Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/238

Karar No

2026/168

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/238 - 2026/168
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/238
KARAR NO : 2026/168

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2024
NUMARASI : 2018/701 Esas 2024/762 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 05/02/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/02/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 29/05/2016 tarihinde, yolcu olarak bulunduğu, sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araca sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusurlu olarak çarpması ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmadığını, bu aracın sebep olduğu zararlardan davalı ... sorumlu olduğunu, ... plakalı aracın diğer davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortaladığını, bu aracın sebep olduğu zararlardan bu davalının sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik ... plakalı araç yönünden 2.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 900,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı ..., ... plakalı araç yönünden 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 800,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26/10/2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebini 1.561,19 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 61.204,65 TL ve bakıcı gideri tazminatı talebini 1.561,19 TL olmak üzere toplam 64.327,03 TL'ye, davalı ... talep edilen geçici iş göremezlik tazminatı talebini 6.244,75 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 297.510,50 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 6.244,75 TL olmak üzere toplam 310.000,00 TL'ye yükselttiğini bildirmiş, artırdığı tutarın peşin harcını ödemiştir.
Davacı vekili 08/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; davalı ... Sigorta Anonim Şirketinden talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 91.301,45 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiş, artırdığı tutarın peşin harcını ödemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi gereğince usulüne uygun olarak başvuru yapmadığını, görevli mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunup bulunmadığının, davacının kazadan dolayı maluliyetinin olup olmadığının ve davacının kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığının araştırılması gerektiğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacıya dava konusu kazadan dolayı hasar dosyasında 22/08/2016 tarihinde 4.355,00 TL ve 22/05/2017 tarihinde 7.565,00 TL ödeme yapıldığını, davacıya yapılan ödemelerin güncellenerek zarar hesabının yapılmasının gerektiğini, dava konusu kazanın oluşumunda sigortalının sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, kaza esnasında davacının emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, trafik bilirkişi raporunda, dava konusu trafik kazasının oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun % 20, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın ise %80 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 27/09/2019 tarihli raporunda davacının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre, özür oranının % 30, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğe göre engel oranının % 40, iyileşme süresinin 6 ay olduğunu, 6 ay süre ile bakıma muhtaç olduğu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre bakıma muhtaç olmadığının bildirildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı 15/04/2021 tarihli raporunda, davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre, tüm vücut genel çalışma gücünden % 43 oranında kaybettiğini, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığını, 6 ay süre ile bakıma muhtaç olduğunu, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre bakıma muhtaç olmadığını bildirildiği, Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu 13/02/2023 tarihli raporunda, davacının yaralanmasının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre tüm vücut engellilik oranının %16, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğe göre tüm vücut engellilik oranının % 12, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre meslekte kazanma gücü oranının % 15.2 olduğunun bildirildiği, Yerköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin 25/03/2024 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen dava dosyasında Yerköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08/02/2018 tarih ve 2017/97 Esas 2018/89 Karar nolu kararı ile dava konusu kazadan dolayı sanık ... hakkında açılan kamu davasında sanığın taksirle yaralama suçundan neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, dava konusu trafik kazasının oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsü ...'nun %20, ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın ise % 80 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını, ... plakalı aracın ise diğer davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortaladığının ispatlanması, bilirkişi raporları ile aktüer ve trafik bilirkişilerinin raporlarının toplanan diğer deliller ile uyumlu olmaları, Yerköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08/02/2018 tarih ve 2017/97 Esas 2018/89 Karar nolu dosyasında soruşturma evresinde alınan beyanından davacının kazayı anlatış biçimi ve 10/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda davacının kaza anında emniyet kemeri taktığının bildirilmesi dolayısı ile müterafik kusur indirimine gerek bulunmaması, aynı şekilde hatır taşımasına ilişkin delil bulunmadığından hatır taşıması indiriminin uygulanmasına yer olmaması, ... plakalı aracı karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan davalı ... Sigorta Anonim Şirketinin Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesine göre aynı Kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasındaki işletenin sorumluluklarını karşılamakla yükümlü olması, ... plakalı aracın dava konusu kaza tarihinde geçerli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması, davalı ... Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin 2. fıkrasının b bendi gereğince bedensel zararlardan sorumlu olması, dava dilekçesi ekindeki ve hasar dosyalarındaki belgeleri göre davacının dava tarihinden önce davalı ... yaptığı başvurusunun 23/05/2017 tarihinde davalıya ulaşması, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereğince yapılan başvurudan sonra 8 iş günlük sürenin 05/06/2017 tarihinde sona ermesi, diğer davalıya yaptığı başvurunun 22/05/2017 tarihinde davalıya ulaşması, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi gereğince yapılan başvurudan sonra 8 iş günlük sürenin 05/06/2017 tarihinde sona ermesi ve dava konusu aracı kullanım şekli ticari olmaması nedenleri ile davalı ... hakkında açılan davada davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 297.510,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 6.244,75 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi hakkında açılan davada davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 91.301,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 61.204,65 TL’sinin temerrüt tarihi olan 05/06/2017 tarihinden, 30.096,80-TL’sinin ıslah tarihi olan 08/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.561,19 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakıcı gideri tazminatı talebi hakkındaki davalarda ise Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Kurulu'nun 13/02/2023 tarihli raporunda davacının bakıma muhtaç olmadığının bildirilmesi ve başka delil sunulmaması nedeni ile davaların reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "-Davalı ... hakkında açılan davada;
Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
297.510,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 6.244,75 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin davanın REDDİNE,
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi hakkında açılan davada;
Davanın kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
91.301,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 61.204,65 TL’sinin temerrüt tarihi olan 05/06/2017 tarihinden, 30.096,80 TL’sinin ıslah tarihi olan 08/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
1.561,19 TL geçici iş göremezlik tazminatının 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin davanın REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığını, davacı adına alınan maluliyet raporlarının bağımsız medikal firma tarafından denetlendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yerel mahkeme aşamasında da sunmuş oldukları medikal firmanın hazırlamış olduğu tıbbi mütalaarda davacının maluliyeti bulunmadığı tespit edilmiş olması nedeni ile raporların eksik ve hatalı olduğunu, dosyanın yeniden incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'na sevkini çelişkiyi giderir nitelikte sakatlık raporu alınmasını talep ettiklerini, işbu talepleri değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, Ankara Üniversitesi tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %43 olarak belirlendiğini, oysaki dosyaya HMK'nın 293. maddesi uyarınca sunulan uzman görüşü ile dava kapsamındaki sakatlık raporu arasında çelişki olup bu çelişkinin giderilmesi için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi’ne sevki ile itirazlarının değerlendirilmesi taleplerinin değerlendirilmediğini, nitekim davacının 1 yıl sonraki kontrol muayenesi yapılarak şikayetlerinin sürekli olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini, post travmatik stres bozukluğu ve organik mental bozukluk daimi maluliyet teşkil etmediğini, ödeme tarihi itibariyle zararın karşılandığını, davacıya yapılan ödeme ile zararın karşılanıp karşılanmadığı tespit edilirken ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, bu hali ile yeni genel şartlar uyarınca zararın karşılanıp karşılanmadığının TRH yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre tespiti gerekirken hükme esas hesap raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/1447, Karar No: 2023/1493: "Uyuşmazlık, "hukuk güvenliği" çerçevesinde, "ödeme tarihinde mevcut yasa ve içtihatlarla belirlenen uygulamaya istinaden ödeme yaparak borcundan kurtulan zarar sorumlusunun, Yargıtay'ın içtihat değişikliği nedeniyle sırf uygulanacak yaşam tablosunun ve hesap yönteminin değişmiş olması nedeniyle sonradan ortaya çıkan durum çerçevesinde yeniden tazminat borçlusu haline getirilip getirilemeyeceğini, daha basit anlatım ile ödeme tarihinde TBK, KTK Hükümleri ve Yargıtay'ca benimsenen yöntem ile 100,00 TL zararı olduğu kabul edilen kişiye zarar görenin 100,00 TL ödeyerek sorumluluğu sona erdiği durumda, yıllar sonra Yargıtay'ın içtihat değişikliğine gitmesi nedeniyle ödeme tarihindeki ödemenin sonradan çıkan içtihat çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, bu kapsamda; tazminat miktarının ödeme tarihi itibariyle artması halinde örneğin 120,00 TL olması durumunda eksik ödemeden bahsedilip edilemeyeceği, yahut ödeme tarihinde 100,00 TL olan tazminatı sonra çıkan içtihat değikliği ile 80,00 TL'ye düşmesi halinde yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme sayılıp sayılamayacağına ilişkindir. Ödeme tarihindeki kanun ve uygulamalar çerçevesinde dahi ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilmesi durumunda, güncel hesaplamanın, hükme esas rapor tarihindeki içtihatlar nazara alınarak yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Bu tür yaklaşım kişilerin sorumluluklarını yerine getirmesinde daha istekli olmasını sağlayacaktır.
