Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/177

Karar No

2026/166

Karar Tarihi

5 Şubat 2026

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/177 - 2026/166
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/177
KARAR NO : 2026/166

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2023
NUMARASI : 2023/251 Esas - 2023/756 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 05/02/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/02/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 02.09.2019 tarihinde sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı ... Sigorta A.Ş’ye sigortalı aracı ile hız sınırının çok üzerinde ve kontrolsüz bir şekilde yayanın karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını görmesine karşın duramadığından müvekkillerin murisine çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkillerinin desteği ...’in ağır yaralandığını, tedavi sonrasında kurtarılamayarak vefat ettiğini, vefat neticesinde müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını, bu sebeple maddi tazminat ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin 390.000,00-TL olan poliçe limiti dahilinde meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, başvuruya rağmen sigorta şirketinin ödeme yapmadığını, müvekkilinin emekli olduğunu, fakat aynı zamanda üzerine kayıtlı arazilerde çiftçilik gibi ek gelire yönelik işler yaptığını, müvekkillerinin desteği kusurlu olsa da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2011 tarihli kararına göre geride kalan müvekkillerin 3.kişi konumunda olmaları sebebiyle davalı şirket tarafından tazminat ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 25.000,00 TL manevi tazminatın, müteveffanın çocukları ... için 15.000,00 TL manevi, ... için 15.000.00 TL manevi, ... için 15.000,00 TL manevi ve ... için 15.000.00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 86.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin salt maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, somut olayda müteveffanın yolun durumunu, trafik yoğunluğunu, araçların hızı ve konumunu kontrol etmeden aniden yola atladığını, meydana gelen kazada müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, destekten yoksun kalma tazminat hesabının ZMMS Genel Şartlan A.5/Ç maddesinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren istenilen faiz talebinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olayda kusurunun taksir düzeyinde dahi bulunmadığını, 75 yaşında olan müteveffanın yoğun trafik şartlarında karşıdan karşıya geçmek istemesi sonucu kazanın meydana geldiğini, hayatın olağan akışı içinde değerlendirildiğinde, davalı müvekkilinin tali sayılabilecek bir kusurunun dahi olmadığını bildirerek, bu itibarla açılan davanın reddedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde,
Kusur raporunda, davacıların murisleri olan EKS olan yaya ...'in dava konusu hayatını kaybettiği trafik kazasının oluşumunda %65 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta tarafından sigortalı bulunan ... plakalı aracın %35 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, BAM kaldırma ilamından sonra, BAM kaldırma kararında yer alan tespitlere göre hesaplama yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 03/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı vekilince, davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi tazminat talep edildiği, işbu davada yapılan yargılama sonucunda, tarafınca düzenlenen 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacı lehine 28.969,91 TL maddi tazminata hükmedildiği, mahkemenin 08.07.2020 tarihli kararının bozulması istemiyle, hem davacı, hem de davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinin 2022-788 Esas - 2023-272 Karar ve 01.03.2023 tarihli kaldırma kararında özetle; “Tazminat hesabında, TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmış ise de, 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılmasının doğru görülmediği, progresif rant yöntemine göre (usuli kazanılmış haklar gözetilerek) hesaplama yapılması gerektiği, davalı şirket tarafından yapılan ödeme ile, ödeme tarihinde tazminatın karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi, ödeme ile tazminatın karşılanmaması halinde, davadan sonra ödeme yapıldığından güncellenmeksizin düşülmesi gerektiği”nin belirtildiği, bu davada mahkemenin 08.07.2020 tarihli kararının hem davalı hem de davacı vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmış olup, Yargıtay emsal kararları gereğince, davalının usuli kazanılmış hakkı bulunduğu dikkate alınarak, 2020 yılı asgari ücret miktarı dikkate alınarak, Progresif Rant Yöntemine göre hesaplama yapıldığı, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde, müteveffa ...'in %65 oranında kusurunun olması nedeniyle, davacı eş lehine hesaplanan maddi zarardan TBK 52. maddesi gereği %65 kusur indirimi yapıldığı, 03.02.2020 tarihi verilerine göre, TRH 2020 Tablosu kullanılarak, 1,8 teknik faiz kullanılmadan Progresif Rant Yöntemi ile hesaplama yapıldığında, davacı ... lehine 35.411,62 TL zarar hesaplanmış olup, Ankara BAM kararı doğrultusunda davalı tarafça yapılan ödeme yasal faiz ile güncellenmeden mahsup edilmesi sonrasında davacı ... lehine 6.441,71 TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, hesaplanan maddi zararın davalı Sigorta Şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi teminat limiti kapsamında kaldığı, kazaya karışan ... plakalı aracın hususi/otomobil olduğunun ZMMS poliçesinden tespit edildiği, alınan aktüer bilirkişi ek raporunun güncel verilere uygun tanzim edilmediği anlaşılmakla, tarafların iddia ve savunması ile BAM kaldırma kararındaki hususlar gözetilerek ve ayrıca tarafların ek aktüer raporuna karşı itirazlarının da ele alındığı bir biçimde destek tazminatı hesabı yapılması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 15/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ... için eşinin ölümü nedeni ile işlemiş dönem 44.2393,74 TL, işleyecek dönem 79.814,00 TL (pasif dönem) olmak üzere toplam 124.107,74 TL, davalı sigorta şirketi tarafından dava devam ederken 18/02/2020 tarihinde davacı tarafa 28.969,91 TL ödeme yapılmış olup, davacı tarafın bakiye tazminat alacağının ise 124.107,74 -28.969,91=95.137,83 TL olduğunun rapor edildiği, davacılar vekili tarafından 07/11/2023 tarihinde dava değeri arttırım dilekçesinin sunulduğu, Ankara BAM HD'nin kaldırma ilamında belirtilen hususlar da gözetilerek aldırılan bilirkişi raporunda davacı ...'in eşinin ölümü nedeniyle hesaplanan destekten yoksun kalma tazminat miktarının 95.137,83 TL olduğu anlaşılmakla talep arttırım dilekçesi göz önünde bulundurularak davanın kabulüne, davalı sigorta şirketi yönünden davadan önce yapılan başvuru gözetilerek 16/05/2019 tarihi itibariyle, davalı ... yönünden ise kaza tarihi itibariyle davalı aracın cinsi gözetilerek yasal faize hükmetmek gerektiği, manevi tazminat yönünden ise davacıların sosyal ekonomik durumu, olaydaki kusur durumu dikkate alınarak taleplerin kısmen kabulüne dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
"1-Maddi tazminat yönünden;
Davacı ... yönünden davanın kabulü ile; 95.137,83 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 16/05/2019, davalı ... yönünden 05/04/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
2-Manevi tazminat yönünden;
Davacılar ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 05/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, Ankara BAM Hukuk Dairesi tarafından verilen kaldırma ilamında; taraflarınca yapılan sair itirazların incelenmediği, tazminat hesabında, TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılmış ise de, 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılmasının doğru görülmediği, Progresif Rant Yöntemine göre (usuli kazanılmış haklar gözetilerek) hesaplama yapılması gerektiğine değinildiğini, kaldırma ilamında belirtildiği üzere usuli kazanılmış haklar gözetilmeden hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldırma sonrası dosyada alınan iki bilirkişi raporunun birbirinden farklı ve çelişkili sonuçlar içermesine rağmen, mahkemece bu çelişkiyi giderme maksatlı üçüncü bir bilirkişi raporu alınması gerekirken herhangi bir şekilde ek rapor alınmaksızın çelişkili rapor ile hüküm kurulmasının da isabetsiz olduğunu, kaldırma kararı öncesinde kusur raporuna ilişkin itirazlar doğrultusunda yeniden kusur bilirkişisinden rapor alınması gerekirken bunun da göz ardı edilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın dosyanın kapsamıyla bağdaşmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yargılama aşamasında belirttikleri savunmaların yok sayıldığını, kararın gerekçesiz olduğunu, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun Prograsif Rant Yöntemi ile yapılmasının “usuli müktesep hak”ka aykırı olduğunu, yargılama kapsamında alınan 03.