Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1297
2025/183
13 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1297
KARAR NO : 2025/183
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : Dr.... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2023
NUMARASI : 2022/513 Esas - 2023/17 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18/02/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 21/02/2022 tarihinde müvekkili adına kayıtlı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...'in kullandığı, diğer davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı ... plakalı aracın çarpışmaları sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... Plaka sayılı araç sürücüsünün KTK'nın 46/2- h maddesi uyarınca kusurlu olduğunu, müvekkilinin kendisi adına kayıtlı iş yerinde nakliye işi yaptığını ve kazaya karışan aracın müvekkilinin işi için kullandığı bir araç olduğunu, kaza esnasındaki araç sürücüsü ...'ın müvekkilinin işçisi olduğunu, kaza sonucunda müvekkilinin aracının kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin kendi kasko şirketi olan ... Sigorta Şirketi'nden 24/03/2022 tarihinde (kaza tarihinden 32 gün sonra) araç bedeli olarak 875.000 TL ödeme aldığını, müvekkilinin bu araçtan aylık kazancının ortalama 200.000 TL olduğunu, müvekkilinin kaza sebebiyle aracını kullanamaması nedeniyle kazanç kaybı oluştuğunu, ayrıca müvekkilinin kaza sonucunda kullanılamaz hale gelen aracı ile ilgili olarak ... Sigorta firmasına kasko ve trafik sigortalarını yaptırdığını ve bedellerini peşin olarak ödediğini, bu sigortaların bir ve iki yıllık gibi süreler için yapıldığını, dolayısıyla müvekkilince kullanılmayan dönemler için de Sigorta Şirketine ödeme yapıldığını, ancak kaza sonrasında müvekkiline gerek aracın sigorta bedelinden gerekse kasko bedelinden kaynaklı olarak yararlanılmayan dönemler için herhangi bir geri ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin zararı doğduğunu, yine aracın kullanılmayan döneminde müvekkilinin o araçta çalışan işçisini çalıştıramadığı halde sigortasını ve maaşını ödediğini, bu giderlerin de müvekkilinin kazadan kaynaklı aktif giderleri arasında olduğunu, bunların yanında müvekkilinin davaya konu aracı alırken ... Şubesi'nden kredi çektiğini, kaza sonucunda kasko tarafından ödenen bedel içerisinden kredi miktarını kapattığını ve banka tarafından müvekkilinden erken ödeme cezası adı altında yaklaşık 10.000 TL civarında ek ücret alındığını, müvekkilince ödenmek zorunda kalınan bu miktarın da yine iş bu davaya konu kazadan dolayı müvekkiline yansıyan bir diğer maddi zarar olduğunu, ayrıca müvekkilinin kasko şirketi tarafından 875.000 TL ödeme yapıldıktan sonra işlerinin devamı açısından yeni bir kamyon almak istediğini ve bu nedenle yeniden kredi çektiğini, ancak bu kredinin faiz oranı ile davaya konu araç için çekmiş olduğu kredinin faiz oranı birbirinden farklı olduğundan, kazadan sonra aldığı araç için çektiği kredi faiz oranının daha fazla olması sebebiyle müvekkilinin yine zarara uğradığını, iki kredi arasındaki faiz oranındaki farklılıktan dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararların da tespiti ile davalılardan tahsilini talep ettiklerini, son olarak müvekkilinin, ... A.Ş. isimli işyeri ile Ankara'dan alınıp İzmir'e götürülecek olan bir malzemenin nakliyesi için 8000 TL + KDV şeklinde anlaşma yaptığını, aracın bu anlaşmaya istinaden yola çıktığı sırada kazanın meydana gelmesi nedeniyle malzemenin yüklenemediğini ve müvekkilinin anlaşma miktarı bedeli alamadığını, bu sebeple de müvekkilinin zararı oluştuğunu, tüm açıklanan zararlarla meydana gelen kaza arasında illiyet bağı bulunduğunu, dolayısıyla bu zararlardan davalı sürücü ve işvereni olan şirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu kazadan kaynaklı olarak müvekkilinin aracı kullanamaması nedeniyle şimdilik 100 TL maddi tazminat ile yine dava konusu kazadan kaynaklı olarak müvekkili uhdesinde meydana gelen diğer zararlar için şimdilik 100 TL (açıklama dilekçesi ile her kalem zarar için ayrı ayrı şimdilik 20TL) maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya karşı zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve husumet yönlerinden itirazlarını beyan etmiş, esasa ilişkin olarak, 21.02.2022 tarihli kazanın davacının tam kusuru nedeniyle meydana gelmesi nedeniyle müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde olayın oluş şekline ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini, müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün kusurunun ispatlanamadığını, davacının, kaza tarihinden kasko şirketinin araç bedeli ödemesi yaptığı tarihe kadar aracını işletemediği için mahrum kaldığı bedelin müvekkilinden tahsilini talep ettiğini ancak mahrumiyet zararının; araçta meydana gelen kısmi hasarın onarım yoluyla giderilmesinin mümkün olduğu durumlarda aracın hasar onarımı yapıldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle istenilebilen bir tutar olduğunu, araçta pert total işlemi uygulanması halinde ise böyle bir tamir süresi bulunmadığından aracın işleteninin buna ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının kasko şirketinin, perte ayrılan araçla ilgili ödemeyi geciktirmesinden kaynaklı müvekkili şirkete izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığını, davacı kaza günü nakliyesini gerçekleştiremediği malzemeden dolayı 8.000,00 TL'lik anlaşma bedelini alamadığı iddiasıyla tazminat talep etmiş ise de, davacının bahsettiği nakliye işine dair dosyaya somut bir delil sunamadığını, davacı tarafın krediyi erken kapatma cezası adı altında ödediği bedelin, çektiği iki kredi arasındaki faiz farkından dolayı uğradığı zararın, aracın işletilemediği süre boyunca araçta çalıştırdığı işçiye yaptığı maaş/sigorta prim ödemelerinin ve araç ile ilgili olarak yaptırdığı kasko/trafik sigortası için Sigorta Şirketine peşin olarak ödediği bedellerin tazminine ilişkin taleplerinin ise hukuken kabul edilemez olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin sorumluluğunda bulunmayan kaza nedeniyle müvekkili aleyhine açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddiaları ve taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hukuki mesnetten ve hakkaniyetten uzak olduğunu, davaya konu kazada müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili kusurlu olsa dahi olayda kusurun, olay görüntüleri ve olay yerinin alanında uzman bilirkişi tarafından incelenerek dava dosyası kapsamında tespit edilmesi gerektiğini, dolayısıyla mahkemece kusura ilişkin uzman bilirkişi heyetinden ya da ATK'dan rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı taraf aracı nakliye işi için kullandığını, kaza esnasındaki sürücü ...'ın işçisi olduğunu ileri sürmüş ise de buna ilişkin kayıt ve belgeleri sunmadığını bu nedenle bu iddiaların kabul edilemez olduğunu, davacının kaza nedeniyle kendi kasko şirketinden araç bedeli olarak 875.000 TL ödeme aldığını beyan ettiğini, dolayısıyla maddi zararı Sigorta Şirketince karşılandığı halde bu davayı açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, mahrumiyet zararının; araçta meydana gelen kısmi hasarın onarım yoluyla giderilmesinin mümkün olduğu durumlarda aracın hasar onarımı yapıldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle istenilebilen bir tutar olduğunu, araçta pert total işlemi uygulanması halinde ise böyle bir tamir süresi bulunmadığından, müvekkilinin buna ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kasko şirketinin perte ayrılan araçla ilgili ödemeyi geciktirmesinden kaynaklı müvekkiline yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını, davacının aracın bedelini Sigorta Şirketinden almasına rağmen aracı kullanamadığı süre boyunca doğacak kazancı, araçta çalıştırdığı işçiye yaptığı maaş ve sigorta prim ödemelerini, araç ile ilgili olarak sigorta şirketine araç için yapılması gereken kasko ve sigortasını yaptırarak peşin olarak ödediği bedellerin tazminini, yeni aldığı araç için ödediği krediyi, yapamadığını iddia ettiği işin bedelini müvekkilinden istemesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, hiçbir ispata dayanmadığını, müvekkilinin sorumluluğunda da olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının talep ettiği zararlardan dava konusu aracın kasko ve trafik poliçelerinin peşin ödenmesi nedeniyle kaza tarihinden sonra kullanılmayan dönemlere ilişkin ödenmiş poliçe bedellerinin davalılardan tahsili istemi, aracın kullanılmayan döneminde araçta görevli işçisinin çalışmadığı döneme ilişkin maaş ve sigorta primlerinin davalılardan tahsili istemi, dava konusu aracın üzerinde bulunan kredinin erken kapatılmasından kaynaklı erken ödeme cezası adı altında ödenen bedelin davalılardan tahsili istemi, dava konusu kazadan sonra yeniden araç alındığından çekilen kredinin kazaya uğrayan araç için çektiği krediden yüksek olması nedeniyle her iki kredi arasındaki faiz farkının davalılardan tahsili istemlerinde her ne kadar davalıların kusurlu hareketleriyle talep edilen bu zararlar arasında sebep-sonuç ilişkisi (genel anlamda illiyet bağı) olsa da, uygun illiyet bağından bahsedilemeyeceği, trafik kazası sonucu olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin (trafik kazasının), meydana gelen dava konusu sonuçları yaratmaya elverişli olmadığı gibi, talep edilen zararların da zarar veren bakımından öngörülebilir riskler olmadığı anlaşıldığından bu kalem zararlar yönünden uygun illiyet bağının ispatlanamadığı; araçtan yoksun kalınan kar talebi yönünden ise, her ne kadar davacı ödeme yapılana kadar aracı kullanamamaktan kaynaklı söz konusu zararının 200.000 TL olduğunu belirtmişse de, buna ilişkin herhangi bir delil sunmadığı gibi tensip zaptı 4 nolu ara kararıyla ticari defterlerini sunması için tarafına ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen defterlerini de sunmadığından bu zarar kalemine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılamadığından bu talebin de ispatlanamadığı anlaşıldığından; “Davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece araç mahrumiyeti nedeniyle oluşan zarar talebi dışındaki zararlar yönünden illiyet bağı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bu zararların tamamının kaza ile illiyetinin bulunduğunu, yine araç mahrumiyet zararı yönünden ara karar gereğince ticari defterlerin bulunduğu yerin bildirildiğini, zira defterlerin hacmi nedeniyle mahkemeye sunulmasının mümkün olamadığını, yeri bildirdikleri için mahallinde inceleme yapılabileceğini, mahkemece eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan bir kısım maddi zararlar ile araçtan yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan, maddi tazminat taleplerinde zarar sorumlusu "gerçek zarardan" sorumlu olduğundan, kazaya bağlı zararın doğru şekilde hesaplanmış olması önemlidir. Kazaya bağlı gerçek zarar hesaplanmasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilen ilke ve yöntemler nazara alınmalı, zararın artmasına, zarar görenin neden olması durumunda bu kapsamdaki zararlardan haksız fiil sorumlusu sorumlu tutulmamalıdır.
Motorlu araç zarar görmüş ise aracın kullanılış amacına göre araç mahrumiyeti zararı da belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyet bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için araç mahrumiyet bedelinin hesaplanması gerekir.
Somut olayda; mahkemece tensibin 4 nolu bendi gereğince davacı vekiline tebligatın yapıldığı, bu bentteki; “…ile İncelenmesi talep edilecek ise taraflara ait ticari defter ve kayıtların sunulması yahut sunulamayacak boyutta ise bulunduğu adresin bildirilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine…” cümlesi gereğince davacı vekili tarafından süresi içinde 25/02/2022 tarihli dilekçesi ile; “…. İlerleyen aşamalarda dosya kapsamında bilirkişi görevlendirilmesi halinde müvekkile ait ticari defterlerin yerini aşağıda bildirmekteyiz. Müvekkilin ticari defterleri geçici süreliğine tarafımızda bulunmaktadır. İlerleyen aşamalarda bilirkişi tarafından inceleme yapılacağı takdirde tarafımıza ulaşması ile tüm ticari defterlerin incelemesi için bilirkişiye sunulacaktır…” içerikli dilekçe sunularak adres ve iletişim bilgilerinin de mahkemeye sunulduğu görülmüştür.
Bu durumda, mahkemece işin esasına girilerek, dava konusu talepler konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaflarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 10/01/2023 tarihli, 2022/513 Esas – 2023/17 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.