Yukarıda da, açıklandığı üzere, cismani zarar nedeniyle tazminat davalarında, davadan önce yapılan bir ödeme var ise ödeme tarihi itibariyle yetersiz ödemenin olması durumunda bakiye zarar talep edilebileceğinden, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, öncelikle davalı tarafından daha önce yapılan ödemeye yönelik hasar dosyasının tamamı dosyaya kazandırılarak, davacı davasını, davalı sürücünün kusuruna dayalı olarak açtığından, öncelikle PMF1931 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant Yöntemine göre ödeme tarihindeki verilere göre %75 kusur oranı ve %12,1 maluliyeti olduğu gözetilerek tazminat miktarının hesaplandığını, hesaplama çerçevesinde yapılan ödemenin yetersiz olması durumunda, hesap tarihine göre yapılacak hesaplamanın ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliği gereğince TRH2010 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemine göre yapıldığını, önceki ödenen tazminatın ise güncellenerek mahsup edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve denetime elverişli olmayan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." denildiğini, ZMSS genel şartlarına göre “Geçici İş Göremezlik Zararı” ile “Geçici Bakıcı Giderleri” "Tedavi Giderleri/Hastane Masrafları" poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu kazanın 29.05.2016 tarihinde meydana geldiğini, kaza tarihi üzerinden sekiz yılı aşkın bir süre geçmekle KTK.nın 109. maddesinde, “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl içinde zamanaşımına uğrar” şeklinde ifade edildiği üzere, tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen tutar bakımından da zamanaşımı süresinin geçtiğini, ıslahla artırılan maddi tazminat istemi yönünden de zamanaşımı süresi dolduğundan davacı tarafın ıslah talebini kabul etmediklerini, davacı tarafından araç sürücüsüne açılmış olan Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/964 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılmasını talep ettiklerini, konu dosyada davacı lehine geçici iş göremezlik zararına hükmedildiğini, araç sürücüsü ve müvekkil kurum arasında müşterek müteselsil sorumluluk bulunduğundan 2017/679 sayılı karar kesinleşti ise huzurdaki davanın kesin hüküm, kanun yolu incelemesi devam ediyor ise derdestlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, somut olayda, davacı vekili tarafından müvekkil ...’na yapılan başvuru neticesinde, gerekli incelemeler yapılmış ancak başvurunun sonuçlanması için gerekli evraklar, talep edilmesine rağmen tamamlanmadığını, tazminat talebi için usulüne uygun başvuru yapılmaksızın dava yoluna gidilmiş olmasında müvekkil kurumun kusuru bulunmadığını, diğer davalı tarafından ödenen tazminat bakımından asgari ücret zam oranına göre denkleştirme ilkesi uygulanması gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise denkleştirme ilkesinin hatalı uygulandığını, ihbar talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, araç işletenine karşı davanın ihbarı talebinde bulunulduğunu, yerel mahkemenin 19.03.2024 tarihli duruşmasında 5 numaralı ara kararı ile kendilerine ...'ın adresini bildirmek ve tebligat giderini yatırmak için iki haftalık kesin süre verildiğini, süresi içinde tebligat giderinin ödendiği, ...'ın adresinin mahkemeye bildirildiğini, bu şartlar altında davanın ihbarı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, müvekkil ... geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, davacının kaza tarihi itibariyle fiili çalışması ispat edilemediğinden geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dava konusu kaza ile ilgili başvuran tarafa herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususu araştırılarak, SGK tarafından ödeme yapılması halinde bu tutarın hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararın 2. bendinde belirtilen harç mahsubunda maddi hata yapılmış olup, hatanın düzeltilmesini talep ettiklerini, gerekçeli kararda kabul/ret oranı göz önünde bulundurulmadan harçlara ve yargılama giderine hükmedilmiş olup hatanın düzeltilmesini talep ettiklerini, maluliyet oranının ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından yapılması gerektiğinden üniversiteden aldırılan rapor ücretlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep ettiklerini, müvekkil ...'na usulüne uygun başvuruda bulunulmadığından müvekkil Kurumun temerrüdünün söz konusu olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; istinafa konu karar ile ... Sigorta A.