mahkeme 2025/90 E. 2025/142 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/90
2025/142
11 Şubat 2025
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/90 - 2025/142
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/90 Esas
KARAR NO : 2025/142
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2024
NUMARASI : 2024/523 Esas-2024/724 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 11/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş'nin Kahramanmaraş İli Bölgesi doğalgaz dağıtım işini yaptığını, davalı şirketin, dava dışı ... A.Ş.'nin alt yapı doğalgaz imalat işini aldığını, davalı şirketin de bu işe ilişkin olarak, "Elbistan-Göksun arası yatay sondaj işi"ni müvekkili şirkete verdiğini, müvekkili şirketin işi tamamlayarak 25.10.2023 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'nin müdürü ...'na teslim ettiğini, müvekkili şirketin, ... A.Ş.'nin taşeronu olarak işlerini yapan davalı şirket adına yaptığı yatay sondaj uygulaması ve hdpe boru çekilmesi işine ilişkin olarak ekte sunmuş oldukları faturanın düzenlendiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/14551 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiğini, davalı tarafından borcu olmadığı gerekçesiyle takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı tarafından ayrıca İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiğini, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını, TBK.'nın 73. maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu beyan ederek davalının, Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/14551 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ olunmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli ve 2024/523 Esas ve 2024/724 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibi aleyhine Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2024/14551 Esas sayılı dosyası ile yapılan ilamsız takibe, davalı tarafından süresinde icra dairesinin yetkisine, borç ve fer'ilerine itiraz edilmesi nedeniyle iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davalı borçlu yetki itirazında, yetkili icra müdürlüğünün, şirketin adresinin bağlı bulunduğu İstanbul İcra Müdürlüğü olduğunu belirtmiştir.
İlamsız takipte borçlunun yetkiye ve borca birlikte itirazı nedeniyle takibin aynı yasanın 68. maddesi gereğince durması karşısında İcra İflas Kanunu; bunu kabul etmeyen alacaklıya takibin devamını sağlamak için iki yol tanımıştır. Bunlardan birisi İcra İflas Yasasının 68 ve 69.maddelerine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek, diğeri ise aynı yasanın 67.maddesi gereğince mahkemeye başvurmak suretiyle itirazın iptalini istemektir.
Her iki halde de, gerek genel mahkeme gerek icra mahkemesi takibe yapılan itiraz nedenleri hakkındaki incelemesinde bu nedenler içinde varsa yetki itirazını öncelikle incelemek ve karar vermek zorundadır. İtirazın iptali davasında mahkeme icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı icra mahkemesinin yerine geçerek çözümleyecektir. Bu nedenle mahkemenin İcra İflas Kanununun 50/2.maddesi hükmü doğrultusunda icra mahkemesi gibi önce icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı inceleyip kesin olarak sonuçlandırması gerekir. Anılan hüküm ile salt takip hukuku açısından yetki itirazının İcra Mahkemesince incelenmesine ilişkin prosedür düzenlenmiştir. İcra İflas Yasasının 67.maddesine dayanan ve genel hükümler çerçevesinde yargılama yapılan itirazın iptali davasına bakacak mahkemenin yetkisini sınırlandırdığı kabul edilemez. Aksinin kabulü anılan yasanın amacına aykırılık teşkil eder.
Diğer yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi usulüne uygun biçimde yapılmış, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada usulüne uygun yapılmış geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının görülmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmişse itiraz öncelikle incelenmelidir. Bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir icra takibinin bulunduğundan sözedilemez. Aksinin kabulü halinde mahkemece İİK'nun 4. maddesine aykırı olarak yargı çevresinde bulunmayan icra dairesi ile ilgili bir karar verilmiş olur ki bunun kabul edilmesi mümkün değildir (Yargıtay HGK'nun 20.03.2002 gün ve 2002/13-241E, 2002/208 K. 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E,2001/311 K.sayılı kararları).
İtirazın iptali davalarında yetkili icra dairesinde takip yapılmış olması dava şartlarındandır. Dava şartları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen incelenmelidir. Mahkememizce öncelikle icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava öncelikle bu itiraz incelenerek sonuçlandırılmalıdır.
Yanlar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta yetkili icra dairesi 2004 sayılı İİK'nın 50. maddesinin göndermesiyle kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 10. maddesine göre davalı borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri icra dairesi, 10. maddesine göre sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi, 17. maddesine göre de tarafların yetki sözleşmesiyle belirledikleri yer icra dairesidir. Bu tür sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen TBK'nın 89/1 maddesinin uygulama imkanı yoktur. Çünkü bu hüküm sadece para borçlarıyla sınırlı olarak uygulanabilir.
