mahkeme 2024/792 E. 2025/1020 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/792
2025/1020
11 Eylül 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/792 - 2025/1020
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/792
KARAR NO : 2025/1020
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2024
NUMARASI : 2022/812 Esas 2024/246 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 11/09/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07/05/2019 tarihinde davacı müvekkili ... ... iken, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı kamyonetin çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralanarak geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakım ihtiyacının doğduğunu, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, trafik kazasına kusuruyla sebebiyet veren ...plaka sayılı kamyonetin kaza tarihi itibariyle Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş.'nin teminatı altında olduğunu, davacının trafik kazası sonucu uğramış olduğu manevi zararların tazmininden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, 75.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde; ...plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe kapsamında kalması halinde sigortalı aracın kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınmasını talep ettiğini, manevi tazminata hükmedilirken ülkenin ekonomik koşullarını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, paranın satın alma gücünü, tarafların kusur durumunu, olayın ağırlığını, olay tarihini, eylemin niteliğini, zarar görenin ve zarar verenin kişilikleri gibi özelliklerin göz önünde tutulması gerektiğini, belirtilenler çerçevesinde davaya konu manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, Yargıtay içtihatları gereği manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmamasının esas olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraflarına haksızca yöneltilen davanın; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. ve 3. maddeleri amir hükümleri kapsamında tanzim edilen "dürüstlük" ve "iyi niyet" kapsamında bir karşılığı olmadığını, Aydın 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/301 Esas numaralı dosyasının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 2022/1400 sayılı dosyası ile "derdest" vaziyette olduğunu, dolayısıyla anılan ceza yargılamasını haiz dosyanın, işbu dava açısından bekletici meseleye konu edilmesi gerektiğini, müvekkilinin vuku bulan ve kendisini davacıdan daha ziyade her anlamda zarara uğratan olayın tarihinde sevk ve idaresindeki aracın davalı kurum ile tanzim edilen ilgili sigorta poliçesi konusunda ve kapsamında olduğunu, müvekkilinin işbu davaya "ihbar edilen/ihbar olunan" sıfatıyla katılması gerektiğini, bu açıdan da davanın reddi gerektiğini, müvekkili ...'ın olay vuku bulduğu zaman kamyon şoförlüğü yapmakta ve işveren şirkete ait ...plakalı kamyon formundaki aracı kullanmakta olduğunu, müvekkili ...'ın müşteki tarafından iddia olunduğu gibi ...plakalı aracıyla müşteki ve babası tarafından temin edilen hayvanların yüklemesi yapılırken geri manevra yapmadığını ve geri manevra yapmak da dahil herhangi bir manevra ve hareket hali vuku bulması mümkün olmadığını, davacının haksız ve kötü niyetle olay tarihinden haftalar sonra şikayette bulunduğunu belirterek, haksız ve dayanaksız davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 6098 TBK'nın 56/1. maddesi hükmüne göre; “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir” hükmü ile aynı Kanun'un 51. maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre ve ayrıca her ne kadar davacı ile davalı araç sürücüsünün yarı yarıya, %50 oranında kusurlu oldukları anlaşılmakta ise de, davacının asli kusurlu olmasının dahi manevi tazminatın verilmesine engel olmayıp, hükmedilecek miktarı etkileyecek bir unsur olduğunun kabulü ile (Emsal: Yargıtay 4. HD.'nin, 01/07/2004 tarih ve 1754/8644 sayılı ilamı), somut olayda kaza tarihi, kazanın oluş şekli, kaza neticesinde davacının %21 oranında daimi, 1 yıl süresince geçici iş göremezliğine ve 1 aylık bakıcı ihtiyacına neden olacak şekilde yaralanması ile oluşan cismani zararının boyutu ile bu zarara neden olan trafik kazasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyen ... plakalı aracın davalı sürücüsünün %50 kusurlu olarak katkısının bulunmuş olması nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 10.000,00 TL poliçe teminat limiti ile sorumlu olmak kaydıyla), davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden 20/07/2022 temerrüt tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesine; hükmedilen tazminat miktarının, fahiş miktarda eksik ve yetersiz olup hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı ...'in, dava konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralandığını, defalarca ameliyat olduğunu, istinafa konu kararda, davalı sigorta şirketi yönünden hükmedilen başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararda, faiz başlangıç tarihi olarak 20.07.2022 tarihi tespit edildiğini ve faiz türü olarak ise yasal faize hükmedildiğini, ancak davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden de faiz başlangıç tarihi olarak kaza tarihi olan 07.05.2019 tarihinin tespiti gerektiğini, istinafa konu kararda, müvekkil aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiği açık olduğundan, kısmen ret halinde dahi işbu dava, davalıların ödeme yükümlülüğünden kaçınması nedeniyle açıldığından müvekkil aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, reddedilen kısım ve davalı vekalet ücretinin müvekkil lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği hususu dikkate alındığında davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem avukatlık asgari ücret tarifesine hem de avukatlık kanununa aykırı şekilde hükmedilen vekalet ücreti yönünden de istinaf yoluna başvurma gereği hasıl olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, kişilik hakkının zedelenmesi TBK MADDE 58'de kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir, özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir, denildiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, ceza dosyasının bekletici mesel sayılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kusura ilişkin olarak, dosyada Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, davalı sürücü ...’ın, sevk ve idaresindeki kamyon ile geri manevra yaptığı sırada, aracının arkasında gözcü konumunda bulunan ... ile yeterli irtibat sağlamadan hareket ettiği ve geri manevrasını yeterince kontrollü bir şekilde gerçekleştirmediği, kontrolsüzce geri manevrayla gözcü ...’e çarpması akabinde ...’in kendisine karşı yaptığı sesli uyarı nedeniyle uyguladığı ani frenle birlikte aracının kasa kısmının arka kapak üst ilavesinin yerinden çıkarak davacı ... ...’in ayağına düşmesiyle meydana gelen mevcut koşullardaki olayda % 50 oranında kusurlu olduğu, davacı ... ...’in, geri manevra yapmasına yardımcı olmak üzere arkasında bulunduğu kamyon ile kendi konumu arasındaki mesafeyi uygun biçimde ayarlamadığı ve yaklaşan kamyondan korunma tedbiri alacak biçimde müteyakkız bulunmadığı, geri manevrayla yaklaşan kamyonun kendisine çarpması sonrasında kamyon sürücüsüne yaptığı sesli uyarıyla birlikte kamyon sürücüsünün de ani fren uygulamasıyla kamyonun kasa kısmının arka kapak üst ilavesinin yerinden çıkarak ayağına düşmesiyle meydana gelen mevcut koşullardaki olayda %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, kesinleşen ceza dosyasında da, sürücü ...’ın asli kusurlu olduğu, B) Müşteki ... ...'in asli kusurlu olduğu belirtilmiş olup, raporların birbirini teyit ettiği anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Ret vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin olarak ise, AAÜT 13. maddesinde; "...(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." denilmektedir.