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporu ile ... için 28.969,91-TL destekten yoksunluk tazminatı hesaplandığını, söz konusu tazminat tutarının, 18.02.2020 tarihinde davacı vekili hesabına ödendiğini, mahkemenin 08.07.2020 tarihli kararı ile davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydı ile 28.969,91 TL, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 16/05/2019, davalı ... yönünden 05/04/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine karar verildiğini, davacı yanın, kararı sadece hesaplama hatası nedeni ile istinaf etmiş olup hesaplamanın TRH-1,8 faiz ile yapılmasını istinaf nedeni yapmadığını, davacı yanca hesaplamanın TRH-1,8 faiz ile yapılmasına yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz edilmediği ve istinaf nedeni de yapılmadığını, mahkeme tarafların talebi ile bağlı olup davacı yanın istinafa taşımadığı hesaplama yönteminin olduğu da sabit iken kazanılmış hakka aykırı olarak TRH-Progresif Rant Yöntemi ile hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın tamamen eksik ve hatalı olup hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda müteveffanın oğlunun destek sonu yaşı 25, Destek sonu tarihi 31.12.2027 olarak esas alındığını, ancak müteveffanın oğlunun öğrenci belgesinden hareketle destek sonu tarihi 30.06.2024 olarak esas alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda destek payları başlangıçta çocuk için 1/5, anne için 2/5, anne destekten çıktıktan sonra ise çocuk için 1,67/5 oranında olduğunu, ancak raporda destek payları başlangıçta çocuk ve anne için 1/4, çocuk destekten çıktıktan sonra ise, anne için 1/3 oranında alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda müteveffanın geliri 2022 yılına kadar AGİ hariç asgari ücret, 2022 yılı itibariyle net asgari ücretten vergi istisnaları tenzil edilerek hesaplandığını, kusura ilişkin itirazları dikkate alınmamış olup hükmedilen kusur oranının yeniden incelenmesini talep ettiklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili tavzih kararına karşı istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece tavzih kararında, ''Mahkememizin 20/12/2023 tarih ve 2023/251 Esas, 2023/756 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 8 nolu fıkrasında; "8-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine," yazıldığı görülmekle, söz konusu gerekçeli kararın hüküm kısmının, 8 nolu fıkrasının, "8-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine," denildiğini, bilindiği üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 305/2. maddesi; ''Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez'' hükmünü havi olup, tavzih kararıyla, davalılar aleyhine yüklenen borç miktarının genişletilip, değiştirilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan kusur raporu hatalı değerlendirmeler içermekte olup, müvekkilin dava konusu olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, hükmedilen maddi tazminat miktarının eksik ve hatalı hesaplandığını, hazırlanan raporda destek oranları, destek süreleri, iskonto uygulaması ve sair diğer hususlar hatalı olarak değerlendirilerek Yargıtay'ın güncel içtihatları dikkate alınmadan rapor tanzim edildiğini, iskontolu devrenin rapor tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, asgari ücretin belli olduğu varsayımına dayanılarak takip eden yıl başından itibaren hesaplanmasının hatalı olduğunu, bilirkişi tarafından rapor tanzim edilirken, destekten yoksun kalma tazminatı hesabında iskontolu devre 2024 yılından itibaren başlatılmış olup hatalı olduğunu, ücretin belirli olduğu dönemin yalnızca hükme esas alınan raporun düzenlendiği 15.08.2023 tarihine kadar ki dönem olduğunu, gerçek belli iken varsayımlara dayanılamaz ilkesi uyarınca rapor düzenleme tarihinden sonraki zarar yönünden, vadesi gelmemiş bir borcun ödenmesi söz konusu olduğundan rapor düzenleme tarihinden itibaren iskontolu işlemin başlatılması gerektiğini, raporda sonraki dönemde, bir kısım ücretin belli olmasının bilinen ücretin son bulduğu tarihten itibaren iskonto yapılmasına gerekçe gösterilemeyeceğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.06.1995 tarih 1994/9777E. 1995/688K.), pay oranları ve destek sürelerinin eksik ve hatalı hazırlandığını, Asgari Ücret 01.01.2024 tarihi itibariyle net 17.002 TL olarak güncellenmiş olup, asgari ücretteki artışın kamu düzeninden olup mahkemelerin her aşamasında resen dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminata yönelik olarak mahkemece aksi kanaatte olunması durumunda dahi müvekkil aleyhine karşı vekalete hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir.

  1. Tavzihe ilişkin ek karara yönelik davalı ...’ın istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
    Tavzih, HMK’nın 305. maddesinde düzenlenmiş olup, hükmün (nihai kararın) yeterince açık olmayan veya icrasının nasıl olacağı konusunda tereddüt edilen yahut fıkraları birbirine aykırı (çelişkili) olan hükümler için istenebilir.
    6100 sayılı HMK'nın 305. maddesinde; "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
    (2)Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." denilmektedir.
    Hakim tavzih yolu ile hükümde unuttuğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez, hükmü değiştiremez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez (Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, cilt 5, sayfa 5270 vd.).
