Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/1063
2024/1606
12 Aralık 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1063 - 2024/1606
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1063
KARAR NO : 2024/1606
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2023
NUMARASI : 2022/541 Esas - 2023/760 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18/12/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2021 tarihinde, davacının da içinde yolcu olarak bulunduğu eşi ... idaresindeki ... plakalı araçla olay yeri üç şeritli yolun orta şeridinde Kahraman Kazan – Ankara istikametine doğru seyir halindeyken plakası tespit edilemeyen bir aracın araçlarını sollayıp aniden önlerine manevra yapması ile sürücü ...’un plakası belirsiz araca çarpmamak için aracı ile sağa manevra yaparak yolun sağındaki bariyerlere de çarpması sonucu aracın ön koltuğunda yolcu konumunda olan davacının yaralandığını belirterek, trafik kazasında yaralanarak beden gücü (efor) kaybına uğrayan müvekkili için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca belirlenecek maddi tazminatın ... yönünden temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,17/05/2023 tarihli dilekçe ile bedel artırım talebinde bulunmuş ve efor kaybı tazminatı talebini 102.800,87TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde üçüncü bir araç varlığının da ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limiti dâhilinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza ile davacının gerçek zararı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının, zarar görenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının, olayda hatır taşıması olup olmadığının, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanılmadığının, geçici iş göremezlik tazminatı ödemesinin yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, bu hususlar irdelendikten sonra tazminat hesabının indirimler uygulanarak yapılması gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazada sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kurallara aykırı ve hatalı şerit değiştirmesi sebebiyle %100 oranında kusurlu olduğu, ev hanımı olan davacının oluşan %2 maluliyeti sebebiyle yerleşik kararlara uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre prograsif rant yöntemiyle düzenlenen rapora göre davacının talep edebileceği tazminatın 102.800,87 TL olduğu, davacı yanın talep artırım dilekçesi gözetilerek; “Davanın kabulü ile, 102.800,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 22.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun kaza tarihinde trafik sigortaları poliçelerindeki teminat limiti olan 430.000,00TL ile sınırlı tutulmasına,” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının usulüne uygun maluliyet raporu olmadan müvekkili kuruma başvurması nedeniyle temerrüdü oluşmadığından faiz sorumluluğu bulunmadığını, kazada ikinci ve plakası tespit edilemeyen bir aracın varlığının ispatlanmadığını, bu araca kusur verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca dosyadaki raporlara itirazları nazara alınmadan, yetersiz kurumun düzenlediği maluliyet raporu esas alınarak ve prograsif rant yöntemine göre yapılan hesap doğrultusunda karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından dolayı cismani zarar nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 23/10/2021 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın kusuru ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, özellikle kazadan hemen sonra beyanda bulunan ve mahkemece de dinlenen görgü tanığı beyanından davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın kaza yapmasına neden olan ve sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen bir aracın mevcut olduğu, gerek kaza tutanağı gerek alınan bilirkişi raporundan bu aracın tam kusurlu olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD tarafından yargılama sırasında muayenesi de yapılarak, kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak düzenlenen rapora göre davacının sağ omuz eklem hareket kısıtlılığı nedeniyle %2 malul kaldığı, 3 ayda iyileşebileceği ve 1 hafta bakıcı ihtiyacı olduğu, hükme esas alınan hesap raporunun, yerleşik içtihatlar kapsamında TRH 2010 tablosu ve prograsif rant yöntemine göre düzenlendiği, hükme esas alınan raporların usulüne uygun, denetime elverişli olduğu anlaşıldığından, davalının bu hususlara yönelik istinafına itibar edilmemiştir.
Faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf yönünden;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Güvence Hesabının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ...'nın sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2021/16685 Esas, 2021/4341 Karar sayılı ilamı).
Yine; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13/09/2021 tarih ve 2021/18933 Esas, 2021/4438 Karar sayılı ilamında; "2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2.2.1 maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Davadan önce yapılmış bir başvurunun bulunmadığı durumda ise, davalı sigortacı için dava tarihi temerrüt tarihidir. Somut olayda; her ne kadar davacılar vekili 13.09.2019 tarihinde davalı sigortacıya başvurmuş ise de, bu başvuruda sadece geçici ve kalıcı işgöremezlik tazminatı için talepte bulunulduğu (davaya konu edilen bakıcı gideri için bir talebin olmadığı) görüldüğünden, anılan tarihin temerrüt belirlemesinde etkisi yoktur.
Davacı tarafın davaya konu edilen bakıcı giderinin ödenmesini sağlamak amacıyla, 13.12.2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun 23.12.2019 tarihli son tutanağı ile tarafların anlaşamadığının ve arabuluculuk sürecinin sona erdiğinin kayıt altına alındığı görülmektedir. Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen bakıcı gideri zararı bakımından temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, davalının temerrüt tarihinin yanlış belirlenmesi doğru değil bozma sebebi ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." denilmektedir.
Somut olayda; davalıyı davadan önce temerrüde düşürdüğünü ispat yükünün davacıda olduğu, davacının eldeki davadan önce davalı ...’na ilk başvuruda maluliyet raporu olmadan eksik belge ile başvurduğu ve sonradan tamamlandığı anlaşılmış ise de, davalıya yönelik olarak 25/03/2022 tarihinde alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulduğu anlaşıldığından, Yargıtay 4.HD’nin emsal kararı da gözetilerek artık davalının temerrüt tarihinin 25/03/2022 olarak kabulü gerektiği anlaşıldığından, davalı ...’nın bu hususa yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davalı yönünden faiz başlangıç tarihinin düzeltilmesine, esasa yönelik düzeltme yapılmadığından vekâlet ücretinin ilk derece karar tarihindeki miktarlar olarak bırakılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/06/2023 tarihli, 2022/541 Esas - 2023/760 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1-DAVANIN KABULÜ İLE, 102.800,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 25/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun kaza tarihinde trafik sigortaları poliçelerindeki teminat limiti olan 430.000,00TL ile sınırlı tutulmasına,
2-Alınması gereken 7.022,32 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harç ile 347,71 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 6.593,91 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.560,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 80,70TL peşin harç, 80,70TL başvuru harcı, 11,50TL vekalet harcı ile 347,71TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 520,61TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 232,50TL tebligat ve posta gideri ile 2.400,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.632,50TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 16.420,13TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine,
III-İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 203,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 941,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.