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesi; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” şeklinde düzenlenmiş olup, mahkemece davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretini geçmemek üzere ret vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas-2024/226 Karar sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş, bununla birlikte iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (14/03/2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği görülmüştür.
Anayasa’nın 153. maddesi; “…Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmündeki kararnamelerin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmündeki kararnamenin veya ... Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, ... Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar…” hükmünü içermektedir.
Anayasa’da iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmış ise de bazı iptal kararlarının yürürlük tarihini, yasama organına aynı konuda yeni kanuni düzenleme yapabilmesi için süre vermek ve bu şekilde iptal hükmüyle birlikte ortaya çıkabilecek hukukî boşluğun ortaya çıkmasına mani olmak amacıyla, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten başlayarak bir yılı aşmamak kaydıyla belirli bir süre sonra yürürlüğe gireceğini de kararlaştırabilir.
Kural olarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, yayımlandığı tarihte kanunu yürürlükten kaldırır, ancak “gereken hâllerde” Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi erteleyebilir. İptal edilmiş kanun hükmünün bir süre daha yürürlükte bırakılması kamu düzeninde boşluk yaratmama amacıyla öngörülmüştür. İptal edilen kanun hükmü erteleme süresi içinde yürürlükte kalacak ve uygulanacaktır (Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul 2018, s. 261; Tanör, Bülent/ Yüzbaşıoğlu, Necmi: 1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul 2001, s. 522).
Anayasa Mahkemesinin 15.10.1996 tarihli ve 1996/50 E., 1996/37 K. ile 07.12.2010 tarihli ve 2010/103 E., 2010/106 K. sayılı kararında da Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanıncaya kadar ilgili yasa hükmünün yürürlükte kalacağı, iptal kararının yürürlüğe girmesi ertelenmiş ise, erteleme süresi içerisinde iptal edildiği açıklanan kuralın yürürlüğünü sürdürdüğü ve uygulanmaya devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı kuralı iptal kararının yürürlüğünü erteleme bakımından da geçerlidir. Erteleme kararı ile iptal kararından sonra belirli bir süre için hukukî boşluk doğmasının önlenmesi amaçlandığından, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar iptal edilen kuralın uygulanması gerekir. İptal kararları Anayasa’da öngörülen usullere uygun olarak yürürlüğe girinceye kadar, hukukî boşluğun varlığından söz edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarih ve 2018/8-133 E., 2022/49 K. sayılı ilamı)
Bu nedenle, kısmen ret dolayısıyla vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Arabuluculuk ücretine gelince, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.07.2024 tarih ve 2024/8352 E.-2024/10740 K. Sayılı bozma ilamının ilgili kısmında "4. İlâmın İlgili Hukuk kısmının (5) numaralı paragrafında yer verilen Kanun hükmü uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama gideridir. 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa Mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. İlk Derece Mahkemesince arabuluculuk giderinin tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılmaması hatalı olmuştur." denilmiştir.
Yukarıda belirtilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararı da dikkate alındığında; ilk derece mahkemesince davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı vekili faiz başlangıcına itiraz etmiş ise de, KTK'nın 100. maddesinde, İMMS'nin sorumluluğuna ilişkin açılan davalarda Yasa'nın 99. maddesinin uygulanacağına ilişkin atıf bulunmamasına ve TTK'nın 1427. maddesinin uygulanacak olmasına ve uygulanan faiz başlangıcının da davacı lehine olmasına göre davacının faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Hükmedilen manevi tazminat tutarına gelince, tarafların kusur durumu, olay tarihi, olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacıların ölene yakınlık dereceleri nedeniyle çektikleri acı ve duymuş olduğu üzüntülerin boyutu, ödenecek tazminat miktarları, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi göz önüne alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ...’dan alınması gereken 1.366,20- TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 938,60 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.