    Somut olayda, mahkemenin 20/12/2023 tarih ve 2023/251 Esas - 2023/756 Karar sayılı kararının hüküm kısmının 8 nolu fıkrasında; "8-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine," yazıldığı görülmekle, söz konusu gerekçeli kararın hüküm kısmının; 8 nolu fıkrasının; "8-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine," olarak tavzihine karar verilmiş olup, tavzihle hüküm değiştirilemeyeceğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile tavzih kararının kaldırılmasına karar verilerek, asıl kararın istinaf incelemesinin yapılması gerekmiştir.
    2)Asıl karara ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
    Kusur raporuna ilişkin olarak, dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağına göre; 05.04.2019 tarihinde saat 16:45 sıralarında sürücü belgeli ve alkolsüz davalı sürücü ..., mülkiyeti kendisine ait olan ve olay tarihinde diğer davalı ... trafik sigorta poliçesiyle Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalı bulunan ... plakalı 1999 model ... marka özel aracıyla Altındağ Mahallesi Alparslan TÜRKEŞ Bulvarı üzerinden Akyurt ilçe merkezi istikametine iki yönlü yol bölümünün sol şeridini takiben seyirle olay mahalli olan 13. kilometredeki ... petrol istasyonu önüne geldiğinde; seyir yönüne göre yolun sağından soluna yolun karşısına geçiş yapmakta olan dava konusu davacıların murisleri olan 1944 doğumlu yaya ...'e çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.
    Hükme esas kusur raporunda, davalı sürücü ...’ın, olay tarihinde diğer davalı ... Sigorta poliçesiyle Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalı bulunan ... plakalı ... marka özel aracıyla seyri sırasında seyir ettiği taşıt yolunun yerleşim alanı olmasına bağlı azami seyir hızının 50 km ile sınırlandırılmış olması yanında yine seyir yönünün sağında petrol şirketinin olmasına bağlı buradan da araç giriş ve çıkışlarinin olmasını da göz önüne alarak önündeki seyir alanını daha dikkatli ve tedbirli olarak 50 km hız sınırlarının altında olay mahalline yaklaşması gerekirken, seyir hızını azaltmadan ve seyir yönüne göre yolun sağından, soluna geçiş yapan ve yolu orta refüj istikametine sol şeritte bitirmek üzere olan yaya ...'e, fren tedbirine başvurmadan 70 km hız ile aracının ön kısmı ile çarptığı ve tali kusurlu (%35), davacıların murisleri olan yaya ...‘in ise olay mahallinde yayaların taşıt yolunun karşısına geçişleri sırasında ayrılmış bulunan yayalar için alt ve üst geçit ile ışıklı ve ışıksız yaya geçidi ile kavşak giriş ve çıkışının olmaması nedeniyle; davacıların murisleri yaya ...; taşıt yolunun karşısına geçiş yapmadan önce kendi can güvenliği açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızı ile kendisi arasındaki mesafeyi yeterince kontrol ederek geçeceği taşıt yolundaki trafik akımının boş olduğunu gördükten sonra hızlı ve çabuk adımlarla geçişini sürdürmesi ve şayet kendisine duramayacak kadar yaklaşmış araçlar varsa ilk geçiş hakkını bu araçların sürücülerine vererek onların geçişlerinden sonra, geçeceği yolun boş ve müsait olması durumunda geçişini sürdürmesi gerekirken çarpılma noktasının en sol şeritte ve orta refüje yakın olduğu göz önüne alındığında yeteri kadar yolu kontrol etmeden geçmesi sebebiyle asli kusurlu (% 65) olduğu belirtilmiştir.
    Belirlenen kusur oranının kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesi dosyası içeriğiyle de uyumlu olduğunun anlaşılmasına göre kusura ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
    Hesap raporuna ilişkin olarak ise, tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna ve tatbik edilen esaslara açık itirazları olmasa dahi; TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 E. – 2020/8874 K. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 E. – 2021/34 K. sayılı ilamı).
    Somut olayda, davacı tarafın hesap raporu yönünden hükmü istinaf ettikleri anlaşılmakla, Progressif Rant Yöntemi uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
    Diğer taraftan davacılar vekili istinaf dilekçesinde, asgari ücret miktarının doğru olarak belirlenmediğini iddia etmişse de, asgari ücretin 11.402,00TL olarak belirlendiği ve bu konuda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    Hesaplama yapılırken, davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadarki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir. Somut olayda, bilinen son gelir ile işleyecek dönem gelirinin aynı miktarda olduğu anlaşılmakla bu hususta da bir isabetsizlik yoktur.
