Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1534
2026/174
5 Şubat 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1534 - 2026/174
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1534
KARAR NO : 2026/174
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/07/2025
NUMARASI : 2025/375 Esas - 2025/597 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 05/02/2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/02/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılardan ... Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, müteveffa ...'un yasal mirasçıları olduğunu, davalılardan ...'nin sigortacısı olduğu, işleteni davalı ... Şirketinin olduğu ... plaka sayılı aracın, dava dışı ...'un sevk ve idaresinde 10/08/2021 tarihinde şehir içinde seyir halindeyken yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan müteveffa ...'a çarpması neticesinde müteveffanın olay yerinde hayatını kaybettiğini, meydana gelen olay neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldığını ve Ankara 62. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/497 E. sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığını, yapılan ceza yargılamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 28/12/2021 tarihli raporuna göre dava dışı sürücü ...'un meydana gelen kazada ''Asli Kusurlu'' olduğunun tespit edildiğini ve mahkemece TCK 85/1, 50/1-a-4, 52, 62 maddeleri uyarınca neticeten 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, müteveffa ...'ın ölümü nedeniyle müvekkillerden eşi ... ve diğer müvekkiller olan çocukları ..., ... ve ...'un büyük üzüntü ve ızdırap yaşadığını, davacılardan ...'un, eşinin ölümü üzerine yaşları küçük çocuklarına hem annelik hem babalık yapmaya, onlara annelerinin yokluğunu hissettirmemeye çalıştığını ve bu nedenle manevi anlamda oldukça zor ve sıkıntılı günler geçirdiklerini, aynı şekilde davacılar ..., ... ve ... da küçük yaşta annelerini kaybetmeleri nedeniyle anne şefkatinden ve ilgisinden mahrum kaldıklarını ve bu nedenle manevi olarak ağır bunalım ve depresyon geçirdiklerini, davacıların içinde bulunduğu manevi ızdırabın ve üzüntünün bir nebze olsun hafifletilebilmesi için davalılardan manevi tazminat talebinde bulunulduğunu ancak yapılan arabuluculuk görüşmelerinden olumlu bir sonuç alınamadığını, bu nedenle mütevvefa ...'ın ölümü nedeniyle müvekkillerden eşi ... için 100.000,00TL ve diğer müvekkiler olan çocukları ..., ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesini talep etmiştir.
Davalı ...Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğundan bahisle manevi tazminat talep ettiğini, davacı tarafın talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, manevi tazminat taleplerinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (trafik) sigortasının teminatı kapsamında olmadığını, davacının kaza tarihinin manevi tazminatı kapsar poliçenin olduğunu ispat mecburiyetinde olduğunu, müvekkili şirket nezdinde manevi tazminatları kapsayan kasko veyahut poliçesine rastlanılmadığını, bu sebeple de davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvuru dahi yapılmadığını, bu sebeple de faiz tarihinin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerekeceğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat talebine ilişkin müvekkili şirket nezdinde manevi tazminat klozunu içerir poliçe bulunmayıp, davanın reddini ve reddedilen tutar bakımından lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin işleteni olduğu aracın sürücüsü, kazanın meydana gelmemesi için elinden gelen tüm çabayı göstermişse de kazanın yaya konumunda bulunan müteveffa ...'un kusurlu davranışı sonucu meydana geldiğini, kaza tespit tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere, müteveffanın trafik akışının en yoğun olduğu saatte 5 şeritli bulvar üzerinde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını ve en soldan 3 şeritte kazanda kıl payı kurtardığını ancak en soldan gelen müvekkiline ait aracın müteveffaya çarptığını, müteveffanın karşıdan karşıya geçmek için yaya ışıklarını beklemediğini, hatta yaya ışıklarına kadar dahi yürümediğini, müteveffanın yaşı ve sosyal ekonomik durumu da göz önüne alındığından müteveffanın buradan karşıdan karşıya geçmemesi gerektiğini bildiğini, ancak ihmalkar davranışı neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, kaza sonrası hem müvekkilinin maliki olduğu aracın sürücüsü hem de müvekkili şirketin davacı ile ilgilendiğini ve elinden gelen çabayı gösterdiğini, yerleşik Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini yine 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de belirtildiği üzere, manevi tazminat tutarını etkileyecek özel hal ve şartların kararda dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun ve fahiş manevi tazminat istemlerinin ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, 10/01/2023 tarihli raporda tüm hususların detaylı olarak yasal yükümlülükler çerçevesinde ve yaşamın doğal akışında hiçbir kuşkuya ve duraksamaya sebebiyet vermeyecek şekilde değerlendirildiği, değerlendirmelerin trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Daire