Ş. yönünden her ne kadar faiz başlangıç tarihi 05.06.2017 tarihi olarak belirlenmişse de eldeki başvuru dosyası ikame edilmeden önce müvekkil davacının uğramış olduğu maddi zararların tazminine yönelik 22.08.2016 ve 2205.2017 tarihinde kısmi ödeme yapılmış olup, sigorta şirketinin işbu ilk kısmi ödemenin yapıldığı 22.08.2016 tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerektiğini, başvuru dilekçesi içeriğinde ayrıntılı olarak izah edildiği ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle de sabit olduğu üzere, başvuru konusu trafik kazasında müvekkil ...'nun yaralanması, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalması ve bakıcı ihtiyacı doğması nedeniyle uğramış olduğu maddi zararların tazmini amacıyla gerekli bilgi, belge ve evraklar ile karşı yan ... Sigorta A.Ş.’ye başvuruda bulunulduğunu ve sigorta şirketi nezdinde hasar dosyası oluşturulmuş olup, aleyhe hususları kabul etmediklerini, işbu hasar dosyası kapsamında başvuran müvekkile 22.08.2016 tarihinde kısmi ödeme yapıldığını, Sigorta Şirketi kısmi/yetersiz ödeme tarihi olan 22.08.2016 tarihinden itibaren temerrüde düşmekte olup, 05/06/2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında hükme esas alınan maluliyet ve kusur raporlarında yer alan aleyhe hususları kabul etmediklerini tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dosyası kapsamında maluliyet ve kusur oranları, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarında değişiklik olması halinde ya da dosya kapsamında herhangi bir sebeple yeniden yargılama yapılacak olması halinde, kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerekeceğinden yeniden yapılacak yargılama kapsamında haklarını saklı tuttuklarını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, trafik kazası kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Islaha karşı zamanaşımı define ilişkin olarak,
KTK'nın 109. maddesi ile düzenlenen, ‘motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar’ hükmü gereğince, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun, ayrıca, 2918 sayılı KTK.'nın 109 maddesinde, "… Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiş olup, ceza zamanaşımı süresinin ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıl olduğu ve bu nedenle ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmemiştir.
Davanın ihbar edilebilmesi için bazı şekli unsurların bulunması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, açılmış ve görülmekte olan (derdest) bir davanın mevcut olmasıdır. Özel durumlar bir tarafa bırakılırsa, davanın ihbarından söz edilebilmesi için eşyanın tabiatı gereği her şeyden önce, ortada ihbar edilebilecek bir davanın mevcut olması gerekir. Bunun yanında, davanın ihbar edileceği üçüncü kişinin dava ehliyetine sahip olması, ayrıca görülmekte olan davanın taraflarına nazaran “üçüncü kişi” durumunda bulunması, davanın ihbarının diğer usuli şartlarıdır. Şüphesiz bütün bunların yanında, ihbarı haklı kılan bir “ihbar sebebi”nin, diğer bir ifadeyle, hukuki yararın da mevcut olması gerekir (Atalı, M.: Medeni Usul Hukukunda Davanın İhbarı, Yetkin Yayınları, Ankara 2007, s.71).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İhbarın şekli” başlıklı 62’nci maddesine göre, “(1) İhbar yazılı olarak yapılır; ihbar sebebinin gerekçeleriyle birlikte açıklanması ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğunun belirtilmesi gerekir.
(2) Davanın ihbarı sebebiyle yargılama bir başka güne bırakılamaz ve ihbarın tevali etmesi gibi zorunlu olan durumlar dışında süre verilemez.”