    Payların dağıtılması konusunda ise, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminatın bu ilkelere göre hesaplanması gereğinin gözetildiği anlaşılmaktadır.
    Hükmedilen manevi tazminat miktarına gelince,
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
    Olayın oluş şekli, kazadaki kusur durumu, zararın ağırlığı, müteveffanın davacılar ile olan yakınlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü manevi tazminatın belirlenmesinde en önemli etkenlerdir. Ancak, manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, Mamelek Hukuku'na ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
    Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, ölenin eş ve çocukları olan davacılar lehine takdir olunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere karar kaldırılmış, davacı ... için 22.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 72.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 05/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.
    Vekalet ücretine ilişkin olarak ise, 6100 sayılı HMK'nın 326/2 maddesinde; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de; 14/03/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 E-2024/226 K sayılı ilamı ile, HMK'nın 326/2 maddesinin manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve işbu iptal kararı yürürlüğe girmiş olup, bu kararda da belirtildiği üzere, maddi tazminat davalarından farklı olarak manevi tazminat davalarında bir hesaplama yöntemi olmadığı, ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği manevi tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde ve manevi tazminat miktarı hâkimin takdirine göre belirlendiğinden manevi tazminatın kısmen reddedilen miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyete aykırı olacaktır.
    Ayrıca, AAÜT’nin Manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10. /(2). maddesinde yer alan; “(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.” hükmü de 08.01.2026 tarihli ve 33131sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile yürürlükten kaldırılmış olup, Anayasa Mahkemesi kararı ve AAÜT uyarınca davacıların hükmedilecek manevi tazminat miktarını öngörmesi mümkün olmadığından kısmen reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı taraf aleyhine vekalet ücreti hükmedilmemesi gerekmiştir.
    Açıklanan nedenlerle; davalılar ... vekili ile ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
    HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
    I-İstinaf eden davalılar ... vekili ile ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
    II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/12/2023 tarihli, 2023/251 Esas - 2023/756 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
    HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
    1-Maddi tazminat yönünden;
    Davacı ... yönünden davanın kabulü ile; 95.137,83 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 16/05/2019, davalı ... yönünden 05/04/2019 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine,
    2-Manevi tazminat yönünden;
    Davacı ... için 22.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00TL, davacı ... için 12.500,00 TL, davacı ... için 12.500,00TL, davacı ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 72.500 TL manevi tazminatın olay tarihi 05/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine,
    Fazlaya ilişkin talebin reddine,
    3-Maddi tazminat yönünden alınması gerekli karar ve ilam harcı 6.498,87 TL olduğundan peşin alınan 903,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.595,13 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
    4-Manevi tazminat yönünden alınması gerekli karar ve ilam harcı 4.952,47 TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
    5-Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk gideri 1.320,00 TL olduğundan ret kabul oranına göre hesaplanan 809,48 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, geriye kalan 510,52 TL kısmının davalı ...'tan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
    6-Davacı ... maddi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve ret oranına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili bu davacıya verilmesine,
    7-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve ret oranına göre hesaplanan 22.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine,
    8-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine,
    9-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine,
    10-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine,
    11-Davacı ... manevi tazminat yönünden duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 12.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'tan tahsili bu davacıya verilmesine,
    12-Davacı tarafından yapılan 948,04 TL harç toplamı ve 4.075,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.023,04 TL yargılama giderinin ret kabul oranına göre hesaplanan 3.080,36 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, tahsili ile davacıya verilmesine, geri kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
    İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
    III-İstinaf talebi reddedilen davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
    IV-Maddi tazminat yönünden, istinaf talebi reddedilen davalılardan maddi tazminat nedeniyle alınması gerekli 6.498,87 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3249,42 TL’nin mahsubu ile bakiye 3249,45 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
    İstinaf talebi reddedilen davalı ...’tan manevi tazminat nedeniyle alınması gerekli 4.098,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.024,65 TL’nin mahsubu ile bakiye 3.073,95 TL’nin davalı ...’tan alınarak hazineye irat kaydına,
    V-İstinaf talebi kabul edilen davacılardan alınan istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine,
    VI-İstinaf talebi kabul edilen davacılar tarafından istinaf başvurusu nedeniyle 355,00TL istinaf yargılama giderininin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
    VII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
    VIII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
    Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan
Üye
Üye
Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim