tutarının TRAMER kayıtlarına işlenmiş olması dava konusu aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin daha da düşecek olmasına neden olacağından; dava konusu aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 1.045.000,00 TL mertebesinde olacağı ve bu bağlamda olay tarihi itibariyle (09.07.2022) 40.000,00 TL değer kaybı olacağının değerlendirildiği, sigortalı aracın kullanım amacı ve cinsi dikkate alındığında davacının davalılardan avans faizi talep edebileceği, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığından davalı sigorta şirketi yönünden 17.11.2022 temerrüt tarihinden itibaren, davalı sürücü yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kabulüne, 40.000,00 TL değer kaybı tazminatı, 24.585,83 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketi yönünden 17.11.2022 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 09.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine (davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunun tespitine)," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı her ne kadar 09/07/2022 tarihli kazada aracının değer kaybına uğramış olduğunu iddia etmiş olsa da davacının aracı yabancı plakalı olup, kaza tarihinde geçerli genel şartlara göre yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı talepleri teminat dışı olduğundan davanın esastan reddi gerektiğini, poliçenin eki mahiyetinde olan ve 14/5/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete ile tebliğ edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda hangi hallerde değer kaybı isteminin teminat dışında kaldığının açıkça belirtildiğini, buna göre, mini onarım ile giderilebilen basit kaporta, plastik tampon/parça onarımları, cam, radyo/teyp, lastik, hava yastığı, jant, mekanik, elektrik, elektronik ve döşeme aksamı hasarları, ana iskelet ve şaside hasar olmaksızın, vidalı parçalarda yapılan onarım/değişim ile giderilebilen hasarlar, aracın kaza anındaki rayiç değerinin %25’ini aşan değer kaybı talepleri, (bu maddede düzenlenen sınır bir araç için talep edilecek toplam değer kaybı limiti olup daha önceden ödenen değer kaybı tazminatları limitten mahsup edilir), kaza tarihi ile ihbar tarihi arasında araç üzerinde mülkiyet değişikliği olan araçlar ile ilgili talepler, çekme belgeli ve hurda belgeli işlemi görmüş araçların değer kaybı talepleri, kısa süreli kiralık araçlar, taksi, dolmuş, uzun süreli (bir yıl veya daha uzun) kiralık araçlarda eksper tarafından hesaplanan değer kaybının %50’sini aşan talepler, test aracı, koleksiyon ve antika sayılan araçlardaki hasar sebebiyle yapılan değer kaybı talepleri, tekerlekli/paletli ve zırhlı toplumsal müdahale araçları, belediye otobüsleri, yol süpürme araçları, itfaiye araçlarındaki hasar sebebiyle yapılan değer kaybı talepleri, yabancı plakalı araçların Türkiye’de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı taleplerinin teminat kapsamında bulunmadığını, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu değer kaybı fahiş olup, kabul edilemez nitelikte olduğunu, dava şartı olan müvekkil şirkete başvuru şartının yerine getirilmiş olması gerektiğini, huzurdaki davanın “belirsiz alacak davası” şeklinde ikame edilmesinin HMK’nın ilgili maddelerine açıkça aykırı olup, başvurunun bu gerekçe ile de reddini talep ettiklerini, değer kaybı talebi yönünden kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Anayasa Mahkemesinin 09/10/2020 tarihli ve 31269 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararından sonra Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Zorunluluk Sigorta Genel Şartları'nın durumu hakkındaki tereddütlerin izalesi için T.C. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 26.11.2020 tarihinde yayınlanan sektör duyurusunu dilekçe ekinde sunduklarını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Zorunluluk Sigorta Genel Şartları 5684 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası ve 2918 sayılı Kanun'un 93. maddesine istinaden yürürlükte olduğunu, hali hazırda yürürlükte bulunan ZMSS Genel Şartları nazara alınarak hüküm kurulmasını talep ettiklerini, müvekkil şirket aleyhine hükmedilen hasar tazminatında KDV’nin hariç tutulması gerekirken, KDV dahil hasar bedeline hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından faiz başlangıç tarihi hatalı belirlenmiş olup, faize hükmedilecekse dahi bu tarihin müvekkil şirket yönünden dava tarihi olması gerektiğini, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıyor olması, davacının sözleşmenin tarafı olmaması ve sigortalı aracın ticari bir araç olmaması gibi hususlar dikkate alınarak avans faizine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde, davalı vekili KTK'nın 97. maddesine uygun başvuru yapılmadan dava açıldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de; 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi 26/04/2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değiştirilmiş maddede; "Zarar görenin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir.
Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu, başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez ya da verilen cevap zarar görenin talebini karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapabilir.
Düzenlemede yazılı başvurunun yapılmış olması yeterli görülmüş, sigortanın temerrüdünü düzenleyen 99. maddeye atıf yapılmamış, başvuruda bulunması gereken evraka ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir.
Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketi hakkında ZMMS kapsamında açılan davada, davalıya başvuru sonrasında dava açıldığı anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin dava şartı bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, zararın belirlenebilir olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bahisle davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, değer kaybına ve hasar bedeline yönelik taleplerin belirsiz alacak davası olarak açılabileceği kabul edilmiş olmasına göre davalı vekilinin dava şartına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmediğinden esasa ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. maddesinde; “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve Genel Şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan; “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan Genel Şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve Genel Şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamada; “Uygulanması gereken bir Kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan; “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan Genel Şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve Genel Şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
6762 sayılı TTK'nın 1283. maddesi hükmü uyarınca, sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma gereği olduğu belirtilen iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması yapılmaz.
3065 sayılı KDV Kanunu'nun 1. maddesine göre Türkiye'de yapılan sınai, ticari, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir. Davacının aracına verilen zararı gidermek için gerekli onarım, parça ve işçilik hizmeti de anılan yasa gereğince KDV'ye tabidir.
Faiz konusunda ise, işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve davacının avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmekte olup, aracın kullanım amacının ticari olduğu anlaşılmakla avans faizine hükmedilmesi isabetli bulunmuştur.
Faiz başlangıcına gelince, davalı sigorta şirketine dava öncesi başvuru yapıldığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarları usul ve Yasa'ya uygun olduğundan ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenden alınması gereken 4.411,86 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 1.150,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.261,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.