Bu düzenlemeler karşısında davanın ihbarının yazılı yapılması gerektiği, bunun dışında bir sınırlama bulunmadığı görülmüştür. Ayrıca gerek kötü niyetli davranışların önüne geçebilmek gerekse ihbar edilen üçüncü kişinin doğru ve sağlıklı karar vermesini sağlayabilmek için, ihbar sebebinin ve yargılamanın bulunduğu aşamanın açıkça belirtilmesi de maddede vurgulanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın ihbarı ile yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı açıkça öngörülerek, yargılamanın gereksiz uzaması ve kötü niyetli ihbarda bulunulmasının da önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak, ihbarın tevalisi gibi zorunlu hâllerde bir süre verilerek yargılamanın başka güne bırakılması kabul edilmiştir.
Davanın ihbarı mahkeme aracılığı ile yapılabileceği gibi mahkeme dışı vasıtalarla da yapılması mümkündür.
Yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 62’nci maddesinde belirtildiği gibi davanın ihbarı ile yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağı ve ihbarın mahkeme dışı vasıtalarla da yapılabileceği dikkate alındığında mahkemece, bildirilen adresler esas alınarak ihbar dilekçesinin tebliğe çıkarılması ile yetinilmesi yerindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/22-1643 Esas - 2018/200 Karar sayılı ilamı)
Diğer taraftan, zorunlu trafik sigortalarında sigortacı (bulunmaması halinde ...), işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Esasen somut olayda, davacı malik ve sürücü aleyhine tazminat davası açtıktan sonra sigorta şirketi aleyhine de ikinci bir tazminat davası açabilir ise de (ilk davada açıkça itiraz etmedikleri bilirkişi raporunda belirlenen miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla) ilk davada belirlenen miktarı aşan miktara hükmedilemez. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 15.5.2018 tarih ve 2015/8738 Esas - 2018/5083 Karar sayılı ilamı ile 24/03/2015 tarih ve 2014/14453 Esas - 2015/4815 Karar sayılı ilamı)
Ayrıca, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61, 162, 163, 166. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca birden çok kişi bir zarara sebebiyet verdikleri yahut aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu borcun tamamı ödenene kadar devam eder. Borçlulardan biri ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş ise bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa diğer borçlular bundan ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.
Yine 6098 sayılı Yasa'nın 166/3.maddesi gereğince, alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. İşleten ve sürücü olan borçluların davacılara ödeme yapmasıyla diğer müteselsil borçlu olan sigorta şirketi de 6098 sayılı TBK’nın 166/1. maddesi gereği ve ödeme yapılan oranda alacaklılara karşı borçtan kurtulur. Müteselsil borçlular aleyhine ikinci bir tazminat davası ikame edilebilirse de, işbu ikinci davanın tutarının ilk davada belirlenen tutarı geçmesi mümkün değildir.
Mahkemece, Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/964 Esas sayılı dosyası celbedilerek hangi alacak kalemlerine yönelik dava açıldığı da tespit edilerek yukarıda belirtildiği şekilde değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, ödemenin, ibranameye dayalı olmaksızın yapılması durumunda davacı ödemenin yetersiz olduğunu ileri sürerek bakiye zararı için hak düşümü süre söz konusu olmaksızın dava açabilir ise de, bu durumda dahi yapılan ödemenin, ödeme tarihi itibariyle zararı karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmeli, bu kapsamda yapılacak değerlendirmede; ödeme tarihindeki veriler ve Yargıtay tarafından benimsenen yöntem ve ilkelere nazara alınmalıdır.