Somut olayda, davalının yerleşim yeri İstanbul, HMK’nın 10. maddesine göre sözleşmenin ifa yeri Elbistan-Göksun olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı borçlunun Ankara İcra Dairelerinin yetkili olmadığına, yetkili icra dairelerinin İstanbul İcra Daireleri olduğu yönündeki itirazı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.
Bu itibarla açıklanan gerekçelerle Ankara İcra Müdürlüğü'nün yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibi bulunmadığı anlaşıldığından, davanın HMK.nun 114/2, 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 28/10/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından yaptığı işe ilişkin olarak fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2024/14551 E. Sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, davalının borca ve yetkiye itiraz etmesi üzerine iş bu itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin davanın açıldığını, tensip tutanağı ile tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinde tarafların BA-BS formlarının istendiğini, gelen belgelerde, davalının 788.400,00 TL'lik hizmeti müvekkili şirketten aldığının kabul edildiğini ve fatura bedelinin ilgili vergi dairesine bildirildiğini, yine müvekkili şirketin de 788,400,00 TL'lik hizmeti davalı şirkete verdiği ve bu miktara ilişkin fatura düzenleyerek vergi dairesine bildirdiğinin görüldüğünü, müvekkili tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari defter ve kayıtlarına işlenerek taraflara arasındaki hukuki ilişkisinin kabul edildiğini, davalı tarafından faturalar ticari defter ve kayıtlarına işlenerek, vergi dairesine bildirilerek hukuki ilişki kabul edildiğinden, alacağın da para alacağından kaynaklanması sebebiyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89'ncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca para borçlarının, aksine anlaşma olmadığı takdirde alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceği, alacaklı müvekkilin yerleşim yerinin Ankara olması nedeniyle, Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu, icra takibinin Ankara İcra Dairesinde yapıldığı dikkate alınarak, mahkemece icra dosyasına yapılan yetki itirazının reddine karar verilip davanın esasına girilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki alt yüklenicilik sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Davalı yan takibe itiraz dilekçesinde, icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş ve mahkemece öncelikle açılan itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğinden davalının yetki itirazının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği belirlendikten sonra ve taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğinin eser sözleşmesi olduğu da gözetilerek, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili icra dairesinin, davalı borçlunun takip tarihindeki yerleşim yeri icra dairesi veya sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi olacağı gibi tarafların yetki sözleşmesi ile yetkili mahkemeyi belirlemeleri durumunda yetki sözleşmesi ile belirlenen yer mahkemesinin de icra dairesinin yetkili olacağı, bu tür sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen TBK'nın 89/1. Maddesinin uygulama imkanı bulunmayacağı kabul edilerek ve somut olayda buna göre davalının yerleşim yerinin İstanbul olması ve HMK'nın 10. Maddesine göre de sözleşmenin ifa yerinin, Elbistan - Göksun İlçesi olduğu anlaşılmakla, davalı borçlunun, ankara İcra Dairesinin yetkisine yaptığı itirazın yerinde olduğu kabul edilerek icra müdürlüğünün yetkili olmaması, bu sebeple ortada geçerli bir icra takibinin bulunmaması sebebi ile ve bu husus dava şartı olduğundan davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HUMK'nın (HMK) hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. Maddesinin uygulama imkânı yoktur. Gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73, gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Taraflar arasındaki sözleşme yukarıda da ifade edildiği üzere eser sözleşmesi niteliğinde olup, Elbistan - Göksun arası yatay sondaj işini konu alan eser sözleşmesi nedeniyle, işin bu yerde ifa edildiğinin kabul edilmesi gerekir. Bu durumda taraflar arasında yetki sözleşmesinin de bulunmaması ile işin Elbistan - Göksun ilçesinde ifa edilmiş olması hususları gözetildiğinde Ankara İcra Müdürlüğü nezdinde girişilen icra takibinin geçerli bir icra takibi olduğundan söz edilemez (Yargıtay Kapatılan 15.H.D. 2019/2763 Esas 2019/3958 Karar sayılı ilamı).
Açıklanan kurallar dairesinde, davanın geçerli bir icra takibi olmadığından usulden reddi yönünde verilen mahkeme kararında dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere aykırı bir durum görülmediğinden, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/10/2024 tarihli 2024/523 Esas 2024/724 Karar sayılı kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.