Başkanlığı'na ait 28/12/2021 tarihli kusur raporu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/08/2021 tarihli bilirkişi raporuyla örtüştüğü, dosyaya 10/01/2023 tarihli rapordaki kanaati değiştirecek hiçbir ek bir bilgi ve belge sunulmadığı, meydana gelen trafik kazası olayında, yaya ...’un 2918 sy. Karayolları Trafik Kanunu (K.T.K) 68/b maddesini, K.T. Yönetmeliğinin 138/b-3, d maddelerini ihlali nedeniyle meydana gelen trafik kazası olayında asli kusurlu olarak %75 (Y. yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'un, 2918 sy. KTK 52/b maddesini ve KTY 100. ve 101. maddelerini ihlali nedeniyle meydana gelen trafik kazası olayında tali kusurlu olarak %25 (Y.yirmibeş) oranında kusurlu olduğu, 2918 Sayılı K.T.K. 85. maddede belirtilen hüküm gereğince araç sahibi davalı ... Şti. nin, işçisi sürücü ...’un kusuru nispetinde sorumluluğunun bulunduğu, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalı sigorta şirketinin manevi tazminat talebinden sorumlu olmadığı gözetilerek, davalı sigorta şirketi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... Şirketi bakımından ise, davanın kısmen kabulüne karar verilerek, her bir davacı bakımından ayrı ayrı takdir edilen manevi tazminat tutarları dikkate alındığında, vekalet ücretlerine de ayrı ayrı hükmedilerek, reddedilen tutarlar bakımından ise davalılar lehine karşı vekalet ücretine Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas-2024/226 Karar sayılı kararı gözetilerek hükmedilmediği gerekçesiyle; "Davanın davalı sigorta şirketi bakımından reddine, davanın diğer davalılar bakımından kısmen kabulü ile; toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın her bir davacı bakımından 25.000,00‘er TL olmak üzere kaza tarihi olan 10/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kazanın olduğu tarihte 47 yaşında olan müteveffa ... karşıdan karşıya geçerken geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle hayatını kaybettiğini, söz konusu kaza nedeniyle eş ve annelerini kaybeden davacıların tahmin edilemez ölçüde keder, acı ve ruhsal çöküntüye uğradıklarını hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...vekili istinaf dilekçesinde; 10.01.2023 tarihli ve 05.05.2023 tarihli kusur tespitinin yapıldığı bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak nitelikte olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan tespite göre şoför tarafından sürülen aracın kaza sırasında 80 km hız ile gittiğini, kazanın gerçekleştiği bulvar Ankara’nın en büyük ve en geniş bulvarlarından olup, aracın hız sınırları dahilinde kaldığını, şoförün kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere müteveffanın trafik akışının en yoğun olduğu saatte 5 şeritli bulvar üzerinde karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını ve en soldan 3 şeritte kazadan kıl payı kurtardığını, ancak en soldan gelen müvekkile ait aracın müteveffaya çarptığını, müteveffanın karşıdan karşıya geçmek için yaya ışıklarını beklemediğini, hatta yaya ışıklarına kadar dahi yürümediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istemidir.
Dosyada ve ceza dosyasında alınan kusur raporlarında, sürücü ..., sevk ve idaresindeki servis otobüsü ile gündüz vakti, meskun mahalde, bölünmüş 4 şeritli yolun sol şeridini takiben seyredip, geldiği olay mahallinde, mevcut kamera görüntülerinden anlaşılmakla, yola gereken dikkatini vermediği hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamadığı, bu haliyle, sağ taraftan yola giren yayaya aldığı fren tedbirine rağmen hızından dolayı duramayarak seyrettiği sol şeritte çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile tali kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...’un, gündüz vakti, olay mahallinde, gelen araçların hız ve mesafesini dikkate almada, kendi can güvenliğini tehlikeye atacak tarzda, trafiğin hızla aktığı dört şeritli yola kontrolsüzce girerek, ilk geçiş hakkını vermediği sürücünün kullandığı otobüsün sadmesine maruz kaldığı olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu belirtilmiş olup, raporların birbirini teyit ettiği ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, kusura ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”, aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır (HGK 23/06/2004, 13/291-370). Zira TMK'nın 4. maddesi Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın asli kusurlu olması, müteveffanın, davacıların eşi ve babası olması, davacılara yakınlığı, davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacılar vekili ile ... Şirketi vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1- Davacılar vekili ile ... Şirketi vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davacılardan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.708,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 976,00 TL harcın talep halinde davacılara iadesine
3-İstinaf eden davalı ... Şirketi'nden alınması gerekli 6.831,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1683,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.147,90 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.