Bilindiği üzere, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından ZMMS Genel Şartlar'ında 01/06//2015 tarihinden önceki dönemde (yahut poliçeye dayalı bir dava var ise poliçenin tanzim tarihi esas alınarak, öncesindeki Genel Şartlar'a göre tanzim edilmiş poliçe mevcut ise mevcut poliçe çerçevesinde), "gerçek zarar" hesabında, PMF1931 Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam süresi ve destek sürelerinin belirlenmesini, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin bilinmeyen dönem hesaplarında ise "Progresif Rant" formülü uygulanması gerektiğini, kabul etmiş iken Daire, AYM'nin KTK'nın 90. maddesindeki tazminat hesaplanmasında "Genel Şartlara" atıf yapan hükümlerin iptal edilmesinden sonra 2020 yılı Aralık ayında içtihat değişikliğine giderek, gerçek zarar hesaplanmasında "TRH 2010 Yaşam Tablosunun" ve "Progresif Rant Yönteminin" uygulanmasını kabul etmiş, yapılan içtihat değikliği ile 2010 yılından sonraki kazalar açısından, "gerçek zarar" hesabında bu yöntemin uygulanacağını kabul etmiştir. Bu nedenle tazminat borcunun yetersiz olması yahut hiç ödenmemiş olması durumunda davada hesaplanacak bakiye tazminatın yapılan içtihat değişikliği çerçevesinde uygulanması gerektiği Dairemizin de kabulündedir.
Uyuşmazlık, "hukuk güvenliği" çerçevesinde, ödeme tarihinde mevcut yasa ve içtihatlarla belirlenen uygulamaya istinaden ödeme yaparak borcundan kurtulan zarar sorumlusunun, Yargıtay'ın içtihat değişikliği nedeniyle sırf uygulanacak yaşam tablosunun ve hesap yönteminin değişmiş olması nedeniyle sonradan ortaya çıkan durum çerçevesinde yeniden tazminat borçlusu haline getirilip getirilemeyeceğine, daha basit anlatım ile ödeme tarihinde TBK, KTK Hükümleri ve Yargıtay'ca benimsenen yöntem ile 100,00 TL zararı olduğu kabul edilen kişiye zarar görenin 100,00 TL ödeyerek sorumluluğu sona erdiği durumda, yıllar sonra Yargıtay'ın içtihat değişikliğine gitmesi nedeniyle ödeme tarihindeki ödemenin sonradan çıkan içtihat çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, bu kapsamda; tazminat miktarının ödeme tarihi itibariyle artması halinde örneğin 120,00 TL olması durumunda eksik ödemeden bahsedilip edilemeyeceği, yahut ödeme tarihinde 100,00-TL olan tazminatı sonra çıkan içtihat değişikliği ile 80,00 TL'ye düşmesi halinde yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.
Dairemizce bu hususta yapılan değerlendirmede, hukuk devletinde "hukuk güvenliğinin(Hukuki Güvenlik)", Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında; "mülkiyet hakkının da" teminatı olduğu yönündedir. Dolayısı ile bir şekilde öncesinde sonra eren borcun, sonrasında yasalar yahut içtihat değişikliği ile ödemenin yetersiz yahut fazla olduğu kabul edilerek, fazla ödemenin iadesinin sağlanması yahut yetersiz ödeme olduğunun kabul edilmesi ve bakiye tazminat belirlenmesi mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğrucaktır. Bu açından, mevcut yasalar ve içtihatlar çerçevesinde yapılan ödemeden sonra, yasa değikliği yahut içtihat değişliği nedeniyle ödemenin fazla olduğu ileri sürülerek, sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talep edilemeyeceği gibi, kuralların her iki tarafa eşit uygulanması açısından, sonradan yapılan değişiklik ile ödeme tarihindeki tazminat miktarının yetersiz olduğu ileri sürülerek, bakiye tazminat istenemez. Bu açıdan haksız fiil nedeniyle meydana gelen zarara ilişkin olarak daha önce bir ödeme var ise, ödeme tarihindeki kanun ve uygulamalar çerçevesinde ödemenin yeterli olup olmadığı değerlendirilmeli, ödeme tarihindeki kanun ve uygulamalar çerçevesinde dahi ödemenin yetersiz olduğunun tespit edilmesi durumunda, güncel hesaplamanın, hükme esas rapor tarihindeki içtihatlar nazara alınarak yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Bu tür yaklaşım kişilerin sorumluluklarını yerine getirmesinde daha istekli olmasını sağlayacaktır.
Açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12/11/2024 tarihli, 2018/701 Esas - 2024/762 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran taraflara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 7.Genel İcra Dairesi'nin 2025/2790 Esas sayılı dosyasına depo edilen 250.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE,
6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim